Kılıçdaroğlu: Chp Olduğu Sürece Bu Süreç Gerçekleşmez

-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Başkanlık sistemiyle eğer siz elinize sopayı alıp toplumu d...

Haberler 06.11.2015, 13:10
Kılıçdaroğlu: Chp Olduğu Sürece Bu Süreç Gerçekleşmez

-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Başkanlık sistemiyle eğer siz elinize sopayı alıp toplumu dizayn etmeyi hedefliyor ve bunu amaçlıyorsanız, hiç kimsenin endişesi olmasın, CHP olduğu sürece bu süreç gerçekleşmez” dedi.

-Kılıçdaroğlu, “Medya özgür değil, halkın haber alma kanalları tıkanıyorsa o ülkede demokrasi olmaz, o ülke adım adım baskıcı bir yönetime gider. Goebbels taktiği izleniyor şu anda. İyi polis, kötü polis rolü oynanıyor. İyi polisi şu anda benim gördüğüm kadarıyla Sayın Davutoğlu oynuyor” diye konuştu.

İSTANBUL(ANKA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Başkanlık sistemiyle eğer siz elinize sopayı alıp toplumu dizayn etmeyi hedefliyor ve bunu amaçlıyorsanız, hiç kimsenin endişesi olmasın, CHP olduğu sürece bu süreç gerçekleşmez” dedi.

Kılıçdaroğlu, Uruguay eski Devlet Başkanı Jose Mujıca ile kahvaltıda buluştu. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

-BAŞKANLIK SİSTEMİ-

“Türkiye’nin dünya kadar sorunu var. Yüzde 10 barajını kaldıracak mıyız? Darbe hukukunu sona erdirecek miyiz? Özgürlükleri sağlayacak mıyız? Medya özgürlüğünü sağlayacak mıyız? Çok net, iktidar kanadına destek veren bir yazar, çıkıyor televizyona bir gazeteyi hedef alarak ‘o gazeteyi artık biz yöneteceğiz’ diyor. Kimsin sen? Nasıl yöneteceksin sen? Bu gücü nereden alıyorsun sen? Ne demokrasisinden söz ediyorsun, hangi başkanlık sisteminden söz ediyorsun? Önce Türkiye’nin bunları aşması lazım. Demokrasiyi, özgürlükleri yakalaması lazım.

Seçim sonucunda Adalet ve Kalkınma Partisi yüzde 49 oy aldı, doğru. Sonuçlara elbette saygılıyız, burada hiçbir tereddüdümüz yok ama bu sonucu aldım diye ben baskıcı karakterimi öne çıkarırsam ve herkesi baskılamaya kalkarsam, medya üzerinde baskı kurmaya kalkarsam hangi demokrasiden, hangi özgürlükten söz edeceğiz. Başkanlık sistemiyle eğer siz elinize sopayı alıp toplumu dizayn etmeyi hedefliyor ve bunu amaçlıyorsanız, hiç kimsenin endişesi olmasın, CHP olduğu sürece bu süreç yaşamaz ve gerçekleşmez.

-FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER: “HİBRİT DEMOKRASİ”-

Yargının bağımsız olmadığı, medyanın özgürce haber yapamadığı, baskının toplumun her kesimine egemen olduğu bir sistem içinde siz bu tür davaların adaletle sonuçlanmasını beklemezsiniz ve geldiğimiz süreç de bu. Siz davaları sürekli belli yerlere öteliyorsunuz. Bir davayı alıyorsunuz, ‘Eskişehir’de güvelik yok’ diyorsunuz alıp Kayseri’ye götürüyorsunuz. Kayseri’deki davayı da alıyorsunuz, ‘Kayseri’de güvenlik yok’, Eskişehir’e götürüyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi. Davanın yerinde görüşülmesi, delillerin görüşülmesi lazım. Türkiye’nin demokrasi konusunda iyi bir sınav vermesi gerekiyor. Faili meçhulleri eğer siz yargı kararıyla kapatırsanız, o ülkede demokrasiden de, özgürlükten de, insan haklarından da söz edemezsiniz. Dünya o nedenle Türkiye’deki demokrasiye mesafeli yaklaşıyor. Türkiye’de demokrasi var mı, ‘evet var’, peki nedir bu demokrasinin adı, ‘hibrit demokrasi’ diyorlar. Türkiye üçüncü sınıf bir demokrasiye değil, birinci sınıf demokrasiye layık bir ülkedir, bunu yapmamız lazım.

