Mesut Yılmaz Hükümeti Cunta Hükümetidir

ANKARA (ANKA) - 28 Şubat davasında tanık olarak dinlenen eski Bakan Hasan Celal Güzel, 28 Şubat döneminde 54. hükümetin düşmesinin ardından kurulan Mesut Yılmaz Başbakanlığındaki 55. hükümet

Mesut Yılmaz Hükümeti Cunta Hükümetidir

ANKARA (ANKA) - 28 Şubat davasında tanık olarak dinlenen eski Bakan Hasan Celal Güzel, 28 Şubat döneminde 54. hükümetin düşmesinin ardından kurulan Mesut Yılmaz Başbakanlığındaki 55. hükümetin cunta hükümeti olduğunu savunarak, “Mesut Yılmaz cuntanın başı değildir kuklasıdır. Ben ona Mesut onbaşı lakabını koymuştum. Hükümete Meclisten güven oyu aldırılmıştır, adamlar satın alınmıştır, parti bölünmüştür, baştan beri oynan oyun sürdürülmüştür. Bunu TSK’nın içindeki cuntalar yapmıştır” dedi.

28 Şubat dönemine ilişkin 103 sanığın, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçundan yargılandığı davanın 74. duruşması başladı. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, bazı sanıklar, bazı müştekiler ve tarafları avukatları katılıyor.

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 28 Şubat Davası'nda, sanıkların yoklamasının ardından söz alan bazı sanıkların Avukatı Hulusi Coşkun, “Darbe yapılıp yapılması konusu yüksek mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır. Katılan taraf vekilleri darbeci, olaydan darbe diye bahsederek sanığı suçlu gibi göstermek gibi bir tutum sergilemektedir. Yüksek heyetinizin bu konuda uyarı yapmasını bekliyoruz” dedi. Söz alan sanık vekili Erol Aras ise darbe söyleminin suç teşkil ettiğini uyarı yapılmaması halinde bu söz kullanıldığında müdahale edileceğini ifade ederek “Duruşma insicamının bozulmaması için uyarıda bulunulmasını istiyoruz” dedi. Müşteki avukat Reşat Petek ise sanık avukatlarının müşteki vekillerinin nasıl konuşacağını tehdit eder gibi söylemlerde bulunduğunu savunarak, bu durumu reddettiğini, darbenin işlendiğini savunduklarını dile getirdi.

Mahkeme Başkanı Fevzi Şıngar ise darbe söyleminin mahkemenin düzenin bozacak bir durum olmadığını, bunun suç teşkil ettiği düşünülüyorsa suç duyurusunda bulunabileceğini belirtti. Bazı sanıkların Avukatı Aykanat Kaçmaz da dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in İstanbul’daki talimat mahkemesinde sorulara yazılı yanıt verdiğini belirterek, “Dönemin en önemli tanıklarından biri Tansu Çiller’dir. Mümkünse huzurda yoksa SEGBİS sisteminde sorularımızsa yanıt vermesini istiyordum. MİT tarafından yayınlanan aylık istihbarat raporları vardır. Çok gizli belgeler olmadığı için kozmik sınıfında değildir. Bunların gelmesi irticai tehdidinin boyutlarını kimin araştırdığın net bir şekilde ortaya çıkacaktır” dedi.

-BÇG BANA GÖRE İLLEGAL BİR DARBE VE CUNTA KURULUŞUDUR-

“Mağdur” sıfatıyla ifadesine başvurulan eski bakan Hasan Celal Güzel, mahkemede mağdur, müşteki ve tanık sıfatıyla bulunduğunu belirterek, demokrasi inandığını, askeri darbelere tanık olduğunu, darbelerin Türkiye ve Türk milletine verdiği zararları bizzat yaşayarak gördüğünü anlattı. 12 Eylül 1980 darbesi ile 28 Şubat sürecinde olayların içinde olduğunu kaydeden Güzel, söz konusu dönemde Yeniden Doğuş Partisinin Genel Başkanı olduğunu ve partisinin demokrasiye inandığını, demokrasi mücadelesi verdiğini kaydetti. Türkiye’de İttihat ve Terakkiden beri bir darbe oluştuğunu savunan Güzel, şunları kaydetti:

