Kılıçdaroğlu (2/son): 7 Haziran'ın En Zayıf Halkası Kapı Arkası Demokrasisinin İyi İşlememesi

ANKARA (ANKA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “7 Haziran’ın en zayıf halkası kapı ark...

Haberler 27.10.2015, 13:40
Kılıçdaroğlu (2/son): 7 Haziran'ın En Zayıf Halkası Kapı Arkası Demokrasisinin İyi İşlememesi

ANKARA (ANKA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “7 Haziran’ın en zayıf halkası kapı arkası diplomasisinin sağlıklı işlememesiydi. Liderler birbirlerine mesajı medya aracılığı ile verdiler. Bu olmamalıydı ya da dozu iyi ayarlanmalıydı. Siyasetçi olarak, arka planı olan bir söylemden çok açık ve net konuşmalıyız” dedi.

Kılıçdaroğlu NTV özel yayınında soruları yanıtladı. CHP olarak uzlaşma kültürünü her zaman sürdüreceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Tek başımıza iktidar olsak bile tansiyonu düşürmeye, gerginlikleri azaltmaya, 78 milyon yurttaşı kucaklamaya hazırız çünkü var olan siyaset anlayışı toplumu ayrıştırıyor. Bu ayrışma ve bölünme çok vahim tablolar yaratıyor” dedi.

-“SÜREÇ, CHP’NİN SİYASETTE ÖNEMLİ BİR AKTÖR OLDUĞUNU ORTAYA KOYDU”-

Kılıçdaroğlu, 7 Haziran’ın ardından da uzlaşmacı bir tavır sergilediklerini, daha yumuşak, toplumun her kesimini kucaklayan bir dil kullandıklarını ifade ederek, “7 Haziran’dan bu yana geçen süreç aslında CHP’nin, hem Türkiye’nin yönetiminde, hem siyasette önemli bir aktör olduğunu ve Türkiye’nin sorunlarının çözümünün CHP’siz yapılamayacağı gerçeğini de aslında toplum satın aldı. Bu açıdan memnunuz. Bu seçimlerde nasıl bir sonuç çıkacak biz de merak ediyoruz” diye konuştu.

-TERÖR: “BU SORUN PARLAMENTODA VE BİR TOPLUMSAL UZLAŞMAYLA ÇÖZÜLÜR”-

“Terörü nasıl çözeceksiniz?” sorusuna da Kılıçdaroğlu, “Bu sorunu ancak CHP çözer. AKP’nin bir çözüm süreci vardı, bugün geldiği nokta belli, neden çünkü güvensizlik üzerine ve belli beklentiler üzerine inşa edilmiş bir süreç, partiye yönelik beklentiler üzerine inşa edilen süreç” dedi. Kendilerinin bir yol haritası belirlediklerini ve 2012’de bunu Erdoğan’a götürdüğünü anımsatan Kılıçdaroğlu, “Bu sorun parlamentoda ve bir toplumsal uzlaşmayla çözülür. Bu sorunu çözmek istiyorsanız 4 ilkeden yola çıkmanı lazım; birincisi samimi ve dürüst olacaksınız, ikincisi özel bir ajandanız olmayacak, üçüncüsü halka hesabını veremeyeceğiniz vaatlerde bulunmayacaksınız, dördüncüsü topluma, muhalefet partilerine bilgi vereceksiniz. Bunları yapmazsanız sorunu çözemezsiniz” dedi.

-“PARTİM OY KAYBETSE DAHİ HER TÜRLÜ FEDAKARLIĞI YAPMAYA HAZIRIZ”-

Parlamentoda kurulacak bir komisyonun 4 partinin de katılımıyla oluşturulması gerektiğini hala savunduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Her partide bu sorunun çözümüne yönelik olarak düşünmüş, taşınmış, çaba harcamamış, 4 partide de çok değerli isimler var. Ben her partinin bu sorunun çözümüne yönelik katkı yapacaklarına inanıyorum. Bizim söylediğimiz ortak akıl heyetinin, ‘akil adamlar heyetiyle’ bir ilgisi yok. Biz devleti meşru muhataplarıyla muhatap edelim. Devlet meşru olmayan kişi ve kurumlarla muhatap olmamalı, asıl hedefimiz bu.

Türkiye bu sorunu çözecek kapasiteye sahip. Sorun şu; sorunu çözecek misiniz, siyaseten sorunu sömürecek misiniz? Sorun siyaseten sömürülüyor. Sorunun çözümünde en başarısız olan siyasiler. Siyasiler hiçbir zaman samimi davranmadı. ‘İki baldırı çıplak’ edebiyatıyla başladı, şimdi geldiğimiz noktaya bakın. 30 yıl geçti, ‘biz bunu güvenlik önlemleriyle çözeceğiz’, çözülmüyor. Yazık günah değil mi o çocuklara. Benim partim oy kaybetse dahi bu sorunun çözmek için biz her türlü fedakarlığı yapmaya hazırız, bu kadar açık. Oturup bir araya gelelim, biz çözmezsek kim çözecek.”

