Kılıçdaroğlu: Hepimizin Gözü Önünde Oldu, Sorumlusu Kim?

-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’daki bombalı saldırıyla ilgili, “Göz g&oum...

Haberler 15.10.2015, 13:40
Kılıçdaroğlu: Hepimizin Gözü Önünde Oldu, Sorumlusu Kim?

-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’daki bombalı saldırıyla ilgili, “Göz göre göre, bilinerek gelinen bir olaydı bu. Hepimizin gözü önünde oldu. Olayı IŞİD çıkardı, PKK çıkardı ve bunları tespit etmişler diye neredeyse sevinç çığlıkları atacaklar” dedi.

-Başbakan Davutoğlu’yla yaptığı görüşmeye işaret eden Kılıçdaroğlu, “İlk sorum şu oldu, ‘Siz üç Sayın Bakanın televizyonda yaptığı açıklamayı izlediniz mi’ dedim, izlemediğini söyledi. ‘İzleyin’ dedim, lütfen izleyin. Elinizde liste var, failleri biliyorsunuz, Ankara’ya kadar geliyorlar bombayı patlatıyorlar ve siz kendinizi sorumlu hissetmiyorsunuz. İyi de bu ülkeyi kim yönetiyor, kim sorumlu bundan?” diye konuştu.

İSTANBUL (ANKA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’daki bombalı saldırıyla ilgili, “Göz göre göre, bilinerek gelinen bir olaydı bu. Hepimizin gözü önünde oldu. Olayı IŞİD çıkardı, PKK çıkardı ve bunları tespit etmişler diye neredeyse sevinç çığlıkları atacaklar” dedi.

Kılıçdaroğlu, TÜSİAD’ın “Siyasi Parti Liderleri ile Buluşma Toplantıları”nın konuğu oldu. Türkiye’nin, hukuk düzeni-anayasa, dış politika, kan kaybeden ekonomi, eğitim sistemi ve dinamitlenen toplumsal barış olmak üzere 5 temel sorunu olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu sorunlar birbirinden bağımsız değil, birbirini etkileyen sorunlardır” dedi. Dış politikanın Türkiye’nin temel sorunu alanı olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, Ankara’daki 99 kişinin ölümüne neden olan bombalı saldırıya da değinerek şu açıklamalarda bulundu:

-“TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASININ 180 DERECE DEĞİŞMESİ LAZIM”-

“Son 7-8 yılda ortaya çıkan tablodur, eskiden sorun alanı değildi dış politika. Vardı sorunlarımız ama temel bir sorun değildi. Şimdi Türkiye’nin temel sorun alanı oldu.

Sayın Davutoğlu, koalisyon görüşmelerinde geldiğinde de söyledim, en son kendisini ziyaretimde de söyledim; Türkiye’nin dış politikasının 180 derece değişmesi lazım. Dış politika milli olmak zorundadır, iktidarıyla, muhalefetiyle herkes ülkenin istediği dış politikayı destelemek zorundadır, kural budur. Ama siz dış politikayı mezhepçi bir anlayışa indirgerseniz, başka ülkelerin iç işine karışırsanız, o ülkelere tırlarla silah gönderirseniz, binlerce çocuğun, masum insanın ölümüne seyirci kalırsanız ve onun nedeni olursanız biz bunu nasıl destekleyeceğiz? Bu dış politikaya nasıl ‘doğrudur’ diyeceğiz. Defalarca uyardık, yanlış yapıyorsunuz.

-“2 MİLYON SURİYELİNİN GELMESİNİ BAŞARI OLARAK SUNUYORLAR”-

Dış politikanın faturasını 78 milyon insan öder. En somut örneği 2 milyonun üzerindeki Suriyelinin Türkiye’ye gelmesidir. Bunu bile başarı olarak sunuyorlar, ‘2 milyon Suriyeli geldi.’ Neresi başarı bunun? Bu insanlar kendi topraklarından niçin kopup geldi buralara? Bu soruyu sormak zorundayız.

