Bahçeli: Millet Son Sözü Söylemedi, Dilerim Sokakta Söylemez

ANKARA(ANKA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İnanıyorum ki bu ...

Haberler 15.10.2015, 23:10
Bahçeli: Millet Son Sözü Söylemedi, Dilerim Sokakta Söylemez

ANKARA(ANKA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İnanıyorum ki bu millet çok sağduyulu bir millet. Ayranı kabarmamıştır son sözü söylememiştir. Millet son sözü söylemedi, dilerim sokakta değil sandıkta olur. Dilerim demokrasi içerisinde olsun” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Habertürk, Show TV ve Boomberg ortak yayınına katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları cevaplandırdı. Programın çok acılı bir ortamda geçtiğini kaydeden Bahçeli, bu konunun özellikle altını çizmek istediğini kaydetti.

Bahçeli, “7 Haziran’a göre koalisyona ne kadar yakın yakınsınız?” sorusuna, “Bu 4 şartı kabul ettikleri taktirde biz Türkiye’yi hükümetsiz bırakamayız. Yani Güneydoğu Anadolu’da çok şeyler oluyor. HDP'den 57 vekilin kaymasıyla tek başına iktidara uğraşıyorlar. İnanıyorum ki bu millet çok sağduyulu bir millet. Ayranı kabarmamıştır son sözü söylememiştir. Millet son sözü söylemedi, dilerim sokakta değil sandıkta olur. Demokrasi içerisinde olsun. 1 Kasım seçimlerinde MHP'ye yönelişin olacağı kanaatindeyim. Kim hangi araştırmayı yapıyorsa yapsın. Eğer bu gibi tedbirler alınmaz ve seçimin güvenliği sağlanmazsa Türkiye’de daha da yaygınlaşacak bir kaos ortamı bir iç çatışmaya götürür. Kimse kimseyi kandırmasın vali makamından çıkamıyor, emniyet müdürü sessiz…” yanıtını verdi.

-“BU KONUNUN ARKASI ÖNÜ ÇOK İYİ ANLAŞILMALIDIR”-

Ankara’daki terör saldırısında 99 kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin, “20 Temmuz 2015 gününden itibaren tırmanan bir terör var. bu terör Türkiye’yi sarmıştır. En sonunda Ankara’da çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybettiği çok sayıda da insanımızın yaralandığı bir katliama karşı karşıya kalınmıştır. Öncelikle hayatını kaybedenlere cenabı Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralı kardeşlerimize de şifalar diliyorum. Bir konunun altını çizmek istiyorum. Türkiye’nin terör tırmanış ortamında her gün Anadolu’ya çok sayıda şehitlerimizin il il gittiği bir süreçte bazı sivil vatandaşlarımızın hayatını kaybettiği bir ortamda Türkiye’de teröre lanet toplantıları yapılması, milletimizin konuya dikkatini çekmek, onları daha rahat düşünmelerine fırsat vermek ve onları mümkün olduğu kadar da terör faaliyetlerini sonlandırmakta yüksek katkılarını sağlamak açısından önemli olmuştur. Bir kısmı da barış mitingleri şeklinde kendini göstermiştir. DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi ve birçok siyasi düşüncenin yan kuruluşunun şeklinde yıllardan beri sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösteren, çok eylemler yapmış bir topluluk böyle önemli bir mitingi düzenlerken alması gereken çok sayıda tedbirin olması lazımdır. Terörün bu kadar tırmandığı bir ortamda eğer emek ve barış için bir eylem yapılacaksa her ihtimali dikkate alarak her türlü büyük faciayı önleyecek bir işbirliğini yapmaları gerekirdi. Hemen ertesi gün de hayatını kaybetmiş kişileri kim olduğu belli olmadan sayısı belli olman herkesin bir panik ortamında bulunduğu bir ortamda sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti temsilcilerinin Sıhhiye’de olmalarını da yadırgadığımı da ifade etmek istiyorum. Bu konu çok ciddidir. Bu konunun arkası önü çok iyi anlaşılmalıdır” diye konuştu.

