Davutoğlu-Çipras Görüşmesi: Kimse Sorumluluğu Bizim Omuzlarımıza Atmasın

-Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Ne Türkiye ne Yunanistan mülteciler sorunu konusunda herhangi bir so...

Haberler 18.11.2015, 17:25
Davutoğlu-Çipras Görüşmesi: Kimse Sorumluluğu Bizim Omuzlarımıza Atmasın

-Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Ne Türkiye ne Yunanistan mülteciler sorunu konusunda herhangi bir sorumluluk sahibi değildir. Kimse, BM Güvenlik Konseyi sorumluluklarını unutarak meseleyi Ege sahillerinde yaşanan trajedi dolayısıyla Türkiye ile Yunanistan’ın omuzlarına atmamalıdır” dedi.

Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Suriye ile ilgili açıklamalarına ilişkin de, “Her türlü tedbiri uluslararası koalisyon çerçevesinde ve tek taraflı olarak gerektiği zaman atarız. Bu bağlamda bizden gelecek açıklamalar esas teşkil eder” diye konuştu.

ANKARA (ANKA) – Başbakan Davutoğlu ile Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi. İki lider, basına kapalı görüşme ve ardından gerçekleştirilen heyetler arası çalışma yemeğinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlu ilişkilerden iki tarafta da memnun olanlar ve ya bunu tahrik edenler çıkabileceğini belirten Davutoğlu, “Hatta Avrupa ve dünyada bu sorunlu ilişkiler üzerinden kendi hesaplarını görmek isteyenler çıkabilir ama bizler Atina’da ve Ankara’da sorumlu devlet adamları olarak bu çevrelerin bir takım ön yargılı yaklaşımları yerine Türkiye ile Yunanistan arasında kalıcı bir dostluğu inşa etmekte yükümlüyüz” dedi.

-İLİŞKİLERDE 4 ANA SÜTUN-

Davutoğlu, ilişkilerin 4 ana sütun üzerinde geleceğe doğru güçlü bir şekilde inşa edilebileceği kanaatinde olduğunu ifade ederken, birincisinin “ilişkileri pozitif gündemle inşa etme” olduğunu belirtti. Davutoğlu, “İki komşu ülke olarak, olumlu bir gündemle ilişkilerimizin yeniden inşası. Yani turizmde, ticarette, yatırımlarda, enerjide, ulaşımda iki ülkeyi birbirine daha çok entegre hale getirmeliyiz. Birlikte paylaştığımız bir ideal, inşallah bir gün İstanbul’dan Selanik’e hızlı trenle, ya da İzmir’den feribotla birlikte seyahat edebiliriz” diye konuştu.

Davutoğlu, Türkiye-Yunanistan İşbirliği Konseyi’nin dördüncü toplantısını da Şubat ayının ilk haftasında Türkiye’de yapmaya karar verdiklerini de açıkladı.

İkinci alanın ise azınlıklar, Ege sorunları, Kıbrıs gibi çok eski ya da daha yakın zamana dayan sorunların karşılıklı anlayış içinde konuşulması olduğunu söyleyen Davutoğlu, “Ortak çıkarları, çatışma alanlarından daha fazla olan iki ülke olarak bütün bunları evrensel insan hakları çerçevesinde çözebiliriz. Kıbrıs’ta bir fırsat penceresi var, görüşmeler yoğun şekilde devam ediyor. Türkiye ve Yunanistan olarak Kıbrıs’taki müzakerelere pozitif katkıda bulunma noktasında ortak bir yaklaşımımız var” dedi.

Davutoğlu, üçüncü alanın, Avrupa kıtasının geleceği konusunda Türkiye ile Yunanistan’ın ortak tavır alması ve Türkiye’nin AB sürecine Yunanistan’ın bakışı olduğunu kaydederek, “Bir kez daha teşekkür ediyorum, Yunanistan AB’ye Türkiye’nin üyelik sürecini hep destekledi. Bu kritik aşamada da Yunanistan’ın Türkiye’nin AB üyeliğine verdiği katkıyı artırtacağına inanıyoruz” diye konuştu.

-“KİMSE SORUMLULUKLARINI TÜRKİYE İLE YUNANİSTAN’IN OMUZLARINA ATMAMALIDIR”-

Dördüncü alanın ise uluslararası ve bölgesel sorunlar olduğunu belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bakanların bir barış, huzur bölgesi olması için, 90’lı yıllarda yaşanan acıların bir daha yaşanmaması için Türkiye ile Yunanistan arasında iyi bir istişari zemin olduğu kanaatindeyiz. Doğu Akdeniz ve Ortadoğu bölgesi konusunda ise son mülteci krizinde ortaya çıktığı gibi, Türkiye ve Yunanistan ve bütün Avrupa buralardan kaynaklanabilecek sorunlar konusunda ortak kaderi paylaşıyorlar. Aslında sorun mülteciler sorunu değildir. Suriye sorunu ve Suriye’deki baskıcı bir rejimle, terörist grupların baskısı sorunudur. Eğer bunlar olmamış olsaydı mülteciler ülkelerini terk etmek zorunda kalmazdı. Dolayısıyla bugün dünya gündemini meşgul eden ve Aylan bebeğin cansız bedeninde kendini gösteren bu büyük insani sorun, Türkiye’nin sorunu değildir. Yunanistan’ın da sorunu değildir. Ne Türkiye ne Yunanistan bu mülteciler sorunu konusunda herhangi bir sorumluluk sahibi değildir. Kimse, BM Güvenlik Konseyi sorumluluklarını unutarak meseleyi Ege sahillerinde yaşanan trajedi dolayısıyla Türkiye ile Yunanistan’ın omuzlarına atmamalıdır.

