TBMM eski başkanı Hüsamettin Cindoruk'tan flaş suçlama

BASIN Konseyi'nin tutuklu gazetecilerin durumuna dikkat çekmek için Silivri'de düzenlediği basın toplantısına katılan TBMM Eski Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi...

TBMM eski başkanı Hüsamettin Cindoruk'tan flaş suçlama

BASIN Konseyi'nin tutuklu gazetecilerin durumuna dikkat çekmek için Silivri'de düzenlediği basın toplantısına katılan TBMM Eski Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi...

01 Mart 2017 Çarşamba 15:11
TBMM eski başkanı Hüsamettin Cindoruk'tan flaş suçlama

Özgür ALTUNCU - Taner YENER - BASIN Konseyi'nin tutuklu gazetecilerin durumuna dikkat çekmek için Silivri'de düzenlediği basın toplantısına katılan TBMM Eski Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi Hüsamettin Cindoruk, "85 yaşında bir adam buraya gelmişse, bunları söylüyorsa, siyasi tarihe tanıklık ediyor. Ben burada bir tanığım. Ben ne diyorum ? Böyle bir dönem görmedik. Çok kötü günler yaşadık. Darbeler yaşadık. Hapislere girdik, çıktık vesaire... Eziyetler gördük. Çile çektik. Ama ben böylesine keskin bir sapağa geldiğimizi hatırlamıyorum. Bu bir sapaktır" dedi.


"GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRELİM"

Bir medeniyet kavgası verildiğini söyleyen Cindoruk, "Bir tercih var ortada. Türkiye siyasi islama mı dönecek veya geçecek ? Yoksa medeni bir ülke, bir AB, bir Avrupa Konseyi üyesi bir ülke mi kalacak ? Çok önemli bir tercih içindeyiz. Onun için dışarıya bakmayalım. İçeriye bakalım. İçerideki güçlerimizi birleştirelim. 16 Nisan bu fırsatlardan biridir. Önümüzdeki bu fırsatı çok iyi değerlendirirse Türkiye tercihini ortaya koyacaktır" diye konuştu.


İSTİBDAT DÖNEMİ

Cindoruk tutuklu gazetecilerin çokluğunun Türkiye'de bir istibdat dönemi yaşandığını gösterdiğini söyleyerek," Sultanahmet arzuhalcilerinin hukuk kültürüyle Adalet Bakanlığı yapılmaz. Adalet Bakanı sadece hukuk bilgisi sahibi olmamalı, insaf ve nesafet dediğimiz bir takım vasıfları da taşımalıdır. 152 gazetecinin tutuklu olması... böyle bir sayıyı siyasi hayatımda, meslek hayatımda hiç görmedim. Bu rakam, Türkiye'nin bir istibdat dönemi yaşadığını gösterir. Bu ancak bir istibdat idaresiyle olabilir. Tanzimat Fermanı'na bile aykırıdır" dedi.


TUTUKLAMALAR TANZİMAT'A BİLE AYKIRI

Yaşananların Türkiye'nin imza koyduğu çağdaş hukuk belgelerinin yanında 1839 tarihli Tanzimat Sözleşmesi'ne de aykırı olduğunu söyleyen Cindoruk, " Tanzimat Fermanı'nın dünya çapında fevkalade önemli bir açılımını da aşağı yukarı tekzip eden bir tutuklamayla karşı karşıyayız. Ben böyle bir dönem yaşamadım. Çok karanlık dönemini yaşadım, Hem siyasetçi hem avukat olarak yaşadım. Yassıada Mahkemesi'nde bir Anayasa tartışmasının savunmanlığını yaptım. Ama orada bile bir takım ithamlarla karşılaşanlar,152 basın mensubunu bir hapishaneye hapsetmeyi başaramamışlardır. Ayıplıyorum. Hele sanık yakınlarının söylediği gibi, aylardır iddianamesiz bir dava, mahkemesi, hakimi olmayan bir davanın tutuklu sanıklarına üzülmek yeterli değil. Sahip çıkmak gerekir" diye konuştu.


