Cemil Kılıç yazdı: Aşağıdaki satırlar Sünni bir ailede doğan şahsımın Aleviliği tanıma sürecini anlatıyor

Yani hükümet ricali, 21 Mart’ta gerçek Ali’yi yani Alevilikteki Hz. Ali inancını tanıdıklarını mı ilan edecek?

Cemil Kılıç yazdı: Aşağıdaki satırlar Sünni bir ailede doğan şahsımın Aleviliği tanıma sürecini anlatıyor

Yani hükümet ricali, 21 Mart’ta gerçek Ali’yi yani Alevilikteki Hz. Ali inancını tanıdıklarını mı ilan edecek?

01 Mart 2017 Çarşamba 09:11
Cemil Kılıç yazdı: Aşağıdaki satırlar Sünni bir ailede doğan şahsımın Aleviliği tanıma sürecini anlatıyor

Odatv.com'un haberine göre;

Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş, birkaç gün önce, bir Alevi kurumunu ziyaretinde, 21 Mart’ta Ankara’da hükümetin destekleyeceği bir organizasyonla Hz. Ali’nin doğumunun kutlanacağını açıkladı.

Malum olduğu üzere 21 Mart Alevi inancında Hz. Ali’nin doğumu bağlamında Sultan Nevruz adıyla kutlanır. O gün, Alevi inancına göre ilk semahın dönüldüğü, ilk cem ibadetinin yapıldığı, Kırklar Meclisinin toplandığı gün olarak kabul edilir. Ayrıca 21 Mart Hz. Ali’nin doğum günüdür.

Alevilerin inandığı Ali, Kırkların Ceminde cem olan, semah dönen bir Ali’dir. 

Oysa hükümet ne cemi bir ibadet olarak görüyor ne de cemin yapıldığı mekan olan Cemevlerini ibadethane görüyor. Böyleyken ‘Hz. Ali’nin doğumunu kutlayacağız’ diyerek Alevilere yönelik bir referandum operasyonu mu yapılmak isteniyor? Yoksa hükümet gerçek Ali’yi tanımaya mı hazırlanıyor?

Yani hükümet ricali, 21 Mart’ta gerçek Ali’yi yani Alevilikteki Hz. Ali inancını tanıdıklarını mı ilan edecek?

Bunca yıldır Alevilerin taleplerini göz ardı eden ve ipe un seren hükümet, bu sefer gerçekten bu konuda somut bir adım atabilir mi? Umarız atar. Ama açık konuşalım ki şahsen buna pek ihtimal vermiyorum. Yapacakları şey büyük ihtimalle Sünni inançtaki Ali ögesini esas alan bir kutlama organizasyonu tertip etmek olacaktır.

 

Ama biz yine de hükümete yılmadan, usanmadan Aleviler ve Alevilik hakkında bir kez daha bazı hususları hatırlatarak gerçek Ali’yi tanıyacakları zemini açıklayalım.

Aşağıdaki satırlar Sünni bir ailede büyüyen, Sünni eğitim kurumlarında yetişen bir ilahiyatçı olarak şahsımın Aleviliği tanıma sürecini anlatıyor. Belki hükümetimiz için de bu satırlar esin kaynağı olabilir.

Sayın hükümet ricalimizin yüksek dikkatlerine takdim ediyorum;

Aleviler ve Alevilik hakkında kafasında bir yığın hurafe ve yanlış bilgi ile dolaşanlara, Aleviliği ve Alevileri hâşâ “öcü” gibi görenlere bir kez daha anımsatalım ki, Aleviler ve Alevilik hem İslam tarihinin hem de bu toprakların inkar edilemez bir gerçeğidir. Bir diğer ifadeyle Aleviler ve Alevilik, yüzlerce yıldır vardır ve var olmaya devam edecektir. Bu gerçeği kabul etmek istemeyen kim varsa bilsin ki o başını kuma gömen deve kuşundan farksızdır. Yani Alevilerin ve Aleviliğin asimile olarak yok olacağını zannedenler kesin ve keskin bir yanılgı içindedir.

Peki kimdir Aleviler ?

Nedir Alevilik ?

Aleviler, diğer tüm insanlar gibi Hakk’ın yarattığı muazzez ve müşerref insanlardır.

Alevilik, insanı Hakk’ın tecellisi gören bir diğer ifadeyle “İnsan Hakk’ta, Hakk insanda!” diyen özgün bir inanıştır.

