Savcı Zekeriya Öz'den İnciler

-Öz, Cemaatin yargıdaki örgütlenmesi hakkında, “Ben böyle bir yapılanmanın olduğuna kani değilim” diye konuştu. Paralel yapı iddialarına ilişkin ise Öz, “Şimdi paralelci, şucu, bucu

Savcı Zekeriya Öz'den İnciler

-Öz, Cemaatin yargıdaki örgütlenmesi hakkında, “Ben böyle bir yapılanmanın olduğuna kani değilim” diye konuştu. Paralel yapı iddialarına ilişkin ise Öz, “Şimdi paralelci, şucu, bucu diyorlar. Ancak bu insanlarla ilgili bugüne kadar gözaltına alınıp tutuklananlara bu konu ile ilgili hiç bir soru sorulmuyor. Paralel, paralel... Paralel ne demek? Paralel diye bir suç yok” ifadelerini kullandı.

ANKARA (ANKA) – Savcı Zekeriya Öz, “Gülen Cemaati'nin üyesi olmadığını” söyledi. Öz, “Tek bir kulübün üyesiyim, tuttuğum takımın üyesiyim. Onun dışında hiçbir kişi, kurum, cemaat, tarikat, parti ile alakam yok. Ama şu var, hepimizin çevresinde her görüşten insanlar olabilir” dedi.

Ergenekon davasıyla tanınan ve yolsuzluk soruşturmalarının ardından görevden uzaklaştırılan Savcı Zekeriya Öz önemli açıklamalarda bulundu. BBC Türkçe’ye konuşan Savcı Zekeriya Öz,  “Gülen Cemaati'nin yani Hizmet Hareketi'nin bir mensubu musunuz?” sorusuna, “Yok, ben hiç bir siyasal, hiç bir sosyal görüşün mensubu değilim. Tek bir kulübün üyesiyim, tuttuğum takımın üyesiyim. Onun dışında hiçbir kişi, kurum, cemaat, tarikat, parti ile alakam yok” dedi. Hem resmi hem gayri resmi alakasının olmadığını da ifade eden Öz, “Ama şu var, hepimiz insanız, hepimizin çevresinde her görüşten insanlar olabilir, arkadaşlarımız olabilir, sevdiğimiz insanlar olabilir. Benim etrafımda her gruptan insanlar var” şeklinde konuştu.

Öz’e sorulan sorular ve cevapları şöyle:

-“GÜLEN CEMAATİ'NİN, İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ YARGI İÇİNDEKİ BİR ÖRGÜTLENMESİYLE KARŞILAŞTINIZ MI?”

Böyle bir iddia yıllardır dile getiriliyor. Geçmiş dönemlerde de orduda, emniyette bu tür yapılanmaların olduğu dile getirildi. Yani bu ilk defa duyduğumuz bir şey değil. Biz mesleğimizin başından beri hep bu tür şeyler söyleniyor.

Ben böyle bir yapılanmanın olduğuna kani değilim. Böyle bir örgüt varsa, ortalama 30 yıldır bu iddialarla ilgili hiçbir ciddi soruşturma yok. Bir tane açılmış dava var ve bu dava da sonucunda beraat ettiği söyleniyor. Ben içeriğini çok bilmiyorum.

Bir yıldır polislerle ilgili paralel, paralel, paralel iddiaları var. O polislerin çoğuyla beraber çalıştık. Bu polisler yıllarca İstanbul'da namusuyla, şerefiyle vazife yapmış insanlar, çoğunu yakından tanıyorum. Hatta kimisinin evi dahi yok. Organize şubede çalışmış, yıllarca bütün mafya örgütleriyle mücadele etmiş, bütün mafyayı bitirmiş ama adamın evlenecek parası yok. Şimdi bu insanlara paralelci, şucu, bucu diyorlar. Ancak bu insanlarla ilgili bugüne kadar gözaltına alınıp tutuklananlara bu konu ile ilgili hiç bir soru sorulmuyor.

Paralel, paralel... Paralel ne demek? Paralel diye bir suç yok.

-“17 VE 25 ARALIK SORUŞTURMALARINDAN İLK NE ZAMAN VE NASIL HABERDAR OLDUNUZ?” –

Biz, bize gelen dosyaları savcılara havale ederiz. Savcı soruşturmasını yapar sonuçta bize geri döner. Ben bu dosyadan daha önceden haberdar olmuştum. İçeriğinden haberdar oldum, kişilerinden değil. 17 Aralık'ta iki tane soruşturma var. Birisi bir belediye başkanlığı ve anıtlar kuruluyla ilgili, diğeri de Rıza Zarraf'la ilgili dosya.

