Emek örgütlerinden 1 Kasım açıklaması “Mücadeleye Devam!”

1 Kasım seçim sonuçlarının kesinleşmesi ve AKP’nin yüzde 49’luk bir oranla tekrar tek başına iktidara gelmesi üzerine Çanakkale’deki emek örgütleri “Mücadeleye Devam” mesajı verdi.

Haberler 03.11.2015, 23:12
Emek örgütlerinden 1 Kasım açıklaması “Mücadeleye Devam!”

 

canakkaleolay.com - 1 Kasım seçim sonuçlarının kesinleşmesi ve AKP’nin yüzde 49’luk bir oranla tekrar tek başına iktidara gelmesi üzerine Çanakkale’deki emek örgütleri “Mücadeleye Devam” mesajı verdi.

7 Haziran seçimlerinde çıkan sonuçların ardından koalisyon kurulamaması nedeniyle 1 Kasım’da erken seçim kararı alınmıştı. 7 Haziran seçimlerinden bu yana oylarını yüzde 9 gibi bir oranda arttırarak tekrar ‘tek başına’ iktidar olan AKP’ye, emek örgütlerinden cevap geldi. 1 Kasım seçimlerini değerlendiren emek örgütleri açıklamalarında mücadeleye devam edecekleri mesajını verdiler. 

“Sınıf ve emek mücadelesini yükseltilmeli”

Seçim sonuçları değerlendirmesi yapan Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Mantaş; “Seçimle ilgili olarak birincisi, bu sonuçları herkes kabullenmiş durumda ve kimse hile var mı diye sormuyor. İkincisi ise, Ankara’daki patlamadan sonra CHP ve HDP’nin matem havasına bürünüp, mitingleri iptal etmesiyle beraber, meydanı tamamen AKP’ye bıraktılar. İstikrarı ön plana çıkararak patronların ve sermayenin seçimlere müdahale ettiğini düşünüyorum. İktidar ülkedeki çatışmasızlık ortamını, gerilimle arttırarak kendilerine oy devşirdi. Muhalefet burada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmedi. Tamamen AKP’ye çalıştılar. Muhalefet, AKP’nin her sıkıştığı noktada onlara bir şekilde destek oldu. Sıkışmış olan iktidarı tekrardan canlandırmış oldular, elbirliğiyle. Muhalefet topluma daha farklı bir seçenek sunabilirdi. O anlamda yaptıkları ve söylemleri seçmende bir karşılık bulmadı. Ama bu sonuçlardan dolayı yılmıyoruz. Biz Eğitim-İş olarak mücadeleye devam edeceğiz. Balkon konuşmalarında ne kadar toplumu kucaklayıcı şeyler söylese de bunların karşılık bulmayacağını geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz. Balkon konuşmaları iki gün sonra unutulup, toplumun diğer yüzde 50’si üzerine ve muhalif kesimlere baskıyla gideceklerini iyi biliyoruz. Gerici anlamındaki tüm politikaları, özellikle eğitim alanında sürdürmeye devam edeceklerdir. Biz de karşı duruşumuzu ve mücadelemizi sürdüreceğiz. Toplumda bir moral bozukluğu var, ama soldan düşünen, emekten yana düşünenler kesinlikle mücadeleyi bırakmayacaktır, mücadeleyi sonuna kadar devam ettirecektir. Bundan 4 ay önce yüzde 40’larda oy alan bir partinin 1 Kasımda yüzde 49’larla iktidara gelmesi düşündürücü bir durum. Türkiye çok olağan üstü koşullarda seçime gitti, bunu biliyoruz. Özellikle doğu bölgelerinde sandıkların birleştirilip birleştirilmeme mevzusu, silahların gölgesinde yapılan bir seçim, AKP’li yetkililerin ellerinde seçmen listeleriyle dolaşması ve oy kullanmayanları evlerinden alıp oy kullandırılması, seçim kanununa aykırı olmasına rağmen boş tutanakların imzalanması gibi işler ve buna göz yuman bir hukuk sistemiyle böyle bir sonuç olması normaldir. Umarım insanlık umudunu yitirmez ve mücadeleye devam eder. Bir kısım soldan düşünen partilerin oyunu 4 kat artırdığını biliyoruz. Bu çok anlamlıdır. Bir umut yeşeriyor ve bunun Türkiye’deki umudunu yitiren insanlara umut filizi olacağını ve bunun karşılık bulacağına inanıyorum. Özellikle ülkemizdeki sınıf ve emek mücadelesini yükseltmek, insanların umutsuzluğa düşmesini engelleyecektir” ifadelerine yer verdi. 

