Nazmi Bilgin: 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü Bu Yıl Da Kutlayamıyoruz!

-Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle yaptığı açıklamada “Havuz medyası tekelleşmenin, kartel oluşturmanın en tehlikeli uygulamasıdır” dedi. ANKARA(ANKA) – Gazeteciler Cemiyeti Başk

Nazmi Bilgin: 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü Bu Yıl Da Kutlayamıyoruz!

-Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle yaptığı açıklamada “Havuz medyası tekelleşmenin, kartel oluşturmanın en tehlikeli uygulamasıdır” dedi.

ANKARA(ANKA) – Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, iş güvencesi ve sendikal haklardan yoksun Türk basının “havuz medyası” hastalığına, siyaset-işveren ilişkilerine, yandaş-candaş ayrımına ve her türlü kutuplaşmaya kurban verildiğini belirterek, “Çok sayıda medya kuruluşlarının, iktidara yakın sermayenin elinde toplanması konusundaki çarpık uygulama, sansürün ikiz kardeşidir. Havuz medyası, tekelleşmenin, kartel oluşturmanın en tehlikeli uygulamasıdır” dedi. Bilgin, “Ülkenin mevcut koşullarında 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nün kutlanması ne yazıktır ki bu yıl da mümkün olamamaktadır” dedi.

Nazmi Bilgin, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada Birleşmiş Milletler’in 1993’te ifade ve basın özgürlüğüne Dünya çapında destek vermek, bu konuda duyarlılığı artırmak maksadıyla Dünya Basın Özgürlüğü Günü ihdas ettiğini hatırlattı.

“Havuz medyası” oluşumunun, tekelleşme ve kartelin en tehlikeli uygulaması biçiminde görüldüğünü belirten Bilgin, “Türk medyasının örgütlenme eksikliği, sendikasızlaştırılması yaşanan sorunların en önemli nedenidir. Bu yıl da Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlayamıyoruz” dedi.

-GAZETECİ GÜVENLİĞİNDE NİSPİ İYİLEŞME-

2014 yılında Türkiye’de en az üç, dünyada en az 60 gazetecinin mesleğini yerine getirirken hayatlarını kaybetmesi 71 medya mensubunun hayatını kaybettiği 2013 yılına göre nispi bir iyileşmeyi gösterse de durumun ne kadar ciddi olduğunun ortada bulunduğunu belirten Bilgin, “2014’de Suriye 17 ölümle yine en fazla gazetecinin hayatını kaybettiği ülke oldu. Bilhassa çatışma ortamlarında karşıt tarafların medya mensuplarına, Kızılhaç, Kızılay gibi sağlık görevlileriyle diplomatik personele yönelik uluslararası hukuku, konvansiyonları uygulama hükümlülükleri daha güçlü olarak hatırlatılmalı, bu insanlık suçuna karşı uluslararası toplumun daha kararlı olması sağlanmalıdır” dedi.

Nazmi Bilgin Anayasa Mahkemesi’ne kişisel başvuru hakkı ve diğer yasal gelişmeler sayesinde hapisteki gazeteci sayısının 2014’de 22’ye inmesine rağmen, medya mensuplarına yönelik çok sayıdaki dava, soruşturmanın devam ettiğini, ayrıca günümüzde “akreditasyon” ve sair adlar altında sansür uygulamalarının yaygınlaşarak devam ettiğini öne sürdü.

-“YANDAŞ-CANDAŞ AYRIMI BULUNUYOR”-

Bilgin “İş güvenliği ve sendikal haklardan yoksun Türk medyası, esef vericidir ki,  havuz medyası hastalığına, siyaset-işveren ilişkilerine, yandaş-candaş ayrımına ve her türlü kutuplaşmaya kurban verilmektedir. Çok sayıda medya kuruluşlarının, iktidara yakın sermayenin elinde toplanması konusundaki çarpık uygulama, sansürün ikiz kardeşidir. Basındaki tekelleşmeye öteden beri karşı çıktık. Havuz medyası, tekelleşmenin, kartel oluşturmanın en tehlikeli uygulamasıdır” dedi.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, bilgi alma ve bilgilenme özgürlüklerinin birlikte anlam taşıyacağını belirtirken şöyle devam etti:

“Ülkemizde her iki hakkın da giderek artan şiddette engellenmesi Türkiye’yi Paris merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2014’de de 180 ülke arasında utanılması gereken 149’uncu sıraya mahkum etmiştir. Birleşmiş Milletler dâhil birçok uluslararası kurumun ve ülkenin  insan hakları, ifade özgürlüğü ve benzeri raporlarında da Türkiye’nin durumu çoğunlukla ya  ‘kısmen özgür ülkeler’ grubunda ya da Freedom House raporunda olduğu gibi ‘özgür olmayan ülkeler’ kategorisinde yer almaktadır.

-“İŞ GÜVENCESİ ENDİŞESİ VAR”-

Türk medyasının örgütlenme eksikliği veya sendikasızlaştırılması, yaşanılan sorunların önemli bir nedenidir. Medya mensuplarının büyük bir çoğunluğu örgütsüz ve sendikasızdır. İş güvencesi iktidar mensuplarının veya işverenin keyfi kararına bırakılan ve oto-sansüre mahkûm edilen medya mensubunun bilgilenme ve bilgilendirme görevlerini ‘iş endişesi’ duymadan yerine getirebilmesi mümkün değildir.”

Nazmi Bilgin gazetecilerin ancak kendi cemiyetlerinde ve sendikalarında örgütlenerek bu cendereden çıkabileceğini, tekrar örgütlenme ile toplu pazarlık hak ve özgürlüklerine ve iş güvenliğine kavuşabileceklerini belirtti.

Bilgin açıklamasına, “Ülkenin mevcut koşullarında 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nün kutlanması ne yazıktır ki bu yıl da mümkün olamamaktadır. Umudumuz, bir gün kimsenin düşünce ve ifadelerinden dolayı yargılanmadığı, hapishane ve tutuk evlerinde düşüncesinden veya haberinden dolayı kimsenin hürriyetinin kısıtlanmadığı, Türk medyasının sesini her türlü baskı, ayrıştırma, sansür ve oto-sansürden uzak ve özgürlük içinde,   3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Gününü kutlayabilme mutluluğuna ulaşabilmektir” satırlarıyla son verdi. (ANKA)

(HM/ORH)



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.