Kadim Durmaz: Belediyelere Kadrolu jeofizik ve jeoloji mühendisleri alınmalı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tokat Milletvekili Kadim Durmaz Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda gündem dışı söz alarak Elazığ depremi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Durmaz, Belediye kadrolarına jeofizik ve jeoloji mühendislerinin alınması gerektiğini bunun da yasayla zorunlu hale getirilmesi gerektiğini savundu.

Haberler 28.01.2020, 18:04 29.01.2020, 22:35

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tokat Milletvekili Kadim Durmaz Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda gündem dışı söz alarak Elazığ depremi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Durmaz, Belediye kadrolarına jeofizik ve jeoloji mühendislerinin alınması gerektiğini bunun da yasayla zorunlu hale getirilmesi gerektiğini savundu.

Kadim Durmaz'ın TBMM Konuşması şöyle;

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen aziz yurttaşlarımız; hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 24 Ocak akşamı, hepinizin bildiği gibi, merkez üssü Elâzığ olan, ülkemizi büyük bir üzüntü ve acıya boğan depremi yaşadık. 41 vatandaşımız hayatını kaybetti; yüzlerce yurttaşımız yaralandı, evinden ocağından oldu. Depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum.

Kur'an'da kaderin tanımı, tedbiri alıp takdiri Cenab-ı Hakk'a bırakmaktan geçer ama biz depremlerin bir doğa olayı olduğunu, önüne geçilemez olacağını bir türlü kabullenemedik. Tabii, bu kabullenememe noktasında büyük sorumluluk, bu ülkeyi yönetme noktasında olan iktidarların, hele hele son on yedi yıldır ülkemizi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisine aittir.

Birçok zorlukları yaşadık ama işte bu necip milletin özelliği, kıvançta, tasada birlikteliği yaşadığımız son üzücü olayda da gösterdi; bütün yaraların sarılması noktasında herkes üzerine düşeni yaptı. Ülkemizin dört bir yanından Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, diğer belediyeler, gerek teknik kadrosuyla gerek aracıyla gereciyle gerekse kullanacağı battaniyesi, çadırı, kuru gıdası, yiyecek maddesi, sıcak mutfağıyla yöreye aktı ve oradaki yurttaşlarımızın bir nebze olsun gözyaşlarını, acılarını hafifletmeye çalıştı. Bu, bu milletin özelliği ama bu yaşanan olaydan sonra şunu gördük ki bu milletin "deprem vergisi" adı altında toplanan paralarının amacına uygun kullanılmasının kaçınılmaz olduğu. Ve şu anda İstanbul'u tartışıyoruz ve sayın bakanlar da, yetkililer de, bu ülkenin bilim adamları da şiddetli bir depremin İstanbul'da olmasının kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor. Ama biz hâlâ Kanal İstanbul derdine düşmüş, İstanbul'u bekleyen 9 şiddetindeki tehlikeyi aymaz bir karşılama hâline dönüştürüyoruz. Ve işte, gelinen noktada, şuradaki koltuklarda, biz bugün konuştuğumuz, insan yaşamını ilgilendiren, 16-17 milyon İstanbulluyu da bekleyen, fay hattında bundan farklı bölgelerdeki tehlikeleri de işaret eden konuyu birinci ağızdan görüşüp, muhatap bulup, soru sorup cevap alacağımız bakanlardan yoksun bir Parlamentoda âcizleri oynamaktayız. Burada bizim vebalimiz yok, gelinen noktaya getirenler -bu ülkede- belli ama yanlıştan dönmek de bir erdemdir. Bu ülkede birlikte yaşıyor, aynı gemide birlikte yolculuk yapıyoruz. Öyleyse ne yapacağız? Bizden sonraki nesillere olan borcumuzu ödeme noktasında el ele tutuşup ortak anlayışla çıkaracağımız yasalarla önlemleri alacağız.

Arkadaşlar, bu ülkenin 81 milyon yurttaşından "deprem vergisi" adı altında toplanan paraları işte bu fay hattında bulunan okullarımıza, resmî kurum ve kuruluşlarımıza düzenli bir şekilde harcar, o depremi sağlıklı kentler oluşturarak bekler, hazırlanır, karşılarsak elbette bu ülkede 1 yurttaşımızın kaşı kırışmadan, canı yanmadan, acılara meydan vermeden bunu başarırız. Ama şöyle bir bakıyorum yerel yönetimlerin kadrolarına, jeofizik ve jeoloji mühendisleri noktasında da bir fukaralık var. İşte bunu da bir yasayla olmazsa olmazlar hâline getirip, mutlak ama mutlak belediyelerde bu kadroların olmasını sağlamak zorundayız. Bunun için neye gerek var? Bunun için, sadece, bu depremde yaraları sarma noktasındaki birlikteliğin yasa çıkarma noktasında da olmasına şiddetle ihtiyaç var. Ben bu kararlı gözlere baktığımda bu kararlılığı görmek istiyorum ama bireysel tanıdığım insanların, bu sıralarda oturanların gözüne baktığımda "Doğru söylüyorsunuz." dediğini de görmekteyim. Öyleyse bunu hayata geçirelim, hiç de zor değil, biz bunları başarabiliriz.

Olay yerini gördük. Bir sayın vali sanki satış sonrası hizmet veriyor, müşteri memnuniyeti ölçercesine "Algı gayet güzel." diyor. Arkadaşlar, biz bu manzaraları görmek ve yaşamak istemiyoruz.

O yüzden, biz mutlak ama mutlak bunun önlemini almak zorundayız. Bu vebal ve sorumluluk buradaki yüce Meclisin çatısı altında bulunan 600 milletvekilinde. Sorumluluğumuzun gereğini yapacağız.

Yine, değerli hemşehrilerim, büyük kentlerdeki deprem toplama merkezlerine baktığınızda, birçoğunda o, Anadolu'daki küçük esnaf ve sanatkârın da belini büken AVM'lerin yapıldığını görüyoruz. Bu kötü alışkanlıklardan vazgeçeceğiz ve deprem toplama

alanlarını yeniden insanların dikkatine sunup -şehir girişlerinde, okullarda eğitimle, resmî kurum ve kuruluşlarda, insanların yoğun olduğu yerlerde- mutlaka onların yerlerini, adreslerini insanların bilinçlerine koymak durumundayız. İşte bu noktada, mutlaka ama mutlaka önlemleri almak hepimizin boynunun borcu diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@