İmam Hatiplerle ilgili gerçekler -1

soL'da "İmam Hatiplerle ilgili Gerçekler ve Gelecek" başlıklı iki gün sürecek bir yazı dizisine başlıyoruz. Prof. Dr. Rıfat Okçabol'un kaleme aldığı yazı dizisinin ilk bölümünde, AKP öncesi sürece yer veriyoruz.

Haberler 29.03.2016, 10:53 29.03.2016, 10:55
İmam Hatiplerle ilgili gerçekler -1
haber.sol.org.tr - Editörün notu: Prof. Dr. Rıfat Okçabol, soL için 2 günlük bir imam hatip dosyası kaleme aldı. Özellikle AKP döneminde eğitimin dinselleştirilmesi politikası uyarınca özel bir önem atfedilen bu okullar dünden bugüne nasıl geldi, kimler, niye destekledi, amaç neydi? Bugün yayınladığımız 1. bölümde Cumhuriyetin kuruluşundan AKP dönemine kadarki dönem ele alınırken, yarın AKP döneminde bu okulların durumu incelenecek.

İmam hatipler, gerici çevrelerin hiç beğenmediği, 3 Mart 1924 tarih ve 430 sayılı Öğretim Birliği (Tevhidi Tedrisat) Kanunu’nun 4. maddesi çerçevesinde toplumun dini hizmetlerini yerine getirecek imam-hatip yetiştirmek amacıyla açılan okullardır.

Bu yasanın ardından kapatılan medreselerden biri ilahiyat okuluna ve 29’u da imam hatip okuluna dönüştürülmüştür. Heybeliada Ruhban okulunun Ortodoks ruhbanını yetiştirdiği yıllarda açılan bu okullar, son yıllarda siyasal beklentiler ve hedeflerin oyuncağı haline getirilmiştir.

1982 Anayasasına göre değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek yasalardan biri olan 430 sayılı yasaya göre imam hatipler, “ayrı” okullardır- örgün eğitimin dışında kalması gereken okullardır.  Laikleşme ve bilimselleşme sürecinin hızlandığı 1920 sonlarında, öğrenci sayısının giderek azalması üzerine önce imam hatipler ve arkasından da ilahiyat okulu kapatılmıştır (Başgöz, 1995, Ergin, 1982).

1950-1980 ARASI

Demokrat Parti (DP) imam hatipleri mesleki okul niteliğinde 1951’de yeniden açmıştır. 1924’te 29 imam hatip okulu açılırken DP’nin on yılda açtığı imam hatip sayısı 19’dur (Çizelge 1). 27 Mayıs Devrimi ve özellikle de Süleyman Demirel’in 1965’te başlayan başbakanlığı yıllarında (1965-1971) okul sayısı 1969’da 39’a yükselmiştir. Demirel’in ilk yıllarında, imam olamayacak kızların da imam hatiplere alınmasına başlanmasıyla, eğitim sisteminin laik niteliğine ilk darbe vurulmuştur.

1967’de ilk türban konusu Isparta’da ortaya çıkmış, olay, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü şube müdürlerinden ilahiyatçı Ömer Okutan’ın okullarda türban kullanılamayacağı kararıyla kapanmıştır. Ancak Demirel, Okutan’ı bu görevden almıştır (yıllar sonra 1990’ların başlarında Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı olan Okutan’ı, yine koalisyon hükümetinin başında olan Demirel görevden almıştır).

Silahlı Kuvvetlerin 12 Mart 1971 muhtırası sonrasında kurulan (reform hükümeti denen) hükümeti zamanında, imam hatip ortaokulları dahil olmak üzere tüm meslek ortaokulları kapatılmıştır(3). İmam hatip ortaokullarının kapatılması üzerine imam hatip liselerine giden öğrenci sayısı, iki yılda yüzde 70’ler düzeyinde azalmıştır (Öcal, 1996). Bu azalışın nedeni, imam hatip karşıtlığı değildir. Çünkü “Üç bizden, üç sizden” diyerek suçsuz yere Deniz Gezmişleri asan o yılların meclisi, Demirel’in tutucu partisinin çoğunlukta olduğu meclistir. Ülke yönetiminde bu tutucuların ağırlığı vardır.