“Cumhuriyetin kurulmasından beri Atatürk demokrasiye inanmıştır ama tatbik edememiştir. Ancak askerin siyasete müdahalesine karşı çıkmıştır. 1950’den itibaren Türkiye demokrasiye geçmiştir. Ancak 27 Mayıs’ta Türkiye’de irtica iddia edilerek, büyük ve kanlı darbe yapılmıştır. Millete çok güzel hizmet eden Adnan Menderes başta olmak üzere bir başbakan ve 2 bakan idam edilmiştir, darbe dönemi başlamıştır. Darbenin Türkiye’ye ne kadar zarar verdiğini gördük. 28 Şubatta tanklar dış düşmanların üzerine yürütülseydi, ben en başta koşardım. Millet iradesini tankların altında ezdiler. Bir kısım hakim ve savcılarda tank ve top kullandılar. BÇG bana göre illegal bir darbe ve cunta kuruluşudur. Anayasa ve kanunlara aykırıdır. 28 Şubat bal gibi bir darbedir, teşebbüs bile değildir. Tanklar hükümete karşı açıkça baskıydı. Hükümet bu baskı karşısında askerin maaşını yüzde 70 artırmakla tavizler vermekle bunu körükledi. MGK’da başbakanın, bakanların itilip kakıldığı, küfredildiği bir toplantı değilse de resmen baskı altında bıraktılar. TSK mensuplarının itilip kakılmasından hoşlanmıyorum. Bu salonda bulunanlarında düşmanı değilim.”

-DEMİREL 28 ŞUBATÇILARA KOLTUK DEĞNEĞİ OLMUŞTUR-

28 Şubat’ın bir darbe olduğunu savunan Güzel, “28 Şubat, 27 Mayıs darbesi gibi olmadı, bir takım generaller çıkıp bildiri okumadı. Ancak tanklar kullanıldı, cuntası vardı ve hükümet düştü” dedi. Davanın sanıkları arasında olan vefat eden Teoman Koman'ın kendisine ‘yakında darbe yapılacağını’ söylediğini savunan Güzel, sözlerine şöyle devam etti:

“Teoman Koman bana ‘biz yakında darbe yapacağız, iktidarı değiştireceğiz, gitmek zorunda bırakacağız, başbakan olarak da Mesut Yılmaz’ı veya sizi düşünüyoruz’ dedi. Bende kendisine ‘beni tanımamışsınız ama Mesut Yılmaz tam da sizin istediğiniz gibi bir Başbakandır’ dedim. Bunu Erbakan’a anlattım, ‘bir şey olmaz’ dedi. Demirel’e gittim ‘dikkat edin, mani olun’ dedim. Demirel, buna mani olacağına, şapkayı alıp gideceğine 28 Şubatçılara koltuk değneği olmuştur tamamen bu kumpasın içinde yer almıştır. Demirel, tankların yürümesini normal bir hareket olarak göstermiş, Çillerin başbakan olacağı sırada bizzat kalkıp partinin içini karıştırmış, ayrı bir parti kurarak, bir takım milletvekillerinin aklını çevrilmesinde aktif rol almıştır. 6 ay önce bana söylendiği gibi hükümetin düşürüp Mesut Yılmaz’ın başbakanlığa getirilmesini darbenin müteşebbis halinde kalmadığını göstermektedir.”

-TÜRKİYE’DE İRTİCA DİYE BİR OLGU YOKTUR HİÇBİR ZAMANDA LAİKLİK ELDEN GİTMEMİŞTİR-

TSK’nın anayasadan veya kanundan kaynaklanan bir yetkisinin bulunmadığını söyleyen Güzel, MGK kararlarının otomatik geçerli olmadığını, ancak Bakanlar Kurulu kabul ederse hukukilik kazandığını kaydetti. Kendisinin 28 Şubat’tan itibaren yanlışlıklara karşı çıktığını anlatan Güzel, 28 Şubat MGK kararlarının imzalanıp imzalanmadığına ilişkin tartışmalar bulunduğunu ancak kendisinin kararların imzalandığını gördüğünü kaydetti. MGK kararlarının Erbakan’ın Mesut Yılmaz Hükümetine kadar da uygulamaya sokmadığı savunan Güzel, şunları kaydetti:

