Değerli okurlarım,

            Seçimden hemen sonra kaleme aldığım ve sizlerle paylaştığım “Genel Seçimlerin Galibi Emperyalist Güçler Olmuştur” başlıklı yazımda, seçim sonuçlarının kısa bir değerlendirmesini yapmıştım, yaşanan gelişmelere baktığımızda bu değerlendirmemin haklılığını görüyorum.

            23 Haziran’da 2’si HDP, 19’u AKP olmak üzere 21 kadın, Milletin Vekili olarak Mecliste yemin etti. Bu ne anlama geliyor farkında mısınız? Şu anlama geliyor. 1950’li yıllardan bu yana ülkemizi yöneten ABD ve AB emperyalistlerinin, ülkemiz ve Ortadoğu üzerinde oynadıkları kirli oyunlarında çok yol aldıklarını gösteriyor.

ABD’nin, 12 Eylül’de “Bizim Oğlan”lara yaptırdıkları faşist darbe ile birlikte İmam Hatipler ve Kuran Kursları örümcek ağı gibi ülkemizin en ücra yerine kadar dal budak sarmış, halkımız üzerinde din sömürüsü de alabildiğince artmış, insanlarımızın beyni o günden bu güne din afyonu ile uyuşturulmuştur.

            Beyinleri din ile uyuşturulan halkımız ve özellikle de gençlerimiz, “Türbana Özgürlük” adı altında kitlesel ve kamuoyunda büyük yankı getiren eylemler yapmaya başladılar. Bunu da halkımıza “başörtüsüne karşılar, kızlarımızın başörtüsü ile okula girmesini engelliyorlar” yalanı ile yutturdular. Oysa türban onlar için siyasi bir simge idi, yani türbanı siyasi bir araç olarak kullandılar. Bunda oldukça da başarılı oldular. Hatta o kadar başarı oldular ki, bazı sol çevreler, türbanın özgürlük değil, esaret olduğunu görmeden, onların eylemine katıldı ve destek oldu.

            1999 genel seçimlerinde milletvekili seçilen ve yemin törenine türban ile gelen Merve Kavakçı, Ordu Gençliğimizden gelen tepkilerden dolayı, başta Bülent Ecevit ve bazı partililerin yoğun bir tepkisi ile karşılaşınca Mecliste yemin edememiş ve vekilliği düşmüştü.

            Ancak, aradan geçen bu 16 yıl içerisinde, köprülerin altından çok sular geçmiş ve 2002 yılında AKP iktidara tek başına gelmiş ve başta Mustafa Kemalci Ordu Gençliğimiz olmak üzere, bazı aydınlarımızı, gazetecilerimizi Ergenekon maskesi adı altında cezaevlerine tıkmış, Üniversiteleri, yargıyı vs. ele geçirmiş, diktatörlüğünü ilan etmiştir. AKP, dini siyasete alet ederek geldiği bu iktidarında, dini baskı ve sömürüsünü daha da hakim kılmak için yasalar çıkartıp uygulayarak bu günlere gelmiştir.

            7 Haziran genel seçimlerinde de Merve Kavakçı’nın İstanbul’dan milletvekili seçilen kız kardeşi Ravza Kavakçı adeta ablasının intikamını alırcasına aynen ablasının kullandığı ABD bayrağının renklerinin olduğu türban ile meclise gelip yemin ederek resmen milletvekili oldu. Cumhuriyetimize ve değerlerine karşı yapılan bu baş kaldırışa ve diğer 20 türbanlı milletvekili ne yazık ki hiçbir protesto ile karşılaşmadan yeminlerini ettiler.      

            “Değerli okurlarım, seçimin galibi emperyalistler oldu” dediğimde bazı yakınlarım ve dostlarım bana sitem etmiş ve “nasıl olurda tarafı olduğum siyasi yapıyı emperyalistler ile ilişkilendirirsin” dediler. Bende haklılığımı yaşayarak göreceksiniz demiştim. Evet, bunu buradan yine tekrarlıyorum, biz ne söylersek söyleyelim, milliyetçilik o kadar çok gözünüzü karartmış ki o karanlık perdeyi gözünüzden kaldırmamız çok zor, bunu ancak yaşarak göreceksiniz. Umarım, gördüğünüzde de çok geç olmaz.

            Kürt sorunun çözümü için ABD ve AB’den medet ummak, asla sınıfsal bir bakış değildir. Onlardan olumlu bir şey beklemek ölü gözünden yaş beklemektir. Onlar bir verir on alır. Onların tek derdi Kürt halkını kullanarak Büyük Ortadoğu Projesine ulaşmak, ülkemizin ve Orta Doğu’nun yer altı ve yer üstü kaynaklarını ele geçirmektir.