-“ÖRGÜTÜ TESPİT ETMEK DE YETERLİ DEĞİLDİR”-

Ankara’daki saldırının siyasal iktidar tarafından çok önemsendiğinin söylendiğini kaydeden Bahçeli, “Böyle bir ortamda da hepimizin soğukkanlı ve sabırlı olmasında da yayar vardır. Erken bazı tespitlerle, bazı örgüt isimleri vererek gerçek örgütü gizlemenin de bir manası yoktur. Örgütü tespit etmek de yeterli değildir. Onun arkasında hangi unsurlar vardır, hangi uluslararası kuruluşlar vardır, hangi devletler vardır. Özellikle Ortadoğu’nun ateş yumağı içinde olduğu bir ortamda her gün yüzlerce kişinin bombalama ile hayatını kaybettiği süreçte bu örgütlerden midir yoksa Türkiye’yi 20 Temmuz’dan bu yana kana bulayan bir örgüt müdür bunların hepsini incelemek, araştırmak Türk milletine çok açık, samimi ve dürüstçe bilgiler vermekte ve bu tahribatı yapan örgütleri de bütün yönleriyle tanıtmalarında yarar vardır diye düşünüyorum” diye konuştu.

-“SAYIN BAŞBAKAN'IN BİRAZ AZ KONUŞMASINDA FAYDA VARDIR”-

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 2015 Mayısında Esad Rejimi, IŞİD ve PYD’nin anlaştığını açıklamasını değerlendiren Bahçeli, “Sayın Başbakan Mayıs ayında bu bilgiye ulaşmış ise 4 ayda tedbir almakta acziyet içerisine düşmüş demektir.  Bu tür gelişi güzel konuşmalar, kendilerinin önceden bazı konuları biliyormuş gibi gösterip, gerçek tedbirlerin alınmasındaki ihmaller doğru bir şey değildir. Sayın Başbakan'ın biraz az konuşmasında fayda vardır” değerlendirmesinde bulundu.

Ankara’daki saldırının ardından başlayan istifa tartışmasını değerlendiren Bahçeli, “İstifa kurumu önemli bir kurumdur. Herkes tarafından da kullanılması zor bir kurumdur. Suçlamaları ötelemek açısından istifaya karşı olmak da önemlidir. Sayıca bu kadar acı bir durum varken en azından bazı kişiler fedakarlık yaparak Türkiye’nin hassasiyetini simgelemek açısından istifa kurumunu çalıştırmasında yarar vardır. Bunda yadırganacak bir şey yoktur. Ankara Emniyet'teki 3 görevden alma dahi toplumu rahatlatmıştır” dedi.

-“1-2 BAKANIN İSTİFASININ ANLAMI YOKTUR”-

“Bir, iki bakanın istifasının anlamı fazla yoktur” diyen Bahçeli, “bu kadar yoğun bir terör faaliyetine karşı 44 ilde de şehitlerimizi gönderdiğimiz, çok sayıda şehidimiz olan bir ortamda TSK’nın aşırı gayreti ile Güneydoğu Anadolu’da üstün başarıların sağlandığı bir ortamda hala siyasi iktidar PYD, PKK veya IŞİD arasında ‘mayıs ayında bunlar görüştüler anlaştılar’ gibi milletti aldatmaya hakları yoktur. Bana kalırsa zaten geçici bir hükümettir. Esas istifa etmesi gerek geçici hükümettir. Ama şurada 20-25 gün kaldı zaten o bakımdan o bakımdan istifanın da bir anlamı yoktur” diye konuştu.

Ankara’daki terör saldırısına ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Devlet Denetleme Kurulu’nu (DDK) görevlendirmesini değerlendiren Bahçeli, “Sayın Cumhurbaşkanı 10 Ağustos’tan itibaren bugüne kadar gücen süre içerisinde ilk defa bir anayasal görev üstlenmiş. DDK’ya sorumluluk yüklemiş, araştırmalarına fırsat tanımış. Bu hayırlı bir adımdır, DDK çok önemli bir kuruluştur. Çalıştırdığınız takdirde Türkiye’de çok şeyin ortaya çıkmasına da vesile olur. O bakımdan DDK üyelerine başarılar diliyorum. Ne milleti ne de Sayın Cumhurbaşkanını fazla bekletmesinler. Gereğini yapsınlar” diye konuştu.

-“YAYIN YASAĞI KANAATİMCE DOĞRUDUR AMA…”-

Ankara’daki saldırıya ve soruşturmasına yayın yasağı getirilmesini değerlendiren Bahçeli, “Kanaatimce doğrudur. Ama bu kararın kapsamını iyi sırlamak lazım. Dosyalarda toplanmış delilerin ortalarda gezmesine, bir takım insanların istismarına özellikle de şu televizyonlardaki araştırmacı-yazar ve uzmanlara söz verebilecek, fırsat verebilecek bir şeyden uzak tutmak lazım. Ama bütün bunlar yapılırken olayın aydınlatılmasındaki basın görevi sınırlandırılmamalı, basının çok ciddi konunun üzerine gitmesine imkan tanınmalıdır. Doğru bilgiyi hükümet vermeli, basın yoluyla halkla paylaşmalıdır.

