Sennur Sezer ve Zühal Tekkanat'ın Cemal Süreya kavgası

Sennur Sezer ve Zühal Tekkanat'ın Cemal Süreya kavgası

Haberler 25.09.2015, 02:50
Sennur Sezer ve Zühal Tekkanat'ın Cemal Süreya kavgası

Evrensel gazetesi yazarı Sennur Sezer, Yazılı Kağıt Yayınları’ndan çıkan "Perşembe Mektupları" isimli kitabı için Cumhuriyet Kitap Eki'ne bir röportaj verdi. Sezer bu röportajdaki ifadeleriyle Cemal Süreya'nın eski eşi Zühal Tekkanat'ı kızdırdı. Sezer ve Tekkanat, Cemal Süreya için deyim yerindeyse birbirine girdi.

 

Evrensel'deki yazısında, zaman zaman mektuplar yazdığını belirterek, "Bu mektupları yazdığım kişileri nasıl seçtiğimi sormuştu Cumhuriyet Kitap ekinden Gamze Akdemir, ben genelde haksızlıklarda yaşamayan şairlere de yazdığımdan söz edip Mehmet Akif’i, Cahit Sıtkı’yı ve Cemal Süreya’yı örnek vermiştim" diyen Sennur Sezer, "Cemal Süreya’ya mektubum, nikahlı  iki  eski eşinden birinin, ve  iki çocuğundan oğlunun  annesi Zühal Tekkanat’ın: 'Cemal Süreya benim ısrarım üzerine sosyal yönü olan şiirlere yöneldi' başlıklı yazısı yüzündendi" ifadelerini kullandı.

Sezer, Tekkanat'ı kızdıran bölümü ise "Bu yazı yüzünden hem eski bir arkadaşım olan Cemal’in (Süreya) ödül seçme kurulundan çekilmiş hem de bir yazarın-şairin hayatındaki yerinin (eş, sevgili, ana, kardeş,oğul, baba) onu üç katlı bir ev gibi sahiplenilmesine yol açmayacağından söz etmiştim" sözleriyle açıkladı.

BU KEZ ÇOK İLERİ GİTTİN

Cemal Süreya'nın eski eşi Zühal Tekkanat ise Üvercinka’nın temmuz sayısındaki Aydınlık Günceleri’nde Sennur Sezer'e çok sert yanıt verdi. Tekkanat o yanıtında şöyle yazdı:

"'Cemal Süreya’nın tapulu bir ev sayılıp sahiplendiğini gördüğümde, yaşamına girmiş onlarca kadından birinin haddini aşarak yazıp çizmesiyle şiirlerini zedelediğini yaşadığımda. Bu da bir başka tür isyan sayılabilir.'

Burada söz konusu ettiği kişi, varislerinden biri olarak Zuhal Tekkanat olmalı. Sennur Sezer bunu yıllardır söylüyor. Sn Sezer, orda dur! Bu kez çok ileri gittin. Ben Cemal Süreya’nın “yaşamına girmiş kadınlardan biri” değilim. Onları küçümsemiyorum, yaşamında onların anlamı ise Cemal’in bileceği iş. Peki “onlarca kadının varlığı”ndan kim ve nasıl bu kadar emin olabilir? Bunu bilebilmek için Cemal’in gecelerini ve gündüzlerini izleyip gözlemiş olmak gerekmez mi? Bu, gizli istek ve tutkularını yaşayamayanların sorunu... Ben Cemal’e biricik oğlunu veren karısıyım. Bunun ne anlama geldiğini bu toplumun bütün gerçek bireyleri bilir. Bana yazdığı mektuplarınsa YKY’de her yıl yeni basımı yapılıyor.

