Anayasa Mahkemesi'nden Askeri 'casusluk' Gerekçesi: Savunma Yapma Hakkı Kısıtlandı

ANKARA (ANKA) – Anayasa Mahkemesi, İstanbul'daki "askeri casusluk" davasında sanıkların, kendilerine yöneltilen suçlamaların dayanağı olan delillere karşı savunma yapma imkanı ve kovuşturmanın genişletilmesini isteme hakların

Memurlar 12.05.2015, 13:55
Anayasa Mahkemesi'nden Askeri 'casusluk' Gerekçesi: Savunma Yapma Hakkı Kısıtlandı

ANKARA (ANKA) – Anayasa Mahkemesi, İstanbul'daki "askeri casusluk" davasında sanıkların, kendilerine yöneltilen suçlamaların dayanağı olan delillere karşı savunma yapma imkanı ve kovuşturmanın genişletilmesini isteme haklarının kısıtlandığı gerekçesiyle ihlal edildiğine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi’nin, İstanbul'daki "askeri casusluk" davasında sanıkların haklarının ihlal edildiğine ilişkin kararının gerekçesi Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Başvurucular, delil olarak sunulan tüm dijital materyaller ile ilgili olarak kapsamlı bir bilirkişi incelemesi yaptırılması taleplerinin devlet sırrı olduğu gerekçesiyle reddedilmesinin silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, ele geçirilen CD, flaş bellek ve hard diskler içerisinde yer alan imzasız dijital verilerin, verilerde isimleri yazılı kişi veya sanıklar bakımından hukuka uygun şekilde elde edilmiş bir delil olarak kabul edilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu savundu. İlk derece mahkemesinin başvurucuların, bilirkişi incelemesi yaptırılması veya imajlarının verilmesi talebini reddettiğinin anımsatıldığı gerekçede, ceza yargılamasının temel amacının maddi gerçeği, temel hak ve hürriyetler ile hukukun öngördüğü usule uygun bir biçimde ortaya çıkarmak olduğu vurgulandı. Yargılama makamının önüne getirilen delillerin ve buna dayanan isnadın çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak tartışılması gerektiğinin ifade edildiği gerekçede, “Dava dosyasına sunulan belgelerin incelenmesi ve bu belgelerden suret alınması, mahkemenin kararma dayanak oluşturduğu bilirkişi raporlarına ulaşılması ve bunları edinme fırsatının tanınmış olması, keza yargılamanın taraflarından birinin ileri sürdüğü delillere ve belgelere karşı diğer tarafa itiraz etme, görüş açıklama ve bu delilleri çürütme, ayrıca karşı delil gösterme hakkının tanınması silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir” denildi.

-"DELİLLERE ERİŞİM SAĞLANMAMASI SAVUNMAYI ETKİSİZ KILAR"-

Silahların eşitliğinin denetlenmesinde esas olanın, eşitlik denetimine konu olan işlemin yargılamadaki önemi olduğunun vurgulandığı gerekçede, “Dijital deliller üzerinde yapılacak teknik incelemenin suçların sübutu ve sanıkların bu suçlarla ilgisinin tespiti bakımından belirleyici olabileceği açıktır. Başvurucunun, dijital delillerin içindeki belgelerin kendisi tarafından oluşturulmadığı ve temin edilmemiş olduğu iddiası karşısında bu iddialarla ilgili olarak etkili bir şekilde savunma yapmaya imkân verecek bir erişimin sağlanmış olması ya da yargılama makamınca bu amaca uygun bir incelemenin yaptırılmış olması gerekir” denildi. Suçlamaya konu delillere erişim hakkının mutlak bir hak olmadığının belirtildiği gerekçede, ulusal güvenlik, tanıkların korunması gibi tedbirlerle ve ancak zorunlu olduğu ölçüde savunma hakkının kısıtlanabileceği belirtildi. Bazı delillerin savunmadan saklı tutulmasının gerekebileceğinin ifade edildiği gerekçede, sınırlamadan kaynaklanan zorlukların yargı makamlarınca başka usullerle mutlaka dengelenmesi, bunun da eşitliği ilkesinin gereklerine uygun olması gerektiği vurgulandı. Delillerle ilgili savunmanın etkisiz kalmasını doğuracak şekilde erişim ve inceleme imkânının sağlanmamasının, ceza yargılamasının temel işlevinin yerine getirilmemesi sonucunu doğuracağının kaydedildiği gerekçede, suçlamaların temelini oluşturan delillerin suçun sübutu bakımından uygun yöntemlerle ve uzman kişilerce incelenmemesinin savunmanın faydasız ve gereksiz olması durumunu yaratacağı belirtildi.

-SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİ İHLAL EDİLMİŞTİR-

Gerekçede, başvurucuların dijital verilerin gerçeği yansıtmadığı yönündeki iddialarının araştırılması amacıyla, deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması veya bunlara ilişkin imajların verilmesi taleplerinin, devlet sırrı kapsamında kaldığı ve delillerin usulüne uygun aramalar sonucu ele geçirildiği gerekçesiyle reddedilmesinin yargılamanın bütünü yönünden adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olduğu vurgulandı. Gerekçede, şu tespitlere yer verildi:

“Mahkemece delillerin bu şekilde gizlenmiş olması, özellikle de devlet sırrı gerekçesiyle delillerin savunma makamına açılmaması ve incelettirilmemiş olması, başvurucuların, dijital delillerin sıhhati konusundaki iddialarını tam olarak ileri sürmesini imkânsız kılmıştır. Oysa Mahkeme, bu dijital delillere göre bir değerlendirme yaparak mahkûmiyet kararı vermiş ve Yargıtay tarafından aynı nedenlerle verilen hüküm onanmıştır. Bu koşullarda Mahkemece izlenen usul ve yöntemin, silahların eşitliği ilkesinin gereklerine uygun olmadığı ve başvurucunun menfaatlerini yeterince koruyan bir güvence içermediği açıktır. Bu şekilde başvurucuların, kendilerine yöneltilen suçlamaların dayanağı olan delillere karşı savunma yapma imkânı ve kovuşturmanın genişletilmesini isteme hakkı kısıtlanmış, ceza yargılamasının, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması amacına yönelik olarak ‘silahların eşitliği’ ilkesi ihlal edilmiştir.”

Başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine hükmeden Yüksek Mahkeme, tazminata ilişkin talepleri reddederken, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere kararın bir örneğinin mahkemeye gönderilmesine karar verdi. (ANKA) (YE/ORH) 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@