Diyanet için Yılmaz Özdil bakın neler yazdı...

Diyanet İşleri Başkanlığı'na tepkiler dinmiyor. Kurucusu Atatürk'e 30 Ağustos Zafer Bayramında Cuma namazında hiç değinmeyen Diyanet için Sözcü Yazarı Yılmaz Özdil bakın neler yazdı...

Haberler 31.08.2019, 13:42
Diyanet için Yılmaz Özdil bakın neler yazdı...

Dine, dindara saygılıydı.
Din tüccarına, yobaza müsamaha göstermezdi.

“Din, Allah ile kul arasındaki bağdır, softa sınıfının din simsarlığına asla müsaade edilmemelidir, dinden maddi menfaat temin edenler menfur (tiksinti verici) kimselerdir” diyordu.

1922… Saltanatın kaldırılması görüşmeleri yapılırken, bazı milletvekilleri “Mustafa Kemal halife olsun” teklifinde bulundu.
Sinirinden acı acı gülümsüyordu.
“Bunlar beni, başımda yeşil sarık, yüzümde uzun sakal, geniş bir cübbe içinde, elimde tespih, uhrevi bir adam yapmak istiyorlar. Hayrete şayandır, bunların kalın kafaları beni anlamıyor” diyordu.

Kadir geceleri oruç tutardı.
Ramazan'da içki içmezdi.
Akşam sofraları iftara dönüşürdü.
Yaşar Okur'u çağırır, Kur'an-ı Kerim okuturdu.

Yaşar Okur özel hafızıydı.
Sultan Reşad'ın, Vahdettin'in, halife Abdülmecid'in hanendesi ve başmüezziniydi. Cumhuriyet ilan edilince Ankara'ya gelmiş, Cumhurbaşkanlığı Fasıl Heyeti Şefi olmuştu.
1930'da emekliye ayrıldı ama, Köşk'ten ayrılmadı.
Mustafa Kemal hiç kimsenin emeğini bedavaya getirmezdi… Gönüllü olarak çalışmaya devam eden hafızına 1930'dan itibaren ölümüne kadar her ay kendi cebinden 100 lira verdi.
Emekli hafız maaşının iki katıydı.

Ramazan ayı boyunca Hacı Bayram Veli ve Zincirlikuyu camilerinde şehitlerimizin ruhuna hatim indirtirdi.

1932… Sadettin Kaynak hatıralarında şu çarpıcı bilgiyi aktarıyordu: “Ramazan ayıydı. Dolmabahçe'de büyük muayede salonunda hafızları toplamıştı. Gazi'nin elinde Cemil Said'in Türkçe Kur'an-ı Kerim'i vardı. Evvela hafız Kemal'e verdi, okuttu, beğenmedi. Ver bana, ben okuyacağım dedi. Hakikaten okudu. Hâlâ gözlerimin önündedir, askeri kumanda eder gibi, emir verir gibi bir ahenk ve tavırla okudu.”

Referans aldığı kitaplardan biri, dönemin en ünlü şarkiyatçılarından Leone Caetani'nin “İslam Tarihi” eseriydi.
Hazreti Muhammed'in liderliğinin, savaşlarının anlatıldığı bölümlerin altını çizmişti, “mühim” diye not düşmüştü.
Altını çizerek okuduğu diğer bölümler “oruç” ve “ramazan bayramının ortaya çıkışı”yla alakalı satırlardı.

Bedir Savaşı'nı askeri açıdan incelemişti.
Kendi elleriyle haritasını çizmişti.
“Hazreti Muhammed'in peygamber olduğundan şüphe edenler şu haritaya baksınlar, Bedir destanı'nı okusunlar, bir avuç insanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı kazandığı büyük zafer, fani insanların kârı değildir, Hazreti Muhammed'in peygamberliğinin en kuvvetli delilidir” diyordu.

Kur'an-ı Kerim'i tüm incelikleriyle bilirdi.
Orijinal Arapçası'nı defalarca okumuştu.
Türkçe ve Fransızca çevirilerini defalarca okumuştu.
Tefsir ederdi.

