Sebze fiyatları neden yükseldi? Vatandaş, üretici, halci, nakliyeci ne istiyor?

Yükselen sebze ve meyve fiyatlarını düşürmek için kurulan tanzim satış noktaları vatandaşın derdine çare olur mu? Fiyatlar neden bu kadar yükseldi? Ziraatçılar, üreticiler, komisyoncular, nakliyeciler, vatandaşlar ne diyor? Ne talep ediyor? Yükselen sebze ve meyve fiyatlarını karşısında, üretici, nakliyeci, komisyoncu ve vatandaşların sorunlarını dinledik.

Sebze fiyatları neden yükseldi? Vatandaş, üretici, halci, nakliyeci ne istiyor?

Tüketicilerin yüksek sebze ve meyve fiyatlarından yakındığını belirten Mersin Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Deniz Gürbüz, “Büyük şehirlerde 3-5 noktada kurulan tanzim satış noktalarıyla, az sayıdaki sebze çeşidiyle, günlük 1-2 TIR'la halkın ihtiyacını giderilemez ve maalesef bu bir çözüm değil. Tanzim satışları direk çiftçiye (üreticiye) zarar verir veriyor. Bu tür uygulamalar tamamen fırsatçılar işine yarıyor” şeklinde konuştu.

KİM NE İSTİYOR?

Tanzim satışları çözüm olmadığını tek çözüm üretim olduğunu söyleyen Mersin Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Deniz Gürbüz, çözüm önerisini şöyle sıralardı:

-Kooperatifler desteklenmeli ve denetlenmelidir. Kooperatif çiftçi ortağıdır, üreten de satan da çiftçidir, kooperatiftir. Kooperatifçilik markalaştırılmalıdır.

-Tanzim satışları mutlaka kooperatifler üzerinden yapılmalıdır.

-Çiftçiye verilecek destekler kooperatifler üzerinde olmalı.

-Mutlaka, devlet destekli bir üretim planlaması uygulanmalı.

-Çiftçiye ilaç, gübre, tohum, yemin üreticiye bedava verilmeli. Örneğin, ithal tarım ürünleri ile hayvancılık için harcanan paralar çiftçiye destek olarak sunulmalı.

-Tarımda bilimsel verilerden faydalanılmalı; üniversiteler ve ziraat mühendisleri odası gibi kurullar tarım politikasında daha aktif rol almalı.

ÜRETİCİNİN TALEPLERİ

Üretime verilen desteğin az, girdi maliyetlerinin çok yüksek olduğundan yakınan üreticiler, girdi maliyetlerinin düşürülmesi, kooperatiflerin işlerliğinin artırılması ve yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Domates üreticisi Gülsüm Karaca Türkiye'de üretilen bir Bambus arısının 200 TL'ye kadar çıktığını belirterek, “Bir fidenin tanesi şu anda 3,50 TL. İşçi bile çalıştıramıyoruz. 25 kg'lık gübrenin fiyatı 250 TL olmuş. Ben satışlarımı dolarla mı yapıyorum? Dolar düşüyor ama bizim girdi fiyatlarımız düşmüyor. Benim ürünümü pazarda satma şansım yok. Toptan satmak zorundayım. Benim beklentim, maliyet fiyatlarının bir an önce aşağıya çekilmesi.” dedi.

Patlıcan üreticisi Halil Sarıçobanoğlu ise kış dönemlerinde patlıcan üretiminin oldukça zahmetli bir iş olduğunu belirterek, “Patlıcan serada 5 derecenin altına düşmemeli. Zaten ilaç ve diğer girdi maliyetleri çok yüksek. Birde ucuza verdiğimizde bir şey kazanamıyoruz. Ben geçen yıl patlıcandan zarar ettim. Patlıcanın kilosunu ortalama 2 TL'ye mal ediyorum. Üretim fiyatlarımızla, satış fiyatlarımız neredeyse baş başa. Biz üreticiler de devletten üretim girdilerine dönük tanzim satış yerleri istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çilek üreticisi Yunus Eren ürün bazlı ilaç bulamadığını belirterek, “Gübre, naylon, ilaç, mazot, çilek kasası gibi birçok girdinin fiyatı dolarla arttı fakat dolar düşünce düşmedi. Benim 200 bin TL gelirim oluyor. Fakat en az 160 bin TL masrafım var. Ailecek çalışıyoruz. Masraflara sigorta giderlerimiz hariç. Bizin en büyük sıkıntımız sahipsizlik. Devlet domates, biber, patlıcan satmakla uğraşmamalı, yerli üretime, üreticiye destek vermeli. Mazot, kasa, ilaç, naylon, gübre gibi girdilerin fiyatları indirilsin yeter.” dedi.

