Devlet: Genç Mahkumlara Tecavüz Koğuş Eksikliğinden

-Türkiye İnsan Hakları Kurumu Başkanı Dr. Hikmet Tülen, ceza infaz kurumlarında meydana gelen dayak ve cinsel saldırı olaylarına gençlerin ayrı koğuşlara konulmaması, tecavüzcülerin koğuş mümessili olması gibi nedenlerin yol

Devlet: Genç Mahkumlara Tecavüz Koğuş Eksikliğinden
ANKARA(ANKA) - Bir kamu kurumu olan Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHK) cezaevlerinde genç mahkumlara tecavüzün bu yaştakilerin konulacağı ayrı koğuşlar bulunmaması ve tecavüzcülerin koğuş mümessili gibi güçlü konumlara gelebilmesinden kaynaklandığını bildirdi.

TİHK’in Başkanı Dr. Hikmet Tülen, yazılı açıklamasında İnsan Hakları Derneğinin başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda hazırlanan ve tam metni Kurumun internet sitesinde bulunan “Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Cinsel İstismar ve Kötü Muamele İddiaları Raporu”nda ceza infaz kurumlarında meydana gelen dayak ve cinsel saldırı olaylarına yol açan nedenlerin irdelendiğini hatırlattı.

-GENÇLİK KOĞUŞU YOKSA TECAVÜZ VAR!-

Rapora konu Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda gençlik koğuşu bulunmadığından S.Ö. isimli mahpusun,19 yaşına girdiği andan itibaren yetişkinlerle aynı koğuşa yerleştirildiğini, dayak ve cinsel saldırı iddialarının da bu koğuşta meydana geldiğini belirten Tülen, şöyle devam etti:

“Bu uygulama uluslararası kurallarla çelişmektedir. Zira anılan düzenlemelerde, genç mahpusların öncelikle yetişkin mahpuslardan ayrı kurumlarda, bunun mümkün olmadığı hallerde ise yetişkinlere mahsus cezaevlerinin ayrı bölümlerinde tutulmaları emir ve tavsiye edilmektedir. Mezkûr düzenlemelere rağmen, gençlik kapalı ceza infaz kurumları yeterince yaygınlaştırılmamış ve bu tip ceza infaz kurumunun bulunmadığı yerlerdeki ceza infaz kurumlarında gençlik bölümleri oluşturulmamıştır. Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda gençlere ayrılmış ayrı yer olmadığı için mağdur, gençlik koğuşuna konulamamıştır.”

İnceleme tarihi itibariyle 67 koğuş ve 479 odada 1337 tutuklu ve hükümlünün bulunduğu anılan cezaevinde, 78 genç tutuklu ve hükümlünün yaşlarına göre gruplandırılmamış olmasının ve kendileri için ayrılmış bölümlerin bulunmamasının, gençlerin istismar edilmesine zemin hazırladığını kaydeden TİHK Başkanı Hikmet Tülen, şöyle devam etti:

“Raporda, mahkumiyet süresinin, mahpuslar arasında hiyerarşik ilişkilerin oluşmasına yol açtığı belirtilmekte ve cezaevinde göreceli olarak uzun süre kalınacak olmasının diğer mahpuslar üzerinde hâkimiyet kurulmasına sebep olduğu vurgulanmaktadır. Rapor konusu olayda, gençlik çağına yeni adım atmış olan S.Ö.’nün, 46 yıl hapse mahkûm edilmiş olan Z.Y. tarafından sürekli olarak dövüldüğü tespit edilmiştir. Dayak olayına şahitlik eden diğer mahpuslar, korkularından Z.Y.’ye karşı koyamamışlardır. Böyle bir atmosfer altında, maddi durumu zayıf olan ve sigara bağımlısı olan gençler fiziksel şiddete ve tacize karşı tamamen korumasız duruma düşmektedirler. Bu nedenle Rapor, hükümlü ve tutukluların koğuşlarının belirlenmesinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun emredici hükmüne uygun olarak yaşın, suçun niteliğinin, ceza miktarının, mahpusun akıl ve beden sağlığının dikkate alınmasını ve bu hususların sürekli olarak denetlenmesini tavsiye etmektedir.”