Saldırının ardından Başbakan Davutoğlu’nun görüşme talebine ret yanıtı vermesi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, “Başbakan Davutoğlu gelişen olaylar karşısında özellikle terör faaliyetlerindeki sonuç alamamazlığının getirmiş olduğu sıkıntı ile bütün siyasi partileri ortak deklarasyon yayınlamaya davet ediyor. Böylelikle de başarısızlığı diğer siyasi partilerle paylaşıp kamuoyunu biraz daha zaman kazanmak açısından kullanıyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. Başbakan kendisi, Milli İstihbarat Teşkilatı kendisine bağlı. Terörle ilgili mücadelede eden bütün kurumlar kendisinde. Bütün bunlarla mücadeleyi açıkça yürüteceği yerde deklarasyon yayınlamanın ne anlamı var. Bizimle görüştüğü zaman biz kendilerine samimi düşüncelerimizi söyledik. Uygulaması olmazsa ne yapacağız? O bakıdan Sayın Davutoğlu rahat olsun, terörle mücadelesini rahat bir şekilde yürütsün. Biz başarı gördüğümüz takdirde gerekli desteği her aşamada veririz” diye konuştu.

-“ŞİMDİ OPERASYON YAPILIYOR AMA ZAMANLAMASI YANLIŞ”-

Ankara’daki saldırının ardından Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yapılan IŞİD operasyonlarını değerlendiren Bahçeli, “Demek ki bunların varlığı biliniyor ama zamanlaması yanlış olmuş. Olay bittikten sonra, tahribat yapıldıktan sonra, katliamlar gerçekleştirildikten sonra operasyon yapıyorsunuz. Operasyon yaparken de nokta bilgilerle nokta vuruş yapıyorsunuz gecenin saat 3’ünde bilmem neredeki sokağında 5 nolu daireye giriyorsunuz madem bunu biliyorsunuz niye daha önceden bunları tedbirini alıp Türkiye’de terör faaliyetlerinin alanını sınırlandırmak, faaliyetlerde bulunanları gerekli tedbirlerle dışlamak devletin imkanlarında ise şimdi istediğiniz kadar operasyon yapın veya bu örgütün kim olduğunu henüz netleştirmeden IŞİD’di, PYD’ydi, PKK’ydı başka şeylerdi gibi kamuoyunda zihin kargaşalığına gerek yoktur. Bunu konuşmaya da gerek yoktur. Devlet gereği neyse de yapmalı” diye konuştu.

-CHP LİDERİNE OLUMLU YANIT VERSEYDİK BİZE ÇOK DAHA BÜYÜK SALDIRILAR OLURDU-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun görüşme talebine de olumsuz yanıt vermesinin anımsatılması üzerine Bahçeli, “Başbakan’dan bir davet almıştır ve gitmiştir. Biz o davete karşılık vermedik. Başbakan aynı zamanda seçim hükümeti kurakken varlığını kabul ettiği bir siyasi partiyi de davet etmemiştir. Kılıçdaroğlu görüşmeden sonra partilerle görüşme isteğini ortaya koymuştur. MHP zamanlama açısından bunun doğru olmadığını ifade etmiştir. Sayın Başbakan MHP Genel Başkanını davet ediyor, o davetin uygun olmadığını söyleyerek katılmıyor, anamuhalefetin davetine katılıyor. O zaman toplumda MHP’ye iki ayrı yönden çok daha büyük saldırılar olur. Niye MHP’yi bunların amaçları doğrultusunda kullanılmasına müsaade edeyim. İleriki günlerde görüşürüz, ne var bu görüşmede. Muhalefet partileri olarak bir araya geldik, dertleştik, konuları inceledik, yanlışları belirledik, sonra ne olacak?” ifadelerini kullandı.

Yapılacak görüşmenin kutuplaşmaya mani olmayacağını kaydeden Bahçeli, “Böyle bir anlayışa sahip olsam Fizan da olsa giderim. Ama olayları bir takım öncelik almak, bazı siyasi partileri davet ederek onlarla görüşme istediğini vurgulamak görüşülmediği takdirde de Sayın Kılıçdaroğlu değil ama Halk TV’de bazı milletvekillerinin MHP’ye ‘hayırcılar’ diye hakaret etmesini kabul etmek de mümkün değildir” diye konuştu.

