Seçim sonuçlarına siyaset psikolojisi boyutuyla bakmak

Hasan Güneş ABC Gazetesi için yazdı

Seçim sonuçlarına siyaset psikolojisi boyutuyla bakmak

Hasan Güneş ABC Gazetesi için yazdı

13 Temmuz 2018 Cuma 22:48
Seçim sonuçlarına siyaset psikolojisi boyutuyla bakmak

24 Haziran 2018 genel seçimleri sonuçları ile ilgili siyasi ve toplumsal sonuçlarına oldukça değinildi. Ancak, siyaset psikoloji boyutuyla sonuçlarına yeterli olarak değinilmediği düşüncesindeyim. Bu nedenle, ele alınan yazı dizisinin ilk konusu Freud ve Marksizm’i sentezleyen Erich Froom’un kuramları ile seçim sonuçlarının siyaset psikoloji perspektifinde ele alınmasına ayrılmıştır.

Bilindiği gibi, seçmenlerin çoğu AKP’ye oy vererek iktidara taşımıştır.Yine,bilindiği gibi, AKP iktidarı geleneği referans alan muhafazakar bir partidir.

Erich Froom; insanların gereksinmelerini incelerken “ilişki” ye önem vermiştir. Ancak, AKP seçmeninin birçok siyasi ve toplumsal sorunlar yaşamasına rağmen tercihini, bu partiden yana kullanarak “ilişki” ihtiyacını gidermeye çalışmıştır. Ancak, bu anlayışın tartışılır yönleri bulunmaktadır. Çünkü, AKP seçmenin bazıları geleneği temsil eden bir gruba bağlanarak bağımsız kimlik oluşturmada ödün vermiştir.

Elbette, böyle bir sonucun tartışılır yönleri bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde belirtilebilir:

  1. Bağımsız kimlik oluşturmanın sonucu olarak birey kendisini yaşamayabilir.
  2.  Bağımsız kimlik oluşturamama bireyin gerek çevresiyle gerekse kendisiyle barışık olamama ile sonuçlanabilir.
  3. Bağımsızlık kimlik oluşturama yabancılaşmayla sonuçlanacaktır.

Yine, AKP seçmenlerinin bazıları bu partiden tercihini kullanarak bir kaçış mekanizması olarak kendi dışında var olan çıkar ve kültürü kendisine sunduğu kişiliği benimsemektedir. Elbette, bu anlayışında olumsuz doğurguları bulunmaktadır. Bu anlayışın başında, bazı AKP seçmenleri bu yolu seçerek kendi değer, tutum ve davranışını yaşamamayı tercih etmiştir. Bunun sonucu da acı olsa gerek. Çünkü, kendini yaşayamayan bir bireyin uzun süre mutlu olması beklenemez. Biri kişinin benini yaşayamaması demek kendisi olamaması demektir. Bunun sonucunda kişinin kendisine ve çevresine yabancılaşması kaçınılmazdır.

Bu niteliğe sahip bir bireyden çevresiyle ve kendisiyle anlamlı bir ilişki anlamlı bir ilişki kuramadığı için birey kendi iç dünyasında yalnızlaşmaya mahkumdur.

Diğer taraftan, bağımlılık kimlik oluşturamama, yabancılaşma duygusu beraberinde de yaratıcılık anlayışını geliştirememe ile sonuçlanacaktır. Böyle bir sonuç bireyin kendine ait özgür bir kimlik geliştirememe anlamına gelmektedir. Kuşkusuz, yukarıda anlatılanlar bütün AKP seçmenlerini bağlamamaktadır. Ancak, özgür seçimler yerine bağımlılık ilişkisini tercih eden kişilerin kendi öz kimliğini düşünme adına düşünmesi gerekir düşüncesindeyim. Yazı dizimiz devam edecektir.

Kaynak: ABC Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.