Boş duracağına boş koş

Boş duracağına boş koş

Boş duracağına boş koş

Boş duracağına boş koş

Labirent serisinin ikinci filminin aksiyonu bol, gizemi ise daha az

 

Boş duracağına boş koş

James Dashner’ın tüm dünyada en çok satanlar listesinde uzun süre kalan Labirent serisinin ilk kitabı Labirent: Ölümcül Kaçış 2014’te beyazperdeye aktarılmıştı. Genç yetişkin bilimkurgu dünyasında distopik bir hikayesi olan filmi nefes nefese izlemiştik. Akıcı hikâyesiyle, sayısız soruyu adım adım cevaplayan bu sürükleyici macera, ikinci filmi Maze Runner: The Scorch Trials – Labirent: Alev Deneyleri ile devam ediyor.

Kaldığı yerden devam
İlk bölümde ana liderimiz Thomas, Labirent’ten kaçmanın kendisi ve tüm Kayranlılar için özgürlük anlamına geldiğini düşünmüştü ve macera başlamıştı. Bu ilk bölümdeki Labirent bulmacası çözülünce hiçbir şeyin sona ermediğini ise yönetmen bize doğru bir yolla göstermişti. Maceranın ikinci aşaması olan Alev Deneyleri ilki kadar gizem ve merak unsuru taşımasa da son derece ritmi yüksek ve aksiyon dolu. Film ilk bölümün bittiği yerden başlıyor. Thomas (Dylan O’Brien), Newt (Thomas Brodie-Sangster), Minho (Ki Hong Lee), Teresa Agnes (Kaya Scodelario), Frypan (Dexter Darden) ve Winston (Alexander Flores), Mr. Janson tarafından yönetilen yüksek güvenlikli, özel bir tesise götürülürler. Kahramanlarımıza, tesisin amacının kendilerini WICKED (filmde İSYAN olarak çevriliyor) organizasyonundan korumak olduğu söylenir. Fakat bu huzurlu hayatları pek uzun sürmez ve nefes nefese yeni bir koşturma başlar.

Thomas - Katniss
Genç yetişkin bilimkurgu dünyasına yeni bir nefes kattığını düşündüğüm Maaze Runner’ı, türdeşi sayılacak Hunger Games-Açlık Oyunları ile kıyaslamamak çok zor. Sayımız az olsa da Maze Runners’ın Hunger Games’ten daha iyi olduğunu düşünenlerdenim. Maze Runners’ta kullanılan romansın daha az oluşu, karakterlere ısınma alanımızın daha elverişli olması, adrenalinin daha yüksek olması, gizem olgusunun etkin olması başlıca sebeplerim. Üstelik bir türlü kendini toparlayamayan ve neredeyse boş gözlerle etrafına bakmakta direnen Jennifer Lawrence’lı lider Katniss Everdeen karakterinden o kadar sıkıldım ki Hunger Games serisini izleyebilme potansiyelim gittikçe düşüyor. Maze Runner’daki lider Thomas’ın kıvraklığı, atikliği bana daha heyecan veriyor ve beni filmin içine sokmayı başarıyor. Ayrıca Hunger Games’e etiketlenmeye çalışılan destansılık çok yapay duruyor, Maze Runner en azından buna yeltenmiyor ve kendini rahat bırakıyor.

Koş Koş Koş
Film genç oyunculardan ibaret ve hepsi de üstlerine düşeni fazlasıyla yerine getirmişler. Sıkıştıkları noktalar kendilerinden değil senaryonun bir türlü bir yere ilerleyememesinden kaynaklanıyor. Filmin aksiyon dozuna gelince, ilk filme oranla çok daha yüksek. İlk filmde kalp atışlarınız en az 2-3 sahnede hızlanmışsa, şöyle söyleyeyim, bu film başından sonuna kadar bu tip sahnelerle dolu. Ancak şunu eklemem gerek; serinin bu ikinci filminin, aksiyonu bol gizemi ise daha az. Eğer genç oyuncularla yapılan, kitap uyarlamalarından bıktıysanız bu film size göre hiç değil. Ancak ilk filmi izlediyseniz ve (benim gibi) şaşırtıcı bir şekilde eğlendiyseniz bu filmde de iyi vakit geçireceğinizi garanti edebilirim. Bu film için “ama sürekli koşuyorlar” diyenleri çok sevimli buluyorum ve filmin adına tekrardan dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. Üstelik boş durmaktansa, boş koşmak daha iyi!

 

 

Birgün Gazetesi

Anahtar Kelimeler:
boş duracağına boş koş
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.