Ak Partili Çelik: Öcalan İle Siyasilerin Görüşmesi Söz Konusu Değil

ANKARA(ANKA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüs&...

Haberler 10.11.2015, 22:15
Ak Partili Çelik: Öcalan İle Siyasilerin Görüşmesi Söz Konusu Değil

ANKARA(ANKA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, çözüm süreci kapsamında PKK terör örgütü elebaşı Öcalan ile görüşme yapılıp yapılmayacağına ilişkin, “İstihbarat örgütünün veya güvenlik güçlerinin istediği zaman görüşebileceği, istediği zaman değerlendirebileceği bir konu. Herhangi bir şekilde siyasilerin görüşmesi söz konusu değil. İhtiyaç duyulursa devletin güvenliği açısında veya çıkarları açısından bu görüşme yapılır” açıklamasında bulundu.

AK Partili Çelik, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında parti genel merkezinde toplanan MYK ve MKYK toplantılarının ardından basın toplantısı düzenledi. Tüm AK Parti kadrolarının parti tüzüğü ve programında belirlenen kurucu değerlere göre ve temel ilkeler etrafında siyaset yapması ile bilinçlendirilmesi amacıyla, Siyasi Erdem ve Etik Kurulu oluşturulduğunu açıkladı.

 

-“SİYASİ ERDEM VE ETİK KURULU OLUŞTURULDU”-

 

Kurula seçilen üyeleri de açıklayan Çelik, Siyasi Erdem ve Etik Kurulu’nun başkanının Prof. Dr. Raşit Küçük, üyelerin ise Prof. Dr. Nazif Gürdoğan, Dr. Ömer Bolat, Şeref Malkoç, Güldal Akşit, Ahmet Cemil Tunç, Halide İncekara olduğunu belirtti. Bunu kendi partilerinin politikalarının denetlenmesi için yapmak istediklerini söyleyen Çelik, “Parti Disiplin Kurulu yetkisi ve görevi dışında kalan konularda, kurucu değerlere ve ilkelere aykırı, söz, tutum ve davranışlarda bulunan parti üyeleri hakkında kendiliğinden veya yapılacak başvurular üzerine gerekli inceleme ve araştırmayı bu kurul yapacaktır. Partimizin genel politika ve faaliyetlerini, parti kurucu değerleri ve ilkeleriyle temel hedef ve ilkelerimizi izlemekle görevlidir bu kurul. Bu şekilde değerlendirecek ve 3 ayda bir Genel Başkana raporlar sunacaktır. Kuşkusuz, AK Parti'nin kurucu değerlerinin tüm parti faaliyetlerine hakim olması en hassas olduğumuz konudur” dedi.

 

-“7 HAZİRAN'DA ALDIĞIMIZ MESAJ UNUTMUYORUZ”-

 

1 Kasım'da alınan sonuçları iki aşamalı olarak değerlendirdiklerini belirten Çelik, 7 Haziran’da alınan sonuçlarla 1 Kasım'da alınan sonuçları tek bir potada erittiklerini ve tek bir bakış açısına dönüştürdüklerini aktardı.

1 Kasım’da aldıkları oyu esas kabul ederek, özeleştiri süreçlerinden, temel kurucu değerlere dönme süreçlerinden, vatandaşların memnun ve hoşnut olmadıkları politika ve söylemleri düzeltme sürecimizden vazgeçmeyeceklerini aktaran Çelik, “1 Kasım'da aldığımız oyla bitmiş bir süreç değildir. 7 Haziran'da aldığımız mesajı vatandaşımızın bizde düzeltmek istediği, geliştirmemiz mesajı verdiği, daha da ilerletmemiz için talimat verdiği konuları şu anda da titiz bir şekilde çalışıyoruz. Son derece hassas ve dikkatli bir şekilde bu siyasetlerimizi gözden geçiriyoruz, 7 Haziran'ı kendi bağlamı içinde bırakıp, 1 Kasım'da tarihi başlatmıyoruz. Yani, 1 Kasım'da aldığımız sonuçlar, 7 Haziran'da aldığımız mesajı bize unutturmuyor. 1 Kasım'da tek başımıza iktidar olmak için şu kadar büyük bir başarı aldık, o sebeple 7 Haziran'daki yaşadığımız oy düşüşünü unutabiliriz diye bir rehavet içerisinde olmayacağız” ifadelerini kullandı.

 

-“DAVUTOĞLU’NA YETKİ VERİLDİ”-

 

MKYK toplantısında önemli bir karar daha alındığını belirten Çelik, “Tüzüğümüzün 148. maddesi gereği aynı zamanda da grup iç yönetmeliğimizin 35. maddesi gereği, genel başkana yetki verilmesi gerekiyor, MKYK tarafından. Anayasa, Siyasi Partiler Kanunu, parti tüzüğü ve teamüller çerçevesinde 1 Kasım seçiminde tek başına iktidar oluşturacak şekilde bir sonuç aldığımız için, mevcut hükümetin görev süresinin Meclis’te gerçekleştirilecek yeminle birlikte sona ermesi, hükümetten ayrılma ve yeni hükümeti konusunda genel başkana MKYK'nın yetki vermesini öngörüyor. Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle görevlendirilecek olan Genel Başkanımız ve Konya Milletvekilimiz Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'na, onun başbakanlığında partimiz tarafından tek başına hükümetin kurulması için MKYK tarafından oy birliği ile karar verilmiştir” diye konuştu.