-ÇATIŞMA SÜRECİ: “HATALARI TUTUMLARINDA ISRAR EDİYORLAR”-

Çatışma sürecine gelince, baştan beri zaten bu sorunun onların söylediklerini yöntemle çözülemeyeceğini defalarca, defalarca anlattık. Aynı yöntemde ısrar ediyorlar. Kendileri bilirler. Sonuçta iktidar olanlar sorunu çözmek isterlerse ve sorunu çözerlerse biz çok mutlu oluruz. İlk kutlayan kişi de ben olurum ama bu yöntemle sorunun çözülemeyeceğini ben defalarca ifade ettim. Onlar da kendi hataları tutumlarında ısrar ediyorlar, bakalım nasıl bir tablo çıkacak.

-MEDYA ÜZERİNDEKİ BASKI: “NEDEN KORKUYORSUNUZ?”-

Hangi iktidar olursa olsun medya üzerinde baskı kuruyorsa o iktidarın ülkeye demokrasi getirme gibi bir görevinin olmadığı ortaya çıkar. Medyadan niye korkuyorsunuz, hangi gerekçe ile korkuyorsunuz? Haber yapıyor. Beğenmezseniz almazsınız, televizyonu izlemezsiniz ama siz bilinçli olarak belli medya guruplarının üzerine gidip onları susturmak, yazarlarını kapının önüne koymak, iktidarın savunuculuğunu yapan bir medya ordusu ortaya çıkarmak gibi bir düşünce şu anda egemen zaten AKP hükümetinde. Bu sorun Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olmaya aday. Biz bundan büyük bir rahatsızlık duyuyoruz.

-“İYİ POLİS, KÖTÜ POLİS ROLÜ OYNANIYOR”-

Medya rahatlıkla, özgürce yazabilmeli, eleştirebilmeli. Hükümetin eleştirilmediği bir medya ordusu Türkiye’ye demokrasiyi değil, felaketi getirir. Açık ve net söylüyorum, eğer medya özgür değil, halkın haber alma kanalları tıkanıyorsa o ülkede demokrasi olmaz, o ülke adım adım baskıcı bir yönetime gider. Goebbels taktiği izleniyor şu anda. İyi polis, kötü polis rolü oynanıyor. İyi polisi şu anda benim gördüğüm kadarıyla Sayın Davutoğlu oynuyor; ‘demokrasi, özgürlükler, insan hakları, herkesin güvencesiyiz…’ Öbür tarafa dönüyorsunuz, eskiden kapı arkasında söyleniyordu,  şimdi rahatlıkla kendi televizyon programlarında, belli medya organları açıkça suçlanıyor, yazarlar açıkça suçlanıyor, o yazarların mutlaka görevlerine son verilmesi gerektiği söyleniyor. Gazete patronları tehdit ediliyor, ‘sen artık o gazeteyi yönetemezsin, o gazeteyi biz yöneteceğiz’ diyorlar. Bu benim aklıma bugüne kadar hiç gelmeyen bir olaydı, emin olun. Bu cüreti nereden alıyor bunlar? Bu desteği nereden alıyorlar?

-DAVUTOĞLU’NA ÇAĞRI-

O nedenle ben Sayın Davutoğlu’na çağrı yapıyorum, sen bu söylemlere destek veriyor musun vermiyor musun? Sen bu söylemlerden yana mısın yoksa balkon konuşmasında ifade ettiğin düşüncelerinden yana mısın? Bunu açıkça çıkıp Sayın Davutoğlu’nun kamuoyu önünde deklere etmesini bekliyorum. Biz de o zaman anlarız ki Sayın Davutoğlu evet, herkesi kucaklıyor, medya üzerinde baskı olmayacak, herkes özgürce yazabilecek ve bunun da güvencesi demokrasinin gereği olarak, hukuk düzeni olacak. Eğer Davutoğlu bu konuda açıklama yapmazsa, doğrudan doğruya ‘evet, biz baskıcı yönetimden yanayız, destek veriyoruz, gazetecilerin de işine son vereceğiz, gazete patronlarının burnundan getireceğiz, bizim dediklerimizi yapmazlarsa her türlü baskıyı kuracağız’, bu anlamına geliyor.

