İşte emekliye çifte primin kaynağı!!!

Selin Sayek Böke, Sözcü'den Özlem Gürses’in sorularını yanıtladı. Böke, AKP’nin ekonomi yönetimi için, “2007’de ‘ekonomik programınızı yazın&rsquo

İşte emekliye çifte primin kaynağı!!!

Selin Sayek Böke, Sözcü'den Özlem Gürses’in sorularını yanıtladı. Böke, AKP’nin ekonomi yönetimi için, “2007’de ‘ekonomik programınızı yazın’ denildi. Yazmadılar. Başarısını siz test edin” yorumu yaptı.

CHP’li Selin Sayek Böke, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 kişilik ekonomi yönetimi kadrosunda yer alıyor. Ekipteki en genç isim… Bir de eski başbakanlardan Tansu Çiller’e benzerliğiyle dikkat çekiyor. Türkiye ekonomisiyle ilgili ise söyleyecek çok sözü var. Dikkat çektiği ilk konu, gelir adaletsizliği… Böke, “En tepedeki yüzde 10’luk kesim servetin yüzde 54’üne sahip” diyor. Bunu ortadan kaldırmak için emekliye verilecek olan 2 maaş ikramiyenin kaynağını da tek tek açıklıyor…

Selin Sayek Böke… CHP’nin 15 kişiden oluşan ekonomi yönetimi kadrosunun hem en genç hem de en parlak kadınlarından biri… Siyasete girdiği için değil ama hizmet etmeye fırsat bulduğu için çok heyecanlı. Biri 4.5, diğeri 11 yaşında iki çocuk annesi. Küçük oğlan özellikle “Anne bıktım bu CHP’den” demeye başlamış. Kolay değil, 7/24 çalışacağı bir döneme girdi Selin Sayek Böke. Teklif, gece saat 1 civarı, Genel Başkan’ın telefonuyla gelmiş. Eşini uykusundan kaldırmış “Ne diyorsun?” diye. Bayıldım eşinin verdiği yanıta: “Yürü be Selin, arkandayım…” İşte CHP’nin Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü başkanlığından istifa ederek, İzmir 2. Bölge 1. sıradan aday olan son transferi Selin Sayek Böke…

‘BU İKTİDARIN VİZYONU YOK’

- Türkiye açısından son derece kritik bir seçim. Sizce Türkiye’nin en önemli sorunu ne?

Türkiye’nin en önemli sorunu ‘vizyonsuzluk’. Bir de siyasi tartışmalarla üstü örtülmeye çalışılan bir sorunu var: Ekonomi. Türkiye büyüyemiyor, istihdam yaratamıyor, gelir yaratamıyor, insanlarına gelecek vaadi, bir umut yaratamıyor. Dolayısı ile mutsuzluk ve karamsarlık üreten bir ülkeye dönüştük.

- İktidar tersini söylüyor…

2013 sonrasında hiç istemeyeceğiniz bir durum ortaya çıktı. Hem bir ekonomik vizyon yok, hem de hırçın bir yönetim şekli var. Yöneten ve idare eden devletle didişiyor! Siz böyle bir ülkede yatırım yapıp üretim sermayesi getirir misiniz? Fabrika kurar mısınız, oraya işçi alır mısınız? Tabii ki hayır!

‘YÜZDE 3’E HAPSOLDUK’

- Türkiye büyüyor mu?

Büyümüyor. Geçen sene yüzde 2.9 büyüdü. Türkiye’nin potansiyeli yüzde 6, büyümesi gereken miktar da yüzde 6. Türkiye’yi büyütmüyorlar! Büyütmeyen AKP iktidarı. Ülkeyi kötü yöneterek yüzde 3’lük bir büyümeye hapsediyor.

- Bunu bilerek mi yapıyor, yetersizlikten mi?

Bunu başarabilecek bir kapasitesi yok. AKP’nin hedefi iktidarda kalmak! Yoksa ülkenin potansiyeli gerçekleşsin, vatandaşlarına yayılsın, öyle bir kaygısı yok. Türkiye’nin tek partili dönemlerdeki en kötü büyüme performansı AKP döneminde.

‘FAİZ LOBİSİ SARAYDA’

- Faiz lobisi diye bir şey var mı gerçekten de?