 

-“ESAS OLAN VATANDAŞIN BİZİ DENETLEMESİDİR”-

 

Hükümet programıyla ilgili çalışmalarını sürdürdüklerini ve beyannamedeki temel siyasi yaklaşımın içinden bir hükümet programı çıkarılacağını belirten Çelik, “Bu eylem planının içinde vaatler var, reformlar var, bir de bundan sonra yapılacak, imza atılacak siyasi konularla ilgili çeşitli paketler hazırlanacak, bunların hangi zaman dilimleri içinde gerçekleşeceğine dair 1 yıllık bir eylem planı ortaya çıkaracağız. Bunu açık şekilde bütün vatandaşlarımızla paylaşacağız. Bir bakıma 2002’de de o zamanki genel başkanımız Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bunu yapmıştık. Bizi denetlemeleri için vatandaşlarımızın önüne bir 100 günlük karne koymuştuk. Bunun önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü vatandaşlarımızın neyi ne zaman gerçekleştireceğimizi önümüzdeki dönem bilmesi gerekiyor. Esas olan vatandaşın bizi denetlemesidir. 3 ay içinde herhangi bir kanun ya da Anayasa değişikliği gerektirmeyen bütün vaatlerimizi yerine getireceğimiz açıklamasını Sayın Başbakanımız, Genel Başkanımız yaptı. Daha sonra kanun ya da Anayasa değişikliği gerektiren konularda nasıl bir takvim içerisinde olacağımızı, bir de Meclis'in önünde bekleyen işler var, o takvimle uyumlu hale getirerek kamuoyuyla paylaşacağız” diye konuştu.

 

-“PKK'YA YAKIN ÇEVRELERİN SİYASİ DİLİNDEN ETKİLENME SÖZ KONUSU”-

 

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandıran Çelik, yeni anayasanın bir yıllık eylem planı içinde olup olmadığının sorulması üzerine, “Bu Anayasa ve buna bağlı bazı kanunlarla bizim gerçek hedeflerimizi tutturmamız mümkün gözükmüyor. Siyasi ve ekonomik reformların ivmesinin artması ancak bunun yeni bir anayasa ile çerçevelenmesiyle mümkün. Yeni anayasa meselesini sadece devleti yönetenlerin elindeki bir yol haritası olarak görmemek lazım. Yeni anayasa hukuk devletini güçlendirecek bir şey” dedi.

Avrupa Birliği’nin 2015 yılı Türkiye İlerleme Raporuna ilişkin bir soru üzerine değerlendirmelerde bulunan Çelik, “Orada bir konu var, literatür açısından açıklığa kavuşturulması lazım. 'Çatışma ortamının bitmesi' diye bir cümle kullanılıyor. Bu, fevkalade yanlış bir tabir. Çatışma ortamı demek, meşru devlet otoritesinin olmadığı bazı bölgelerde iki grubun iki silahlı unsurun, iki paramiliter unsurun, iki terör örgütünün, çetenin ya da kabilenin, etnik grubun, mezhep grubunun birbiriyle bir iç savaş görüntüsüne girmesi demek. Ama bu tip yerlerde esas özellik, meşru devlet otoritesinin olmamasıdır. Dolayısıyla biraz burada maalesef PKK'ya yakın çevrelerin siyasi dilinden etkilenme söz konusu. Türkiye'de bir çatışma ortamı yok. Türkiye'deki işin adı terörle mücadeledir” diye konuştu.

 

-“BARIŞ SÜRECİ DEĞİL”-

 

Çözüm sürecinin bundan sonraki geleceği hakkında sorulan bir soruya cevap veren Çelik, Türkiye’deki sürecin bir “barış süreci” olmadığını belirtti. Türkiye’deki sürecin, milli birlik ve kardeşlik süreci olduğunun altını çizen Çelik, “Bundan sonrasında da aynı şekilde vatandaşlarımızla, sadece Kürt vatandaşlarımızla değil, her kesimden vatandaşımızla, bu sorunun çözümü, bu sorunun nihai bir çerçeveye ulaşması için çalışılacak” dedi.

PKK terör örgütü elebaşı Öcalan ile görüşme yapılıp yapılmayacağına ilişkin soruya da cevap veren Çelik, “İstihbarat örgütünün veya güvenlik güçlerinin istediği zaman görüşebileceği, istediği zaman değerlendirebileceği bir konu. Herhangi bir şekilde siyasilerin görüşmesi söz konusu değil. İhtiyaç duyulursa devletin güvenliği açısında veya çıkarları açısından bu görüşme yapılır” dedi. (ANKA)

(HM/OLÇ)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@