Avrupa Birliği; biz Cumhuriyetin kuruluşundan beri uygar dünyanın parçası olmak için mücadele veriyoruz.  Bütün Arap halkları Türkiye’yi örnek alır, bizim yöneticilerimiz de Arap yöneticilerini örnek almaya çalışıyorlar. Böyle bir paradoksu yaşıyoruz. Bu tabloyu Türkiye hak etmiyor. Cumhuriyet tarihinde ilk kez 5 ülkenin başkentinde bizim büyükelçimiz yok. En büyük faturayı da gidin Doğu-Güneydoğu sınırındaki illere bakın, oradaki iş adamları ödüyor. Fabrikaları yağmalandı, ihracat yapamıyorlar. Nakliye sektörü tıkandı.

-“SURİYE’Yİ BU HALE GETİRDİK, RUSYA’DAN, AMERİKA’DAN ŞİKAYET EDİYORUZ”-

‘Biz  oyun kurucusuyuz’ diyorlardı. Söylemek zorundayım, Ortadoğu’nun şamar oğlanı ülkesine dönüştürdüler bizi. Emin olun bunu söylerken içim sızlıyor. Türkiye bu noktaya gelirken hangi bedelleri ödedik? Dış politikada izlediğimiz barış eksenli politikalar neden yerle bir edildi?  

Dış politikayı yürüten insan dünya dengelerini iyi okuyamazsa, Suriye’nin Rusya için ne kadar önemli bir ülke olduğun kavrayamayan bir Dışişleri Bakanı olabilir mi, kavrayamayan bir Başbakan olabilir mi? Şu halimize bakın, Suriye’yi bu hale getirdik, Rusya’dan, Amerika’dan şikayet ediyoruz. Kardeşim, baştan düşünmedin mi sen, neden Ortadoğu bataklığının içine Türkiye’ye çektiniz?

-ANKARA’DAKİ PATLAMA: “ELİNİZDE LİSTE VAR”-

Ankara’daki terör eylemi… Göz göre göre, bilinerek gelinen bir olaydı bu. Hepimizin gözü önünde oldu bu olay. Olayı IŞİD çıkardı, PKK çıkardı ve bunları tespit etmişler diye neredeyse sevinç çığlıkları atacaklar. Anlamakta zorlanıyorum. Elinizde canlı bomba listesi var, o iki kişinin adı da var orada. Bunlar kalkıyorlar uzun bir yol kat ediyorlar, Ankara’ya geliyorlar, güvenlik güçlerinin elinde fotoğrafları da var. Ankara Emniyet Müdürlüğüne 500 metre yakınlıkta olan bir yerde eyleme bomba koyuyorlar, canlı bomba. Sorumlusu kim?

-“HİÇBİR ÖNLEM ALMADILAR”-

Sayın Başbakan’a söyledim, gelin bir şey yapın. Başbakanlığınızı kanıtlayın iki bakan ayrılmıyorsa siz görevden alın onları, farklı bir profil çizin. İlk sorum şu oldu, ‘Siz üç Sayın Bakanın televizyonda yaptığı açıklamayı izlediniz mi’ dedim, izlemediğini söyledi. ‘İzleyin’ dedim, lütfen izleyin. ‘Güvenlik açığımız yok’ diyor, güvenlik açığınız yoksa o zaman rakam 95’ti, bu 95 kişi nasıl öldü? Sorulması gereken soru şu, elinizde liste var, failleri biliyorsunuz, Ankara’ya kadar geliyorlar, kalabalığa giriyorlar, bombayı patlatıyorlar ve siz kendinizi sorumlu hissetmiyorsunuz. İyi de bu ülkeyi kim yönetiyor. Kim sorumlu bundan? Ben gidip failleri yakalamayacağım herhalde. Anayasal ve yasal olarak bu görev ülkeyi yönetenlere verilmiş ama onlar da diyor ki ‘Bizim bir kabahatimiz yok, biz her türlü önlemi aldık.’ Oysa hiçbir önlemi almadılar. Suriye batağı Türkiye’yi buraya getirdi. Canlı bomba biliyorsunuz bir Ortadoğu geleneğidir, o geleneğini kendi ülkemize taşıdık.

