Ahmet Mantaş yazdı: Barışarak

Emma Goldman’ın dediği gibi, “Bütün savaşları dövüşemeyecek kadar korkak olan bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır”.

Haberler 01.09.2015, 15:24 01.09.2016, 21:30
Ahmet Mantaş yazdı: Barışarak

BARIŞARAK
01/09/2015

Uluslararası sözleşmelerde her insanın yaşam hakkının bir insan hakkı olduğu ve güvence altına alındığını belirtsek de pek de öyle olmadığını görüyoruz.

 

 

Birleşmiş Milletler tarafından 20. Yüzyılda yaşanmış büyük yıkımlarla sonuçlanmış 2. Dünya Paylaşım Savaşından sonra insanlığın ve dünya halklarının talepleri sonucunda 1 Eylül Dünya Barış Günü olarak kabul edilmiştir.

Yaşadığımız coğrafyada, özellikle Emperyalizmin ve yerli işbirlikçi oligarşik yönetimlerin elbirliği ile kan gölüne çevrilmiş bu günlerde barıştan söz etmek acil bir ihtiyaçtır. Hem de en üst perdeden bağırarak. “Barış istiyoruz, Hemen şimdi”.

Birileri çıkıp diyebilir, ya ne barışı, ‘ne b..k yemeye barış istiyoruz’. Altta kalanın canı çıksın, gücü yeten yetene, barışta neymiş... vs. vs.

Bu gibi söylemleri kendi siyasal çıkarları uğruna, savaşlardan kendi tarafına ekonomik ve politik sonuçlar devşirenlerin, vatan, bayrak, din, mezhep gibi değerleri kullanarak insanların birlik ve beraberliğine, barış içerisinde yaşamalarına engel olmak için barışa karşı savaşı savunmuşlardır.

Emma Goldman’ın dediği gibi, “Bütün savaşları dövüşemeyecek kadar korkak olan bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır”.

Oysa barışarak bu gibi odaklara karşı emeği, hayatı, çevreyi, adaleti savunmak ve Gezi’deki gibi direnmektir.

Savaşlardan kaçan sivil insanların cansız bedenleri çeşitli ülkelerin denizlerinde balinalar gibi karaya vurmaktadır.

Tarifi zor bu facia görüntülerinin ve tabutları başında acı acı haykıran ana ve babaların, yürek burkan feryatları, ‘ne b..k yemeye barış istiyoruz’ diyenlerin hiç mi yüreklerini sızlatmıyor?

Emek ile sermaye arasında barıştan söz etmek belki mümkün olmayabilir. Sömürü devam ediyorken, emek ile sermaye arasındaki çelişkiler sürekliliğini koruyorken, iş barışından bahsetmek çok komik kalacaktır. “Ekmek yoksa, barışta yoktur”.

Adaletin olmadığı bir dünyada barışı var etmek ne kadar zor ise, emeğin değerini vermiyorsanız, sömürüyü engellemiyorsanız, emek ile sermaye arasında barıştan da söz edemezsiniz.

Küresel Emperyalizmin saldırganlığını bütün vahşetiyle sürdürdüğü günümüzde, sömürü ağlarını genişletmeye çalıştığı bir zamanda savaşı savunmak, egemen sınıfların ekmeğine yağ sürmeğe yarayacaktır.

Kirli politik çıkarlara, rantlara karşı ölümlere dur demek için “Zeytin Dalı ve Güvercin Olmak, Savaşa Hayır, Barış Hemen Şimdi” diyorum.

Savaşın, şiddetin ve kavganın olmadığı, sınıf ve emek mücadelesinin var olduğu bir dünyada yaşamak dileği ile, tüm halkımızın ve dünya halklarının “1 Eylül Dünya Barış Günü” kutlu olsun.

Ahmet Mantaş

Eğitim-iş Çanakkale Şube Başkanı

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@