Aym: İhtar Yapılmadan Biber Gaz Kullanılması Barışçıl Amaçlarla Toplantıya Katılanın Hakkını İhlaldir

ANKARA (ANKA) – Anayasa Mahkemesi, TBMM'de görüşülen eğitim konusundaki bir kanun teklifini protesto etmek amacıyla İzmir'den Ankara'ya gitmek isteyen göstericilerin kent dışına çıkmalarının polis tarafından engellenmesini An

Memurlar 13.05.2015, 17:49
Aym: İhtar Yapılmadan Biber Gaz Kullanılması Barışçıl Amaçlarla Toplantıya Katılanın Hakkını İhlaldir

ANKARA (ANKA) – Anayasa Mahkemesi, TBMM'de görüşülen eğitim konusundaki bir kanun teklifini protesto etmek amacıyla İzmir'den Ankara'ya gitmek isteyen göstericilerin kent dışına çıkmalarının polis tarafından engellenmesini Anayasa ile güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edilmesi kabul etti. Biber gazı kullanımında yaşanan sağlık sorunlarına dikkat çekilen kararda, “Ülkemizde yaşanan bazı toplumsal olaylara biber gazı ile yapılan müdahalelerde can kaybı olduğu da gözetildiğinde Emniyet Genel Müdürlüğünün talimatnamesinin uygulanması ayrıca önemlidir. Kişilerin özel durumları sebebiyle ölüme varacak şekilde vahim sonuçları olabilecek gazlı su ve biber gazının kullanımında önceden ihtar yapılmalıdır” dedi. 

Başvurucular, ‘İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Daire Kanun Teklifinin’ TBMM’de görüşmelerinin başlaması üzerine Ankara’da kitlesel basın açıklaması yapmak amacıyla İzmir’den toplu olarak hareket etmelerinin engellenmesini protesto etmek için yaptıkları gösteride maruz kaldıkları orantısız güçte yaralandıkları ve ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal ettiğini savunarak, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar veren Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Eziyetin tanımlandığı gerekçede, AİHM’in fiziksel saldırı, darp, psikolojik sorgu teknikleri, kötü şartlarda tutma, kişiyi kötü muamele göreceği bir yere sınır dışı ya da iade etme, devletin gözetimi altında kişinin kaybolması, kişinin evinin yok edilmesi, ölüm cezasının infazının uzunca bir süre beklenilmesinin doğurduğu korku ve sıkıntı, çocuk istismarı gibi muameleleri insanlık dışı muameleler olarak nitelendirdiği anımsatıldı.

-POLİS MÜDAHALESİNDE ASGARİ AĞIRLIK KRİTERİ-

Kötü muamele konusundaki iddiaların uygun delillerle desteklenmesi gerektiğinin altı çizilen gerekçede, somut olayda güvenlik güçlerinin beklenmedik bir şekilde gerçekleşen bir gösteri yürüyüşünün kamu düzenini tehlikeye sokması üzerine gerekli güvenlik önlemlerinin alınması için ani bir müdahale yapmasının gerekliliğine dair bir bulguya rastlanmadığı belirtildi. Somut olayda bazı başvurucuların polis barikatını yıkmaya çalıştığı, bazı başvurucuların ise polisin müdahalesinin ardından çekildiğine dikkat çekilen gerekçede, bariyerleri aşmaya çalışan ve polise karşı sopa ile saldıran başvuruculardan O.B.’nin yaralanmasına neden olan müdahalenin ölçüsüz olduğunun söylenemeyeceği kaydedildi. Başvurucu A.R.Ö.’nün ise polise saldırdığının saptanmadığı, yaralarının burun kırığı ve işitme kaybı gibi ağır nitelikte olduğu ve asgari ağırlık eşiğinin aşıldığına dikkat çekilen gerekçede, “Somut olay değerlendirildiğinde güvenlik önlemlerini aşmaya çalıştığına ilişkin bir eylemi tespit olunmayan ve toplanma özgürlüğünü barışçıl şekilde kullanan başvurucunun raporunda belirtilen hususlar gözetildiğinde ve polisin müdahalesinin başvurucuya fiziksel saldırı ve darp şeklinde meydana geldiği dikkate alındığında eziyet olarak nitelendirilmesi mümkün görülmüştür” denildi. Başvurucular O.B.’ye yapılan müdahalenin ölçülü olduğu, Ö.Ç ve V.İ.’nin yaralanmalarının asgari ağırlık eşini aşmadığı için kötü muamele yasağının esas yönünden ihlal edilmediği sonucuna varıldığının ifade edildiği gerekçede, başvurucu A.R.Ö.’nün güvenlik güçlerinin müdahalesi ile maruz kaldığı eylemden dolayı kötü muamele yasağının maddi boyutu bakımından ihlal edildiği sonucuna varıldığı belirtildi.

