Üniversite Öğrencilerinin Ekonomik Sorunları Araştırılsın Önergesi Meclis'te Reddedildi!

İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve 19 milletvekilinin imzası ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'ne sunulan "Üniversite öğrencilerinin ekonomik sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi"amacıyla meclis araştırması önergesi bugün mecliste görüşüldü. TBMM'de görüşülen önerge oylamaya sunuldu ve oylama sonucunda önerge reddedildi.

Haberler 10.03.2020, 21:26 10.03.2020, 22:08
Üniversite Öğrencilerinin Ekonomik Sorunları Araştırılsın Önergesi Meclis'te Reddedildi!

Kamu Gündemi - Özel Haber | İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve 19 milletvekilinin imzası ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'ne sunulan "Üniversite öğrencilerinin ekonomik sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi"amacıyla meclis araştırması önergesi bugün mecliste görüşüldü. TBMM'de görüşülen önerge oylamaya sunuldu ve oylama sonucunda önerge reddedildi.

Önerge ile ilgili olarak İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk şunları söyledi;

Hepiniz mutlaka hatırlarsınız, ocak ayı itibarıylaydı herhâlde bir evladımız, İstanbul Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi Sibel Ünli "Cebimde 1 lira kaldı, yemek param yok." diye bir tweet atmıştı ve ardından intihar etti. Tabii, bu, son derece travmatik bir hadiseydi ve üniversite öğrencilerimizin yaşadığı ekonomik sorunların çözülmesine dair Türkiye gündeminde birtakım tartışmalar başladı. Aslında bu tartışmalar, rahmete eren kızımızın intiharından sonra başlayan tartışmalar değil; hız kazandıran bir olaydı, üzücü bir olaydı bu. Ancak o günden bugüne Hükûmetin, yoksul öğrencileri desteklemek adına çok ciddi adımlar attığını düşünmüyoruz. Elbette zaman içerisinde 2002 yılından bu yana belli iyileştirmeler mutlaka yapıldı ama problemi çözebilecek adımların atılmadığını üzülerek görüyoruz. Bunu nasıl çözeceğiz? Yani biz öğrencilerimize, fakir öğrencilerimize hatta bütün öğrencilerimize ücretsiz bir yemek yediremeyecek kadar güçsüz bir devlet değiliz elbette. Dolayısıyla bu problemi çözmek adına sadece üniversitelerde değil, ilkokuldan başlayarak üniversiteleri de kapsayacak bir şekilde ücretsiz yemek uygulamasını başlatmak zorundayız. Bunu yapamadık. Bunu çözebiliriz, halledebiliriz yeter ki önceliğimiz gençlik olsun ama bu ülkede öncelik bir türlü gençler olamadı ne üniversite aşamasında ne de üniversiteyi bitirdikten sonra… Gençlerimizi üniversitede okurken âdeta cezalandırdık; üniversiteyi bitirdikten sonra işsiz bırakarak, onlarla ilgili projeler ortaya koymayarak cezalandırmaya devam ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, burada bu konuyla ilgili ilintili olabilir diye düşünüyorum, öğrenci affı meselesi. Şu anda 2017-2018 tarihinde 408 bin öğrenci eğitimini yarıda bırakarak üniversiteleri terk etmiş. Ailevi sebepler, ekonomik sebepler, sosyal sebepler, onlarca sebep vardır. Şimdi, biz "Beşikten mezara kadar oku." diyen bir kültürün mirasçılarıyız. Meclis, öğrenci affı konusunda zaman zaman kanunlar çıkarıyor. Şimdi bir kanun çıkarmanın tam zamanı. Yani yaklaşık 500 bine ulaştığı gençlerimiz tarafından ifade ediliyor. Sizlerin açıklamalarınızın altına da mutlaka bu gençlerimiz, öğrenci affı isteyen gençlerimiz bu "tweet"lere yorumlar yapıyor ama şu ana kadar iktidar, bu öğrenci affı talebini göz önüne almadı, bir değerlendirme yapmadı. Düşünebiliyor musunuz, yoksulluktan, çeşitli problemlerden dolayı çocuk üniversiteyi bırakıyor, ekmek bulamıyor belki de, eğitim ihtiyaçlarını karşılayacak para bulamıyor, geçinemiyor, ailesi geçinemiyor çünkü çocuklarımızı ailelerden farklı düşünemeyiz. Asgari ücretli bir anne-babanın çocuğunun üniversitede okuması mümkün mü? Bir memur çocuğunun, bir işçi çocuğunun üniversitede rahatlıkla okuyabilmesi mümkün mü? Dolayısıyla bu ıstırap hepimizi yakından ilgilendiren bir boyut kazandı. Bizim işimiz, çocuklarımızı okul dışında bırakmak değil hem liselerde, hem ortaokullarda, hem ilkokullarda, hem üniversitelerde. Yani bir şekilde bir sebeple okulunu bırakmak zorunda kalan bu gençlerimize bir şans vermeliyiz ve bunu zaman zaman da yapmak durumundayız. İktidarın bu taleplere kulak tıkaması, duymazdan gelmesi asla kabul edilebilecek bir durum değildir. Hem okumayı teşvik edeceğiz hem de ekonomik sosyal sebeplerle okulunu bırakmak zorunda kalan bu gençlerimizin feryadını duymayacağız! Bunlar kabul edilemez diyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

