Bombaların Amacı Ne

Yazarımız Mustafa Solak Ankara'da ki katliamı yazdı....

Haberler 11.10.2015, 21:59
Bombaların Amacı Ne

Bombaların Amacı Ne

10 Ekim Ankara’da TTB, DİSK, KESK, TMMOB’un öncülüğündeki mitingde yurttaşlarımızın ölümü kaos dönemine girdiğimizin en önemli delilidir. Bombayı koyana ve amacına yönelik pek çok olasılık (AKP, PKK, IŞİD, ABD, Rusya, vs) akla geliyor ve peşinen “ne hayır” ne “evet” denemez. Faile ve amacına yönelik çıkarsama ancak bölgemizde ve ülkemizde olup bitenleri anlamakla yapılabilir.

Bombalar kime hizmet eder?

       Bombalar Rusya'nın Suriye'de yeni üsler açarak inisiyatif aldığı, ABD’nin IŞİD ile savaş görüntüsü adı altında “kara gücümüz”, “müttefikimiz” dediği PYD’ye koridor açarak kendine bağımlı Kürt Devleti kurmaya çalıştığı, ABD'nin Türkiye'den PKK’ya operasyonlara son vererek “açılım masasına dönün” çağrıları yaptığı ortamda gerçekleşti. Rusya ve İran uyarmakla yetinmemiş Suriye'ye asker ve silah yollayarak  müdahale etmişti.

         10 Ekim’den birkaç gün önce PKK “ateşkes yapabilirim” demişti ve bombalamadan sonra ateşkes yaptığını açıkladı. PKK militanının Cizre’de asker ile PKK’lıların çatışması esnasında Med Nuçe televizyonunda söylediği gibi TSK kendilerine büyük kayıplar verdirmişti. 'Son noktalardayız, lütfen Cizre'yi kurtarın' diyerek ağlayan terörist Cizre halkından yardım istemiş fakat halk PKK’ya destek vermemişti.

          Bir eylemin esas failini düşünürken “bu eylem esasen kime yarar?” diye sormak gerekir. ABD’nin Suriye’de inisiyatifi kaybetmekle yüzyüze geldiği, PKK’nın “bitme noktasındayız” dediği bir ortamda bombalar patladı. Prusyalı general Clausewitz'in “Savaş Üzerine” eserinde dediği gibi "savaş siyasetin başka araçlarla (şiddet) devamıdır.”

       Nasıl ki 10 Ekim mitingi şiddetsiz “Barış” Mitingi yoluyla (“Savaşa hayır sloganının gizledikleri” yazımıza bakılabilir)  siyasetin devamıysa, bombaların amacı da siyasetin şiddet (katliam) yoluyla sürdürülmesi içindir. 10 Ekim mitingi de TSK “çizgiyi aşmakla”, “aşırılıkla” ABD, AB ve NATO'dan uyarıldı.  NATO Genel Sekreteri, Türkiye’nin denetimden çıktığını söyleyerek. Atlantik sisteminden “Türkiye’yi hizaya getirme” çağrıları yapıyor. CIA'nın Türkiye Masası görevlilerinden Henri Barkey, “ya seçimlerden aynı sonuç çıkacak ya da HDP Meclis’e giremeyecek ve şehirler havaya uçacak” diyerek tehdit savurmuştu. HDP başkanı Selahattin Demirtaş da TSK’nın operasyonlarına son vermesi için ABD ve NATO’yu göreve davet etmişti.

        Dolayısıyla bombaların ABD’nin ve PYD/PKK’nın bölgemizde ve ülkemizde sıkışıklığını gidermeye yarayacağı açıktır. Ülkemizin bölge ülkeleri ile hareket ederek vatanın birliğini, Türk-Kürt kardeşliğini sağlamanın önüne geçmek için emperyalizm kendine muhtaç bir ülke istiyor. PKK, kendi yanlısı bir eylemdeki katliam üzerinden ateşkes ilanıyla “barış maskesi” taktığını göstermek istiyor. Bu durumda TSK’nın operasyonları halka, “barışa darbe” olarak düşündürtülecektir.

         Saldırının esas hedefi TSK’nın operasyonlarını durdurarak vatanımızı savunma kararlılığını sekteye uğratmak, PKK’ya yeniden kendini toparlama olanağı sunmaktır.

        Özerklik veya bağımsızlık kurtuluş mu?