Mustafa Kemal'i tarih boyunca tüm devrimcilerden ayıran özelliği, din'di… İslamiyet'e, inanç kavramına entelektüel seviyede kafa yormuştu.

Meclis kararıyla özel bütçe ayırarak, Kur'an-ı Kerim'i Türkçe'ye tercüme ettirdi, tefsir ettirdi, onbinlerce bastırtarak halka ücretsiz dağıttı. Kendi dilimizde anlaşılarak okunmasını sağladı.

İlk bilimsel hadis çalışmasını yaptırdı.
Temel hadis kaynağı kabul edilen Buhari'yi Türkçe'ye çevirtti, yine onbinlerce ücretsiz dağıttı.

Halkın kendi dilinde kavrayarak, kendi dilinde hissederek camilere yönelmesi için çaba harcadı. Türkçe Kur'an, Türkçe hutbe, Türkçe ezan okuttu.

1931… Ramazan'ın 15'inci günüydü. Hafız Yaşar Okur, İstanbul Yerebatan Camisi'nde cuma namazını müteakip “müşfik ve rahim olan Allah'ın adıyla” diye başlayarak, tarihte ilk kez Türkçe Kur'an okudu.

Hemen ardından… Hafız Burhan, Hafız Kemal, Hafız Zeki, Hafız Nuri, Hafız Rıza, Hafız Fahri, Hafız Rifat beyler, Sultanahmet Camisi'nde Türkçe Kur'an okudu. Cemaatin çok önemli bölümü, kadındı.

Hafız Rifat bey, Fatih Camisi'nde tarihte ilk kez Türkçe ezan okudu.
İlk Türkçe hutbe, Süleymaniye Camisi'nde okundu.
Kadir Gecesi'nde Ayasofya'da 30 hafız, Türkçe Kur'an okudu.
Ayasofya'ya 100 bine yakın insan gelmişti.
Radyodan naklen yayınlandı.

“Müslümanların toplumsal hayatında hiç kimsenin özel bir sınıf olarak varlığını korumaya hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler, dini hükümlere göre hareket etmiş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur. Hepimiz eşitiz. Dinimizin hükümlerini eşit olarak öğrenmeye mecburuz” diyordu.

Tevrat ve İncil'i okumuştu.
Eski Ahit ve Yeni Ahit, kütüphanesinde yeralıyordu.
İbrani, Keldani ve Yunani lisanlarından tercümeydi.
Agop Boyacıyan Matbaası tarafından 1886'da basılmıştı.

Angelo Giuseppe Roncalli, piskopostu.
İstanbul'da papalık temsilcisiydi.
“Din adamlarının dini kıyafetlerini sadece ibadet yerlerinde giymelerine” dair kanun çıkarılınca, devrim kanunlarına tereddütsüz saygı gösterdi, hiçbir kurumsal imtiyaz talebinde bulunmadı, Türkiye'de sivil kıyafetle dolaşan ilk din adamı oldu.
Mustafa Kemal, bu uyumlu davranışı nedeniyle piskopos Roncalli'ye iki takım elbise, bir pardesü, bir fötr şapka hediye etti.
Piskopos, Türk dostuydu.
Ders aldı, akıcı Türkçe öğrendi.
Günlük tutuyordu. Yıllar sonra kitaplaştırılan hatıralarına göre, Mustafa Kemal devrimlerini hayranlıkla takip ediyordu.
“Burada yepyeni bir dünya var” diyordu.
Türkiye Cumhuriyeti'nde son derece rahat yaşadığını, kendisini rahat hissettiğini, hatta, hıristiyan din adamı olmasına rağmen asıl sıkıntıyı Yunanistan'da yaşadığını, Yunanistan'a girmekte güçlük çektiğini anlatıyordu. Günlüğüne defalarca “Türkleri seviyorum” diye yazmıştı.
1953'te Papa oldu!
Türkiye sevgisi nedeniyle “Türk Papa” olarak anıldı.
“Hayatımın en güzel 10 yılını Türkiye'de geçirdim, barışçıl ve dingin'di, beni bir tek kimse bile, bir tek gün bile kırmadı, sadece sıcak alaka, dostluk, samimiyet ve anlayış gördüm” diyordu.
Mustafa Kemal döneminde kurulan dostane ilişki sayesinde, Mustafa Kemal'in takım elbise hediye ettiği Türk Papa sayesinde… Tarihte ilk kez Türkiye'yle Vatikan arasında diplomatik ilişki kuruldu.