            90’lı yılların başında sosyalist bir hareket olarak başlayan PKK, ancak 1991 yılında Sovyetler Birliğinin bürokratik anlamda yıkılmasından sonra dümenini ABD’ye çevirmişti. İşte o günden bu yana da onlar ne derse uygulamaya koydular. Yıllardır altyapıdan, eğitimden yoksun ve işsizlikten bunalan, bunun çözülmesini isteyen Kürt halkına, tek kurtarıcı olarak ABD gösterilmiştir, Hatta bu beklenti insanların bilinçaltına o kadar çok işlenmiş ki Kobani'ye karayoluyla giden peşmerge grubu, Şanlıurfa'da kendilerini bekleyen kalabalık tarafından “Yaşasın Başkan Obama” anlamına gelen Kürtçe “Biji Serok Obama” sloganlarıyla karşılanmıştı.

            Değerli okurlarım,

Emperyalistler işgal etmek istedikleri ülkelerde, o ülkenin en gerici unsurları ile ittifak yaparlar. Çünkü ortaçağın karanlığını yaşayan insanları ezmek ve sömürmek daha kolaydır. O yüzden tüm ülkemizde olduğu gibi özellikle de Kürt halkının yoğun yaşadığı bölgelerde halk, din afyonu ve milliyetçilik duyguları ile beslenmiştir. Bunu da Hizbullah örgütü ve PKK’nin yoğun çabası ile başarmıştır. İşte bunun önemli meyvesini de meclise taşıdığı iki türbanlı kadın vekilde görebilirsiniz. 

             “ABD bize özerkliğimizi versin de ne olursa olsun, isterse herkes türbanla girsin meclise” diyebilirsiniz. Ama bu o kadar basit değil. Bu şu anlama gelmektedir: Bin yıllardır birlikte yaşayan ve etle tırnak olan Türk ve Kürt Halkının birbirine boğazlatılması, iç savaşa doğru sürüklenmesi ve bunun sonucunda da ülkemizin üçe bölünmesi demektir.

            Yine genel seçimler döneminde nasıl bir koalisyon oluşur tartışmalarında ben büyük olasılıkla “AKP ve MHP arasında olur, buna HDP’yi de katabilirler” demiştim. Bana “bu nasıl olur? MHP seçmeni MHP’ye AKP gitsin diye oy verdi, bu imkânsız” dediler. Tabi bunu derken MHP’nin kökenini ABD’nin emir eri olduğunu, AKP’nin Anayasa’da yapacağı değişikliklerde, saldırı yasalarında ona nasıl koltuk değneği olduğunu unutmuşlardı sanırım. MHP alanlarda AKP karşıtı yaptığı tüm konuşmaları bir anda yutmuş ve AKP ile ağzının suyu aka aka koalisyon yapmak için seferber olmuştur. MHP daha önceleri de olduğu gibi kendine verilen görevini yerine getirecek ve hizmette kusur etmeyecek.

             Değerli okurlarım,

Söylenecek çok söz var, uzatarak sizi sıkmak istemiyorum. Son söz olarak tüm emekçi halkımıza sesleniyorum, artık uyanın. Emperyalistlerin, ülkemizdeki işbirlikçileri ile birlikte uygulamaya koydukları bu demokrasicilik oyununu görün artık. Ülkemiz, emperyalistler ve işbirlikçileri tarafından hızlı bir şekilde Sevr bataklığına götürülüyor, iç savaş kapımızda. Tek kurtuluşumuz, sosyalistlerin, demokratların, kalbi soldan atan herkesin bir araya gelmesi, dağınıklığa son vererek, tek bir parti çatısı altında örgütlenmesi ile mümkündür.

Bu sorumluluk, düşünebilen, yaşananları görebilen herkesin boynunun borcudur. Lütfen az olsun benim olsun, yok benim önderliğimde olsun, yok en büyük oluşum biziz vb. tartışmaları bir yana bırakalım ve tüm egolarımızdan sıyrılarak, çok geç olmadan bir araya gelelim. Çanakkale Zaferimizde ve Kurtuluş Savaşımızda olduğu gibi yine tüm Türkiye Halkı bir arada mücadele ederek, ülkemizi bu emperyalist kuşatmadan kurtaralım ve hepimizin eşit ve kardeşçe yaşayacağı günleri yaratalım.

Saygılarımla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.