Erdoğan: Suriye Ateşine Odun Taşıyanlar, Kendini Aynı Ateşin İçinde Bulmaktan Kurtulamayacak

ANKARA (ANKA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün kendi sınırları içinde gü...

Haberler 11.11.2015, 12:30
Erdoğan: Suriye Ateşine Odun Taşıyanlar, Kendini Aynı Ateşin İçinde Bulmaktan Kurtulamayacak

ANKARA (ANKA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün kendi sınırları içinde güven ve refah içinde olduğunu sanan ülkeler, yarın terör ateşini iliklerine kadar hissetmekten kurtulamayacaklardır. Suriye ateşine odun taşıyan herkes, çok yanında kendini aynı ateşin içinde bulmaktan kurtulamayacaktır. Bu samimiyetle ifade edilmiş dostça bir ikazdır” dedi.

Erdoğan, JW Marriot Otel’de düzenlenen DEİK İş Konseyi Başkanları ve Büyükelçiler Toplantısı’nda konuştu. Türkiye’nin, G20’nin güçlü, dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedefini güçlendirmek için önemli çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Şu ana kadar 70 kadar toplantının yapıldığı bu süreç içerisinde özellikle dönem başkanlığı olarak kapsayıcılık ilkesini, adalet anlayışını da içerecek şekilde genişlettik, yeniden yorumladık. Ayrıca uygulama ve yatırımlar öncelikleriyle birlikte G20 çalışmalarına yeni bir vizyon kazandırdığımıza da inanıyorum. Küresel ve yerel düzeyde desteklenmeyen bir kalkınmanın, kimseyi mutlu edemeyeceğini görmek zorundayız. Ekonomik büyüme ve refahtan toplumların tüm kesimlerinin hak ettikleri payları almasını sağlayamadığımız sürece hedeflenen büyüme oranlarına ulaşılabilmesi mümkün değildir. Bu çerçevede genç ve kadın istihdamına özel önem verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aynı şekilde ekonominin bel kemiği olan kobilerin güçlendirilmesi gerekiyor. Dünya, sadece gelişmiş ülkelerin faaliyet alanı olarak görülemez. Düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkelerin sorunlarının da küresel düzeyde ele alınması ve çözümü yönünde ortak gayret sarf edilmesi şarttır. G20’nin en önemli ihtiyaçlarından biri de alınan kararların uygulamaya geçmesinin sağlanması ve takibidir. Acemlerin güzel bir ifadesi vardır; ‘Oturdular, konuştular ve dağıldılar.’ Bizler de oturup konuşup dağılacaksak bundan hiçbir netice çıkmaz. Önemli olan oturup konuşacağız ama bunu neticelendireceğiz. Eğer bunu uluslararası toplantılarda yapabiliyorsak, takip edebiliyorsak dünya hep birlikte o kalkınmayı yakalayabilir.”

-“GÜNEYDOĞU VE DOĞU BUGÜN YATIRIM ALAMIYORSA SEBEBİ GÜVENLİK”-

Erdoğan, günümüzde ekonominin siyasetten, sosyal gelişmelerden, özellikle de güvenlikten ayrı düşünülmesinin mümkün olmadığına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

“Örneğin, ülkemiz… Güneydoğu ve Doğu bugün yatırım alamıyorsa bunun tek sebebi güvenliktir. Güvenlik sorunu olmamış olsa, ben inanıyorum ki, yerli ve küresel sermaye buraya yatırım yapacaktır. Her türlü teşviğe rağmen bu bölgeler yatırım almıyorsa bunun tek sebebi terördür. Suriye meselesi, terör boyutunun yanı sıra ekonomik sonuçlar da doğuruyor. Bizim G20 gündemine Suriye ve Irak meselesini de dahil etmemiz platformun asıl amacına aykırı değildir. Tam tersine, G20’nin uluslararası alanda ciddi şekilde boşluğu hissedilen bir küresel çözüm mekanizması olmaya aday olduğunu düşünüyorum.”

