Davutoğlu: Suriye'deki Zulme Bir An Önce ‘Dur' Demek Zorundayız

İSTANBUL (ANKA) – Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Çok daha bü...

Haberler 14.10.2015, 14:25
Davutoğlu: Suriye'deki Zulme Bir An Önce ‘Dur' Demek Zorundayız

İSTANBUL (ANKA) – Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Çok daha büyük bir mülteci dalgasıyla karşı karşıya kalmak istemiyorsak, Suriye’deki zulme bir an önce ‘dur’ demek zorundayız. Suriye’den yeni mülteci dalgalarını engelleyebilmek için Suriye içinde mutlak surette bir güvenli alan oluşturulması artık bir zarurettir” açıklamasında bulundu.

Başbakan Davutoğlu, Küresel Göç Forumu’nda konuştu. Davutoğlu, göçün iyi yönetildiğinde kalkınmayı sağlayıp sürdürülebilir hale getirirken eğer doğru yönetilmeyip kontrolden çıkması durumunda ise bu gelişmeleri olumsuz yönde etkileyebileceğini belirtti. “Göçün kontrolden çıkmasını engelleyerek insanların ana vatanlarında refah ve istikrar içinde yaşamasını sağlamak durumundayız” mesajı veren Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Göçmenler ev sahibi ülkelerin kalkınmasına önemli katkıda bulunmaktadırlar. Ülkeler ellerinde olmayan bazı kabiliyetleri, başka ülkelerden gelen insanların sağladığı katkılarla aşabilmektedirler. Örneğin 1960 sonrasında Türkiye’den Almanya’ya göçen birçok vatandaşımız Almanya’nın kalkınmasına büyük katkılarda bulunmuşlardır. Aynı durum 1940 yılında Hitler zulmünden kaçan Yahudi bilim adamları için de geçerlidir.

Suriye’de yaşanan kriz, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın yaşadığı en büyük ve en ciddi insani trajedi haline gelmiştir. Bu kriz nedeniyle neredeyse Suriye nüfusunun yarısını teşkil eden 12 milyon erkek, kadın ve çocuk yer değiştirmek zorunda kalmıştır. Bunlardan 4 milyonu aşkını komşu ülkelerde sığınmacı durumuna düşerken, geriye kalan 7.6 milyon Suriyeli kendi içinde kendi ülkelerinde yer değiştirmiştir. Bunu da şunun için zikrediyorum, bunların her biri tedbir alınmazsa bir sonraki aşamada, mülteci olarak hepimizin kapılarına dayanacaklar. Çok daha büyük bir mülteci dalgasıyla karşı karşıya kalmak istemiyorsak, Suriye’deki zulme bir an önce ‘dur’ demek zorundayız.

Suriyeli mülteciler Türkiye ve komşu ülkelerdeki kamplarda çok zor şartlarda hayatlarını ikame etmek zorunda. Şu an da Kilis’te, Suriyeli mültecilerin oranı Türkiyeli vatandaşları geçmiş yüzde 54’e ulaşmıştır. Artık bu mesele hepimizin meselesi. Çocuklarımıza baktığımızda, torunlarımıza baktığımızda Türkiye’de ve değişik kamplarda doğan yüzbinlerce Suriyeli bebeği görmemiz lazım. Türkiye’deki kamplarda 66 bin bebek doğdu. Onların benim torunumdan bir farkı yoktur. Onların geleceği için ne tedbir almışsak torunlarımızın çocuklarımızın Suriyeli bebekleri için de aynı tedbiri alıyoruz.”

Türkiye’nin özgür ve demokratik bir ülke olduğuna dile getiren Başbakan Davutoğlu, “Asırlarca mazlumlara kucak açtığı gibi onları da bağrında barındıracak, zalime terk etmeyecektir. Ülkemizdeki okul çağında Suriyeli çocuk sayısı 600 bindir. Bunların 230 bini eğitim kurumlarında öğrenimlerine devam ediyor. Suriyelilerin ihtiyaçları için harcanan miktar 8 milyar Dolarıa yaklaşmıştır. Ancak bu güne kadar ülkemize uluslararası toplum tarafından yapılan toplam yardım 417 milyon dolar civarından kalmıştır” dedi.

Davutoğlu:

“Esasen başta göç dalgasından etkilenen Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, uluslararası toplumun Suriyeliler ve diğer sığınmacılara yönelik olarak maddi yardımın da ötesine geçen daha kapsamlı ve tutarlı bir strateji uygulama zorunluluğu vardır. Öncelikle Suriye’den yeni mülteci dalgalarını engelleyebilmek için Suriye içinde mutlak surette bir güvenli alan oluşturulması artık bir zarurettir.

İnsanlığa çağrımız şu; gelin bu mültecilerin gözlerindeki ışığı, yüreklerindeki korkuya rağmen gözlerindeki ışığı görelim. Hep beraber o ışığın yolunda, onların geleceğine sahip çıkalım. Irkçı gösterilerle, dışlayıcı tavırlarla, söylemlerle, radikal yaklaşımlarla mültecilerin kalbini kırmayalım. Onlar diğer insanlar gibi kendi evlerinde huzur içinde yaşamak isterlerdi. Eğer kendi evlerini terk etmişlerse, bu kendi iradeleriyle olmadı. Zalim bir rejimin varil bombalarıyla, kimyasal silahlarıyla oldu. Barbar bir terör örgütünün vahşi katliamlarıyla oldu. Hepimizin görevi, bu mültecilerin o gözlerindeki ışığı yaşatmak ve oradan yeni bir insanlık anlayışını dünyaya yaymaktır.

Uluslararası toplumun gerekli dayanışmayı göstermesini ve yük paylaşımı konusunda daha duyarlı hareket etmesini, buradan bir kez daha beklediğimizi de ifade etmek istiyorum. Sığınmacılar konusunda coğrafi yakınlığın sorumluluk anlamına gelmediği, hepimizce bilinen bir husustur. Coğrafi yakınlık, bu anlamda bir yük olarak değerlendirilemez. Sığınmacılar konusunda sorumluluk, coğrafi yakınlıktan değil insani, vicdani sorumluluktan ve duyarlılıktan kaynaklanmaktadır. O vicdan tüm insanlığa yani hepimize aittir.” (ANKA)

(HM/ÖZK)  

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@