Önerge ile ilgili olarak HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu şunları söyledi;

Üniversite öğrencilerinin sorunları üzerine konuşuyoruz. Tabii, birtakım temel sorunlar var ki bunların başında öğrencilerin ekonomik sorunları geliyor, daha sonra hak ve özgürlükler sorunu. Eğitimin bilimsel eğitim olmaktan çıkartılması ve Türkiye'deki üniversitelerin artık kalitesiz bir eğitim veriyor olması da diğer bir sorun. Üniversite öğrencilerinin mezun olduktan sonra iş bulamama sorunu da en temel sorunlar arasında.

Şimdi, tabii, burada biz şunu ısrarla söylüyoruz yani ucuz eğitim filan değil, parasız eğitim olması gerekiyor. Türkiye'de bir öğrencinin -on yedi yıl- eğitim hayatı boyunca toplam masrafı 600 bin liranın üzerinde. Yani bir öğrenci ilkokuldan üniversiteyi bitirene kadar 600 binin üzerinde bir para harcıyor ve bu durum, birçok insanın çocuklarını okutmaktan imtina etmesine sebep oluyor yani eğitim hakkı gasbediliyor. Artık çocuklarını okullara gönderemediği için, işte, elbise alamadığı için, pantolon alamadığı için intihar etmek durumunda kalan birçok insanla ilgili haberleri sıkça dinliyoruz. O yüzden, biz, eğitimin mutlaka parasız olması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz.

Şu anda 1,2 milyon öğrenci devletten borç alarak eğitimini sürdürmeye çalışıyor yani burs filan değil, bildiğiniz borç alıyor ve bu aldığı borç da 550 lira. Yani 550 lirayla ne kadar hayatını sürdürecek, öğrenciliğini ne kadar sürdürecek, bu da ayrı bir tartışma. Çünkü ciddi bir şekilde öğrencilerin barınma sorunu var. Üniversite öğrencilerinin en temel sorunları, barınma sorunu. Bu da aslında bir iktidar politikası çünkü öğrenciler yurt bulamıyor. Yani öğrencilerin yüzde 10'u devlet yurtlarından faydalanabiliyor, bu kadar sayı var. Öğrenciler cemaat yurtlarına âdeta teşvik ediliyor, itiliyor o tarafa doğru. FETÖ meselesinin başımıza nasıl bela olduğunu biliyorsunuz. FETÖ meselesinde FETÖ'cülerin nasıl beslendiklerini; esas, ana beslenme kaynaklarının -hem maddi olarak hem de insan kaynağı açısından- bu yurtlar olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz ve şu anda durum farklı değil yani yine devlet, Hükûmet, iktidar bu çocukların ihtiyaçlarını karşılaması, bunların barınma imkânlarını sağlaması gerekirken, şimdi FETÖ gitti, bunu başka bir cemaate ya da cemaatlere havale etmiş durumda. Şimdi çocuklar onların yurtlarında, hem kendi ideolojik dünyasına uygun olarak… Hem de kendileri açısında da bir maddi beslenme kaynağı çünkü çok ciddi paralar ödeniyor buralara. O yurtlar, o "özel yurtlar" diye geçen vakıf yurtları da öyle çok ucuz yerler değil.

Değerli arkadaşlar, tabii, diğer taraftan da kampüsler karakollara dönüştürülmüş durumda. Burada özellikle muhalif öğrencilere yönelik baskılar çok ciddi bir şekilde artmış durumda. Hatta zaman zaman güvenlik güçlerinin organize ettiği faşist grupların özellikle sosyalist yurtsever Kürt öğrencilere karşı saldırılar düzenlediklerini biliyoruz. Bu da okullarda çok ciddi bir sorun olarak karşımızda. Hatta, sınav dönemlerinde özellikle bazı muhalif öğrencilerin evlerine baskınlar ve operasyonlar düzenlendiğinin de bilinmesi gerekiyor.

Diğer taraftan, üniversiteliler, işsizler ordusunu oluşturuyor. Dünya üzerinde yapılan istatistiklerde Türkiye en mutsuz genç nüfusa sahip ülkelerden biri. Gençlerin sorunları hepimizin sorunlarıdır arkadaşlar, bunların araştırılıp çözüme kavuşturulması da hepimizin, en başta da Türkiye Büyük Millet Meclisinin, burada bulunan milletvekillerinin görevidir.

Önerge ile ilgili olarak CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi şunları söyledi;

Büyük Önder Atatürk: "Gençliği yetiştiriniz, geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız." diyor. O yüzden, eğitim, bir aydınlanma mücadelesidir, ülkemizin medeniyet coğrafyasındaki konumu da bu başarı ölçüsüne göre belirlenecektir.

Oysa eğitim konusunda sicilimiz bozuk. Ne yazık ki on sekiz yılda 15 kere değişen bir eğitim sistemimiz var. Bu enkazdan, bu sistem değişikliğinden kurtulanlar kendilerini geleceğe hazırlamaya çalışıyor. Ancak neresinden bakarsak bakalım tablo ne yazık ki kötü. Bugün üniversiteler liselerin devamı gibi algılanıyor, her ilde mantar gibi biten üniversiteler açılıyor. 1 dekan, 1 mekânla ne yazık ki sorun bitmiyor. Hâl böyle olunca sokaktaki her 100 kişiden 10'u üniversiteli. On iki yıl boyunca kursa giden, sınava giren ve ailesinin dişinden tırnağından artırarak biriktirdiği parayla bir üniversiteye yerleşen 8 milyon gençten bahsediyoruz burada. Oysa geleceğe dair umut etmek isteyen çocukların çığ gibi de büyüyen kocaman sorunları var. Ne yazık ki üniversiteliler yeni sınıf arkadaşlarından önce barınma sorunlarıyla tanışıyor. Devlet yurtlarına yerleşemeyen öğrenci sayısı bugün 2 milyonu geçmiş durumda. Bu gençler ya özel yurtlarda kalacaklar ya da cemaatlerin yurtlarına gidecekler, öyle gözüküyor. Peki, sadece barınma sorunu mu var bu gençlerin? Elbette hayır. Kayıt yaptıracaklar ama burs yok; fotokopi çektirecekler, paraları yok; kitap alacaklar, korsandan başka çareleri yok; karınlarını doyuracaklar, kantinler özelleştirilmiş, imkân yok; otobüse, dolmuşa binecekler ama bütçe yok; ailelerinden para isteseler onların da ceplerinde verecek maddiyatları, paraları yok. Kuşkusuz böylesi yoklarla aydınlık bir gelecek de var etmemiz mümkün değil.

Bugün iş gücüne kattıklarıyla değil de verdiği mezun sayısıyla övünen iktidar, üniversiteleri ne yazık ki ticarethaneye dönüştürdü. Öğrenciler üniversiteye adım attıkları andan itibaren borçlandırıldılar. Sadece 2019 yılında 1 milyon 156 bin öğrenci kredi aldı. Sizce böyle bir ekonomi içinde kaçı acaba geri ödeme yapabilecek? Biz bilmiyoruz çünkü Bakanlık borç miktarlarını, borçlu sayısını ve hacizli öğrenci sayısını bizlere açıklamıyor,vermiyor. Oysa içinde bulunduğumuz kriz, sosyal buhrana dönüştü. Plansız açılan bölümlerle üniversite özerkliğinin yok edilmesine; siyasi baskılar, adam kayırmacılığı gibi sebeplerle eğitimin niteliğinin geldiği yere hep birlikte şahit oluyoruz.

Üniversite mezunlarındaki işsizliğin yüzde 20'ye ulaştığını görüyoruz, iş bulamayan tam 1 milyon gençten bahsediyoruz. Kriz ve mezun sayısındaki yığılma nedeniyle iş arama süresi bir yılı geçti.

Bu gençler geçim sıkıntısı nedeniyle gelecek kaygısı taşıyorlar. Bu da gençlerin umudunu bitiriyor ve onları intihara sürüklüyor. İstanbul Üniversitesi öğrencisi Hakan Taşdemir'i hatırlayalım. Geçinemeyen ve bütün uğraşlarına rağmen bir iş de bulamayan Hakan, çözüm olarak yaşamına son vermişti. Hakan, son on altı yılda yoksulluk sebebiyle intihar eden 5.485 kişiden biriydi. Yurttaşlarımızın giderek daha mutsuz, umutsuz, çaresiz ve yalnız hissettiğiyse bir gerçek olarak önümüzde duruyor çünkü Türkiye'de ücretler düşük, zam ve terfi almak da hayal; iş güvencesi ve güvenliği zaten yok; iş yerinde kötü muamele ve giderek yaygınlaşan mobbing uygulamaları var; bunu "dur" diyen yok. Ama bunları dile getirdiğimizde "İş var ama beğenmiyor." diyor iktidardaki yöneticiler. Bir politika sorunu var bence bunda. Bakın, iş bulmak, sorunun yalnızca bir kısmı çünkü toplumsal bir yara hâlini alan işsizliği, mutsuzluğu ve intiharları görmezden gelerek belki günü kurtarabiliriz ama bir ülkenin geleceğini yok ederiz böyle olursa.Değerli vekiller "Bütün umudum gençliktedir." diyen Mustafa Kemal Atatürk'ü buradan son bir kez anarak Türkiye'nin geleceği için bu önergenin lehinde oy kullanacağımızı, lehinde olduğumuzu iletmek istiyorum.