-“İKİLİ BİR TEKNİK ÇALIŞMA YÜRÜTECEĞİZ”-

Türkiye ve Yunanistan aynen Suriyeli mülteciler gibi Suriye sorununun mağdurlarıdırlar, müsebbipleri değildirler. Biz de bir mağdur olarak yani bütün bu sorunlardan etkilenmiş taraf olarak bugün aldığımız kararlar çerçevesinde ikili bir teknik çalışma yürüteceğiz. Yunanistan’ın Sahil Güvenlik Komutanı Türkiye’de. İnsani trajediye engel olmak için muhataplarıyla Ege’de alınabilecek tedbirleri ele alıyor. Bu konuda daha düzenli bir istişare olacak. Ayrıca ilgili bakanlıklarımızın katılımı ile bir ikili mekanizma, bir çalışma grubu da oluşturacağız. Böylece yapılabilecek ve atılabilecek adımları önceden görüp, insani trajediyi engellemek konusunda da büyük bir gayret içinde olacağız.”

Davutoğlu, Almanya, Yunanistan ve Türkiye’nin üçlü bir toplantıda bir araya gelme fikrinin de le alındığını belirterek, “Bütün bu mekanizmalara açığız. AB ile bir zirve düzenlenerek tüm bu sorunların ele alınması konusunda da olumlu bir yaklaşıma sahibiz” diye konuştu.

-KERRY’NİN AÇIKLAMALARI-

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin açıklamaları anımsatılarak, “Bir kara operasyonu söz konusu mu?” denmesi üzerine, “Biz her zaman Türkiye’yi tehdit eden herhangi bir durum söz konusu olursa, Türkiye kendi güvenliğini korumak üzere her türlü tedbir alır’ görüşünü en başından itibaren zikrettik. Türkiye sınırında da bugün, Türkiye’nin güvenliğine dönük olarak terörist örgütlerin, sadece DEAŞ değil, bütün terör örgütlerinin ve Suriye rejiminin oluşturduğu bazı önemli riskler olduğu da aşikar. Bu bağlamda Türkiye bu tedbirleri, bazen koalisyonda olduğu gibi, koalisyon ülkeleriyle birlikte hava harekatına katılmak şeklinde, bazen de tek taraflı olarak alır ve bu adımları atar” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye krizi çözülmeden, dünyanın mülteciler sorunu başta olmak üzere bu meseleleri halletmesinin de mümkün olmadığını söyleyen Davutoğlu, “Her türlü alınabilecek tedbiri uluslararası koalisyon çerçevesinde ve tek taraflı olarak gerektiği zaman atarız. Bu bağlamda bizden gelecek açıklamalar esas teşkil eder. Şu an hemen böyle bir adım atıldığı, atılmak üzere olduğu gibi bir kanaati yaygınlaşması doğru değil” diye konuştu.

-“KISA SÜREDE HÜKÜMETİ KURMA ÇALIŞMALARINI TAMAMLAMAYI DÜŞÜNÜYORUM”-

Davutoğlu, 64. Hükümetin ne zaman açıklanacağı sorusuna da “Sayın Cumhurbaşkanımızdan dün görevi aldım. İnşallah en kısa sürede hükümeti kurma çalışmalarını tamamlamayı düşünüyorum. Bugün MYK’yı toplantıya çağırdım, MYK ile istişare edeceğim. İstişarelerimi sürdüreceğim ve Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte tespit edeceğimiz bir zaman dilimi içinde inşallah buluşup, hükümetimizi kamuoyuyla paylaşacağız. Normal doğal süreci içerisinde inşallah milletimize hayırlı hizmetler sunacak bir hükümeti kamuoyumuza ilan edeceğiz” yanıtını verdi.

-“BU TÜRKİYE İLE YUNANİSTAN ARASINDA BİR MESELE DEĞİLDİR”-

Davutoğlu, bir başka soru üzerine de mülteciler konusunda sorunun kökenine gitmenin gerekli olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“O kökeni de durdurmak lazım. O kökenin durdurulması için BM Güvenlik Konseyi gereğini yapmadığı için 4 yıldır milyonlarca insan aç, susuz yollara dökülüp bir an önce güvenli bir alana, Türkiye’ye ulaşmak için, Türkiye’ye ulaştıktan sonra da bir kısmı buradan Avrupa’ya geçebilmek için çaba içinde. Kimse evini barkını, hele hele üç yaşındaki aylan bebeği kucağı alıp da Ege suların açılmak istemez. Dolayısıyla, Türkiye’ye dönüp ‘Bu mültecileri nasıl muhafaza edeceksiniz?’ sorusundan daha çok, Türkiye ve Yunanistan olarak biz birlikte dünyaya dönüp ‘Başımıza bu sorunu niye açtınız veya açılmasına niye göz yumdunuz?’ diye BM Güvenlik Konseyine sormamız lazım. Alamadıkları kararların bedelleri bugün hem Suriyeli mağdur mülteciler hem de Türkiye ve Yunanistan gibi mülteci sorunundan etkilenen ülkeler ödüyor. Bu mesele Türkiye ile Yunanistan arasında bir mesele değildir. Türkiye ile Yunanistan’ın Suriyeli mültecilerle birlikte mağdur olduğu bir meseledir. Birlikte bundan sonra uluslararası toplumu harekete geçirmeye çağıracağız. Bu sorunun nihai çözümü Şam’dan geçmektedir. Şam da halkını temsil eden ve halka bütünleşen bir idare ve teröre hep beraber yürütülecek mücadele ile bunu aşabiliriz.” (ANKA)

(GO/AYÇ)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@