-“SAYIN BAHÇELİ’NİN DE DUYARLILIKLARI VAR, ANLAYIŞLA KARŞILAMAK LAZIM”-

Bu sorunun çözülmesini her siyasi partinin istediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Sayın Bahçeli’nin de bu sorunun çözümünden yana tavır alacağına inanıyorum. Bütün mesele şu, sorunun çözümünde samimi olmamız lazım. Sayın Bahçeli’nin de duyarlılıkları var, onları da anlayışla karşılamak lazım. Ne diyor, vatanın birliği, bütünlüğü. Onu istemeyen yok ki. Bayrağımız, hepimizin bayrağı. Biz bu ilkelerden yola çıktığımız zaman bir sorun kalmaz ortada. Niye kalsın? PKK bir terör örgütüdür, hiçbir sorunumuz yok orada. PKK elbette silah bırakmalıdır ama biz sorunu bir şekliyle çözmek zorundayız” diye konuştu. 

-“DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DAN BEKLEDİĞİMİZ OYU ALAMIYORUZ AMA GÜVEN VERDİK”-

Kılıçdaroğlu, “Yıllar içinde en çok oy aldığınız bölgeydi Güneydoğu Bölgesi, şimdi çok düşük bir oy oranında CHP” denmesi üzerine, “Doğu ve Güneydoğu’dan beklediğimiz oyu alamıyoruz. Defalarca milletvekili arkadaşlarım gittiler, ben gittim, toplantılar yaptık, CHP’nin görüşlerini anlattım. Söylediklerimizde bir yanlış var mı? ‘Hayır, kesinlikle doğru’ diyorlar. Peki bize oy verecek misiniz? ‘Hayır, bizim partimiz var’ diyorlar, ‘ama bakın biz bu sorunu çözeceğiz’ diyoruz, ‘siz zaten sosyal demokrat partisiniz bunu söylemek zorundasınız’ diyorlar. Ama şu var, gerçekten bir dönem o bölgeye CHP rozeti ile girmek, sokaklarda gezmek çok zordu ama şimdi bölgeye gidiyoruz, kabul görüyoruz. Vatandaşlar çağırıyorlar, şurada şu sorun var diye. Bölge de artık gayet net biliyor, CHP olmadan bu sorun çözülmez. Biz bu özgüveni o bölgeye verdik. Biz Türkiye olarak kaynaşmak istiyoruz, bir arada kendi ülkemizde özgürce yaşamak istiyoruz. Sorunun temelinde yatan demokrasi eksikliği” diye konuştu.

-“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KONUSUNDA UZLAŞILAN MADDELER ARTABİLİR”-

Kılıçdaroğlu, 1 Kasım’da nasıl bir tablo ön gördüğü ve yeni Anayasa konusunda ise “Kaç parti barajı aşıp parlamentoya gelirse uzlaşılan maddeler artabilir. Bizim belli kriterlerimiz var tabii. Anayasanın ilk dört maddesi bizim açımızdan tartışma konusu olmaz. Kurucu iradenin, iradesinin yansıdığı maddelerdir. Laiklik ilkesi elbette zaten bütün siyasi partilerin de bir ortak amacı, burada da bir sorunumuz yok. Anayasa konusunda bir uzlaşma komisyonu kurulursa, her siyasi partiden eşit milletvekilinin olması da son derece doğru. Bunu gerçekleştirebiliriz. Üzerinde durduğumuz konulardan birisi de yargı bağımsızlığı. Yargısı bağımsızlığı adaletin, bir devletin olmazsa olmazıdır. Adaletin olmadığı yerde ne devlet ne de kurumlar vardır” dedi.

-“7 HAZİRAN HEPİMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR DENEYİM OLDU”-

Meclis Başkanlığı seçimlerinin anımsatılması üzerine de CHP lideri, “7 Haziran’ın bence en zayıf halkası kapı arkası diplomasisinin sağlıklı işlememesiydi. Liderler birbirlerine mesajı medya aracılığı ile verdiler. Belki bu olmamalıydı ya da bunun dozu iyi ayarlanmalıydı. Siyasetçi olarak, arka planı olan bir söylemden çok açık ve net konuşmalıyız,  toplumun önüne öyle çıkmalıyız. Arka kapı diplomasisi dediğimiz, doğrudan liderlerle olmasa bile ikinci aktörlerle daha sağlıklı, daha tutarlı görüşmeler yapılabilirdi. Fakat bu gerçekleşemedi. 1 Kasım sonrası gerçekleşir mi? 7 Haziran hepimizin önünde önemli bir deneyim olarak duruyor. Türkiye’yi hükümetsiz bırakmama gibi bir görevimizin olduğunu hepimizin unutmaması gerekir” dedi.