         PKK silahla ilan edemediğini silahların sustuğu ortamda mayın döşeyerek, silah ve militan temin ederek sağlayacaktır. Böylece sahte barı ortamı yeniden şiddet ortamına dönülmesine neden olacaktır. PKK ve meclisteki temsilcileri için mesele barış değil, sorunun silahlı mı silahsız mı olacağıdır. Bu yüzden insanlarımız “özerklik mi, federasyon mu istiyorlar, verelim, yeter ki silahlar sussun, ölümler dursun” noktasına getirilmiştir. Ölümlerin yarattığı duygusallık ortamı yurttaşlarımızı bölünmeye razı hale getirmektedir. İstedikleri verilse bile emperyalizm varoldukça ölümler susmaz. Emperyalizm piyonları aracılığıyla ülkemizde ve bölgemizde kaos yaratacaktır. Emperyalizm doğası gereği diplomasiyle (barışla) elde edemediğini savaşla, şiddetle elde edecektir. Emperyalizmi başa yazmayan hiçbir senaryo, doğru da değildir, barışı da sağlamaz.

        Her şeyi AKP mi belirliyor?

       AKP ülkemizi saldırılara açık hale getirmiştir. Kimi zaman emperyalizme kafa tutar görünse de en sonunda “Türkiye’nin hava sahası NATO’nun hava sahasıdır” diyerek NATO’yu göreve çağırmaktadır. “Her şeyi AKP belirliyor” tezi doğru değildir. Bunu söylemek AKP’nin ölümlerdeki sorumluluğunu azaltmaz. Bu eylemden AKP’nin çıkarı görünmemektedir. Kaldı ki 2 gündür insanlarımız emperyalizmi ıskalayıp sadece AKP’yi sorumlu tutmaktadır.

        AKP’yi, Tayyip’i başımıza düşen yaprağın bile sorumlusu kılmak emperyalizmin ve piyonlarının (PKK/HDP/PYD) rolünü perdeler.

         AKP’nin Türkiye’yi yönetemediği algısı giderek yaygınlaşıyor. Tayyip’in elbet Başkanlık hedefi var ama olan biteni sadece buna bağlamak, meseleyi eksik görmek, dahası emperyalizme kör olmaktır. Tayyip ve AKP daha fazla insanın gözünde “istenmeyen adam” ilan edilmektedir. “Her belanın sorumlusu AKP’dir” algısının yayılması, AKP’nin gözen çıkarıldığı ama yerine yenisinin de konamadığını göstermektedir. AKP artık, bölgedeki gelişmelere müdahale edememekte, izleyicilikle ve “itiraz”la yetinmektedir. Olayları belirleyememekte, olayların peşinden sürüklenmektedir. “AKP ülkeyi yönetemiyor” algısı büyümektedir. AKP halkın itibarını kaybederken emperyalizmle uyumlu iktidar arayışına karşı da dikkatli olunmalıdır. AKP “tukaka” edilirken “ne olursa olsun silahları sustursun” denen ama emperyalizme sessiz kalan hükümet tasarımları silahları susturamaz.

         Laiklikten, emekten, çağdaşlıktan, soldan, sosyalizmden bahsetmek ilericilik için yeterli değildir. Yeni iktidar arayışında siyasetçilerin, emperyalizmin ülkemiz ve bölgemiz politikalarına karşı ne dediklerini dikkate almamız gerekir.

Huzuru sağlayacak güç: Cumhuriyetçi birikim

       Sahte barış ve birlik görüntüleri Yugoslavyalaşmamıza neden oluyor. İnsanlar ölümlerin yarattığı duygusallık üzerinden bölünmeye razı ediliyor. Emperyalizmin, PKK’nın ve yasal temsilcisi HDP’nin, PKK sempatizanı oda, meslek kuruluşu, sendikaların “barış” söylemlerine kanmayarak, hatta açılımı savunarak ve akil adam vererek AKP ile işbirliği yaptıkları bu kesimin temsilcilerine ve kafası karışanlara söylenmelidir. Dahası PKK’nın silahların sustuğu dönemde silah yığmasına, özerklik ilan etme yönündeki çabalarına sessiz kalarak, onaylayarak ölümlerde paylarının olduğu da vurgulanmalıdır. Aksi durumda bizleri duysallık üzerinden “ölümleri onaylamakla” suçlayarak, kendi sahte barış eylemlerine ortak etmek isteyeceklerdir. Biz ise ordumuzun yanında olarak teröre karşı mücadeleyi desteklediğimizi, ülkemizde ve bölgemizde huzurun emperyalizme ve piyonlarına tavır almakla barışın sağlanacağını söylemeliyiz. 

          Huzuru sağlayacak güç duygusallık değil emperyalizme ve işbirlikçilerine tavır almaktır. “Barış” diye diye ölümler durmaz. Ölümlere neden olan ABD ve PKK’ya tavır alınmalı, bölge ülkeleriyle emperyalizmi dışlayan ve toprak bütünlüğü temelinde birliktelik geliştirilmelidir.

         Bu durumda Emperyalizme karşı vatanın birliğini, kardeşliği sağlayacak Cumhuriyetçi ve milli bir iktidar şarttır. Bağımsızlık (antiemperyalizm), laiklik, emekten yana bir hükümet için Cumhuriyetçi güçler daha fazla inisiyatif alarak kitle örgütlerini ve milletimizi birleştirmelidir.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@