Tehlikenin farkında mısınız? Semra Pektopal

Birleşik Kamu İş Genel Eğitim ve Basın Sekreteri Semra Pektopal yazdı: Tehlikenin farkında mısınız?

Haberler 31.07.2016, 10:28
Tehlikenin farkında mısınız? Semra Pektopal
Birleşik Kamu İş Genel Eğitim ve Basın Sekreteri Semra Pektopal yazdı: Tehlikenin farkında mısınız?

Birinci kurtuluş savaşında yenilmelerini hazmedemeyen AB-D emperyalistleri 1950'li yıllardan bu yana yerli işbirlikçileri ile ülkemiz üzerinde her türlü oyunu oynamış, 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleri ile de insanlarımızın üzerinden adeta bir silindir gibi geçmiştir. Bir ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını ele geçirerek o ülkeyi sömürgeleştirmek isteyen emperyalistler o ülkenin en gerici unsurları ile ittifak yaparlar. Onlarda öyle yaptılar. Özellikle 12 Eylül faşist darbesi ile 1970'li yıllardan itibaren örgütlenmeye başlayan ortaçağcı gerici örgütler artık açıktan aldıkları bu destek ile iyice palazlandılar.
 
1950'li yıllardan itibaren iktidara gelen yönetimler bu hareketleri beslediler, büyüttüler ve 2002 yılında da iktidara taşıdılar. İktidara gelen AKP'nin içinde çeşitli tarikatlar vardı. Bu tarikatların ideolojik açıdan bir farklılıkları olmadığından ve hepsinin de beslendiği kaynak ABD olunca hepsi de AKP etrafında birleşmişti. 2013 yılına kadar da bu yapılar, Cumhuriyeti ve tüm kazanımlarını el ele vererek yok etme mücadelesi verdiler. Ergenekon maskesi adı altında Mustafa Kemalci yurtsever askerleri zindanlara tıktılar, eğitimi gericileştirdiler, sınav sorularını yandaşlarına verdiler, üniversitelere seçilen rektörleri değil kendi adamlarını atadılar, basını tamamen ele geçirdiler vs. vs. Bunda büyük ölçüde de başarılı olduktan sonra sıra bu kazanımın pastasını yemeye gelince anlaşamadılar ve "en büyük dilim benim" kavgasına tutuştular. Ondan sonrasını zaten biliyorsunuz.  Fetocuları "paralelci" diye suçladılar. Ayrıca, "kandırıldık", "ne istediler de vermedik" dediler. Fetocular, dinleme cihazları ile Tayyipgillerin yaptıkları yolsuzlukları teşhir ettiler vs. vs. bu şekilde karşılıklı suçlamalar üç yıldır devam ediyordu.
 
Üç yıldır devam eden bu kavga, 15 Temmuz'da kanlı hesaplaşmaya dönüştü. 15 Temmuz akşamı, mevcut rejimle ideolojik hiçbir farkı olmayan, devletin içine çöreklenmiş Fetocuların, şu an iktidarda olan AKP'ye karşı devletin yönetimini ele geçirme savaşında, "tatbikata götürüyoruz" diyerek götürülen Mehmetçiklere, gözü dönmüş taraftarların kemerler ile nasıl saldırdığını ve askerin boğazını nasıl kestiğini izleyerek şahit olduk. Bunların arasında hiç bir ideolojik fark yoktur. Her ikisi de Cumhuriyet, laiklik ve Mustafa Kemal düşmanıdır. Amaçları Kuvayi milliye kazanımlarını yok etmektir. Bu son girişim, ABD Emperyalistlerinin emri, planı, programı, projesi ve yönetimi doğrultusunda yapılmış ve ülkemizi, BOP’a yani Yeni Sevr’e götürmek için yapılmıştır.
 
AKP İktidarı, "ben istedim bir göz, Allah verdi iki göz" sözünde olduğu gibi bu kanlı hesaplaşmayı hızla fırsata dönüştürdü ve demokrasicilik oyununa sığınarak, parti binalarına Atatürk'ün fotoğraflarını asarak, Ergenekon'dan yargılanan bazı subayları yeniden görevlendirerek tamamen kurmak istediği faşist ve ORTAÇAĞCI din devletine giden yolu hızla uygulamaya koymaya başladı.
 
Unutmayın ki, "cehenneme giden yol, iyi niyet taşları ile döşelidir". İran'da da Şah'ın devrilmesine ve yerine Hümeyni'nin getirilmesine ülkenin sosyal demokratları, sosyalistleri ve komünistleri gelen tehlikeyi, oynanan demokrasicilik oyununu görmemiş ve hepsi birlikte Hümeyni'yi desteklemişti. Ama ilk giden de onların kellesi olmuştu.

Şu an bizim ülkemizde de buna benzer oyunlar oynanıyor. Aydınlarımız, solcularımız adeta bu demokrasicilik oyununa çaktırmadan destek oluyorlar ve zaman kaybetmemize neden oluyorlar.
 
OHAL ilan ederek, Fetöcü darbecileri yargılama gerekliliğini, toplumsal muhalefet bileşenlerinin hak ve özgürlüklerini arama kısıtlama bahanesine dönüştürdüler. İnsan haklarını askıya aldılar.  Askeri okulları kapatarak, imam hatiplilere subay olma yolunu açtılar, Jandarmayı İçişleri Bakanlığına bağladılar. Orduyu itibarsızlaştırarak bitirdiler ve yerine kendi polis gücünü oluşturdular. Bilimsel eğitimi tamamen yok ettiler ve gericileştirdiler, Başkanlık sistemini fiili olarak uygulamaya başladılar vb. OHAL bahanesi ile Kamu çalışanlarının yıllık izinlerini durdurdular ama Hac'a giden memurlara bu yasağı kaldırdılar, kamu binalarını adeta hapishaneye, çalışanlarını da orada çile çeken mahkumlara çevirdiler. Yine Fetöcü kamu çalışanlarını görevden alma, işten atma vb. uygulamalarına, kendilerine muhalif kamu emekçilerini de katmaya başladılar.
 
Düşünce özgürlüğünün, hak arama özgürlüğü vb. her şeyin tamamen ortadan kalkacağı ortaçağın karanlıklarına bayır aşağı gidişe dur demek için çok geç olmadan, alanlarda kararlılıkla, cesaretle ve fedakârlıkla mücadele etmemiz gerekiyor.

Gün Ortaçağcı Gericiliğe Karşı Birleşme, Gün Faşizme Karşı Omuz Omuza Mücadele Etme Günüdür!
 
 
Yorumlar (1)
M 4 yıl önce
BÖYLE BİR HABERİ HANGİ CESARETLE YAPIYORSUNUZ SİZ DEMİ DARBECİSİNİZ SİZİN GİBİLER MİLLETİN BEYNİNİ YIKIYOR
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@