Aleviler, eline, diline, beline sahip olma ilkesiyle yaşayan ahlaklı ve erdemli bir toplumdur.

Alevilik, Hz. Muhammed’in ve ehlibeytin ahlakıyla ahlaklanmayı amaç edinen bir ahlak ve erdem yoludur.

Aleviler, Hakk’ın birliğine, Ahmed – i muhtar’ın risaletine, Aliyy’ül mürteza’nın velayetine ve Kur’an’ın kutsiyetine iman eden müminlerdir.

Alevilik, Hak – Muhammed – Ali ve Kur’an yoludur.

Aleviler, akla ve bilime bağlı, çağdaş insani değerleri önde tutan mümtaz bir topluluktur.

Alevilik, Hz. Ali’nin; “Aklım dinimdir.” ve Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin; “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” Buyrukları etrafında şekillenen bir akıl ve bilim yoludur. 

Aleviler, 72 millete bir nazarla bakan insaniyetçi ve evrensel bir tavrın sahibidirler.

Alevilik, ibadetinde dahi insanı merkez ve kıble kabul eden, gönül kırmayı en büyük günah gören bir bilinç halidir.

Aleviler, bölen değil birleştiren, parçalayan değil bütünleştiren, dışlayan değil kucaklayan, öç alan değil affeden insanlardır.

Alevilik, “incinsen de incitme” sözünde vücut bulan yüksek bir düşüncedir.

Aleviler, Allah’a teslimiyeti barış ve esenliğin yolu kabul eden İslam dinine mensup samimi Müslümanlardır.

Alevilik, İslam’ın özü ve esenlik pınarıdır.

Aleviler, sevginin, barışın ve kardeşliğin dilini konuşan gönül ve aşk ehli kimselerdir.

Alevilik, Yunus Emre’dir, Hacı Bektaş’tır, Mevlana’dır, Nesimi’dir, Mansur’dur, Pir Sultan’dır, Şah Hatayi’dir, Fuzuli’dir…

Öyleyse Alevilik, bu topraklarda bizi biz yapan hamurdur ve Aleviler ise kuşku yok ki manevi hamurkârlarımızdır.

Ama ne hazin ki, Aleviler ve Alevilik, öz yurdunda garip ve öz vatanında parya durumuna düşürülmektedir.

Heyhat; Aleviler ezilmek istenmekte, hakları gasp edilmekte ve eriyip yok olmaları arzulanmaktadır.

Maraş’ta karınları deşilen onlardır.

Çorum’da öldürülen onlardır.

Sivas’ta ateşe verilip yakılan onlardır.

İnançları ve ibadetleri aşağılanan onlardır.

Cemlerine cümbüş, cem evlerine cümbüş evi denilen de onlardır.

Telli Kur’an dedikleri sazları kırılıp parçalanan da, ayet dedikleri deyiş ve nefesleri yasaklanan da, dedeleri sürgün ve idam edilen de onlardır.

Onlar, Ebussuut, İdris – i Bitlisi, İbn – i Kemal fetvalarıyla katledilmeleri sevap ve cihad görülen mustazaflardır.

Ve ben…

Sünni bir ailenin çocuğu olarak geldim dünyaya…

Kur’an Kursu, İmam Hatip Lisesi ve İlahiyat Fakültesinde gördüm tahsilimi…

Okudum, öğrendim, yazdım.

Düşündüm, kavradım, çözdüm.

“Kün deyince on sekiz bin alemi var eden” in yoluna düştüm.“Hak” dedi dilim, “Ali” dedi kalbim, “Veli” dedi gönlüm…

Ayetler dinledim huşu ile Telli Kur’an’dan ve nasihatler duydum pir dilinden…

Yola yolcu olanların arasına katıldım;

Sanki bir damla idim de nehre karıştım.

Sanki bir nehir idim de denize ulaştım.

Sanki yok idim de varlıkla buluştum.

Yüzyılların tanıklığında binlerce kilometre öteden gelen bir kervandır kalbim. Arslan yelesini havalandıran asil bir rüzgar esti de, gece kurt yavrularken geldim dünyaya ve konuldu ismimiz sabah olurken: Lailahe İllallah, Ali mürşid güzel şah!

Cemil Kılıç - İlahiyatçı yazar

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.