Türkiye’nin 4,5 yıl içinde 2,5 milyon mülteci kabul ettiğini belirten Erdoğan, “Suriye’de 370 bin insan en alçak şekilde katledilirken harekete geçmeyen bir yapının insanlığın vicdanında ibra olabilmesi mümkün değil. İnsan hayatını öncelik olarak almayan uluslararası kuruluşlar belki hukuki statüye sahip olabilirler ama meşruiyet sorunlarını asla aşamazlar. Suriye’de ölen her masumun kanı bu acıyı önleyebilme gücüne sahip olduğu halde şu veya bu sebeple bunu yapmayan tüm ülkelerin, kuruluşların eline bulaşmıştır” dedi.

-“BU ATEŞ ENİNDE SONUNDA TÜM DÜNYAYA SIÇRAR”-

Anmak istediği Aylan Kurdi’nin adını “Aylin” şeklinde söyleyen Erdoğan, “Bu sabah yine 14 tane botla kaçarken ölen mülteci var. Yaklaşık 20 kadar kurtarılabildi. Diğerleri ne yazık ki, azgın dalgalar arasında boğulup gitti. İlla Aylin mi olursa dünya ayağa kalkacak? Aylin olmadığı zaman dünya ayağa kalkmayacak mı? Ama bunların arasında Aylinler çok. Hepsi orada maalesef ölüp gidiyorlar. İnsanlık tribünden izliyor, olmaz böyle şey” diye konuştu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bakıyorsunuz, ‘Ben 3 bin tane seçip alabilirim’, öbürü ‘Ben 30 bin kadar alabilirim.’ Sizin hepinizin gayri-safi milli hasılası Türkiye’nin üstünde ama Türkiye şu anda 2,5 milyon almış. Şu anda bunların her türlü ihtiyacını karşılıyoruz. Ama biz bunun karşısında 3 tane madde getiriyoruz; gelin eğit-donatı yapalım, terörden arındırılmış bölgeyi ilan edelim, uçuşa yasak bölge ilan edelim ve bu işi çözelim. Biz bir yerlerden talimat alarak, birilerinin bize tavsiyesiyle bu adımı atmadık. Olay oldu, sınırlarımıza dayandılar ve o bombalardan kaçan insanları biz sınırlarımızı açıp kabul ettik. AB, Türkiye’deki sığınmacılar için kaynak tartışması yaparken bu hususu göz önünde bulundurmalıdır. Biz bundan sonra da kardeş olarak, komşu olarak kabul ettiğimiz Suriyeli, Iraklı misafirlerimize sahip çıkmayı sürdürürüz. Uluslararası yardımlar sadece işimizi kolaylaştırır. Oradan gelecek parayı kasamıza almak için değil, yardımların kalitesini arttırmak için kullanırız.

Buradan terör örgütleri karşısında ikircikli bir tutum izleyen, ‘Benim terör örgütüm iyidir, seninki kötü’ gibi yanlışlara kapılan tüm ülkeleri uyarmak istiyorum; terör karşısında ilkesel bir duruş sergilenmemesi halinde bu ateş eninde sonunda tüm dünyaya sıçrar. Bugün kendi sınırları içinde güven ve refah içinde olduğunu sanan ülkeler, yarın terör ateşini iliklerine kadar hissetmekten kurtulamayacaklardır. Terörü bahane ederek, Suriye üzerinde oynadıkları oyunlarla, kazanımlar elde ettiklerini sananlar kısa sürede yanlış yolda olduklarını göreceklerdir. Pek çok ülkenin, pek çok ülke yöneticisinin kağıt üzerinde analizlerle yönetmeye çalıştığı bu krizle biz her gün yüzleşiyoruz, sıkıntıları her gün yaşıyoruz. Bizim bu konuyla ilgili ifade ettiğimiz husus, diplomatik bir manevra ya da siyasi bir söylem olarak görülmemelidir. Biz gerçeğin ta kendisini söylüyoruz. Suriye ateşine odun taşıyan herkes, çok yanında kendini aynı ateşin içinde bulmaktan kurtulamayacaktır. Bu samimiyetle ifade edilmiş dostça bir ikazdır. Biz meseleye bugüne kadar hep insani, vicdani ve ahlaki yönden baktık. Sürekli uyarımızı yaptık, bölge insanlarıyla olan uzun bir geçmişe sahip kardeşlik ilişkilerimizin gereğini yaptık, yapmayı sürdüreceğiz.” (ANKA)
(AYÇ/ÖZK)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@