Rıza Zarraf ile ilgili dosya bana geldiğinde, tam hatırlamıyorum ama 8 ay veya 1 sene önce gelmiş olabilir, bir ihbar şeklinde gelmişti. O zaman havale ettik bir savcıya gitti. Aynı konuda MASAK'tan da bir yazı geldiğini polisler bize iletmişti.

-“ZAMANLAMA BİR TESADÜF MÜYDÜ?”-

Bunun zamanlaması diye bir şey olmaz. Dosya ne zaman tekemmül ederse, bazen de dosyanın deşifre olma ihtimali olduğunda (başlatılır).

Bunların telefon görüşmeleri dosyada mevcut, ses kayıtları mevcut ve çok açık, hiç şüpheye yer vermeyecek delillerdir ama maalesef millet diyor ki, bunun zamanlaması niye böyle.

Bana halk da soruyor, ben de diyorum dosya deşifre oldu, artı emniyet müdürlerini değiştireceğini emniyet genel müdürü bizzat İstanbul'a gelip söylüyor. Oradaki müdürü değiştirince operasyonu kim yapacak?

Seçimden sonra yapılsaydı cumhurbaşkanlığı seçimi olacaktı, ondan sonra yapılsaydı şu olacaktı... Bu yakıştırmalar hiçbir zaman bitmeyeceği için savcı dosyası ne zaman olgunlaşırsa ve ne zaman yapmak isterse o zaman yapar, kimseye de bu konuda fikir sormak zorunda değil. Bana dahi danışmak zorunda değil. Savcı kendi takdir eder. Soruşturmanın patronu savcıdır, ne başbakandır ne adalet bakanıdır ne baş savcıdır. Soruşturmayı sadece savcı yürütür.

-“İDDİALARININ GERÇEK OLDUĞUNU GÖSTEREN DELİLLER SİZCE YETERLİ Mİ?”-

Yeterliydi, hatta çok fazlaydı. Bu sebeple ilk zamanlarda mahkeme, bakan çocuklarını tutukladı, belediye başkanının kardeşi tutuklandı, birçok kişi tutuklandı.

Daha sonra soruşturmaya ilk dönemde iki savcı atanmıştı. Diğer savcılar da tutuklanmaya sevk eden savcının, savcı Celal Kara'nın kararına iştirak edip tutuklama kararını uygun gördüler, imzaladılar. O kadar çok delil var ki bunları karartmak ve kapatmak için bir çok kanunu Anayasa'ya kadar şu anda götürmeye, değiştirmeye çalışıyorlar şu an.

Deliller bu kadar güçlü olmasaydı, zaten siyasetçiler, bu işin içindekiler sağda solda bu kadar yüklenmezlerdi. Hakim, savcıları şucu, bucu diye tehdit edip, birçok hakim ve savcıyı görevinden alıp sağa sola sürmezlerdi.

-“BU SÜREÇTE BAZI SES KAYITLARI İNTERNETTE YAYINLANDI. BU SES KAYITLARI SİZCE DOĞRU MUYDU?”-

Ben soruşturmanın içeriğinin çok detayına bakmadım ama dinlediğim ses kayıtlarının tamamı doğruydu. Birçok Avrupa ülkesi veya daha uzak, daha büyük devletlerin bu dinlemeleri yaptığına dair açıklamalar çıktı ve bu açıklamalar da hükümetin en yetkili mercilerince yalanlanmadı. ‘Türkiye'yi hiçbir devlet dinleyemez, Türkiye büyük bir devlettir’ tarzı bir şey söylenmedi.

Bizim dosyadaki dinleme kayıtlarının tamamı doğru. Onlar hem ses kaydı hem de tape görüntüsü dediğimiz yazılı metinleri olanlar, onların hepsi doğru.

Polisin yaptığı dinlemelerin hiç bir tanesinde gayrı resmi dinleme yok. Hepsi mahkeme kararıyla alındı.

Bizde bir tabir vardır; minareyi çalan, kılıfını uydurur. Şimdi bu işleri yapanlar kanunlar karşısında yaptıklarının çok büyük bir suç olduğunu anladılar, anlayınca bu sefer HSYK'dan başlayıp kanunları değiştirip, kanunlarla oynamaya başladılar.” (ANKA)

(HM/ÖZK)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.