 -“İÇİM KAN AĞLIYOR”-

Sayın Davutoğlu koalisyon görüşmelerinden sonra yaptığı açıklamada, ‘eğitim sisteminde ve dış politikada derin görüş ayrılıklarımız var’ demişti. Çok derin görüş ayrılıklarımız var, ben bilgi toplumunu savunuyorum, siz Ortaçağı savunuyorsunuz. Aramızda bu kadar fark var. Ben çocuklarımızın özgürce düşünmesini istiyorum, sorgulayan eğitim olmazsa, aklın özgürleşmesi olmazsa nasıl bir eğitim vereceksiniz çocuklarımıza.

Üzülerek söylüyorum, içim kan ağlıyor, bir makalede vardı, ‘İran üniversitelerindeki bilimsel yayın sayısı, Türkiye üniversitelerini geçti’ diye. Nasıl bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz hepimizin bilmesi lazım.

-“ONLAR PİREYİ DEVE DİYE SATARLAR, BİZ DEVEYİ PİRE BİLE DİYE SATAMIYORUZ”-

Kesinlikle zorunlu eğitim süresini artıracağız. Tam gün eğitimi getireceğiz. Bakın bütün belediyelerimize şu talimatı verdim; mutlaka çok sayıda her mahallede kreş açın. Kadın çocuğunu kreşe getirebilmeli ve kadın sosyal hayata katılabilmeli.   Bizim belediyelerimiz çok güzel işler yapıyor ama bir özelliğimiz var onu söylemekten de kendimi alamıyorum; onlar pireyi deve diye satarlar, biz deveyi pire bile diye satamıyoruz.

-“ÖZEL BİR PARANOYA İÇİNDELER”-

Biz eğitimden şikayet edince, hep şunu söylüyorlar, ‘Siz imam hatipleri kapatacaksınız, bunun için.’ Özel bir paranoya alanı yaratmışlar kendilerine. Niye kapatalım imam hatipleri, orada okuyan çocuklar sanki başka ülkenin çocukları mı? Orada okuyan çocuklar bir siyasal partinin arka bahçesi mi, orada okuyan çocuklar da bizim çocuklarımız. Onların da nitelikli, kaliteli eğitim almasını isteriz, onların da dünyayı sorgulamasını isteriz. Ama böyle bir özel paranoya içindeler.

-“ÜÇ TEHLİKELİ FAY HATTIMIZ ÜZERİNE BU SORUNU İNŞA ETTİLER”-

Türkiye 30 yıldır bir sorunu aşamadı, adına ister terör sorunu, ister Kürt sorunu deyin. Bu sorunun silahla çözülemeyeceğini, bu sorunun toplumsal uzlaşmayla çözüleceğini söyleyen genel başkanım. Bu sorunun anahtarının özgürlük ve demokraside yattığını, çözüm adresinin TBMM olduğunu söyleyen genel başkanım.

Bu sorunu çözecek olan CHP’dir. Bu sorunu çözecek olan parti biziz. Hiçbir vatandaş biz bu sorunu çözerken toprak bütünlüğü gidecek, ayrışma olacak, kavga olacak diye beklemesin. Bizim üç tehlikeli fay hattımız üzerine bu sorunu inşa ettiler, siyaseti bunun üzerine kurdular; etnik kimlik, inanç ve yaşam tarzı üzerinden siyaset.  Bu fay hatları üzerine siyaseti kurarsanız, Türkiye’yi ayrıştırışınız ve bugün Türkiye ayrışmış durumdadır. Toplumu komşusunu sorgular hale getirdiler. Türkiye’nin bundan kurtulması lazım.

-“DEMİRTAŞ’I DIŞLAYAMAZSINIZ”-

Siyasetin gerginlik alanı olmaktan çıkması, siyasetin herkesi kucaklaması lazım. Son gittiğimde Davutoğlu’na söyledim, Sayın Demirtaş’ı dışlayamazsınız, HDP’yi dışlayamazsınız. 6 milyon oy almış. Sadece onu değil diğer partileri de dışlayamazsınız. Eğer bu ülkenin yasalarına göre kurulmuşlarsa ve yasalara göre siyaset yapıyorlarsa ‘ben onunla görüşmem’, kiminle görüşeceksin? ‘Başbakanlık koltuğunda oturuyorsun, herkesi kucaklamak zorundasın’ dedim kendisine. Biz herkesi kucaklarız.  (ANKA)

(GO/ÖZK)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@