Buckhıngham Arşivlerini Açtı, O Anları Anlatan Mektubu Yayınladı: Atatürk'ün Karşısındaki Komutan'ın Mektubu!

-Buckhingham Sarayı arşivlerini açtı ve Çanakkale savaşının yüzüncü yıldönümü dolayısıyla Anzak birliklerinin komutanı General Alex Godley’in mektubunu yayınladı. -Buckhingham Sarayı’nın yayınladığı kraliyet arşiv belgelerin

Buckhıngham Arşivlerini Açtı, O Anları Anlatan Mektubu Yayınladı: Atatürk'ün Karşısındaki Komutan'ın Mektubu!

-Buckhingham Sarayı arşivlerini açtı ve Çanakkale savaşının yüzüncü yıldönümü dolayısıyla Anzak birliklerinin komutanı General Alex Godley’in mektubunu yayınladı.

-Buckhingham Sarayı’nın yayınladığı kraliyet arşiv belgelerinin birinde Anzak kelimesi ilk kez kullanılıyor.

-Gelibolu’yu ele geçirmek için 25 Nisan 1915’te Anzak koyuna çıkarma yapan İngiliz birliklerinin komutanı Alex Godley 12 gün sonra İngiltere Kralı V. George’a iletilmek üzere bir mektup yazıyor. Buckhingham arşivlerinden çıkarılan ve Çanakkale Savaşı’nın 100. Yıldönümü dolayısıyla yayınlanan mektupta, Gelibolu’ya İngiliz birliklerinin çıkışı, Türk cephesinin durumu, Anzaklar’ın içinde bulunduğu psikoloji ve ortam canlı tasvirlerle anlatılıyor. İngilizlerin içinde bulundukları umut kıvılcımlarının aydınlattığı karamsarlık mektubun bütününe siniyor.

ANKARA (ANKA) – Orhan Aysezen - Buckhingham Sarayı, Çanakkale savaşının 100. Yıldönümü dolayısıyla İngiliz Kraliyet Arşivi’nden bazı belgeleri yayınladı. Bunlardan birini, daha sonra 1915 Ağustosu’nda Conkbayırı savaşında Atatürk’ün karşısında yenilgi alan Anzak birlikleri komutanı General Alex Godley’in, İngiltere Kralı V. George’un Sekreteri Binbaşı Clive Wigram’a gönderdiği beş sayfalık mektup oluşturdu.

Godley’in mektubu 7 Mayıs 1915 tarihi taşıyor ve daktiloyla yazılmış. Mektupta İngilizlerin “Anzak Koyu”na yaptıkları çıkarma kendi açılarına göre “olumlu” ve “olumsuz” yönleriyle aktarılıyor. Mektupta, Gelibolu’ya İngiliz birliklerinin çıkışı, Türk cephesinin durumu, Anzaklar’ın içinde bulunduğu psikoloji ve ortam canlı tasvirlerle anlatılıyor. İngilizlerin içinde bulundukları umut kıvılcımlarının aydınlattığı karamsarlık mektubun bütününe siniyor.

Kraliyet sekreterine, mektubunun başında yer alan ANZAC kelimesinin merak edilebileceğini “Australian And New Zealand Army Corps” harflerinden oluştuğunu hatırlatan Godley, Gelibolu yarımadasına öngörülenden bir ya da bir buçuk mil daha ileride çıktıklarını belirtiyor. Daha düz bir bölgeye çıkmayı hedeflediklerini, ancak tepelerle çevrilmiş Anzak Koyu’na çıkma durumunda kaldıklarını, buna referans noktası Kaba Tepe’yi karıştıran ileri karakol gemilerinin neden olduğunu kaydeden General, daha sonra bunun kendileri için bir şans olduğunu açıklamaktan geri kalmıyor.

Anzak birliklerinin komutanı Alex Godley, “Sonraki deneyimlerinden çıkardığımız yargıya göre daha açık bir kumsala çıksaydık inanıyorum ki kayıplarımız çok büyük olurdu, şu anda gördüğümüz kadarıyla çevresi çok iyi donanmıştı ve Türkler oraya çıkmak ve hep birden bize ateş etmek üzere silah taşımak için hazırlanmıştı. Bu nedenle bu son derece beklenmeyen ve mümkün olamayacak karaya çıkışımız onlar için sürpriz oldu ve şafak sökerken onları bu noktadan yarların üzeri boyunca koşar ve siperlerini güçlendirirken görebiliyorduk” diyor.

Açık gemi ve plajda Türk ateşinde pek çok zayiat verdikten sonra Anzakların çantalarını bırakıp Türk siperlerinin bulunduğu tepelere gurka ve dağcı gibi tırmandıklarını tasvir eden Godley, 25 Nisan’da kıyıya çıkan birçok Anzak askerinin diğerlerini takviye için, geldikleri birliğe bakmadan karma şekilde savaşa katıldıklarını, birçoğunun izleyen günler hatta haftalar içinde birliklerine geri dönmediklerini yazıyor.

Godley’e göre bazı küçük Anzak birlikleri iki ya da üç mil kadar içeri giriyor, ancak bunları desteklemek mümkün olmadığından ve Türkler kendilerini geri çektikleri anda ateş etmeye başladıkları için geri çekilmek durumunda kalıyorlar.