Varsa da Ak Saray’da oturuyor bizzat! Faiz lobisi arıyorsak çok uzağa bakmaya gerek yok…

- Gelir adaletsizliği konusunda ne durumdayız?

Rezil durumdayız! Türkiye’de en alt yüzde 10’luk toplum kesimiyle en üst yüzde 10’luk toplum kesimi arasındaki gelir farkı 14 kat! Bunun ötesinde bir de servet dağılımı sorunu var. Rusya’dan sonra ikinciyiz orada. Sadece Cumhurbaşkanı’nın istediği insanlar Türkiye’de birikim yapabiliyorlar, zaten ihaleleri de onlar alıyor! Bir ülkede Kamu İhale Kanunu 10 sene içerisinde 100’ün üzerinde değiştirilmişse, bu zaten kendi başına bir şey ifade eder! En tepedeki yüzde 10, servetin yüzde 54’üne sahip! Bu rakam 12 yıl önce yüzde 38’di.

‘EMEKLİYE BİZ BAKACAĞIZ’

- Emekli?

Emekli üretmiş, çalışmış ülke için. Ondan sonra hem enflasyona karşı ezdirilmiş, hem de ülkenin büyüme payından da faydalanamamış. 11 milyon emeklimiz var Türkiye’de.

- Bir kesim de diyor ki biz mi bakacağız bunların hepsine?

Evet, biz bakacağız. Anayasamıza göre ‘sosyal’ bir devletiz. Sosyal devletin temel olgusu da budur. Bir zamanlar ülkeye hizmet etmiş insana karşı bir yükümlülüğünüz vardır. Ayrıca bu insanlar sadece emekli değil, aldıkları maaşlar nedeniyle de neredeyse yardıma muhtaç… Bizim çift maaş ikramiye politikamız da bu nedenle oluşturuldu. Türkiye’deki gelir adaletsizliği bir günde çözülecek şey değil, ama hızlı adımlar atmak mümkün. Kamunun kaynaklarını vatandaşa aktararak kullanırsınız.

- Var mı kamunun kaynağı?

Var tabii. Hep öyle söylemiyorlar mı bize, “Biz kaynağı biriktirdik” diye. Biz de diyoruz ki, “Doğru, biz şimdi bu kaynağı saraya değil, vatandaşa kullanacağız.” Sadece tütün üzerinden topladıkları Özel Tüketim Vergisi 25 milyar Türk lirası. Soru şu: Siz bu parayı kime harcamak istiyorsunuz? CHP emeklilere harcayacak. Bugüne kadar keyfi yöntem vardı. Sosyal yardımların kime verildiğini söyleyemeyen hükümet var!

- Yok mu bir envanter?

Meclis’e Sayıştay raporu göndermeyen bir hükümet var. Sorduğunuz sorunun yanıtı burada! Yok ki Sayıştay Raporu.

- Cumhurbaşkanı diyor ki: “Ben Türkiye’yi bir şirket gibi yönetmek istiyorum…” Yönetilebilir mi?

Hayır, yönetilemez! Şirketin kaygısı kâr elde etmektir. Ülkenin kaygısı toplumun iyiliği ve refahıdır.

- Başbakan, “Bazı partiler seçim ekonomisi vaatlerine başlayacaklar” diyordu. Soruyordu “nereden bulacaklar kardeşim bu kaynağı?”

Onları üzerinden kaldırdığımızda müthiş bir kaynak var, merak etmesinler! Aykut Erdoğdu vekilimiz bütün bunların hesabını çıkarttı, tek tek, soru önergeleriyle, 100 milyar lira kaynak var en az çarçur edilen. Görmediğimiz Sayıştay raporları var, örtülü ödenek var, sarayın gizli ödeneği var, yerli yersiz vergi afları var.

Bunları topladığınız zaman olağanüstü bir kaynak çıkıyor ortaya. Mesele kaynağı nereye kullanacağınız. Biz bunu vatandaşa kullanacağız. Bunu seçim ekonomisi olarak algılayan zihniyettir bozuk olan!

‘VATANDAŞA KAYBETTİRİYOR’

- Siyasetle ekonomi arasında ne tür bir ilişki olmalı?

Siyasetten çok kamunun rolünü iyi tanımlamak lazım orada. Güveni sağlayacak olan kim? Ekonominin iyi işlemesi için gerekli olan şey ne? Doğru kurgulanmış bir siyasete ihtiyacımız var. Unutmayalım; Cumhurbaşkanı’nın Merkez Bankası ile didiştiği dönemde Türkiye epey bir para kaybetti.