Ayrıca 28 Mart 1966-1973 yılları arasında Cumhurbaşkanı olan eski Genel Kurmay Başkanı Cevdet Sunay, açıkça, “Ülkenin geleceğini imam hatiplere emanet edelim” demesiyle ünlüdür. İmam hatip liselerine giden öğrenci sayısının azalmasındaki tek gerçek, öğrencinin 5’inci sınıftan sonra değil de, biraz daha dünyayı anlama fırsatını bulduğu 8’inci sınıftan sonra tercih yapmasıdır, ailenin tercihine göre değil de, kendi tercihine göre hareket etmesidir.

Ancak, 1974 yılında kurulan Ecevit –Erbakan(4) (CHP- Milli Selamet Partisi) hükümeti zamanında (herhalde koalisyonun devamı için) imam hatip ortaokulları yeniden açılmıştır. Demirel’in 1975-1977; 1977-1978 ve 1979-1980 yılları arasında kurduğu koalisyon hükümetleri zamanında açtığı toplam imam hatip ortaokulu sayısı 237’yi bulmuş ve 1970 sonunda bu okulların sayısı 339’a ulaşmıştır.
  
12 EYLÜL 1980-2002 ARASI

12 Eylül 1980 askeri darbe hükümetinin hazırladığı 1982 Anayasası, din kültürü ve ahlak bilgisi (DKAB) dersini ilk ve ortaöğretimde zorunlu ders yapmıştır. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Özel İhtisas Komisyonu, 1983 yılında bir “Milli Kültür” raporu hazırlamıştır. Bu rapora göre, “Türk-İslam sentezi, din-devleti; millet, din cemaati; milli kültür, İslam kültürü; milliyet, İslamiyet; milliyetçilik, İslamcılık; Türk milleti, yüzde 99’u Müslüman olan Türkler; laiklik, din düşmanlığı; bilim de Kuran’daki bilgiler”dir (Güvenç ve diğerleri, 1991: 49).

Darbe hükümeti ve sonrasında gelen hükümetler, eğitim ve kültür politikalarını, bu Türk-İslam sentezi anlayışı doğrultusunda yürütmüşlerdir. Bu anlayış doğrultusunda da, 18 Haziran 1983’te 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda değişiklik yapılıp imam hatip lisesi mezunlarına, Harp Okulu dışında kalan yükseköğretim alanlarına girme hakkı verilmiştir. Bu yasayla imam hatipler “ayrı okul” olmaktan çıkarılıp örgün eğitimin bir parçası yapılmıştır.

Anavatan Partisi (ANAP), imam hatiplere özel ilgi gösterip bu okulların laik okullara alternatif okullar haline gelmesine çalışmıştır. Bu alana diğer lise türlerinden daha fazla kaynak ayırmaya başlamıştır. Örneğin 1990’larda pansiyon olanaklarından, mesleki eğitimde 15, ilköğretimde 59 ve imam hatiplerde ise 2 öğrenciden biri yararlanmıştır (MEB, 2000). ANAP, Anadolu imam hatip liseleri açmaya başlamıştır. Ders geçme ve kredili sistem uygulandığında, imam hatiplerde açılan seçmeli derslerin büyük bir çoğunluğu, onları imamlığa değil de üniversiteye hazırlayacak dersler olmuştur.