1932-33 arasında Türkiye'de görev yapan Amerikan büyükelçisi Charles Sherrill, 1934'te kaleme aldığı Atatürk biyografisinde şunları yazmıştı: “Mustafa Kemal'in din bahislerinden hoşlanmadığı söylenirdi. Halbuki benimle bu konuya dair gayet serbest ve uzun uzadıya konuştu. Bütün Türkler kendi kendilerine okuyup anlayabilsinler diye Türkçeleştirmiş, Kur'an gibi büyük bir kitabın kapılarını ardına kadar açmıştı. Fevzi Paşa 22 gün 22 gece fasılasız devam eden Sakarya Savaşı boyunca bir tek defa bile namazını ihmal etmemişti, Tanrı'ya dualarını sürdürmüştü, bu ağırbaşlı cesur komutan askerlerinin moralini yükseltmek için mevziden mevziye dolaşarak, erlerine Kur'an'dan parçalar okumuştu. Aynı derece soğukkanlı ve savaşta bir an bile cesaret ve azmini kaybetmemiş olan İsmet Paşa da Fevzi Paşa gibi dinine yürekten bağlı bir Müslümandı. Bu iki dindar komutan, Mustafa Kemal'in en yakın iki generaliydi.”

Sakarya Savaşı'nın en kanlı günleriydi.

Çadırında harita üzerinde çalışıyordu.
Yaverine emretti, “çok acele Fevzi paşa'yı çağır” dedi.
Yaver Muzaffer Kılıç atına bindi, dörtnala Fevzi Çakmak'ın çadırına gitti, içeri girdiğinde paşa'yı yüksek sesle Kur'an okurken buldu, sırtı kapıya dönüktü. Ne yapacağına karar veremedi, seslenmedi, geri döndü, durumu anlattı.
Mustafa Kemal “dokunma” dedi…
“Kur'an okurken rahatsız etmeyelim.”

Kurtuluş Savaşı boyunca emrindeki paşalarla birlikte, hafızlara Kur'an okutup dinlerdi. Hatıra defterinde tarih tarih notlar vardı.
“9 mart perşembe, İsmet paşa geldi, evvela yemek, sonra ertesi günün hareketi kararlaştırıldı, ondan sonra hafıza Kur'an okuttuk.”
“10 mart cuma, İsmet, Yakup Şevki ve Selahattin paşalar gelmişlerdi, beraber yemek yedik, hafıza Kur'an okuttum.”
“17 mart cuma, karargaha avdet, saat 8'e kadar yalnız kaldım, Mustafa Abdülhalik bey geldi, hafıza Kur'an okuttuk.”
“20 mart pazartesi, İsmet paşayla beraber bize geldik, Fahrettin paşa ve erkan-ı harbi yemeğe davet etmiştim, hafıza Kur'an okuttuk.”

Mevlevi felsefesiyle ilgiliydi.
Harp okulunda öğrenciyken Selanik'e izne geldiğinde mutlaka mevlevihaneye gider, sema izlerdi.
Sema sırasında Tanrı'ya dönerek yaklaşmayı “Türk dehasının bir ifadesi” olarak görüyordu.
1923'te Konya'da mevlevihaneye uğradı. Ziyaretçi defterine “Türk medeniyetinin ana kaynaklarından biri” diye yazdı.
Mevlana'yı “büyük reformist” olarak nitelendiriyordu.
Ancak, Mevlana'nın oğlu sultan Veled'i babasından bile üstün görüyordu. Çünkü “eserlerini Türkçe yazdı” diyordu.

1919… Sivas Kongresi'nden sonra Ankara'ya giderken, güzergahı bizzat belirlemiş, Hacıbektaş'ta konaklamıştı.
Böylece, Osmanlı'nın yüzyıllardır Alevilere karşı yürüttüğü yok sayma, baskı ve kırım politikasını tarihe gömmüştü.
Cemalettin Çelebi tarafından ağırlanmış, Cem töreni izlemişti.
Dedebaba postunda oturan Salih Niyazi Baba'yı ziyaret etmişti.