-SORUMLULUK ALTINDAKİ OLAYLAR İÇİN HESAP VERİLMELİ-

Devletin, doğal olmayan her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmi bir soruşturma yürütmek durumunda olduğunun anımsatıldığı gerekçede, bu soruşturmanın temel amacının, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamu görevlilerinin ya da kuramlarının karıştığı olaylarda, bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamak olduğu belirtildi. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek başına soruşturma yapılmamış olmasının ya da yeterli soruşturma yapılmamış olmasının kötü muamele teşkil edebildiği belirtilen gerekçede, “Şartlar ne olursa olsun, yetkililer resmi şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidirler. Şikâyet yapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesin belirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhal başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir. Başvurucu A.R.Ö.’nün güvenlik güçlerinin müdahalesi ile maruz kaldığı eylemden dolayı Anayasa’nın 17. Maddesi ile güvence altına alman kötü muamele yasağının, usul boyutu bakımından ihlal edildiği sonucuna varılmıştır” denildi.

-BARIŞÇIL AMAÇLARLA YAPILAN PROTESTO YASADIŞI OLSA BİLE POLİSİN HOŞGÖRÜLÜ OLMASI BEKLENİR-

Başvurucuların beklenmedik bir şekilde eyleme gitmelerinin engellenmeleri üzerine durumu protesto etmek amacıyla trafiği kapatarak oturma eylemi ve gösteri yürüyüşü yapmalarının polis tarafından dağıtılmasının barışçıl toplanma hakkına müdahale olduğunun belirtildiği gerekçede, İzmir Valiliği binası önünde basın açıklaması yapmasının engellenmesi de toplanma hakkına müdahale olarak değerlendirildi.

Her iki eyleme yönelik müdahalenin hangi amaçla yapıldığına yönelik kamera kayıtlarındaki anonslar ve polis tarafından tutulan tutanaklar incelendiğinde amacın kamu düzeninin bozulmasını engellemeye yönelik olduğunun anlaşıldığının belirtildiği gerekçede, şöyle denildi:

“Bir yasa teklifine karşı Meclis görüşmelerinin yapılacağı tarihte toplantı veya gösteri yürüyüşü düzenlenmesi demokratik bir toplumda korunmalıdır. Özellikle düzenleme kanunlaştıktan sonra yapılacak protestoların Meclis nezdinde beklenen etkiyi doğurmayabileceği de gözetildiğinde güvenlik riskleri de değerlendirilerek gösteri yapacak gruplara uygun yer gösterilmesi yerine toptan yasaklayıcı karar alınması ve bu kararın da başka yasal gerekçeler ile dolaylı olarak uygulanması demokratik bir toplumda mazur görülmemelidir. Başvurucuların yasak kabul edilen yerlerde gösteri yürüyüşü yapmaları hususunda bildirimde bulunmamaları, eylemi yasadışı hale getirse de bu sebeple ani gelişen olaylar karşında yapılan barışçıl amaçlı eyleme müdahale ölçülü olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle grubun oturma eylemi sırasında trafiğin aksaması üzerine yolun bir kısmını açması, daha sonra yürüyüşe başlamaları sırasında taşkınlık yapmamaları, polisin müdahalesi sırasında saldırgan tutum takınmamaları eylemin barışçıl amaçlarla yapıldığının bir göstergesidir. Bu durumda yasadışı olsa dahi barışçıl amaçlarla yapılan bir protestoda grubun dağıtılması yönünde polisin daha sabırlı ve hoşgörülü olması beklenir.”

- İHTAR YAPILMADAN GAZ KULLANILMASI HAK İHLALİ-

İkinci toplantıya yapılan müdahalenin ise demokratik toplumun gereklilikleri açısından mazur görülebileceğinin belirtildiği gerekçede, güvenlik güçlerinin savunma amaçlı müdahalede bulunduğu değerlendirmesine yer verildi. Biber gazı kullanımının da değerlendirildiği gerekçede, şöyle denildi:

“Avrupa Konseyine üye devletlerce toplumsal olayları kontrol altına almak ve dağıtmak için kullanılan gaz, zehirli gaz listesinde bulunmamaktadır. Bu nedenle biber gazı ile toplumsal olaylara müdahale tek başına toplanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmemelidir. Diğer taraftan kullanılmasının bazı sağlık sorunlarına yol açtığı saptanan biber gazının hangi durumlarda kullanılması gerektiğinin mevzuatla tespit edilmesi önemlidir. Yaş, gebelik veya kronik rahatsızlıkları nedeniyle biber gazından beklenenden daha fazla etkilenebilecek kişilerin gazın kullanımından önce ikaz edilmeleri önemlidir. Ülkemizde yaşanan bazı toplumsal olaylara biber gazı ile yapılan müdahalelerde can kaybı olduğu da gözetildiğinde Emniyet Genel Müdürlüğünün talimatnamesinin uygulanması ayrıca önemlidir. Somut olayda, bilirkişi ve kamera kayıtlarından, gazlı su kullanacağı veya biber gazı kullanılacağının önceden göstericilere bildirildiği tespit edilememiştir. Kişilerin özel durumları sebebiyle ölüme varacak şekilde vahim sonuçları olabilecek gazlı su ve biber gazının kullanımında önceden ihtar yapılmalıdır. Her ne kadar başvurucu maruz kaldığı ve ölçülü kabul edilebilecek dozdaki biber gazı nedeniyle ciddi sağlık sıkıntılarına uğramamışsa da ihtar yapılmadan gaz kullanılması barışçıl amaçlarla toplantıya katılmış başvurucunun toplanma hakkını ihlal etmiştir.”

Yüksek Mahkeme, başvurucuların katıldığı birinci eylem açısından başvurucuların tamamının Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti.  (ANKA) (YE/ORH) 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@