-“BİR PARTİYİ KANDIRMAK İÇİN GÖRÜŞME YAPIYORSANIZ, OLMAZ”

Kılıçdaroğlu, koalisyon görüşmelerinden ilkelerimizi belirlediklerini anımsatırken, “Belli ilkelerden yola çıkarak biz bir araya gelmeliyiz. ‘Biz bunu çözeriz’ deyip ertesi gün koalisyon kurup ondan sonra birbirimize kazık atan hale gelmemeliyiz. Samimi, sorunları nasıl çözeceğini bilen, güçlü bir koalisyon protokolü, güçlü bir hükümet programı, sorunlara kilitlenmiş, halka güven veren bir düşünceden yola çıkmamız lazım. 7 Haziran’da çıkan tablodan ders çıkarmalıyız. ‘Ben uzlaşamam ya da şu partiyi tümden dışlıyorum’ mantığını doğru bulmuyorum” dedi.

Kılıçdaroğlu, koalisyon konusundaki bir başka soru üzerine de, “Birden fazla endişem var” derken, “Birincisi, Sayın Davutoğlu’nun bağımsız bir iradeye sahip olamaması. Sorumluluk altında olan bir kişi bu iradeyi başka bir yere ipotek etmişse… Yani Sayın Davutoğlu bağımsız bir iradeye sahip değil. Keşke olabilseydi. Koalisyon görüşmeleri hiç yapılmadı. Bize soru sordular, ben de ‘neyi soruyorlarsa son derece samimi cevaplandırın’ dedim, arkadaşlara Eğer siz koalisyon görüşmesi için başka bir partiye gidiyorsanız samimi olmak zorundasınız. ‘Onu kandırmak için gidiyorum, ‘zaman kazanayım’ diyorsanız bu baştan olmaz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, “AK Parti ile koalisyon olabilir mi” denmesi üzerine de “2 Kasım’dan sonra ortaya çıkan tabloyu sağduyuyla değerlendirmek lazım. Devlet kinle, öfkeyle yönetilmez” yanıtını verdi.

-IŞİD KONUSUNDA DİYANETE ÇAĞRI-

Kılıçdaroğlu, terörle güvenlik anlamında mücadele edilebileceğini belirtirken, “Sonuçta siz bir hukuk devletisiniz ve karşıda eli silahlı terör örgütü mensupları var, ya gelip teslim olmaları, silahları bırakmaları, yargılanmaları gerekir var ya zorunlu olarak çatışma çıkar. Bu konuda bir tereddüdümüz yok. Biz 30 yıldır devam eden sürecin tümüyle sonlandırılmasını istiyoruz. Bunun için çaba harcıyoruz. Fakat yanlış dış politika başka bir terör örgütünü de Türkiye’ye getirdi, o da IŞİD” dedi.

İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, şu an Suriye’de IŞİD’e katılan bin 50 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “1 Ocak’tan bu yana 70 ilden 506 genç IŞİD’e katılmış durumda. Vahim olan 70 ilden katılmış olması. Bu terör örgütü büyük ölçüde korundu, üzerine gidilmedi. Başlangıçta üzerine gidilseydi bu kadar vahim olmazdı tablo” dedi.

Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığına büyük görev düştüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, “Daha vahim olanı dini terörde kullanmış olması. Ama bütün bunlara rağmen Türkiye’de taban bulması ve Suriye’ye götürmüş olması. En son Ankara eylemiyle bu tablo hepimizin yüreklerini yaktı. Burada Diyanet İşleri Başkanlığı’na büyük görev düşüyor. Bunların yaptıklarının Müslümanlık olmadığını sokak sokak, cami cami anlatmaları lazım. Gençlerimizi korumaları lazım. 70 ilde bunlar örgütlenmişse en büyük sorumluluk hükümete düşmektedir”dedi.

-“SİYASETÇİNİN BEDELİNİ ÖDEMESİ LAZIM”-

“Ben IŞİD’i bir siyasi partiye bağlamıyorum, PKK’yı da bir siyasi partiye bağlamıyorum” diyen Kılıçdaroğlu, “Bizim üzerinden durmamız gereken terörle mücadeledir. Bombacıların fotoğraflarını bütün kurumlara gönderdiğiniz halde eğer bunları yakalayamıyorsanız, üstelik telefonlarını dinlediğiniz halde, sizde bir sorun var demektir. Yönetemiyorsunuz ülkeyi demektir. İçişleri Bakanı’nın ayrılması lazımdır. Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki ‘Her olayda istifa edilmez’. Tabii edilmez ama Cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırısı olur ve bu failler emniyetin elinde olur, fotoğrafları olur, telefonları dinlenir ve siz hala güvenlik önemi almamışsanız, zafiyet varsa bir siyasetçinin bunun bedelini ödemesi lazım” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, “HDP’ye nasıl bakıyorsunuz” sorusuna da, “6 milyon oy alan bir siyasi parti. Ben yüzde 1 oy alan partinin genel başkanının da mutlaka parlamentoya gelmesini savunuyorum. 100 Türkiye milletvekili konusu tartışarak, yeniden hayata geçirmek mümkün. Çünkü ne kadar çok toplumun değişik kesimlerinden insanlar parlamentoya gelirse o kadar güçlü bir parlamento olur” yanıtını verdi. (ANKA/SON)

(GO/ÖZK)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@