En yakın adamlarından olan Kılıç Ali'nin asıl ismi Asaf'tı.
İlk tanıştıklarında özgeçmişini incelerken, Asaf'ın üstünü çizmiş, nüfusa kayıtlı olduğu Beşiktaş'taki Kılıçali semtinin de altını çizmişti.
“Artık Asaf masaf yok, sadece Kılıç Ali var, malumundur ki Hazreti Ali'nin diğer ismi Kılıç'tır, hem de Allah'ın keskin kılıcı… Böyle bir birleşme olur da insan başka ismi nasıl taşır?”

1926… Mekke'de İslam kongresi toplanacaktı. Türkiye Cumhuriyeti de davet edilmişti. Ankara'nın delege gönderip göndermeyeceği tüm dünyada merak konusuydu.
Mustafa Kemal hiç tereddütsüz “elbette katılacağız” dedi.
İstanbul milletvekili Edip Servet Tör'ü çağırdı.
“Mekke'ye gidip bizi temsil edeceksin, Türksün ve Müslümansın, Türklük Müslümanlığın öncüsü ve kılavuzudur, Müslüman milletleri medenileşmekten alıkoyan batıl itikatları yıkmak için Mekke'ye şapka ile gireceksin, kara taassup seni parçalamaya bile kalksa, başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin” dedi.
Mesele tabii ki şapka değildi…
Bağnazlığın dayatılmasına, din'le alakası olmayan konuların sanki din kuralıymış gibi kabul edilmesine karşı tavır koyuyordu.
Mekke'de şapkayla dolaşılması yasaktı, hayal bile edilemezdi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kararı dünya çapında haber oldu.
Ve, Edip Servet Tör, Mekke'ye şapkayla girdi.
Herhangi bir sorun yaşanmadığı gibi, tam tersine, dünyadaki tüm Müslüman ülkelerin en çok itibar gören delegesi oldu.

Manevi kızı Nebile'ye yasin okuturdu.

Ezan dinlemeyi çok severdi.
1928… Mithat Cemal Kuntay hatıra defterine şu notu düşmüştü: “Uzun bir gecenin sabahında, güneş doğarken çok müstesna bir hadise oldu. Gazi, manevi kızından rica etti, Nebile hanım sandalyenin üstüne çıktı, sabah ezanı okumaya başladı. Bir ara baktım, Nebile hanımın ses damlalarına gözyaşı damlaları karışıyordu, Gazi ağlıyordu.”

Rahmetli olduğunda, vasiyetnamesi dışında kalan bazı değerli eşyaları iki kasa içinde Ziraat Bankası'na teslim edilmişti.
Bu kasalar Anıtkabir'e aktarılmak üzere 1953 yılında açıldı.
Değerli taşlarla süslü ağızlık, sigara tabakası, kol düğmesi, saat gibi eşyaların yanında, Ayet-el Kürsi'nin yazılı olduğu pirinç tanesi çıktı.

Mustafa Kemal hakkında uydurulan en vahim yalanlardan biri, “dinsiz olduğu, din düşmanı olduğu, dindarlara baskı yaptığı” yalanıdır.
Nesilden nesile tekrarlanan, sürekli gündemde tutulan bu yalanın kaynağı, Mustafa Kemal'in bileğini bükemeyen emperyalizm'dir.

Din düşmanı gibi göstererek halkın gözünden ve gönlünden düşürmeyi amaçlayan algı projesi, zannedildiği gibi vefat ettikten sonra değil, Mustafa Kemal henüz hayattayken başlatıldı.
Lozan Antlaşması imzalanır imzalanmaz, devreye sokuldu.

