Çocuğun birey olarak, toplumsal bir varlık olarak değer görmediği bir sistem içerisinde değerler eğitiminden bahsetmek…

       Çocuğu koruma, kollama ve toplumsal hayata hazırlama görevini meslek edinmiş öğretmenleri yok sayan bir anlayışın, eğitime verdiği değeri görmek…

            Sevgi, saygı, hoşgörü, dürüstlük, çalışkanlık, başarı, özgüven, adalet, dayanışma, özgürlük gibi kavramları içeren değerler eğitimi adı altında din eğitimi vermek, eğitimi asıl amaçlarından uzaklaştırmak ve inancı sömürerek kendi siyasal düzenine hizmet etmek değil midir? 

            Zaten mevcut eğitim sistemi içerisinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi ve öğretmenleri olduğu halde pansiyonlu okullarda öğretmenlerin veremediği sevgi, saygı, doğruluk, özgürlük gibi değerleri cemaatlerin vereceği inancı ile protokol imzalayan bakanlığımız kendi öğretmenini yok saymıştı. Şimdi de ilkokullarımızda soyut düşünemeyen küçücük çocuklarımıza kuran dağıtıp, okutan ve okullarımızın kapılarını kuran kurslarına açan bakanlığımız eğitimin hangi işlevine hizmet etmektedir?

            Bakanlığımız, hangi önemli değeri kendi öğretmeni yerine cemaatler ve kuran kursu görevlilerinin vereceğine inanmaktadır?

            Eğitimi ve çocukları kendi siyasetine hizmet, mevcut düzene itaat edecek bir nesil yaratmak için kullanan siyasi iktidar, eğitimi demokratik işlevinden uzaklaştırmaktadır. Bunu gerçekleştirmek için örgün ve yaygın öğretim kurumlarında kadrolar yaratmakla kalmayıp, bir de cemaatleri ve kuran kurslarını okul sisteminin içine sokmuştur. Buradaki amaç çocuklara dini eğitim vermek kadar masum olmayıp, aslında kendi çıkarları için masum duyguları alet etmektir. Burada sorgulanan insanların inançları ve vicdani özgürlükleri değil, eğitim ve dini inancın birbirine karıştırılarak asıl hedefin gözlerden saklanmasıdır. Oysa ki; çocuklarımız için en önemli değer, onun özgür, özgüvenli, akılcı, sorgulayan bireyler olarak yetişmeleridir. Bu çok önemli değerleri yok sayan, çocuğun ve ailesinin üzerinde baskıcı, dayatmacı bir eğitim sistemi kabul edilemez.

            Bu şekliyle, eğitimin eşitlik ilkesine de son derece aykırı olan bu uygulama pansiyonlu okullarımızda kız ve erkek öğrencilere ayrı olarak verilmesinin amacı, değerler eğitimi olamaz. Eşit eğitimden söz etmek istiyorsak, kız ve erkek çocuklarımız birbirinden ayıran değil, aynı temel amaçlarda birlikte bir eğitim sağlanmakla mümkün olur. Bu uygulamalar çocuklarımıza küçücük yaşlardan itibaren karşı cins algısı yaratacak ve cinsiyet ayrımcılığını körükleyecektir. Karma eğitime son verme çabaları da bunun en somut örneğidir. Kadının eğitimli olması çocuğunu da etkileyecek ve onun gelişiminde ve eğitiminde önemli rol oynayacaktır. Bu nedenle kız çocuklarını ötekileştiren uygulamalarla aslında siyasi iktidar, kadını kendisine tehdit olarak görmesinden başka bir şey değildir.

            Türk Milli Eğitiminin Temel Kanunu ve bu kanunla belirlenmiş amaçlarını tanımayan bakanlığımız hangi özel amaçlara hizmet bakanlığı olmuştur? Eğitimin anasınıfından itibaren her kademesinde payına düşeni kendi özel amaçlarına uydurmaya çalışmaları pedagojik ve bilimsel eğitimi yok etmekte, öğretmen ve velileri tedirgin etmektedir.

            Daha önce başka cemaatlerle kol kola gezerken bugün ters düşen iktidar, protokol imzaladığı cemaatler ve kuran kursu görevlilerini okullara sokarak, devletin çeşitli kademelerine yerleşmelerine zemin hazırlayarak ileride çıkarları çatıştığında  paralelci mi ilan edecektir? Ancak bu gün olduğu gibi yarın da bütün bu yaşananların ağır sonuçlarını çocuklarımız yaşayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.