KOMİSYONCULARIN TALEPLERİ:

Demre Hal Komisyoncuları Derneği Başkanı Fahri Duran da konu hakkında sozcu.com.tr’ye açıklamalarda bulundu. Üreticinin kendileri haricinde piyasaya mal verebildiğini söyleyen Fahri Duran, “Fakat bölgelerimizde üretici tamamen komisyoncu endeksli çalışır. Çünkü üretici birliğine mal verirse parasını alamıyor, markete verirse iade faturası kesiliyor. Bunun yanında da ihracatçıya verirse parası buharlaşıp gidiyor. Yani üretim yerinde komisyoncu yani hal esnafı üreticinin olmazıdır. Fiyatlar, medyanın belirttiği gibi burada 1 TL olan salatalık, İstanbul'da 10 TL'ye ise, hallerin tamamını kapatalım. Ama asla böyle bir şey yok. Bugün burada 5,8 TL'ye ise, Serik'te, Antalya'da aynı. Demre Hali'yle, İstanbul'daki manav arasında bizden kaynaklı bir fiyat yükselmesi varsa biz 63 tane meslektaş yarın halleri kapatırız. Bizim kimsenin parasında gözümüz yok.” dedi.

Devletin, kuru mamuller burada da malları paketleyip, marketlere vermesi gerektiğini savunan Fahri Duran, “Yolda taşıma zinciri soğuk yaptırarak fire az verecek maliyetleri böyle düşürüp bizi de zan altından kurtaracaktır. Devlet buradan 3,5 TL'den aldığı çıplak domatese, 7 kuruşta maliyet biniyor. Yani 4,2 TL'ye mal olan domatesi tanzim satışta 3 TL'ye sattırıyor. Devlet bunda gariban halkın mazotundan, cep telefonundan, şundan bundan aldığı vergileri heba ediyorsa yazıktır. Biz olmadan bu bölgede üretim yapılacağına inanmıyoruz. Şayet üretimden kaçmak istiyorlarsa, devlet çiftçisine ürettirmek istemiyorsa doğru yoldadır. Bizim için yapılması gereken şey, tüm girdi fiyatlarının minimize edilerek, ucuza mal edilecek, ucuza yenilecek.” açıklamasında bulundu.

NAKLİYECİLERİN TALEPLERİ:MAZOT, YOL-KÖPRÜ GEÇİŞ FİYATLARI İNDİRİLMELİ

Zararına yük taşıdıklarından yakınan nakliyeciler de mazot, yol, köprü giriş ve çıkış fiyatlarının düşürülmesini istedi.

Antalya Taşıma ve İşletme Kooperatifi Başkanı Osman Torun, ulaşım maliyetlerinin çok yüksek olmasının meyve ve sebze fiyatlarına da yansıdığını belirterek, “Antalya Hali’nden, İstanbul haline sebze götüren bir kamyoncu, 2 bin 900 TL alıyor. Halden çıkmadan, 300 TL ambarcıya para veriyoruz. Hal çıkış parası olarak 25 TL veriyoruz. Yola çıkıyorsun İstanbul’a varana kadar 320 litre mazot yakıyoruz. Bunun yanında yolda harcanılan giderler falan. İstanbul’da girişe 140, çıkışa 290 TL köprü parası ödüyoruz. Şoför esnafımız eline bir kazanç geçmiyor, aksine zarar üzerine zarar ediyor. Beklentimiz, mazot, yol ve köprü giriş-çıkışlarında fiyat indirimine gidilmesi” açıklamasında bulundu.

VATANDAŞ: ALIM GÜCÜMÜZ YOK

Geçim sıkıntısı içinde olduğundan yakınan vatandaşlar, geçici önlemler yerine vatandaşların alım gücünün artırılması gerektiğini söyledi.

Geçim sıkıntısı yaşadığını ve fiyatlar ne kadar düşürse düşsün alım gücü olmadığını söyleyen Emine Çer, “Asgari ücretle geçinen bir insanın ayda 600-700 TL yalnızca sebze ve meyveye vermesi çok zor. Daha önce pazar ve marketlerin fiyatları neredeyse aynıydı. Artık eskisi gibi meyve ve sebzeyi kilo ile alamıyoruz. Gidip rica millet yarımşar kilo istiyoruz.” dedi.

Marketler ile pazar arasında oldukça büyük fiyat farklılıkları olduğunu söyleyen Bahar Güzli Çağlıcan da “Pazarda satılan en iyi cins domatesin kilogramı 4 TL olurken, markette 6 TL'yi buluyor. Daha düşük kalite bir domates pazarda 1,50 TL iken, markette 4 TL'ye satılıyor. Fiyatların bu kadar düşmesini olumlu karşılıyorum. Sabit bir aylıkla geçinmek zor oluyor. Birde fiyatların birden yükselmesi bizin durumumuzu zora sokuyor.” açıklamasında bulundu. (Sözcü)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.