 “Asıl şimdi halka umut gerekmektedir”

1 Kasım seçimlerini değerlendiren Büro Emekçileri Sendikası (BES) Çanakkale Şube Başkanı Salih Ersoy; “Seçim sonuçları yenilgiden öte bir mücadele çağrısını anlamlı kılmaktadır. Bu toprakların bize öğrettiği bir şey varsa oda deliliğe iman edenlere boyun eğmeyeceğimizdir.  Patronların, sermayenin dilinden düşürmediği sihirli sözcük` `istikrar` galibiyetini yeniden ilan etti.  Bunu sonucu daha fazla işsizlik, ucuz işgücü, katledilen kadınlar,  iş cinayetleridir. Ortadoğu bataklığına,  uçuruma sürüklenen bir ülkeden söz ediyoruz yani. Korku imparatorluğu yaratılmış durumda.  Bu karanlığın zamanında yarılma fırsatı varken AKP’ye iktidarda kalması için destek verdiler. AKP siz bir Türkiye yerine düzen muhalefeti, AKP’li bir iktidar düşlediler. Suruç’ta Ankara’da patlayan bombalar karşılığında iktidara istikrar güvercini uzattılar. Tüm bu olanlar karşısında sesiz kalma kabuğumuza çekilmemiz mümkün değildir.  Asıl şimdi halka umut gerekmektedir. Bu ülkeye giydirilmeye çalışılan deli gömleğini yırtmak için ayağa kalkma vaktidir” ifadelerini kullandı.
 
“Önemli anahtar, birleşik emek mücadelesi olacaktır”

Seçim sonuçlarını değerlendiren Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Telat Koç; “Seçim sürecini değerlendirdiğimizde uygulanması gereken pek çok şey var. Bunların başında özellikle, devletlerin olmazsa olmazlarından biri, hukuk devleti olması zorunluluğudur. Öncelikle Haziran seçimleri sürecinde değerlendirilmesi gereken konulardan birisi, bütün hukuk kurallarının çiğnenerek keyfi kararlarla ve isteklerle ülkenin tekrar bir seçim atmosferine sokuldu. Buna bağlı olarak da hukukun çiğnenmesi, yüzlerce insanın ölmesi, gibi birçok bedeli olmasına rağmen amaç kazanmak olduğunda maalesef ülkemiz birkaç aydır, toplumu yaralayan bir süreç yaşamıştır. Bu nedenle bu seçim sürecini sağlıklı, hukuka uygun ve gerçekten toplumun seçimlerini özgürce yapabildiği, siyasilerin alanlara çıkabildiği, mitingler yapabildiği bir ortam olarak görmedik. Bunun örnekleri çok fazla. Suruç Katliamı, Ankara Katliamı ve diğer süreçler hukuksuzluğun doruk noktada artık devletin varlığını sorgulatır noktaya gelmiştir. Devletin varlık gerekçesi, toplumdaki bireylerin varlık koşullarını sağlamak ve can güvenliğini sağlamaktır. Olay bunun ötesine geçmiştir ve bir anlamda tek parti hükümetini devam ettirmek, fiili başkanlık sistemini sürdürmek amacıyla hareket etme noktasında hareket etmektedir. bu seçim süreci ve gelişmelerden kaygılıyız. Sonuç olarak bir şekilde şekillenmiş bir hükümet olacaktır. Hükümetin şekillenmesi sürecinde bu kaygıları yaşamanın yanı sıra yapacağı işlerde bizim için önemli olacaktır. Çünkü bir anlamda kitabına uydurularak, hukuk çiğnenerek, kılıf hazırlanarak bir ortam oluşmuştur. Önümüzdeki süreç, haklar ve özgürlüklerin genişlediği, emekten doğru bir süreç olabilmesi için çok akılcı ve birleşik mücadele verilmesi gereken bir süreçtir. Onun için bu sürecin nasıl şekilleneceğini, birkaç kişinin keyfine bırakmak gibi bir lüksümüz yoktur. O nedenle Eğitim-Sen olarak, aynı kulvarda emek mücadelesi verdiğimiz dostlarımızı, birleşik emek mücadelesine çağırıyoruz. Çünkü emek mücadelesi güçlü verilmediği sürece, ülkede özgürlük ve demokrasi yerine oturmamaktadır. Bunun da çok yakın bir örneği geçtiğimiz seçim süreci ve seçimde yaşanmıştır. Bizim özellikle vurgulamak istediğimiz şey, her toplum laik olduğu şekilde yönetilir sözünü hatırlatarak, bizim bir anlamda değişik hukuk oyunları ve güç oyunlarıyla topluma dayatılan hukuk dışı, meşru olmayan yönetim şekillerini kabul etmediğimizi ve bunun yerine olması gereken yönetim şeklini kendi emeğimizle oluşturacağımızı ifade ediyoruz. Bu nedenle de, önümüzdeki süreç yakından takip edeceğimiz bir süreç olacak. Bununda aynı zamanda en önemli anahtarı, birleşik emek mücadelesi olacaktır. Bu süreçte en fazla yapılması gereken, emek ve demokrasi mücadelesi veren kişilerin, kurumların, yapıların birleşik emek mücadelesi ve demokrasi mücadelesi sürecini belirlenmesi olacaktır” dedi.