Ortadoğu uzmanı Alman diplomat Kurt Ziemke, 1930 yılında yazdığı “Yeni Türkiye” isimli kitabında, İngiliz projesini şöyle anlatıyordu:
“Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya ve Türkiye mahvolmuştu, her iki ülke de teslim olmak zorunda kalmışlardı.
Türkiye'de Türk milli mücadelesinden sonra Kemalizm'in temel prensipleriyle Türk milli devleti oluşturuldu.
İngilizler Musul'da hedeflerine ulaşmak için bir yandan Türkiye'deki ayrılıkçı hareketlere destek verirken, bir yandan Kemalist akımın yayılmasını engelleyecek önlemlere başvurmuşlardı.
Yapılması gereken, Kemalist Cumhuriyet'in hem din düşmanı, hem Kürt düşmanı olduğu temasını ortaya atıp, işlemekti.”

Ve dün, 30 Ağustos'ta…

Diyanet işleri başkanlığının cuma hutbesinde, Mustafa Kemal Atatürk'ten, silah arkadaşlarından tek kelime bile bahsedilmedi.

Diyaneti yöneten zihniyet, 30 Ağustos hutbesinde lafı uzun uzadıya eğip büktü, “vatan” dedi, “zafer” dedi, Mustafa Kemal Atatürk diyemedi.

Ben hiç eğip bükmeden söyleyeyim bari…
Bu diyanet, Türk milletinin diyaneti olamaz.
Emperyalizmin adeta ayakta alkışladığı bu diyanete karşı, tıpkı Börekçizade Rıfat gibi, yurtsever din adamlarımız tarafından Anadolu fetvası verilmesi lazım.


Yorumlar (0)
-1°
az bulutlu
banner978
Günün Anketi Tümü
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Namaz Vakti 20 Kasım 2019
İmsak 06:05
Güneş 07:33
Öğle 12:39
İkindi 15:13
Akşam 17:36
Yatsı 18:58
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 11 21
2. Fenerbahçe 11 20
3. Trabzonspor 11 19
4. Alanyaspor 11 19
5. Başakşehir 11 19
6. Galatasaray 11 19
7. Malatyaspor 11 18
8. Beşiktaş 11 18
9. Gaziantep FK 11 15
10. Çaykur Rizespor 11 14
11. Göztepe 11 13
12. Konyaspor 11 13
13. Kasımpaşa 11 12
14. Denizlispor 11 11
15. Antalyaspor 11 11
16. Gençlerbirliği 11 10
17. Ankaragücü 11 9
18. Kayserispor 11 7
Takımlar O P
1. Hatayspor 11 21
2. Fatih Karagümrük 11 19
3. Ümraniye 11 18
4. Balıkesirspor 11 18
5. Akhisar Bld.Spor 11 18
6. Erzurum BB 11 18
7. Keçiörengücü 11 18
8. Bursaspor 11 17
9. Menemen Belediyespor 11 17
10. Altay 11 15
11. Adana Demirspor 11 12
12. İstanbulspor 11 12
13. Giresunspor 11 12
14. Boluspor 11 10
15. Osmanlıspor 11 10
16. Adanaspor 11 8
17. Altınordu 11 7
18. Eskişehirspor 11 1
Takımlar O P
1. Liverpool 12 34
2. Leicester City 12 26
3. Chelsea 12 26
4. Man City 12 25
5. Sheffield United 12 17
6. Arsenal 12 17
7. M. United 12 16
8. Wolverhampton 12 16
9. Bournemouth 12 16
10. Burnley 12 15
11. Brighton 12 15
12. Crystal Palace 12 15
13. Newcastle 12 15
14. Tottenham 12 14
15. Everton 12 14
16. West Ham 12 13
17. Aston Villa 12 11
18. Watford 12 8
19. Southampton 12 8
20. Norwich City 12 7
Takımlar O P
1. Barcelona 12 25
2. Real Madrid 12 25
3. Atletico Madrid 13 24
4. Sevilla 13 24
5. Real Sociedad 13 23
6. Athletic Bilbao 13 20
7. Getafe 13 20
8. Granada 13 20
9. Valencia 13 20
10. Osasuna 13 19
11. Villarreal 13 18
12. Levante 13 17
13. Real Valladolid 13 17
14. Deportivo Alaves 13 15
15. Eibar 13 15
16. Mallorca 13 14
17. Real Betis 13 13
18. Celta de Vigo 13 9
19. Espanyol 13 8
20. Leganés 13 6
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@