“Türkiye’de irtica diye bir olgu yoktur, hiçbir zamanda laiklik elden gitmemiştir, demokrasi elden gitmiştir. Türk milletine yıllarca inim inletilerek irtica korkusu bahanesi ile bir dikta uygulaması yapılmıştır. Her defasında TSK mensupları laiklik elden gidiyor diye tahrik edilmiştir ve 28 Şubatta da bir tahrikler ortaya çıkmıştır. Hadise 1995’te Erbakan’ın seçimi kazanması ile ortayla çıkmıştır ve hükümeti kurma görevi Erbakan’a verilmek istenmemiştir. O zaman Şubat ayında İsmail Hakkı Karadayı, Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller biraya getirilmiş ve onlara hükümet kurdurulmuştur. Ama bu hükümet çok dayanmamıştır. Daha sonra hükümeti kurma görevinin Erbakan’a verilmesinde mecbur kalınmıştır. Asker de hükümeti devirme kararı almıştır. Medyada bunun aleti olmuştur. Yüce mahkemenin medyanın da hesabını sorması lazımdır.”

-DEMİREL İHANET ETMİŞTİR

Yaptığı itirazlar, suç duyuruları nedeniyle Genel Başkanlık makamında TEM ekipleri tarafında gözaltına alındığını, sorgulanarak serbest bırakıldığını anlatan Güzel, kendisinin şikayetlerinin dikkate alınmadığını, darbeyi yapanların ellerini kollarını sallayarak gezdiğini savundu. Halkı isyana teşvikten hüküm giydiğini anlatan Güzel, “Ben haksız yere bir sene ağır hapse mahkum oldum. 2000 yılına Ayaş cezaevinde girdim. Cezaevinde Tüberkiloz hastası oldum ve tedavi gördüm, halen de nefes darlığım var. Maddi problemlerim oldu, yıprandım ama bundan iftihar ediyorum. Yine olsa yine yaparım. Yapanın yanına kar kalmıştır. Demirel’e son derece kırgınım, onun hep demokrat olduğuna inandım. Ama maalesef Demirel başta kalabilmek için 28 Şubat darbecilerine taviz vermiş, ihanet etmiştir. Mağdurum, şikayetçiyim. Kimsenin fazla hapiste kalması beni mutlu etmez, icabında suçlulukları tespit edilir, affedilirler, içerde yatmazlar, ben zulüm taraftarı değilim. Ancak bunun bir darbe olduğu tescil edilmelidir.”

-MESUT YILMAZ HÜKÜMETİ CUNTA HÜKÜMETİR-

Güzel daha sonra sanık avukatlarının sorularını yanıtladı. Sanık Avukatı Müşteba Aydın’ın ‘Darbelerden sonra cunta hükümeti gelir, Mesut Yılmaz Hükümeti cunta hükümeti midir?’ sorusu üzerine Güzel, “Cunta hükümetidir. Mesut Yılmaz cuntanın başı değildir kuklasıdır. Ben ona Mesut onbaşı lakabını koymuştum. Onun da BÇG’nin lefal olmadığı beyanı vardır. Meclisten güven oyu aldırılmıştır, adamlar satın alınmıştır, parti bölünmüştür, baştan beri oynan oyun sürdürülmüştür. Bunu TSK’nın içindeki cuntalar yapmıştır. TSK’nın manevi şahsiyete benim için her zaman önemlidir.  Bu hükümet (Yılmaz Hükümeti) cuntanın kuklası olmuş bir hükümettir, bu hükümetin zaten kendisi kukladır. Bütün dünyadaki darbelerde ille de asker şahısların orada rol almaları gerekmez, öyle bir kaide gerekmez. Demirel cumhurbaşkanlığından gitmemek için darbecileri her zaman korumuştur” yanıtını verdi. (ANKA/DEVAM)

(YE/ÖZK) 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.