-“MHP’YE GÖNÜL VERMİŞ ARKADAŞLARIMIZ DA BUNU SORUYOR”-

MHP lideri Bahçeli’nin her şeye hayır dediği yönünde bir algı olduğunun anımsatılması üzerine Bahçeli, iktidar partisinin ve muhalefet partisinin MHP’nin neye “hayır” değini açıklamadan bunu sürekli dile getirdiğini belirtti.

Kamuoyunda “MHP’nin her şeye ‘hayır’ dediği yönünde bir algı oluştuğunu” söyleyen Bahçeli, “Bu kanaat bizim camiamızda da var. MHP’ye gönül vermiş arkadaşlarımız ‘neden biz her şeye hayır diyoruz’ diye AKP’nin bir takım algı yönetim merkezlerinin yönlendirmesi ile etki altında kalıp MHP’yi suçlayan kardeşlerim var. şimdi bunların hangisiyle nerde karşılaşsanız ilk soruları budur, ‘biz niye hayır diyoruz’, ‘niye koalisyon kurmadık’ diyorlar” diye konuştu.

-“BİZ HDP HARİÇ 4 MADDEMİZ ÇERÇEVESİNDE HERKESLE KOALİSYON KURMAYA HAZIRIZ”-

Bahçeli, "Biz kamuoyu araştırması yaptırmıyoruz. Televizyonlarda aynı 5 kamuoyu araştırma şirketi çıkıyor. Biz de bunları takip ediyoruz. Diyorlar ki ‘7 Haziran'daki sonuçlardan bir farklılık olmaz 7 Haziran’a benzer’. Şimdi bunlar diyorlar ki istikrara ihtiyacımız var değişmeyecekse sonuçlar,  elimizi kolumuzu bağlayalım, biraz da milliyetçi nutuk atalım MHP2nin oylarını buraya evirelim 276’nın üstünde tek başımıza iktidar olalım. Oyun kuruluyor Türkiye’de. Ben de diyorum ki MHP çok az değişikliklerle eğer 1 Kasım seçimlerinden çıkacaksa o zaman ne olacak durum. Böyle bir sonuç çıkarsa Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni senaryolarıyla mı karşılaşacağız yoksa Türkiye'yi bu kaostan, krizden çıkaracak yeni bir yapı mı kuracağız. Biz HDP hariç 4 maddemiz çerçevesinde herkesle koalisyon kurmaya hazırız. Çok benzeşen partiler bir araya gelip hükümet kurabilirler. Dolmabahçe'de 10 maddelik metine ‘evet’ diyorsunuz. Bizim 4 maddeye niye hayır diyorsunuz” dedi.

-“HER HAYIR DA BİR HAYIR VAR DEMİŞİZ”-

İkinci koalisyon görüşmelerinde her şeyi ifade ettiklerini, herhangi bir azınlık hükümeti kurulamayacağını söylediklerini belirten Bahçeli, “Biz orada çok şey ifade ettik. Türkiye'de azınlık hükümeti kurulamayacağı ifade ettik. Tarihimizde 11 koalisyon kuruldu. Biz de en uzun koalisyonun ortağı olduk. Birinci koalisyon ihtimali AKP-HDP, ikinci koalisyon ihtimali AKP-CHP-HDP olarak söyledik. Bize de ana muhalefet görevi düşüyor dedik. Biz de bu görevi bütün milli hassasiyetiyle yerine getirirdik. MHP'ye milletimiz çözüm bloku karşısında ana muhalefeti verdi. ‘Eğer çıkmazda iseniz millete gideceksiniz’ biz bunu hatırlattık. Daha farklı gelişmelere de vesile olduk. MHP bundan herhangi bir şekilde kendisini sıkıntıya sokmuyor. Neye "hayır" demişiz, azınlık hükümetine, tekrar seçime ‘hayır’ demişiz. ‘Hayır’ da hayır var demişiz. Orada HDP ile bir arada olmaktansa dışarıda kalmayı tercih etmişiz. Peki, hükümet olmayı düşünmedik mi? Düşündük tabi” dedi.