"BU GİDİŞ GİDİŞ DEĞİL"

Türk kamuoyunun, aydın çevrelerinin hatta basın mensuplarının bu olayı görmezden geldiğini öne süren Hüsamettin Cindoruk," Hele Cumhuriyet Gazetesine yapılan bir kıyımdır. Türkiye böyle bir duruma hiç düşmemiştir. Bu iktidarın ayıbıdır. İktidarın ayıbı, bir takım sonuçlar verir. İktidar ayıplanmakla kalmaz, çünkü sorumludur. Her sorumlu gibi her iktidarın da bir hesap günü vardır. Ve bir hesap zorunluluğu vardır. Ben herkesi uyarmak istiyorum. Bu gidiş gidiş değildir. Bu gidişten Türkiye'nin çıkması için ortak gayrete ihtiyaç var. Türkiye vatandaşlarının da bütün gazetecilerin de bu mesele üzerinde düşünmek için ciddi çağrıda bulunuyorum. Gelin beraber bir düşünelim. Buradan bir demokrasi çıkmaz ve çıkmıyor" dedi.


TÜRKİYE AVRUPA KONSEYİ'NDEN İHRAÇ EDİLEBİLİR

Silivri'deki ve Türkiye'nin çeşitli hapishanelerindeki tutuklu bulunan gazetecilerin varlıklarının Türkiye'nin tek adama doğru kaydırılmak istenmesinin bir işareti olduğunu belirten ve tutuklu gazetecilerle ilgili AİHM'ye başvurulması taleplerine tepki gösteren TBMM Eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk , Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nden çıkarılmasının istendiğini iddia etti.


HÜKUMETE SUÇLAMA

Cindoruk," AİHM'den veya yabancı basından ya da yabancı bir kudretten medet ummak çok yanlış. Türkiye evvela kendi içinde bu meseleyi çözmeli. Aslında bugün uygulanmak istenen proje şudur; yön değiştiriyor Türkiye. Bunun farkına varmak gerekir. Bu alınan tedbirlerin, kararnamelerin, bu tutuklamaların bir tek amacı var Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nden ihracı. Ona uğraşıyor iktidar. Bunu çok iyi tespit etmeniz gerekiyor. Avrupa Konseyi dediğimiz kuruluşu 1949'da kuran ülkeyiz. Kurucularından biriyiz. AB'yi bir kenara çıkarıyorum. AİHM, konseyin mahkemesi. AB'nin mahkemesi değil. Ama bizi eğer ihraç ederlerse, yahut da bizim hakkımızda tedbirler alırlarsa iktidar memnun olacaktır. Türk basının atladığı birşey var. HSYK'yi Avrupa Konseyi bekleme odasına aldı. Onların da bir tahammül sınırları var. Bugün Türkiye Avrupa Konseyi üyesi olmaya layık bir ülke değildir. Ne acıdır ki, demir perde ülkeleri layık hale gelmiştir, sonradan konseye katılanlar. Ama konseyin kurucu üyesi bu sıkıntının içinde yaşıyor. Burada bulunmamızın nedenlerinden biri de bu. Türkiye Batı blokundan, insan hakları blokundan , uygarlıktan , Atatürk düşüncesinden inancından ayrılıp, Şangay ülkelerinden biri mi olacaktır ? Tercihi böyle ortaya koymak gerekiyor" şeklinde konuştu.


"BU BİR SAPAKTIR"

Tutuklu gazetecilerin büyük bir çile çektiklerini ama çektikleri çilenin bir bedeli olduğunu söyleyen Cindoruk değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: Onlara getireceği birşeyler var. Onlar dayanıyorlar. Çocuklar da içerde dayanıyorlar. Biz bir medeniyet kavgası veriyoruz. Biz tercih var ortada. Türkiye siyasi İslam'a mı dönecek veya geçecek ? Yoksa medeni bir ülke, bir AB, bir Avrupa Konseyi üyesi bir ülke mi kalacak ? Çok önemli bir tercih içindeyiz. Onun için dışarıya bakmayalım. İçeriye bakalım. İçerideki güçlerimizi birleştirelim. 16 Nisan bu fırsatlardan biridir. Önümüzdeki bu fırsatı çok iyi değerlendirirse Türkiye tercihini ortaya koyacaktır. Açık söylüyorum. 85 yaşında bir adam buraya gelmişse bunları söylüyorsa, siyasi tarihe tanıklık ediyor. Ben burada bir tanığım. Ben ne diyorum ? Böyle bir dönem görmedik. Çok kötü günler yaşadık. Darbeler yaşadık. Hapislere girdik, çıktık vesaire. Eziyetler gördük. Çile çektik. Ama ben böylesine keskin bir sapağa geldiğimizi hatırlamıyorum. Bu bir sapaktır. Bu çocuklar boşuna yatmıyorlar. Bir hesap kitap sonucu yatıyorlar. Ve bu hesabı kitabı boşa çıkarmak da Türk halkının elinde. Önüne bir fırsat çıkıyor. Bu fırsatı kullanmasını gönülden bekliyor ve tavsiye ediyorum."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.