Amasya Genelgesi ve Adalet Yürüyüşü

Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin isteği ile 8 Haziran 1919’da İstanbul’a geri çağrılır. Mustafa Kemal dönmez. Niyetini Nutuk’ta şöyle anlatır:

Mustafa Solak 23.06.2017, 13:31 23.06.2017, 13:33
Amasya Genelgesi ve Adalet Yürüyüşü

Amasya Genelgesi Ve Adalet Yürüyüşü

Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin isteği ile 8 Haziran 1919’da İstanbul’a geri çağrılır. Mustafa Kemal dönmez. Niyetini Nutuk’ta şöyle anlatır:

        “Yapılacak teşebbüs ve faaliyetlerin bir an önce şahsî olmak niteliğinden çıkartılması, mutlaka bütün bir milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve temsil edecek bir heyet adına olması gerekli idi.”

       Bu cümlelerde Amasya Genelge’sinin içeriğini ve Kurtuluş Savaşı’nın yöntemini görmek mümkün.

  1.  Milli bir örgüt kurmak,
  2.  Asi olmayı göze almış, milleti örgütleyebilecek kişilerle hareket etmek,
  3.  Milli davayı halkın davası haline dönüştürmek.

        Bu ilkeler doğrultusunda Mustafa Kemal önce siyasi bir örgüt kurma fikrini komutanlarla tartışır. 16-21 Haziran 1919 Komutanlar Toplantısı’nda vatanı kurtarmak üzere iki fikir çarpışır. İlki önce “ordu kurmak”tır. İkincisi ise Mustafa Kemal’in savunduğu “siyasal bir örgüt kurma” fikridir. O’na göre orduyu da kuracak olan bu örgüttü.

        Amasya Genelgesi günümüz açısından şu derslerle doludur:

       1) Havalecilik değil görevimizi üzerimize almak gerekliliği: Giderek azalsa da hala kurtuluşu kendinde aramayan, halkta görmeyen anlayış sürmektedir. Bazılarına göre gerici iktidarlardan kurtulmanın formülü orduda, yargıda, üniversitelerdedir. Hatta “demokrasinin beşiği Batı, laikliğe düşman iktidarlara hoşgörü göstermez” denerek ABD’den, AB’den iktidar değişikliği arayanlarımız da var.  Seçenekler çoğaltılabilir.

        Bu seçeneklerinin çelişkileri bir yana “halksız bir kurtuluş” yolu sürdürülebilir değildir. Halksız belki iktidar değişikliği yaşanabilir ama korunamaz. Emperyalizm desteğiyle, ordu darbesiyle, iktidar içindeki ayrışmalar ve başka siyasi parti veya güçlerin desteğiyle ülke kurulabilir, iktidara gelinebilir ama sürdürülemez.

        Kurtuluşun, devrimin gerekliliğine inanmış yada inansa da seyirci olarak bırakılmış/tutulmuş, mücadeleyi bilincinde, etinde kanında hissetmemiş, mücadelede sınanmış bir siyasal programı olmayan halka dayanmayan hiçbir çözüm kalıcı olamaz.

         Bu nedenlerle kendi görevimizi başkalarına havale ederek çözüm bulamayız. Kaldı ki havale ettiğimiz kurumlar, kişiler bu havaleyi kabul ediyorlar mı? Etseler bile “ben mücadele ediyorum da sen nerdesin” diye sormayacaklar mı? 

          2) Örgütlenmenin gerekliliği: Kimi zaman güncel gelişmeler karşısında “şu örgüt nerede?” diyenler önce “ben orada örgütlenmeliyim” demeli ve örgütlü ise üye olmakla yetinmemelidir. “Derneğimden, sendikamdan, partimden görev istemeliyim, gelişmelere müdahale edilmesi için örgütümü harekete geçirmeliyim” bilincinde olmalıdır.

         3) En büyük adalet emperyalizme karşı yürütülür: Bugün halkı emperyalizme karşı vatan bütünlüğü temelinde birleştirmek gerekir. Adalet yürüyüşü emperyalizmi de hedefine aldığı ölçüde başarıya ulaşır. PKK tarafından şehit edilen öğretmen Necmettin Yılmaz’ın milletimizde yarattığı hassasiyet dikkate alınırsa milletçe kabul görür. ABD desteğinde silahlandırılan ve güneyimize konuşlanan PYD’ye, ABD’ye karşı Türk milletinin adaletini yani bağımsız yaşama, vatanını savunma isteğini sahiplendiği ölçüde başarıya ulaşır. Yürüyüşte “kahrolsun ABD, PKK, FETÖ” dövizleri taşınmalıdır.

          Atatürk diğer meselelerden daha birleştirici olan emperyalizme karşı milleti yönelttiği için başarıya ulaştı. Çünkü herkesin öncelikli derdi vatandı. “105 bin kişi adına da yürüyoruz” söylemi tehlikelidir. Daha FETÖ, PKK’ye yardımdan dolayı suçlu veya suçsuz oldukları belirlenmemiştir ama hepsi bir anda bu söylemle aklanmaktadır. Yürüyüşte ABD’nin PYD’ye ağır silahlar vermesi, güneyimize yerleşmesi, Suriye uçağını düşürmesi kınanmalıdır. Ümit Kocasakal’ın ifadesiyle ““Adalet Yürüyüşü”, emperyalizmin Türkiye üzerindeki oyunlarını doğru okumak ve buna göre tavır alabilmektir.”

          FETÖ’nün de PKK’nın da arkasındaki güç emperyalizmdir, yani ABD’dir. Emperyalizmi hedefe almayan adalet arayışı eksiktir. Esas yerine tali olanla ilgilenmektir. Hatta bu tali olan (Hukuk) meselesi de emperyalizmle bağlantılıdır. Çünkü darbe girişimi emri ABD’dendir.

          Özetle görevimizi havale etmeyeceğiz emperyalizmi esas mesele olarak kavrayacağız. Amasya Genelge’sinde belirtildiği gibi milletimizi ABD’ye karşı vatanın bütünlüğü temelinde birleştireceğiz. Benzer düşünceleri savunan örgütlerle güçbirliği yaparak Cumhuriyet cephesini büyütmeliyiz.

Tarihçi-yazar

Mustafa SOLAK

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@