Önerge ile ilgili olarak Ak Parti Konya Milletvekili Orham Erdem şunları söyledi;

İYİ PARTİ önerisi üzerinde söz aldım. Yükseköğretimdeki öğrencilerimizin daha iyi şartlara kavuşması hepimizin arzusu. Bu noktada AK PARTİ iktidarı da 2002 yılından bu yana birçok yeni kararla öğrencilerimizin hayatını kolaylaştırmaktan üniversiteye erişimine kadar çok önemli adımlar attı. Bunu neden söylüyorum? Ben iyi bir noktaya getirdik diyorum ama yeterli görmüyorum çünkü iyi var, daha iyi var, çok daha iyi var. Biz çok daha iyi olması için çalışacağız.

Ancak üniversite harçlarını kaldıran dünyada böyle ülke çok az. Bugün çok gelişmiş örnek gösterilen ülkelerde bile devlet üniversitelerinde 5 bin doların altında harç yok. Bütün harçları kaldırmış, burs diye bir şey yokken bugün 584 bin öğrenciye burs verir hâle gelmiş ve 1,5 milyona yakın öğrencinin de kredi alabildiği bir yükseköğretim sistemini oluşturmuş…

Şimdi, 45 lirayken -bu az verilen oranları- 550 liraya, doktora öğrencilerinde 1.600 liraya ve yükseköğretimde de 1.100 liraya kadar çıkarabilmiş ve daha iyi olması için de her zaman dikkatle çalışılan bir kesim.

Yine, öğrencilerimizin yemek ücretleri, sağlık güvencesi, yurtlardaki barınmalarına kadar çok önemli yeni kazanımları hep beraber gördük.

Şimdi, İsmail Bey tabii çok değerli bir vekilimiz, tecrübeli bir vekilimiz. Sibel Ünli kızımız üzerinden bu konuyu açtı öncelikle. Rahmet diliyoruz, keşke burada onu anmasak tekrar, ailesinin acılarını depreştirmesek.Sibel Ünli'nin vefatından sonra, babası Batman İli Sason Teraşlılar Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Kültür Derneğinde basın mensuplarına "Aylık 10 bin lira gelirimiz var. Kızlarımın maddi olarak hiçbir sorunu yok." dedi. Psikolojik rahatsızlığının olduğu ve tedavisiyle uğraştığını, son üç yılda birçok başarısız intihar girişiminde bulunduğu, "majör ağır depresyon" tanısıyla 2 defa Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yattığını söyledi. Biz, bunu gerekçe göstererek bu konuyu açmamamız lazım. Allah rahmet eylesin. Keşke onu tedavi edebilseydik, keşke aramızda olsaydı, keşke ona da bu imkânları fazlasıyla sunabilseydik.

Kısacası, AK PARTİ iktidarı, başta Kadınlar Günü'nü yaşadığımız bu haftada, kızların üniversiteye, okullara erişiminin önünü açan uygulamalarıyla örnek bir iktidardır. Daha da güzel şeyleri hep birlikte yapacağımızı belirtiyor, hepinize saygı, hürmetler sunuyorum.

İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, Ak Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem'e cevaben şunları söyledi;

Her intihar eden vatandaşımızı, evladımızı psikolojik sorunlu gösterme alışkınlığı devlet yönetim anlayışıyla bağdaşmaz. Bu Sibel Ünli'nin babasının geliri nedir, kızıyla ilişkileri nedir; bunları bilmeyebiliriz fakat Türkiye'de üniversite öğrencilerinin gerçekten zorlukla okuduğu, okuyamayan 408 bin kişinin üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığı… Hatta YÖK'ün açıklamasına göre, üniversiteli öğrencilerimizin yüzde 46'sının garsonluk ve benzeri işler yaptıklarına dair çalışmalar da var. Dolayısıyla -Sayın Bakanım benim çok saydığım bir insandır- bunlar bir iktidar yaklaşımı değildir; iktidar milletle beraber yürür, milletle beraber ağlar, milletle beraber güler.

ÖNERGE MECLİSTE REDDEDİLDİ

Önerge Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'de oylamaya sunuldu ancak oylama ile önerge reddedildi.

Yorumlar (0)
Yeni Nesil e-Ticaret Omni Ticaret
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@