“CHP ve MHP liderleri şapkayı önlerine koymalı”

DİSK’e bağlı Genel-İş Şube Başkanı Erdinç Uslan ise 1 Kasım seçimlerine yönelik değerlendirmesinde; “Kimsenin beklemediği seçim sonucunu, şahsen ben bekliyordum. Özellikle böylesi bir durumu yakın çevredeki insanlarla konuşmuşluğum vardı. 7 Haziran seçimlerinden sonra ülkenin geldiği nokta, özellikle Güneydoğu’da ve Doğu’da HDP’nin oy potansiyelinin olduğu yerlerde olan-biteni herkes biliyor. Dolayısıyla Türkiye’de algı operasyonu yönetilmeye başlandı ve 7 Haziran’dan sonra HDP üzerinde yoğunlaşan bir siyasete tanık olduk. HDP-PKK ilişkisi üzerinde yoğrulması, MHP’den oy devşirilmesi ile Türkiye’de tek başına iktidar için ellerinden geleni yapmaya çalışanların 1 Kasım’daki ‘zafer’lerine tanık olduk. Şapkayı önüne koyması gereken iki lider olduğunu düşünüyorum. Birisi MHP diğeri CHP lideridir. Her ne kadar yüzde 25 oy oranının üzerine çıktığını iddia etse de CHP, Türkiye’de siyaset üretemediğinin, solun sesi olamadığının, doğru siyaseti yapmaya çalışsa da bunu beceremediğinin ve yeni kadrolara ihtiyacı olduğunun aşikar olduğunu düşünüyorum. MHP ise, daha 7 Haziran seçimleri akşamında koymuş olduğu tavır ile AKP’nin erken seçiminin zeminini hazırladı, meclis başkanlığı seçiminde beceriksizliğini gösterdi. Bu politikaları ile oylarının AKP kaymasına ve AKP’nin tek başına iktidar olmasına da neden oldu. Ülkenin geleceği ile ilgili karamsar değilim, umudumu da halen taşıyorum. Mevcut tabloyu kabullenmek zorunda olduğumuzu, yürüttüğümüz mücadelenin devam edeceğinin altını çiziyorum. Her seferinde tekrarlanan bir tablo gibi görülebilir, ama her seferinde muhalefeti yöneten insanların doğru muhalefet yapamadıklarını gördük. Bunun en net kanıtı 7 Haziran’dır. Halk 7 Haziran’da muhalefet partilerine, AKP iktidarından kurtulmayı sağlayabilecek bir tablo verdi, ama bana göre bunu beceremeyen muhalefete 1 Kasım’da tokadını attı. B planı olmayan bir seçim yaşadı Türkiye 7 Haziranda. AKP’siz bir iktidarın, muhalefet tarafından kendi içinde oturulup konuşulmadığı ortaya çıktı. MHP’nin koymuş olduğu keskin tavrı kimsi anlamadı. İşte 1 Kasım’da almış olduğu oy oranı ile belki de barajın altında kalacaktı. HDP bana göre, 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki süreci iyi yönetemedi. 7 Haziran’dan önce çok lehine esen, farklı bir hava vardı” dedi. 

“Gençlere yer açın” çağrısı 

Uslan, açıklamasında gençlerin ülke ve kent siyaseti açısından önemine değinerek, “Bundan sonrası için muhalefet partileri, kadrolarında, gündemi takip edebilecek, Gezi direnişinde sokağa çıkan 18-19 yaşındaki gençlere yer vermelidirler. 21’inci yüzyıla ait olan çocuklarla, 20’inci yüzyılın siyasileri arasında fark var. Bu fark da iyi değerlendirilmeli. İletişimin bütün imkanlarını hat safhada kullanabilen bu kuşağın yönetim kadrolarında görevlendirilmesi gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi, statükocu anlayışından, Kemalist söylemlerinden öteye geçip, ülke için ekonomik politikalar üreten, gençler için, kadınlar için gerçekten temas eden bir parti olması gerekiyor. HDP’nin 7 Haziran öncesi ‘Türkiye partisi’ adımlarına geri dönmesi, MHP’nin AKP ile işbirliği mi yapıp yapmayacağına karar vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

(Seçkin Sağlam-Burhan Mert Balcı- canakkaleolay.com)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@