-“O GÜN NE GÖRÜŞÜLDÜ?”-

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile gerçekleştirilen ikinci koalisyon görüşmesinin detaylarına ilişkin bilgi veren Bahçeli, “İkinci ziyareti yaptı Sayın Başbakan. Görüşmeler çok sıcak ve samimi bir ortamda gerçekleşti. Sayın Başbakan 32 gün süren CHP-AKP görüşmesinden bir koalisyon olamayacağını söyledi. Biz de Milliyetçi Hareket Partisi'nin nelere hayır dediğini teker teker saydık. Azınlık hükümetine katılmayacağımız söyledik. Dört temel ilkemizi saydık. 1'incisi Anayasa'nın ilk dört maddesi ön şartımızdır. 2'ncisi çözüm sürecinin tasviyesi. Çözüm buzdolabında ise fişinin çekilmesi. 3 rüşvet ve yolsuzluk olaylarının, ucu kime dokunursa dokunsun üzerine gidilmesi. 4- Cumhurbaşkanı'nın sınırlarına çekilerek kuvvetler ayrılığı ilkesinin sağlanması. Bunun üzerine sayın Başbakan görüşlerini söyledi ve görüşmelerin gizli kalmasını istedi. Konuşulanlar ‘burada kalmasını’ istedi, ben de kamuoyuyla paylaşmıyorum. Sayın Başbakan'ın ricası bu. Bunu sayın Başbakan anlatabilir, sayın Faruk Çelik anlatabilir. ‘CHP ile görüşmenizde yarar var’ diye tekrarladım. Çantama uzandım, çantamı açtım bazı dosyaları Sayın Başbakan'a açtım. Oda yanında evrak çantası vardı onu açtı. Bizimle görüşmek için neler konuşulabilir onları hazırlamış” diye konuştu.

Koalisyon görüşmelerinde de yanında olan çantada neler olduğunu gösteren bahçeli bunlara ilişkin detaylı bilgiler verdi. Bahçelinin evrak çantasında bulunan dosyaların ana başlıkları ise şöyle:

“Çözüm süreci aldatmacasının sona erdirilmesi

PKK'ya işlem neden yapılamıyor?

Açılım ve çözüm bloku

Çözüm süreci-barış sürecinde ne dediniz, ne yaptınız, hangi konuşmayı nerede yaptınız bu dosyada var

Koalisyon protokolü için önerilerimiz, yani iki partiyle koalisyon nasıl olur

Bakanlık dağılımı, mevcut bakanlıklar ve kurumlar

MHP-AKP koalisyonunda bakanlık dağılımı.”

-HANGİ BAKANLIKLARI İSTEDİKLERİNİ AÇIKLAMADI-

Koalisyon görüşmelerinde hangi bakanlıkları istediklerine ilişkin bilgi vermeyen Bahçeli, “Şimdi söylemeyeyim belki 1 Kasım’daki gelişmeleri de dikkate almak lazım” dedi.

Bu dosyaları Başbakan Davutoğlu’na vermediğine vurgu yapan Bahçeli, “Bu dosyaları vermedim. 4 şartın kabul edilemeyeceğini ifade ederek bu koalisyonun olmayacağını söylediler. Meclis'i erken seçime davet etmeyi düşünüyorlardı. 4 ilkemizi göz önünde bulundurarak buna destek vermeyeceğimiz nedeniyle görevi iade edip seçim hükümetini kurma yoluna gitmeyi tercih ettiler. Bir açıklama yapma gereğini ifade ettiler. Buyurun zat-ı aliniz ifade etsin dedik. Odalarına gittiler ve bir saat sonra her şeye ‘hayır’ dediğimizi söylediler. Algı yönetimi böyle başladı” diye konuştu.

-“KÜRT SORUNU DİYE BİR SORUN YOKTUR”-

Bahçeli çözüm sürecinin dışında kalma gerekçelerini şöyle sıraladı:

“Birileri kalkıyor Türkiye’de çözüm sürecini Kürt sorunu ile özdeşleştiriyor. Biri de kalkıyor çözüm süreci ile etnik temelli bölücü terörist arasında fark vardır diyor. Mesela PKK’yı hiçbir Kürt kardeşim temsil yetkisine sahip değildir. Kürt kardeşlerimizin sorunları varsa, demokratik hak ve özgürlükleri ne ölçüde talep ediyorlarsa bunları oturur konuşuruz. Ama terörle bunun bağımsız bir Kürdistan’a gidecek yolun açılmasına müsaade edemeyiz. Kürt sorunu diye bir sorun yoktur. Sorun bölücü terördür” diye konuştu

