Dava Adamı

Eğitim-iş Edirne Şube Basın Sekreteri Nedim ZOBAR yazdı....

Haberler 03.11.2015, 23:00
Dava Adamı

Eğitim-iş Edirne Şube Basın Sekreteri Nedim ZOBAR yazdı.... 

DAVA ADAMI...!!! 

Bir dakika arkadaşım...!!!

Evet sana sesleniyorum, ne oldu sana, nedir bu yılgınlık, bu pes ediş, her şeyi kabullenmiş tavırlar??? 

Yaşadığımız sürece sürmeyecek miydi umudumuz, güzel günler görme özlemiyle değil miydi mücadelemiz, ne oldu da bu kadar kararttınız içinizi, niye öldürdünüz içinizdeki yerinde duramayan asi çocuğu? 

Evet karanlık ve umutsuzluk çökmüş, karabulutlar geziyor olabilir üzerimizde ama bu kadar kolay mı pes etmek, mücadele inancını yitirmek? 

Kendini "SÖZDE DAVA ADAMI" diye niteleyen "KARTON KAHRAMANLAR" varken piyasada, meydanı bu kadar kolayca boş mu bırakacağız? 

Peki nasıl mücadele edeceğiz? 

Her zamanki gibi, adalet, eşitlik, hoşgörü, saygı, sevgi, emek, alın teri, dürüstlük, kardeşlik temel ilkelerimiz olacak. 

Sözde dava adamları gibi, kire, çamura bulaşmayacağız, vicdan en yüksek sesimiz olacak, el ele, kol kola, omuz omuza olacağız daha güzel bir gelecek özlemiyle, umudu yeniden yeşertmek en başlıca görevimiz olacak...

Çünkü biz Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Kurtuluş Savaşı'nda umudu yeniden nasıl yeşerttiğini en iyi bilenlerdeniz...Umutsuz, imkansızlıklar içinde,  pes etmek üzere olan bir halka nasıl ümit ve mücadele ruhu aşıladığını bilenlerdeniz...

Yıl 1920 TBMM'nin yeni açıldığı, Milli Mücadelenin en zorlu yılları, memleketin her tarafından birçok milletvekili gelmiş. Bu yeni meclise gelenlerin bir kısmı Ankara’da hiçbir şeyin olmadığını görünce ümitsizliğe düşmüşler. 

Mustafa Kemal, umutsuzluğa kapılan Milletvekillerine şöyle seslenmiştir: “İşittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla Milli Meclise davet etmedim. Herkes kararında hürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. Ben bu kutsal davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, bu şekilde Elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı müdafaa ederim. Kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanımı, kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim.” diye konuşunca herkesi bir heyecan dalgası sardı. Hiçbiri gözyaşlarını tutamıyordu. 

İşte biz yokluk içinde tarih yazan GERÇEK DAVA ADAMI olan Mustafa Kemal ATATÜRK ve SİLAH ARKADAŞLARININ izindeyiz...

Şimdi lütfen bir kez daha düşünelim, Kurtuluş Savaşı'ndaki şartlar mı daha zor, bu günkü şartlar mı daha zor? 

Haydi o zaman daha güzel ve aydınlık gelecek için mücadeleye. Kaldığımız yerden devam edeceğiz, hayır ben mücadele edemeyeceğim derseniz nasıl bakacaksınız çocuklarımızın yüzüne? Biz Atalarımızın onurlu mücadele anılarıyla büyüdük, peki çocuklarımız bizi nasıl yad edecek dersiniz...!!!

Kaynak: KamuGundemi.com

Yorumlar (1)
Sevil Deniz Ezmez 5 yıl önce
Kalemine yüretime sağlık Nedim öğretmenim. Çocuklarımızı geleceği, bize emanet edilen değerlerimiz, ülkemiz için mücadeleye devam. Vazgeçmek yok. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiç birimiz...
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@