İmam hatiplere gösterilen özen ve getirilen ayrıcalıklar, ANAP’tan sonra başlayan koalisyon hükümetleri döneminde de devam etmiştir. Bunun sonucu olarak imam hatip okulu sayısı 600’lere ve öğrenci sayıları da 600 binlere yükselmiştir (Çizelge 1). N. Erbakan’ın, Refah Partisi (RP)’nin 13 Ekim 1996 tarihli 5. Büyük Kongresinde, “Bugünkü neslin İmam-Hatiplere ve Kur’an kurslarına yapılan yatırım sonucu olduğunu” söylemesi (akt. Adem, 2000), imam hatiplere yapılan yatırımın ne işe yaradığının temel göstergesi niteliğindedir.  

Milli Güvenlik Kurulu, 28 Şubat 1997 tarihli toplantısında, 8 yıllık kesintisiz zorunlu öğretime geçilmesinin hükümete önerilmesi kararını almıştır. Bu öneriyle başlayan süreç sonunda, 8 yıllık kesintisiz zorunlu öğretim, 18 Ağustos 1997 tarih ve 4306 sayılı yasayla mecliste kabul edilmiştir. 8 yıllık eğitime geçiş, AKP’nin 4+4+4 yasasının yalanlara dayalı gerekçe açıklamalarındaki gibi olmamış, hem aydın kesimlerin hem de (ağırlıklı olarak tutucu milletvekillerin olduğu) mecliste hem de toplumda kabul gören bir uygulama olmuştur. 13-17 Mayıs 1996 tarihlerinde toplanan 15. Milli Eğitim Şurası için (tutucu Demirel’in) milli eğitim bakanlığı, 80 binden fazla kişi üzerinden bir araştırma yapıp araştırma sonuçlarını bir rapor halinde şura üyelerine dağıtmıştır.

Bu raporda, halkın büyük çoğunluğunun, sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitimi benimsediği açıklanmıştır (MEB; 1995). O yıllarda da iktidarın çoğunluğu tutucuların elindendir, imam hatip lisesi aleyhine bir propaganda yoktur; öğrenci azalması yine genelde öğrenci tercihi nedeniyledir. İmam hatip liselerine giden öğrenci sayısında, 8 yıllık zorunlu öğretime geçildikten sonra da büyük düşüş olmuştur. Hatta ilahiyat fakültelerine gidenleri sayısı da önemli ölçüde azalmıştır. 1996-97 öğretim yılında,511 bine çıkan imam hatip öğrencisi sayısı, AKP iktidara gelmeden önce, 64 bine; 15 bine çıkan ilahiyat öğrencisi sayısı da 9 bine düşmüştür (Çizelge 1). DİB başkanının, “2. Din Şurası”nda, zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılması sonucu, artık Kur’an kurslarına öğrenci bulunamadığı” (Hürriyet, 26 Kasım 1998: 26) için yakınması da, bu nedenledir.

1.1.361’i ortaokul ve 854’lise, 240.015’i ortaokulda ve 474.096’sı lisede okumaktadır.

2.1.597’si ortaokul ve 1017’si lise olup 385.830’i ortaokulda ve 668.381’i lisede okumaktadır.

3.Bu değişikliğin bir nedeni, zorunlu olması benimsenen 8 yıllık temel eğitim anlayışıdır. O güne kadar ilköğretim ilkokulları, ortaöğretim ise ortaokullarla liseleri içerirken, bu anlayış da değişmiş, ilkokul ve ortaokuldan oluşan birime temel eğitim denmiş, ortaöğretim yalnız lise ve lise dengi okulları içermeye başlamıştır. Bu anlayış, 1973’te kabul edilen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na da yansımıştır.

12 Eylül darbe hükümeti, 1983’te yaptığı yasa değişikliği ile temel eğitim yerine ilköğretim deyimini getirmiştir.

4.Bilindiği gibi 12 Mart muhtırasını veren askerler, Erbakan’ı yurt dışından getirterek o partiyi kurmasını sağlamışlardır. Yine bilindiği gibi, 12 Eylül 1980 darbesini yapan komutanlara da, Amerika, “Bizim oğlanlar başardı!” demiştir.

YARIN: AKP DÖNEMİNDE İMAM HATİPLER
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@