İnönü-Kaya'nın “Atatürk’ü Zehirledikleri” İddiası

İnönü-Kaya'nın “Atatürk’ü Zehirledikleri” İddiası Yeni Şafak gazetesinin 6 Nisan tarihli haberinde “Atatürk’ü böyle zehirlediler” haberinde v İ

İnönü-Kaya'nın “Atatürk’ü Zehirledikleri” İddiası

İnönü-Kaya'nın “Atatürk’ü Zehirledikleri” İddiası

Yeni Şafak gazetesinin 6 Nisan tarihli haberinde “Atatürk’ü böyle zehirlediler” haberinde v İsmet İnönü ve çevresinin Atatürk’ü zehirlediğini, bunda İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'nın da payı olduğu belirtiliyor. Bu da Şükrü Kaya'nın 30.06.1938 İsmet İnönü'ye gönderdiğini iddia ettiği yazıya dayandırılıyor. İlgili yazı şöyle:

            “Çok kıymetli büyüğüm İsmet İnönü

             Cumhurreisimizin hastalığı gün geçtikçe ilerlemekte, çevresinde size karşı bazı tedbirler aldığını duydukça çok üzülmekteyim. Tahsis ettiğimiz doktorun görevini layıkı ile yaptığı kanısındayım.

            Cumhurreisimiz, doktorlardan çok şikayet etmiş, “beni Türk doktorlarına emanet edin" demiştir. Yabancı doktorları uzaklaştırmak istemektedir.

            Her şey yolunda ve mecrasında seyir etmektedir. Sizleri Cumhurreisi olarak görmek arzusu hepimizde hasıl olmuştur. Hürmetle ellerinizden öperim efendim.

                                                                 Dahiliye Vekili

                                                                  Şükrü Kaya"

          Bu yazıyı ve İnönü ile Şükrü Kaya arasındaki ilişkiyi tarihsel olarak ele alalım, yazı ile ne kadar tutarlı olduğunu ortaya koyalım.

        İlk olarak yazıyı ele aldığımızda şunları belirtebiliriz.

1.      “TBMM Özel” diye bir antent yok.

2.      Remi yazılarda tarih ve sayı olur. Yazının sayısı yok.

3.      Yazının yayınlandığı 30.06.1938’de İçişleri bakanı ve CHP genel sekreteri olan Şükrü Kaya’nın “TBMM özel” antentli olarak resmi bir yazı göndermesi olası değildir. Çünkü o tarihte İsmet İnönü başbakan değildir, resmi görevi yoktur. Dolayısıyla resmi nitelikli bir yazı göndermesi saçmadır. Böyle bir yazıyı normal bir mektup olarak gönderebilirdi.

4.      Atatürk daha hayattayken Şükrü Kaya’nın, “İnönü’nün Cumhurbaşkanlığını arzuladığını” bir yazı ile gönderecek kadar açıktan davranması, buna cesaret etmesi olanaklı değildir.

5.      Şükrü Kaya genelde “Cumhurreisi” ifadesi yerine “Reisicumhur”ifadesini kullanır.

6.      Yazının nereden temin edildiği belli değil. Devlet Arşivlerinden mi, Cumhurbaşkanlığı arşivinden mi, başka yerden mi kaynak gösterilmemiş.

          İkinci olarak İsmet İnönü ve Şükrü Kaya arasındaki ilişkiyi tarihsel olarak ele almalıyız. Şunları söyleyebiliriz.

          Yeni Şafak’ın Şükrü Kaya'nın İsmet İnönü'ye gönderdiğini iddia ettiği yazının yayınlandığı 30.06.1938’de İsmet İnönü başbakan değildir, sade vekildir. Celal Bayar başbakandır.

         Atatürk’ün hastalığının ağırlaştığı bir dönemde Atatürk’ten sonra, “kimin yerine geçeceği” sorunu gündeme gelmiştir. Haberdeki “İnönü- Şükrü Kaya birlikteliği”nin aksine o dönemde Şükrü Kaya ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ın, İnönü’nün Cumhurbaşkanı olmasını önlediğine dair iddialar dikkate değerdir.  Fakat aşağıda görüleceği gibi Kaya, resmi görevi olmadığı için pek temasta olmasa da İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı’ndan yanadır.

              Şükrü Kaya ise özel kalem müdürü Nejat Saner, Atatürk’ten sonra Cumhurbaşkanının İnönü olmasında Başbakan Celal Bayar, Meclis Başkanı Aldülhalük Bülent Renda ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Şükrü Kaya’nın ittifak halinde olduğunu belirtir. Saner, Falih Rıfkı Atay, Tevfik Rüştü Aras, Mümtaz Ökmen, Zeki Polar ve Şükrü Kaya ile birlikte olduğu Moda Kulübünde, Atay’ın “Şükrü Kaya, Allah esirgesin Atatürk’e bir hal olursa yerine kim geçer?” sorusuna Kaya’nın “gayet tabii İnönü geçer.”  Diye yanıtladığını belirtir.[1]

         Şükrü Kaya, bu yanıtıyla Cumhurbaşkanı olmak ve İnönü’nün Cumhurbaşkanlığını engellemek istediği iddialarına da yanıt vermekteydi.