Sn Sennur Sezer,

Yıllardır sürdürdüğün saldırının niyetini söyleşi yapanlardan ya da senin yazıp söylediklerini yayımlayanlardan bir teki, bir de bana sormuyor. Ama ben soruyorum: Sizi ya da Cemal Süreya üzerine hangi düşünce ve yazınızı, yukarda tanımladığınız “ev”e sokmadık? Siz Cemal Süreya üzerine daha önce hiçbir yazar ya da şairin değinmediği çok özgün düşünceler, dahası kitaplar yazdınız da biz mi engelledik Sn Sezer? Ya da kimin çalışmasına köstek olduk, yayımlamasını önledik? Peki siz, CSKSD’yi yıllarca özel mülkü gören M. Ali Işık’a niye tek söz etmediniz de, bu tutumla savaşan birini şaire tapulu mal gibi davranmakla suçluyorsunuz dönüp dönüp?

Bizim yaptıklarımızda yanlış varsa, lütfedip gösterirseniz ayrıca teşekkür ederiz. Yürekli eleştiriler, yılışık övgülerden daha değerlidir bizim için. Ama hangi kişisel kinler, muğlak tanımlar ve ürkek tavırlarla için için sürdürüldüğünü hiç bilemediğim en küçük dedikoduya pabuç bırakmamızı da şu gün kimse beklemesin.

Sn Sennur Sezer;

Edebiyat tarihi ve Cemal Süreya için buyursun herkes güzel ve doğru bulduğunu yapsın; bırakın biz de yapalım... Ama kimse bir başkasının özel yaşamını kendi tutkularının çerezi yapmaya kalkışmasın. Yapılacak onca iş varken bu saatte ucuz dedikodu hiç çekilmiyor.

Cemal Süreya’nın  On Üç Günün Mektupları kitabını anlamakta sıkıntı çekenlere, Fotoğraf şiirinden başlayarak, özel yaşamıyla şiiri arasındaki ilişkiyi doğru okumalarını öneririm.Anlamamakta ısrar kendi bilecekleri iştir. Ama bu inat, ad vermeksizin başkalarına sataşmayı alışkanlığa dönüştürmekle güdülüyse, inadı sürdürenler bunun karşılığına da hazır olmalılar... Ben Cemal Süreya’nın yapıtından aldığım her kuruşu CSKSD’ye, Üvercinka’ya, fuarlara, ona adanan etkinliklere, yeni okurlarla buluşmasına harcıyorum. Karşılığını da yapıtlarını baskı üstüne baskı yapmasıyla görüyorum. Buysa haset için hiç de küçük neden değil demek ki...”

TEKKANAT'IN ANLATTIKLARINA DEĞİNMEMİŞTİM BİLE

Zuhal Tekkanat, Sezer'e bu sözlerle yüklenirken, Sezer de Evrensel'deki bugünkü yazısında bu eleştirilere yanıt verdi. Sezer, "Benim yazılarımı okuyanlar  'yıllardır' hiç bir şaire/yazara ya da  akrabalarına saldırmadığımı bilirler. Üstelik acı veren hiç bir anıya mesela Zühal Tekkanat’ın Hazal Özvarış’a anlattıklarına bile değinmedim" dedi ve şu ifadeleri yazısının sonuna ekledi:

"Ölümünden üç beş gün önce Cemal Süreya’ya valizimsi bir çanta verilmiş. Cemal de o valizi Birsen’e (Cemal Süreya’nın son eşi) vermiş. Memo 'Veremezsin, o benim' demiş. Birsen de çocukla aşık atıp 'Hayır, benim' deyince münakaşa çıktı. Kızdı ayağa kalktı, çantayı almak istedi, babası vermek istemedi, ben araya girip Memo’yu itmeye çalıştım. Boyum kısa ya biraz, o da benim boyumun üstünden Birsen’e vurmak için elini attı, Cemal’e geldi. Başı hemen şişti."

GELELİM HASET KONUSUNA

Evrensel yazarı Sezer bu satırlardan sonra yazısına son verirken de "Gelelim haset konusuna, bir şair olarak bir başka şairin çok satmasına imrenirim belki ama gurur duyarım. Ama bir şairin mirasçısının aldığı paraya neden haset edeyim. Yazar üç katlı bina değil ki, kirasına haset edilsin" diyerek, Tekkanat'ın kızdığı bölümleri tekrarladı.

Odatv.com

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@