-TECAVÜZCÜLER KOĞUŞ MÜMESSİLİ OLABİLİYOR-

Tülen, rapora göre, şiddet ve taciz olayları ile yakın ilişkisi bulunan “koğuş mümessilliği” uygulamasının cezaevi yönetimlerinin bilgisi ve onayı dâhilinde devam ettiğini bildirdi.

Mahpusların, “mümessilin” düzen sağladığına inandıklarını belirten TİHK Başkanı, “S.Ö.’yü mağdur eden Z.Y. bir koğuş mümessilidir. Antalya Cezaevinde farklı tarihlerde gündeme gelen üç ayrı cinsel taciz iddiasında suçlanan kişiler de koğuş mümessilleridir. Bu durum, ceza infaz kurumlarında mümessillik uygulaması üzerinden güç ilişkisi kurulduğuna ve bu güç ilişkisinin insan hakları ihlallerine yol açtığına işaret etmektedir” dedi.

Hikmet Tülen, cinsel saldırı olayının gündeme gelmesi üzerine  Z.Y., Antalya Cezaevinden Isparta Cezaevine nakledildiğini belirterek şu bilgileri verdi:
“Antalya Cezaevinde başlatılan incelemenin devamı olarak Isparta Cezaevine giden Türkiye İnsan Hakları Kurumu uzmanları, Z.Y.’nin burada da gençlerle aynı koğuşa verildiğini ve burada da kendisini ‘mümessil’ seçtirdiğini tespit etmişlerdir. Anlatımlarına başvurulan Z.Y., koğuş mümessilliğine bakış açısını şu sözlerle ifade etmiştir: ‘Ben koğuş mümessiliydim. Şu anda da koğuş mümessiliyim. Beni koğuş seçti mümessil olarak. Mümessillik düzenin sağlanması için gereklidir. Üç kişinin olduğu yerde bir reis seçilir. Sözünü geçirmen gerekir. Sözünü geçirmezsen, insanlar da idare de huzursuz olur. Koğuş mümessili olarak zaman zaman kızmak durumunda kalınır. Birine bir fiske vurulur. Otoritemi kuramazsam düzen bozulur ve idare de bizden rahatsız olur.’ Antalya Cezaevinde, koğuşun düzeni için şiddeti gerekli gören bir mahpusun mümessil seçilmesine göz yumulması, bu kişinin fiziksel şiddet ve cinsel saldırı iddialarına rağmen gönderildiği yeni cezaevinde de mümessil seçilmesi ve cezaevi yönetiminin de bunu kabul etmesi, cezaevlerinde meydana gelen fiziksel şiddet ve cinsel saldırı iddialarına zemin hazırlayan nedenlerin bir örneği olarak tespit edilmiştir.”

Ceza infaz kurumu savcılığı uygulamasının da eleştirildiği Raporda, asli fonksiyonu gözetim ve denetim olan ceza infaz kurumu savcılığının fiilen cezaevi yöneticiliğine dönüştüğü belirtildi. Rapora göre bu durum ceza infaz kurumu savcılarını taraf haline getiriyor ve ceza infaz kurumlarında meydana gelen insan hakları ihlali iddialarının tarafsız bir şekilde incelenememesi sonucunu doğuruyor. Öte yandan, görüşme yapılan mahpusların hemen tamamının sorunları olduğunda ceza infaz kurumusavcısına ve cezaevi müdürlerine ulaşamadıklarını, en fazla infaz ve koruma başmemuru ile görüşebildiklerini ifade etmeleri, gözetim ve denetim açığını ortaya koyuyor. (ANKA)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.