-"MHP'Yİ BENDEN NASIL KOPARACAKSINIZ?"-

Başbakan Davutoğlu’nun “Bahçeli ayrı MHP ayrı” söylerini değerlendiren Bahçeli, “Devlet Bahçel ile MHP’yi ayırmak akıllarınca bir zeka oyunu. Hattı zatında çok aptalca bir davranış. MHP ile bahçeli’yi nasıl ayıracaksınız 42 yılını bu siyasi harekete vermiş, 20 yıla yakın genel başkanlığı yapmış bir kişiyi MHP’den nasıl koparacaksınız? MHP’yi benden nasıl koparacaksınız? MHP’yi benden koparabilmelerinin bir tek yolu vardır. o da kurultaylarımızdaki milliyetçi ülkücü hareketin iradesidir. Onun dışındaki söylemler geçersizdir. Kimse milliyetçi hareketi küçük görmesin. Bozkurtları her tarafta uyuyan insanlar gibi kabul etmesin. AKP’de milliyetçilik diye bir şey yok yalnız MHP’nin 7 milyon oyundan ne kadarını alabilirim, açığımı ne kadar kapatabilirim, cumhurbaşkanını ne kadar koruyabilirim var. Ben bir ülkücünün Recep Tayyip Erdoğan’a kanacağına ihtimal vermiyorum. Kanıyorsa zaten ülkücü değildir" diye konuştu.

-“ESKİDEN BERİ HER TÜRLÜ DEĞERİ GÖREN İNSAN SORGULANMIYOR DA MHP SORGULANIYOR”-

Tuğrul Türkeş, Meral Akşener ve Sinan Oğan hakkında sorulan bir soruya cevap veren Bahçeli, “Tuğrul Sayın Tuğrul Türkeş bey rahmetli başbuğumuzdan bize yadigârdır, teberiktir. O milliyetçi hareketin himayesi altındadır. Ama ayrılış, gidiş sebebi bizden değildir. Öbür hanımefendiden bahsederseniz. 1 Kasım’da aday olarak müracaat etti listeye almayan benim. Nedeni ulu orta konuşulacak şeyler değil. Eskiden beri her türlü değeri vererek her türlü konuma getirilen insan sorgulanmıyor da MHP sorgulanıyor. MHP bir kişinin gündemi ile oluşacak bir parti değildi. Hanım efendi biraz dinleneceklerdir. Öbürü (Sinan Oğan)zaten müracaat da etmemiştir. Partimizden ihraç edilmiştir” dedi.

-“HDP’YE BAKIŞIMIZ OZAMAN DA FLU OLUR”-

Bahçeli, “HDP sizden daha fazla milletvekili çıkartırsa o zaman nasıl bir Türkiye tablosuyla karşı karşıya kalırız?” sorusuna, “HDP’ye bakış açımızda bir değişiklik olmaz. Yine flu olur. İnsanlarımıza da demokrasi gereği saygı duyarız. AKP'yle yarış dururken neden HDP'yle yarışayım. 4 madde çerçevesinde Halkın Demokrasi Partisi hariç herkesle koalisyon kurarım. Şu an için gelişen olaylar karşısında MHP gençliği ve hareketi doğru duruş sergiliyor.” yanıtını verdi.

-“SURİYE POLİTİKASI TAMAMEN DEĞİŞTİRİLMELİDİR”-

Türkiye’nin Suriye politikasını eleştiren Bahçeli, bugünkü Suriye politikasının tamamen değiştirilmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Bugüne kadarki Suriye politikası yanlıştır. Gelişmeleri takip etmek lazım, küresel güçleri fark etmek gerekmektedir. Suriye politikası tamamen değiştirilmelidir. Başarılı politikalar izlenmeli başarısız uygulamalarda da ısrarcı olunmamalıdır. Türkmenleri de Türkiye Cumhuriyeti Devleti sahiplenmelidir. Silahtan daha güzel bir teknoloji dururken neden tercih edelim?” dedi.

-“AĞLAMAZ DİYE DE KİMSE YOK AĞLARIM, AMA ÇOK ZOR ÇOK NADİR AĞLARIM”-

Bahçeli sosyal medyaya genellikle çarşamba günleri vakit ayırdığını söyleyerek, “çok değerli sanatçılar var. Ferdi Tayfur Adanalıdır hemşerimizdir. Şarkıları da bağrı yanık Anadolu’nun sesidir. Şimdi Orhan Gencebay var Akiller, adamlar… Dizi izliyorum, bazı dizileri takip ediyorum. Televizyondaki tartışmaları takip ediyorum. Sosyal medyaya genellikle çarşamba günü vakit ayırıyorum. Ağlamaz diye de kimse yok ağlarım, ama çok zor çok nadir ağlayanlardan biriyim” dedi. (ANKA)

(ÖZ/OLÇ)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@