Her onurlu duruş bir manifestodur

Lider Eğitimci Yazarlar Derneği Genel Başkan Danışmanı Musa KARTAL’ın farkındalık oluşturan yazısı günümüz insanı için bir projeksiyon niteliğinde ...

Her onurlu duruş bir manifestodur

Lider Eğitimci Yazarlar Derneği Genel Başkan Danışmanı Musa KARTAL’ın farkındalık oluşturan yazısı günümüz insanı için bir projeksiyon niteliğinde ...

20 Ekim 2018 Cumartesi 17:47
Her onurlu duruş bir manifestodur

HER ONURLU DURUŞ BİR  MANİFESTODUR

Duruş;kainatın en donanımlı varlığı olan insanın dünyadaki kendi varlık sebebine tahvil edilebileceği en güçlü eylemidir. Durduğunuz yer durmanız gereken  yerle organik bir ilişki içerisindeyse sorun yok ve yaşam felsefeniz sağlıklı nefes alıyor demektir. Ama hayatta bir duruşunuz yoksa ağırlığınız ve öz kütlenizde yok demektir. Yaşar Kemal'in "İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar" sözünü bu anlamda çok önemsediğimi belirtmek istiyorum. Ölçütleriniz referanslarınızla doğru orantılı olmadığında duruşunuz suyun üzerindeki saman çöpünden farksızdır .İstenildiğinde istediği yere taşınan, etken değil edilgen ve omurgasız bir profil olmaktan öteye geçemezsiniz. İlke ve prensiplerle örülü bir yaşam  her zaman kaliteli , her zaman haklı övgüye ve takdire şayandır.

Gündelik yaşamamak lazım hayatı.Uzun soluklu yaşamak ve kaliteli ve de korkusuz. 

"Artık sen de beraberindeki tevbe edenler de emrolunduğun gibi dosdoğru ol".(Hud:112)

 İşte yukarıdaki asil çerçeveyle çerçevelendiğinde hayatımız anlamlı bir hal alacaktır. Yaşamın her alanında bu duruşun şifresini kullanmak temel ölçüt olmalı.İster dini,ister dünyevi,bulunulan her ne pozisyonda olunursa olunsun bu erdemi elden bırakmamak elzemdir. Bu manada Muhsin Yazıcıoğlu nun; "iki saniye garantisi olmayan bir dünya için fırıldak olmaya gerek yok" derken altını çizdiği hususla "Düşmanların mı var? Ne hoş. Bu hayatta bazı konularda karakterli bir duruş sergilemişsin demektir" vurgusu yapan Churchill’in aynı eyleme kodlandıklarını görmemek mümkün değil.

Derinlemesine baktığımızda kendi dinamikleri içeresinde bir simge olan duruşun aslında bir inançtan öteye karakteristik bir dokusu olduğunu görürüz. Hz Ömer insanlık tarihi açısından yaşamının her evresinde cahiliye döneminden öncede  sonrada temel karakteriyle bir duruşa sahipti. Yukarıda da vurgulandığı gibi kendi eyleminin öznesi olan Ömer bu özelliğiyle temel bir duruş ortaya koyarak dost düşman herkes tarafından  tereddütsüz toplumsal karşılığı olan bir öz kütle ortaya koymuştur. Yanında olanda karşısında olanda bu duruşa saygı göstermiştir.
                                
Evrensel ahlak diye tabir edilen fakat aslında insan fıtratına yaratıcı tarafından  kodlanmış ,yalın ve her insanda karşılığı olan kabuller vardır. Bu kabuller insanın olduğu her yerde aynıdır ve aynı amaca matuftur. Herhangi bir din dil, ırk, mezhep, dernek, cemaat vb yapılara göre değişkenlik arzetmez. Doğruluk, dürüstlük, hikmet insanlığın ana mayasıdır. Farklı inançlara ve yapılara göre tolerans  asla olamaz. Yanlış kimden gelirse gelsin yanlışın geldiği yere göre değil yanlışın kendisine göre tavır alınmalıdır. Domuz etini Müslüman pişirdi diye helal kabul edemeyeceğimiz gibi herhangi bir Hıristiyan ,veya Budist den zuhur eden bir hikmeti de ret etmemiz söz konusu olamaz. Söyleyenden ziyade söylenene bakmak realist bir duruştur. Günümüz insanının belki de bu asil eylemde(duruşta)sebat göstereme-mesinden kaynaklı olacak ki ülkeler arasında geliştirilmeye çalışılan ilişkilerden tutunda her toplumun kendi iç siyasetinde oluşturulan sosyolojik parametreler deki tutarsız değişkenlerden dolayı insanlık doğal olarak hızlı bir irtifa kaybetmektedir.