-25 NİSAN GECESİ: GELİBOLU’DA İLK GECE!-

Gelibolu’ya ayak bastıktan sonraki ilk geceyi de Godley, “İlk akşam düşmanın şarapnel ateşi çok şiddetliydi, sonuçta daha önce böyle bir şey yaşamamış çok sayıda iyi asker, doğal olarak sarsılmış, bazıları iflas etmiş içe kapanmıştı. Daha önce aniden tam bir şarapnel fırtınası ortasında hareket etmemiş bir kişi için bu önemli bir testti ve gemi topları hedeflerini henüz belirleyememiş, bizim askerlerimizle düşman askerlerinin yerini tayin edememiş ve silahlarımızın hiçbiri karaya çıkmamışken buna bizim tarafımızdan bir karşılık verilmiyordu” diye anlattı.

Anzak komutanına göre, olaylar bu aşamada kendileri için bir ölçüde tatsız gidiyordu ve gecenin inmesi kendilerini mutlu etti. Tükenen Anzakların sonuna kadar tahammül edip etmeyecekleri “endişesine” kapılan asker daha sonra iki generalin daha kıyıya çıktıklarını anlatıyor.

Bu aşamada İngiliz silahlarının karaya çıkarıldığı ve sabah ateş edilecek Türk hedeflerinin belirlendiği kaydediliyor.

-26 NİSAN-

Kıyıya çıkışın ikinci gününde İngiliz savaş gemilerinin ateşinin Türk bataryalarını tamamen sessizliğe gömdüğünü anlatan general, gün sonunda başarılı şekilde siperlere dönüldüğünü belirtiyor. Godley, Türklerin de çok kararlı bir şekilde İngiliz siperlerine saldırdığını, günler sonra ilk karaya çıktıkları sınırlı plajı tutabildiklerini, burasının devamlı ateş altında bulunduğunu belirtiyor ve dik uçurumlar nedeniyle fazla hasara uğramadıklarını yazıyor.

Kral’ın askerleriyle gurur duyacağını, beklenenden az hata yapıldığını yazan Godley, askerlerinin yorgunluktan tükenmiş olduklarını belirtiyor. Mektuba göre Ahi Baba saldırısı için her tümenden en iyi tugaylarını göndermeleri istendi, deniz tümeninden gelenler farklı oldukları Avustralya ve Yeni Zelandalılar kadar yerleşme ve ardı arkası kesilmeyen gürültü ile gece gündüz süren ateşe alışma şansına sahip olamadı. General Alex Godley’in beş sayfalık mektubu şöyle sona eriyor:

“Şu anda düzenli siper savaşı için tamamen yerleşmiş durumdayız, her bir taraf birbirine 50-60 yardadan bombalar atıyor, siper kazıyor, mayın döküyor, keskin nişancılarla ateş ediyor ve kalan diğer şeyleri yapıyor. Pratikte burada kapalı kalmak çok can sıkıcı ancak zayiatımızın gösterdiği kadarıyla yapabildiğimiz bu kadar. Silahlı Birlikler’in gücü şu anda sadece 11 bin kadar ve tüm ümit edebildiğimiz; Sir Ian’ın (Hamilton) üzerimizdeki baskıyı azaltacak olan ve buradan çıkmamız ve onunla işbirliği yapmamızı sağlayacak güneyden ilerleyeceği harekatını yapana ya da takviye alana kadar bu köprü başını eksen olarak tutmak.”

-ANZAK KOYU ÇATIŞMALARI NE OLDU?-

2012 yılındaki Anzak Günü dolayısıyla Türkiye’ye gelen dönemin Avustralya Başbakanı Julia Gillard tören konuşmasında bu savaşla ilgili şu satırları paylaşmıştı:

“8 ay sonra, bu muharebe başladığı gibi şafakta sona erdi. 20 Aralık 1915 saat 3.57'de son Avustralyalı asker de sessizce ayrıldı. Rakiplerinin zor elde ettikleri ve hakettikleri zaferi kıskanmadılar.

Yenilgiden daha büyük bir pişmanlık duygusunu - dostlarını geride bırakmak zorunda oldukları için – yaşadılar. Bu nedenle Avustralya ve Yeni Zelanda komutanı General Godley, Osmanlı kuvvetlerinden Anzak mezarlarına saygı gösterilmesini isteyen bir mesaj bırakmıştı. Ancak böyle bir çağrıya gerek yoktu. Türkler bizim kayıplarımızı onurlandırdılar ve onlara kendi evlatları gibi sahip çıktılar. Ve daha sonra tarih sayfalarında nadir görülen bir şey yaptılar, bu yere mağlupların onuruna Anzak Koyu adını verdiler."

-ALEX GOWLEY NAZİ OLASILIĞINA KARŞI HALK ORDUSU OLUŞTURDU-

I. Dünya Savaşı sonrası “Sir” ünvanı alan General Alex Godley Ağustos 1915’te Conkbayırı savaşında Atatürk karşısında geri çekilmek zorunda kalmıştı. General, İngiliz askeri birliklerinin Almanya’daki komutanlarından biri olarak görevini sürdürdü. İkinci Dünya Savaşı’nda ise Alman birliklerinin Londra’ya yapacakları olası bir savaşa karşı para-militer bir halk ordusu oluşturdu. Godley halk ordusunu, suikastler, sabotajlar ve saldırılarla savunma konularında eğitti.

Cephede dolaşırken uzun boyu nedeniyle askerlerin “siperleri daha derin kazalım” esprilerine konu olan Godley 1957 yılında 90 yaşında hayata veda etti. (ANKA)

(ORH/ÖZK)



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.