          İddiaya göre Kaya ve Aras, İnönü’yü tamamen siyasal yaşamdan tasfiye etmek amacıyla öncelikle yurtdışına elçi olarak göndermeyi düşünmüşlerdi. İnönü büyükelçi olursa, milletvekilliğinden ayrılmak zorunda kalacak ve 1924 Anayasası’nın 31. maddesine göre de, Cumhurbaşkanının meclis içinden seçilmesi zorunlu olduğundan, İnönü’nün Cumhurbaşkanı seçilme olanağı kalmayacaktı.[2] Aras, İnönü’ye ABD elçiliğini önerdiyse de İnönü teklifi reddeder.[3] Bu sefer Kaya ve Aras’ın seçimleri yenileyerek İnönü’yü Meclis dışı bırakmak istedikleri söylentisi yayılır.[4]

            İsmet İnönü, ABD elçisi olarak yurtdışına gönderilemeyince bu sefer Kaya’nın, yeni bir seçimle TBMM üyelerini yenilerek İnönü’yü meclis dışı bırakmaya giriştiği iddia edilmiştir.[5] İsmet İnönü bu girişim ile ilgili olarak anılarında Kaya’nın Meclisi yeniden belirlemek konusunda ciddi bir girişimde bulunduğunu ve Bayar’ın da buna taraftar olduğunu açıklar.[6] İnönü, seçime gitme girişiminin milletvekillerince kabul görmediğini belirtmiştir.

             Kaya, Aras ve Hasan Rıza Soyak’ın Atatürk’ün hastalığının ilerlediği zamanlarda Atatürk’ten yazılı veya sözlü bir siyasi vasiyet almaya çalıştıkları söylentisi de vardı.[7] İnönü de anılarında Kaya, Aras ve Soyak’ın Atatürk’ten “vasiyet koparmak veya uydurmak” doğrultusunda çabalasalar da başaramadıklarını, Soyak’ın sözlü vasiyet uydurmaya teşebbüs ettiğini ama Bayar’ın kabul etmediğini dile getirmiştir.[8]

          Cumhurbaşkanlığı ile ilgili bu gelişmeler yaşanırken çevresi, İnönü’yü suikaste veya herhangi bir tehlikeye karşı korumaya almışlardı.[9] İnönü, Kaya’nın herkesi takip ettirdiğinden, hayat endişesi ile herkesi özel koruma tutmaya mecbur ettirdiğinden yakınıyordu.[10] Kaya’nın kendisini de izlettiğinden şüphelenmişti.[11]

          İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın özel kalem müdürü Nejat Saner de bazı kimselerin çevirmek istedikleri şahsi çıkarlarına engel gördükleri Kaya’nın Başbakan İnönü ile arasını açmaya çalıştıklarını belirtiyordu.

          İnönü, Kaya’nın Atatürk’ü son kez görmesi için İstanbul’a götürmek bahanesiyle suikast işleyeceğini düşünmüştü. İnönü, arkadaşlarının engellemesiyle İstanbul’a gitmekten vazgeçmesi üzerine Kaya’nın hiddetlendiğini not etmiştir.[12]

             Atatürk’ün ölümü üzerine 11 Kasım sabahı Mecliste, milletvekillerinin Kaya’ya partice Cumhurbaşkanlığına aday gösterilip gösterilmeyeceğini sormaları üzerine Kaya, “aday göstermeye ihtiyaç var mı? Biz hükümet olarak hepimiz İnönü’ye oy vereceğiz” karşılığınıvermiştir.[13] Celal Bayar da İsmet Bozdağ’a anlattığı anılarında Kaya’nın İnönü’yü desteklediğini belirtmektedir. Bayar, Millet Meclisince İnönü’nün düşünüldüğünü söyleyince Kaya’nın da sevindiğini nakleder.[14]

            Kazım Özalp, Şükrü Kaya’ya sorduğunda, Kaya’dan “İsmet Paşa, benim adayımdır” yanıtını almıştı.[15]

             Meclis seçimlerinin yenilenmesi ile Celal Bayar Hükümeti de sona ermişti. İnönü yeni hükümet kurma görevini aynı gün Bayar’a vermiş ama Kaya ve Aras’ın hükümette yer almasını istememiştir.[16]

           İnönü bu durumu anılarında, “Dr. Aras ile Şükrü Kaya’nın iktidardan gitmeleri memlekete hakiki bir inşirah (ferahlık) verdi.”[17] diye belirtmiştir.

           İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker, Şükrü Kaya’nın İnönü ile çok dost öldüğünü nakletmektedir. Hatta Toker İnönü’nün Kaya hakkında olumlu duygular beslediğine kanaat getiriyordu. Toker, İnönü’nün, Kaya’nın Cumhurbaşkanlığına aday olduğuna dair fikrine katılmamaktadır.[18]

          Görüldüğü gibi Kaya ile İnönü arasında Atatürk’ün hastalığı döneminde yakın bir ilişki yoktur. Hatta iddialar Kaya’nın İnönü’nün Cumhurbaşkanlığını önlemeye çalıştığı yönündedir ve İnönü de bu yönde düşünerek Kaya’ya kuşkulu bakmış ve yeni hükümette görev vermemiştir. Kaya-İnönü işbirliği ile Atatürk’ün öldüğü iddiası saçma ve maksatlıdır.

NOT: İsmet İnönü-Şükrü Kaya’nın Cumhurbaşkanlığı sürecindeki ilişkilerine dair ayrıntılı bilgi için “Atatürk’ün Bakanı Şükrü Kaya” kitabımda “Şükrü Kaya’nın Hükümetlerdeki Konumu ve Cumhurbaşkanlığı Meselesi” bölümüne bakılabilir.

[1] Nejat Saner, Atatürk Dönemi 19 Altın Yılın Öyküsü, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1975, s.246.

[2] Sina Akşin, Cemil Koçak, Hikmet Özdemir, Korkut Boratav, Selahattin Hilav, Murat Katoğlu, Ayla Ödekan, Türkiye Tarihi 4 Çağdaş Türkiye (1908- 1980), (yay. yön: Sina Akşin) Cem Yayınevi, 11. Basım, İstanbul, 2011, s.158-160.

[3]Aras, bu girişimde “hem Atatürk’ü, hem sayın İnönü’yü huzura kavuşturmak” amacıyla bulunduğu belirtmiştir. Bkz. Tevfik Rüştü Aras, “Neler Olacaktı?”, (4 Kısım), Milliyet, 14.03.1971’den aktaran Cemil Koçak, Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945), c.I, 5. Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2010, s. 122.; İnönü, age, s.255.; “İnönü’nün Hatıra Defteri’nden Sayfalar”, Metin 7, Hürriyet, 19 Ocak 1974

[4] Hakkı Uyar, “Şükrü Kaya”, Modern Türkiye’de Siyasal Düşünce, Kemalizm, c.2, 6. Baskı, İletişim Yayıncılık, İstanbul, 2009, s.81.

[5] Akşin ve diğerleri, age, s.161.

[6] İsmet İnönü, Defterler (1919-1973),  c.I , (haz: Ahmet Demirel), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2001, s.254.; “İnönü’nün Hatıra Defteri’nden Sayfalar”, Metin 7, Hürriyet, 19 Ocak 1974

[7] Çavdar, age, s.39.; Koçak, Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1945), c.I,s.126.; İnönü, age , s.324.; Akşin ve diğerleri, age, s.161.; Kocahanoğlu, Atatürk’ün Üç Muhalifi, c.I, Temel Yayınları, İstanbul, 2010, s.539.

[8] İnönü, Defterler (1919-1973),  c.I, s.254.; “İnönü’nün Hatıra Defteri’nden Sayfalar”, Metin 1, Hürriyet, 13 Ocak 1974

[9] Akşin ve diğerleri, age, s.160.

[10] İnönü, Defterler (1919-1973),  c.I , s.258.; “İnönü’nün Hatıra Defteri’nden Sayfalar”, Metin 14, Hürriyet, 26 Ocak 1974

[11] Falih Rıfkı Atay, Çankaya,  Pozitif Yayınları, İstanbul, 2009,, s.579.

[12] İnönü, Defterler (1919-1973),  c.I , s.255.; “İnönü’nün Hatıra Defteri’nden Sayfalar”, Metin 19, Hürriyet, 1 Şubat 1974; Can Dündar, Anka Kuşu Erdal İnönü Anlatıyor, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara, 2009, s.72-73.; Bozdağ, age,s.230.

[13] Saner, age, s.266.

[14] Bozdağ, Bilinmeyen Atatürk Celal Bayar Anlatıyor, s. 91-92.

[15] Özalp, Tanıklık Ediyorum Cumhuriyet ve Atatürk Anıları, s.126.; Kazım Özalp-Teoman Özalp, Atatürk’ten Hatıralar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1992, s. 67.

[16] Yetkin, Karşı Devrim 1945-1950, s.37.

[17] “İnönü’nün Hatıra Defteri’nden Sayfalar”, Metin 3, Hürriyet, 15 Ocak 1974; Bozdağ, age, s.243.

[18] “İnönü’nün Hatıra Defteri’nden Sayfalar”, Yorum 3, Hürriyet, 15 Ocak 1974



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.