Atatürk başkanlık sistemi için ne düşünüyordu?

Peki nedir bu başkanlık sistemi? Türkiye bu sisteme geçerse ne olur, var olan sistem ile devam ederse ne olur?

Atatürk başkanlık sistemi için ne düşünüyordu?

Peki nedir bu başkanlık sistemi? Türkiye bu sisteme geçerse ne olur, var olan sistem ile devam ederse ne olur?

16 Ekim 2016 Pazar 21:05
Atatürk başkanlık sistemi için ne düşünüyordu?
Atatürk başkanlık sistemi hakkında ne düşünüyordu - Gökhan Cebeci

“Başkanlık sistemine geçelim mi, geçmeyelim mi?”

Turgut Özal, Süleyman Demirel ve şimdi de Recep Tayip Erdoğan. İktidar koltuğunda yıllarca oturmuş sağcı politikacıların hiç vazgeçemedikleri tutkuları olan Başkanlık sistemi ile ilgili tartışmalar son zamanlarda bir kez daha sahnede.

Devletin tepesine kurulup, iktidarın bütün nimetlerini tattıktan sonra bir de ‘tek adam’ olarak ülke yönetiminin en üst kademesine gelince,‘Başkan’ olma arzusunun depreşmesi kaçınılmaz oluyor. Var olan makam – mevki bu politikacılarımıza bir süre sonra yetmedi, yetmiyor.

Bir kez daha gündeme gelen, ‘Parlamenter rejim mi yoksa başkanlık sistemi mi olsun?’ tartışmalarında, halk arasında yapılan anketlerde olduğu gibi siyasiler arasında da bir fikir birliğine rastlamak zor.

Zaten ara ara ortaya atılan bu yönetim biçimi değişikliği konusunda yapılan tartışmalar gösteriyor ki Türkiye’nin ezici bir çoğunluğu başkanlık sistemi hakkında fikir sahibi değil.

Televizyon ekranlarında, gazete sütunlarında konuşulanlar ve yazılanlar sadece bir yönde gerçekleşiyor: ‘Başkanlık sistemine geçelim mi, geçmeyelim mi?’ İyi de bu geçelim ya da geçmeyelim dediğimiz sistem hakkında kimse açıklayıcı, öğretici tek kelime etmiyor, edemiyor. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların yarattıkları gürültü kirliliği ve kargaşa altında tartışmalar sürüp gidiyor.

Peki nedir bu başkanlık sistemi? Türkiye bu sisteme geçerse ne olur, var olan sistem ile devam ederse ne olur?

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, dünyadaki bütün başkanlık ve yarı başkanlık sistemlerini ele aldığı ‘Federasyon Başkanlık Yarı-Başkanlık’ adlı kitabında Türkiye için örnek gösterilen ABD tarzı başkanlık sistemini şu şekilde açıklıyor:

“Ülkemizde başkanlık düzeninden yarar umanların ABD başkanlığını sıkça ileri sürmeleri ancak bu konunun yeterince bilinmediğini kanıtlar. Hele başkanlık düzeninin ülkeyi tıkanmalardan koruyacağını söylemek ABD’deki yürütme-yasama tıkanmasının 1945 sonrası Amerika’sında her on yılda altı kez yinelendiğini izlememiş olmaktan geliyor. (…) ABD’nin yakın geçmişinde Dick Cheney gibi bir başkan yardımcısının anayasanın dışına taşarak önce başkanlık ve sonra da sekiz yıllık Beyaz Saray iktidarını belirli çıkarlara dayalı görüşleri temelinde nasıl kullanabildiği de unutulmamalıdır.”

Görülen o ki, Başkanlık sisteminin, Erdoğan’ın söylediğinin aksine sistemde yaşanan tıkanıkları giderme konusunda çözüm olamama ve tek adam diktasını da beraberinde getirme olasılığı yüksek.

Daha bilgilendirici ve yol gösterici olması açısından, ülke siyasetindeki her konuda olduğu gibi bu konuda da Atatürk’ün söylem ve eylemlerine bakmak gerekir.

Bir zamanlar ‘Amerikan mandası’ şimdilerde ise ‘Küçük Amerika’ rüyasının yaşandığı ülkemizde bağımsızlık ve ulusal egemenlik savunucusu Ulu Önder Atatürk’ün bu konudaki görüşü nettir.

Devlet Başkanı’nın aynı zamanda fiilen Başbakanlık görevini de üstüne alması gerektiği tartışmalarının yapıldığı sırada, Atatürk, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’a: “Şaşarım o efendilerin aklı perişanına. Hep biliyoruz ki, memleketimizin başına gelen felaketlerin çoğu şahsi idareden gelmiştir. Bu kadar geri kalmamızın başlıca amillerinden biri budur. Biz öteden beri, böyle bir idareyi bertaraf etmek için mücadele ettik. Şimdi nasıl olur da benim aynı yola gitmekliğim, yeniden devlet hayatında tarafımdan böyle bir çığır açılması istenebilir.” (1) demiştir.

Halkın desteği ve kendisinin gücü olmasına rağmen: “Amerikan sistemini memleketimizde tatbik etmeyi hiç hatırıma getirmedim; sistemsiz ve kanunsuz tarzda, Reisicumhurlukla Başvekaleti birleştirmeyi düşünmedim ve düşünecek adam olmadığım bütün milletçe malumdur zannederim.”(2) sözleri ile Başkanlık sistemini ve kendisinin Başkan olmasını net bir şekilde reddetmiştir.

Atatürk için her zaman söylenen, ‘İsteseydi padişah olurdu ama olmadı’ sözüne, ‘İsteseydi Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı birleştirir tek başına Başkan olurdu’ sözünü de eklemek gerekir.

600 yıl padişahlar tarafından tek adam otoritesi ile yönetilen ülkede, Atatürk’ün Başkanlık sisteminden kaçınmasının en büyük nedeni, devletin bu en üst makamına oturacak olan kişinin yeni bir padişah olmasını engellemektir.

Sonuç olarak; tek seçici, tek belirleyici konumuna geçecek bir siyasetçinin, ‘Halk beni seçti, ben ne dersem o’ düşüncesi ile hesap vermeden yönetimi elinde tutması Türkiye Cumhuriyeti için kabul edilemez bir düşüncedir.

1)   Son Yıl 1938, Orhan Çekiç, sayfa 69
2)   A.g.e, sayfa 67-68

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol