Demirel vanaları kısan Putin'e ne demişti

Suat Çağlayan yazdı...

Haberler 09.10.2015, 23:03
Demirel vanaları kısan Putin'e ne demişti

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, yani soğuk savaş sona erince, çift kutuplu dünya tek başına ABD’nin güdümüne girdi. Bunun ezikliği içindeki Rusya, SSCB’nin sahip olduğu gücü yeniden ele geçirmek ve yeniden dünyanın ‘diğer’ kutbu olabilmek için büyük çaba gösterdi.

 

Bu amaçla kimi başarılı, kimi başarısız uluslararası müdahalelerde bulundu. Her girişimi, kendini test amacı taşıyordu.

Doksanlı yıllarda yaşadığı başarısızlıklara karşılık, son yıllarda başarılı stratejik oyunlar oynadığı görülüyor. Bu başarıları, eski düş kırıklıklarının üzerini örtmede etkili oluyor.

Özellikle Kırım olayı Rusya’ya büyük bir özgüven ve hatta saygınlık kazandırdı. Batı’nın homurdanmasına aldırmadan Kırım’ı, yağdan kıl çeker gibi, “Büyük Rusya” sınırları içine katmış olması, daha büyük hamlelere hazırladığı zemin bakımından çok önemliydi.

Ve şimdi Rusya, bu özgüven içinde, Suriye’de başka bir test daha yapıyor.

TÜRKİYE, RUSYA’NIN İŞİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR

Ne yazık ki, Rusya’ya bu testi yapma şansı veren ülkelerin başında Türkiye geliyor…

13 Sene önce, “Komşularımızla sıfır sorun!” diyerek iktidara gelen AKP, ABD ile el ele vererek, dün nasıl Irak’ta öldürülen bir buçuk milyon kişinin sorumluluğuna ortak olmuşsa…

Bugün de, yüz binlerin öldürüldüğü veya göç yollarına döküldüğü Suriye’deki acıların yaratıcısı oluyor… 

“Kardeşim” dediği Esad’ı, ABD’den gelen bir telefonla düşman ilan eden, ardından da onu alaşağı etmek için her türlü gücü kullanan Erdoğan, bir gün işin Rusya’ya dayanacağını hesap etmeliydi.

Suriye ile Rusya, özel güvenlik antlaşmaları ile birbirlerine bağlı iki devlet ve bu iki devletin çıkarları kesişmiş durumda;

Rusya, ABD’nin karşıtı yani ‘ikinci kutup’ olarak, SSCB’nin gücüne ve etkinliğine yeniden kavuşma yolunda bir şans daha yakalamış…

Suriye ise can derdine düşmüş; boğazını sıkmakta olan ABD, AB, Türkiye ve diğer bölge ülkelerine karşı imdat çığlıkları atarak Rusya’dan yardım istiyor…

İran ve Çin’in de desteğini almakta olan bu iki devletin, güçlerini birleştirmesi kadar normal bir tavır olabilir mi?

Onlar da öyle yaptı…

RUSYA, YENİ “DİĞER” GÜÇ!

Rusya, Suriye’ye, zaten var olan deniz gücünün yanısıra,  büyük bir hava gücü de gönderdi. Her ne kadar görünürdeki amacı IŞİD’i etkisiz hale getirmek ise de -vurduğu hedefler ve rahatsız ettiği Türkiye düşünülürse- amacının çok daha kapsamlı olduğu anlaşılıyor. Vermekte olduğu mesajlarda şunları söylediği açık;

1- Esad benim korumam altındadır! Onu devirmek isteyen muhalif güçlere ve ülkelere karşı Esad’la işbirliği içindeyiz.

2- Bak Türkiye! Angajman kuralları diye Suriye’nin uçaklarını düşürmeyi biliyorsun! İşte ben MİG’lerimi Suriye’den kaldırıp senin sınırlarını ihlal ediyorum. Hadi ‘angajman kuralları’ dediğin şeyi bana karşı da uygula bakayım!

3- Ben artık büyük bir gücüm! Suriye’deki hedefleri Hazar Denizi’nden de, Sibirya’dan da göndereceğim füzelerle vururum. Hepinizin kulağına küpe olsun…

4- Unutmayın, ben yalnız değilim. Çin, İran ve daha birçok ülkeyi yanıma alarak yeni bir blok oluşturuyorum!

Strateji uzmanları Rusya’nın Suriye’deki durumuna daha çok anlam yükleyebilir ve Batı liderleri ile NATO’nun alması gereken önlemler hakkında farklı şeyler söyleyebilirler.

ABD’nin ‘mangalda kül bırakmayan’ açıklamalarını ve Suriye’ye düşmanlık güden kimi ülkelerin Putin’den ürkerek, ‘süt dökmüş kedi’ gibi susmalarını şaşkınlıkla izliyoruz.

Ama gülerek izlediğimiz bir şey daha var: Türkiye’de ‘otoriter’ dendiğinde akla ilk gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’nın angajman kuralları ihlali karşısında Putin’e sadece “Beni çok üzdün, sana küsüm!” demekten öteye gidemedi.

 Zaten o ileri gitmeye kalkmışsa bile, çevresinde aklı başında olan birileri ona, “sakın ha!” demiş olmalıdır…  

PATRİOTLARIN GİDİŞİ ANLAMLI

Rusya’nın Türkiye hava sahasını ihlal ederek, angajman kuralları konusunda Türkiye ile adeta dalga geçmesini iki konuyla daha ilişkilendirmek gerekir;

Bunlardan ilki, Patriotların Türkiye’den çekilmesinin zamanlamasıdır. Bu konu herhalde bir gün ayrıntılı olarak konuşulacaktır. 

Diğeri ise ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin, Türkiye’yi Rus jetlerini düşürmeye adeta teşvik edici sözleri…

Türkiye’yi yönetenlerin, Türkiye’nin başını yeterince belaya sokmuş olmaları yetmiyormuş gibi, bir de Kerry çıkıyor ve “Rus uçağını düşürebilirdiniz!” diyor.

Yani, “Rusya bir daha yaparsa, uçağı düşürün!” demek istiyor.

ABD’nin bir dediğini iki etmeyen Erdoğan, ister misiniz Kerry’nin bu imasını da ciddiye alsın!

ÇOK CİDDİ BİR KONU: DOĞAL GAZ!

Rusya ile Türkiye arasında uçak krizi yaşanırken, Rus yetkililerden şöyle bir açıklama geldi;

“Doğal gazı kısmayı düşünmüyoruz!”

Bu ne demektir, biliyor musunuz?

“Eğer bizimle aşık atmaya kalkarsanız, doğal gazınızı keseriz, gününüzü görürsünüz!”

Rusya bunu yapar mı? Evet yapar… Ne uluslararası antlaşma dinler ve ne de baskılara aldırır…

“Korkmayın yapmam!” sözlerinin, “Ama fazla kızdırırsanız yaparım” anlamına geldiğini herkes bilir.

Ülkeyi iç ve dış politikada alt üst edenler, umarız bir de doğal gazın kesilmesine yol açmazlar…

DEMİREL; “Mr. PUTİN, TÜRKİYE BÖYÜK ÜLKEDİR!”

Doğal gaz denince aklıma rahmetli Demirel geldi. Güçlü ve saygın bir liderin neler yapabileceğini anımsadım.

Galiba 1999 yılının sonundaydı. Rusya, doğal gazın vanalarını kısmıştı. Fabrikalar çalışamaz, insanlar ısınamaz olmuştu.

O tarihlerde, benim de TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanvekili olarak aralarında  bulunduğum bir heyet, Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel ile birlikte Ukrayna’ya gitmiştik. Ukrayna Devlet Başkanı Kuçma, ikinci başkanlık döneminin başlaması nedeniyle bir tören yapıyordu. Birçok devlet başkanı ve başbakan oradaydı. Törenin ardından Kuçma bir yemek vermişti.

Yemeğin sonunda herkes gibi ayağa kalkan rahmetli Demirel, çevresine araştırıcı gözlerle baktı. Aradığını bulamamış olmalı ki, yanındaki görevliye, alçak sesle “Bana Putin’i bul!” dedi.

Adam hemen gitti ve o zaman Rusya Başbakanı olan Putin’i aldı geldi.

Demirel, “Merhaba Sayın Putin,” diyerek elini sıktı ve hemen konuya girerek;

“Türkiye’ye doğal gaz akışında sanıyorum bir sorun var!” dedi.

Demirel Putin’in gözlerine bakarak konuşuyor, Putin de ünlü ‘pokerci yüzü’ ile hiçbir tepki vermeden dinliyordu. Onun Tepki vermediğini gören Demirel, kendine özgü söylemiyle;

“Sayın Putin, Türkiye böyyük ülkedir. Bizde kimsenin beş kuruşu kalmaz” dedi.

Sonra da eliyle, Putin dahil hepimizin güldüren bir vana açma hareketi yaparak; “Bize gönderdiğiniz gazın vanasını açın!” diye ekledi.

Putin, Demirel’in yanından ayrılırken hala gülüyordu.

Ertesi gün doğal gaz açıldı.

Liderler vardır, despotik öngörüsüzlükleriyle ülkelerinin başını derde sokarlar…

Liderler vardır, uluslararası saygınlıklarıyla ülkelerini sıkıntıdan kurtarır…

Bugün Türkiye’de 2003 öncesinin liderleri olsaydı Türkiye’nin başı böylesine belada olur muydu?

 

Suat Çağlayan

Kaynak: Odatv.com

Yorumlar (0)
Yeni Nesil e-Ticaret Omni Ticaret
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@