- Kim kaybetti bu parayı?

Dolar borcu olan kaybetti. Şirketlerimiz zarar görüyor. Enflasyon arttı ve vatandaş kaybetti. Niye? Cumhurbaşkanı’nın psikolojik durumu yüzünden!

Sosyal yardımları artıracağız

- CHP’nin ekonomi programında ne var?

Dört temel üzerine oturuyor politikalarımız. Biri, sosyal adaletsizliği giderme politikaları. Emekliye iki maaş bunun bir sonucu mesela. İkincisi, ülke çok ciddi bir verimlilik kaybına uğradı. İnsana ve yarına yatırım yapmaz hale geldi. Biz nasıl verimli olacağız? Ancak ve ancak bilgi, donanım, teknoloji barındıran bir üretim modeline geçerek. İnsana yatırım yapacağız. Üçüncü ayak, bu anlattıklarımın sürdürülebilir kılınması. Dördüncüsü de, çok dramatik. Bugüne kadar yaşamı yıkıp yakan bir politika güdüldü. Şöyle bir imge kuruyorum kafamda buna dair: Bir kepçeye binmiş Cumhurbaşkanı, önünde gördüğü insanı, hayvanı, ağacı ezip geçiyor, arkadan koşanlar da öndeki yıkımı görmüyor! Ülkeyi bu vahşetten çıkarmanın tek yolu, Türkiye’yi A.Ş. gibi değil, ülke gibi yönetmek. Hayatın sadece beton yığınları dikmekten farklı bir anlamı olduğunu kabul etmek.

- İnsanların en büyük korkularından biri “bana gelen sosyal yardımlar kesilecek mi ?”

Kesilmeyeceği gibi artacak. CHP’nin sosyal devlet anlayışında ihtiyaç duyana devlet olarak güvence vermek ve yardımda bulunmak ilkesi var.

Ülkenin AKP’den kurtulması gerek

- Enflasyon meselesini halletti mi Türkiye?

Halledemedi. Dünyadaki en yüksek enflasyonlardan biri Türkiye’de. Enflasyonun içerisindeki en önemli girdi olan gıda harcamalarında fiyatlar sürekli yükseliyor. Oysa bu fiyatlar dünyada sürekli düşüyor!

- İşsizlik?

Resmi rakamlara göre her 10 kişiden biri işsiz, her 5 gençten biri de işsiz! Bunlar iş arayıp da bulamayanlar. Kadın işsizliği daha yüksek. Bir de iş aramaktan vazgeçenler var. O da aynı sebeple vazgeçiyor, yani iş bulamadığı için! Türkiye’nin yaşadığı tüm bu sonuçların tek sebebi kötü yönetim.

- Borçlanma?

Son 12 yılın en radikal sonuçlarından biri de bu. Ve bu da yine hükümetin açık politikalarından biriydi. Türkiye’nin AKP’den kurtulmaya ihtiyacı var çünkü Türkiye’de vatandaşı borçlandırmış olan AKP’dir!

- Kim borçlu ne kadar borçlu?

Şu anda borçlu olan vatandaş! Kredi kartları, tüketici kredileri yoluyla… Şu anda kredi kartı borçlusu sayısı 3 milyon, bir 3 milyon kadar da yakın takipte olan kredi kartı sahipleri var. Bunun üzerine bir de borcu varlık yönetim şirketlerine bankalar tarafından satılmış olan 2 milyon kişi var. Yaklaşık 8 milyon kişinin şu anda borç sorunu var. Burada hükümetin yine yanlış politikaları tüketiciyi borçlanmaya itti.

- Kredi kartı borçları silinecek mi?

Borçları yeniden yapılandırmak yönünde çalışmalar yapıyoruz.

Selin Sayek Böke kimdir?

CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doç. Selin Sayek Böke, 1972 yılında doğdu. ODTÜ İktisat Bölümü’nü bitirdi. Yurtdışında pek çok üniversitede çalıştı. 2003 yılından bu yana da Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü’nde görev yapıyor… Uluslararası iktisat alanında birçok bilimsel çalışmaya imza atan Böke, 2010 yılında yabancı yatırımcılar konusundaki çalışmalarıyla da TÜBİTAK Teşvik Ödülü aldı.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.