Bu konuda, özellikle medya çalışanlarının, medya patronlarının biraz dik durması lazım. Onurlu durması lazım, ödün vermemesi lazım. Medyanın kendi içinde zaman zaman tartışmalar oluyor, bunları da doğal karşılıyoruz ama medyaya yönelik iktidar kanadından baskı gelirse, bu baskı konusunda bütün medya organları ortak ses çıkarması lazım. Bugün sizin başınıza gelen, yarın öbürünün başına gelmiş olabilir.

-KURULTAY: “HER CHP’Lİ KENDİSİNİ GENEL BAŞKAN ADAYI OLARAK GÖREBİLİR”-

Kurultay, olağan da olsa olağanüstü de olsa zaten Ocak’ta olacak. Zaten süreç de başlamış durumda. Dolayısıyla süreci Ocak ayında noktalayacağız. Bunu da böyle, bazen şaşırıyorum, ‘CHP’de karışıklık…’ Ne karışıklığı? Kişi çıkıyor, ‘ben genel başkanlığa adayım’ diyor. Bundan daha doğal ne olabilir. Her CHP’li doğal olarak kendisini genel başkan adayı olarak görebilir, görmelidir de. Genel başkanların görevi de yeni genel başkan adaylarına yol açmaktır, ön açmaktır. Yoksa ‘o aday oldu, ben onu keseyim’, bu eski hastalıklardır, zaten bu eski hastalıklardan siyaseti kurtarmamız gerekiyor.”

-“TÜRKİYE’DE MUTLAKA BİR BÜYÜKELÇİLİK AÇILMALI”-

Kılıçdaroğlu’na, Mujıca ile neler konuştukları da soruldu. Çok güzel bir söyleşi yaptıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Demokrasi, özgürlükler konusunda, Türkiye ile Uruguay arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi konusunda, Uruguay ekonomisi, özellikle tarıma dayalı ekonominin nasıl geliştiği, kooperatifçiliğin nasıl olduğu, toprak-mülkiyet ilişkilerin nasıl olduğunu konusunda düşüncelerini öğrendik. Oradaki uygulamalara baktık” dedi.

Mujıca’nın Türkiye ile Uruguay arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesi konusunda düşüncelerini aktardığını belirten Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de bir büyükelçiliğin açılmamasını da doğru bulmadı. Türkiye’de mutlaka bir büyükelçilik açılmalı. Uruguay görevini yapmalı ve Türkiye de buna destek olmalı” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, “Bir işbirliği olabilir mi, Avrupa Birliği gibi bir birlik ortaya çıkabilir mi, diye düşüncelerimizi aktardım. Brezilya, Uruguay, Şili, diğer ülkeleri örnek verdi ve bu konuda bazı adımların atıldığını, belki önümüzdeki süreçte bunun daha da gelişebileceği konusunda düşüncelerini aktardı” dedi.

-AB’YE İLERLEME RAPORU ELEŞTİRİSİ-

Kılıçdaroğlu, Avrupa Birliği’ni de eleştirirken, “AB Türkiye ile ilgili sürekli ilerleme raporları hazırlıyor. Bunun yeri ve zamanı geldiği zaman da bunu kamuoyuyla paylaşıyor. Seçimlerden önce bu ilerleme raporları kamuoyuyla paylaşılmadı. Biz bunu Avrupa’nın etik değerleriyle bağdaştırmıyoruz. İç siyaseti etkilememek amacıyla biz bunu erteledik diye bir görüş egemen olursa biz bunu doğru bulmuyoruz. Avrupa’nın bu konuda daha net bir tavır takınması lazım” diye konuştu. (ANKA)

(GO/ORH)  

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@