Bu nedenledir ki dünya bugün, dengesiz ve omurgasız insanların yönetiminde nefes alınamaz bir şekilde dönmektedir. Bu yüzden acı ,kan ve göz yaşı bu asrın en bilindik öğesi haline gelmiştir. Dünya senin acın, benim acım ve onların acısı diye bir tekerleme yarışı içerİsine girmiş maalesef evrensel ahlak üzerinde temel duruş sergileyememiş-tir. Kulaklarımız sadece yapay kurumların hümanist ve hamasi nutuklarının akustiği ile çınlamaktadı

Tüm açılardan bakıldığında insanlığa kazandırılması gereken erdem, insanlığın maslahatını öne çıkaran duruş olmalıdır. Duruşu besleyen temel besinde karakterdir. Karakteri zayıf olanların duruşları da zayıftır.Her hâlükârda da yalpalamaları mukadderdir.

İnsanlık tarihi boyunca toplumlara yön veren insanlara baktığımızda güçlü karakterleriyle ortaya koydukları temel duruşlarını görürüz. Mekke’nin aristokratlarının, Mekke’nin yetimine bir insanın kolay kolay karşı koyamayacağı para, makam ve kadın teklifine karşı, Mekke'nin yetimi "sağ elime güneşi sol elime ay'ı verseniz vallahi ben bu davadan vazgeçmem" diyerek her türlü pragmatizmden arınmış bir şekilde insanlığa güçlü bir karakter ve asil bir duruş armağan etmiştir. Karakter fukaralığı içerisinde geçen her ömür düşük bir profildir. Kendi insanını yetiştirmeyi arzulayan bunun yanında güçlü ve dünyaya yön vermeyi amaçlayan toplumlar önce çocuklarına güçlü bir karakter kazandırmalı, özgün ve etkin bir duruş ortaya koyabilen yüksek seciyeli bireyler olarak yetiştir-melidirler.

Amerikan başkanlarından Abraham Lincoln ün oğlunun öğretmenine yazmış olduğu mektubunda öğretmeninden  ;"kazanılan bir doların bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret ona " talebinde bulunması evrensel ahlak açısından insanlığın gündemine girmesi gereken bir duruştur. Öte yandan Abdülkadir Geylani 'nin daha çocukken kesesindeki kırk altını haramilerin çocuk olduğu için onu es geçmeleri muhtemelken karakterinin ana öğesi olan doğruluk refleksi ile açığa çıkarması ve neticesinde muhataplarında meydana getirdiği transformasyon bir başka açıdan yine insanlığın gündemine girmesi gereken bir duruştur.

Susanna Tamoro'nun yüre-ğinin götürdüğü yere git adlı eserinde ki gibi dur, dinle ve yüreğinin götürdüğü yere git demiyorum. Diyorum ki dur, gitmek istediğin yere duruşunla yürü ve yürürken  yüreğini de götür

Durduğunuz yerin durmanız gereken yer olması  temennisiyle...

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Turgut 2018-10-20 20:43:22

Yüreğinize sağlık olsun

Avatar
Rıfat Yiğit 2018-10-21 08:29:55

Musa Kartal beyin bu yazısı günümüzde her kesimden insanın ders alacağı bir yazı. Hocamızın yüreğine ve kalemine sağlık, bizlere de istifade edebilmek temennisiyle.

Avatar
harun hatipoglu 2018-10-21 23:18:21

maşaAllah hocam. evrensel mesajlarla dolu yazı. 2 defa okudum. Bana dokunacak mesajları incelemek için. yüreğime sağlık. Selamlar. devamının gelmesi temennisiyle.