Tuncay Özilhan: Son 10-15 Yılda Büyük Dönüşüm Yaşandı, Kazanımlarımız Şimdi Tehdit Altında

İSTANBUL(ANKA)- TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye’nin son...

Haberler 17.09.2015, 13:20
Tuncay Özilhan: Son 10-15 Yılda Büyük Dönüşüm Yaşandı, Kazanımlarımız Şimdi Tehdit Altında

İSTANBUL(ANKA)- TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye’nin son 10-15 yılda azımsanmayacak bir dönüşüm yaşadığını ve herkes için daha fazla demokrasi getirildiğinin altını çizerken,  bugün bu kazanımların büyük bir tehlike altında olduğunu ifade etti.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi'nin bu yılki ilk toplantısı bugün Çırağan Sarayı’nda yapıldı. Toplantıda konuşan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, son aylarda yaşanan terör olaylarına dikkat çekerek, “Son aylarda birçok kayıp verdiğimiz üzücü olaylara tanıklık ediyoruz. Kaybettiğimiz tüm yurttaşlarımızın aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Daha bir kaybın yasını tutarken bir yenisiyle sarsılıyoruz. Yaşananlar yüreklerimize ateş düşürmüşken topraklarımızda yaşanan mülteci dramı bize iç savaşın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor. Doğu ve Güneydoğu’nun bazı illerine sokağa çıkma yasakları sürerken, teröristlerin yanında siviller ve küçük çocuklar da ölüyor" dedi.

-“YAŞANANLAR ÜLKEMİZİN KÜRESEL ALANDA İTİBARINI ZEDELİYOR’’-

Özilhan, terörü lanetlemek için yapılan eylemlerin protesto sınırlarını aşıp Kürt vatandaşların canına, malına, dükkanlarına kastettiğine tanıklık ettiklerini belirterek, şunları söyledi:

“Bir G20 ülkesi olan Türkiye’nin, ekonomi başkenti olabilecek İstanbul’un göbeğinde toplumun her kesimini haber almakta sorumlu olduğu basın kuruluşlarına fiziki saldırıların yapıldığı günleri yaşıyoruz. Tüm bu yaşananlar ülkemizin küresel alanda itibarını zedelemektedir. Türkiye son 10-15 yılda azımsanmayacak bir dönüşüm yaşadı ve hepimize daha fazla demokrasi getirdi. Ama bugün bu kazanımlarımız büyük bir tehlike altında. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki bazı illerimizde demokratik özerklik adı altında anayasa ihlaliyle karşılaşıyoruz. Artık Doğu ve Güneydoğudaki bazı illerimizde olağan yönetim uygulanmıyor sokağa çıkma yasakları sivil yaşamı sınırlıyor. Bu kadar çok sorunla baş edebilmek hiç kolay değil. Üstelik bu kadar sorun varken bir de erken seçime hazırlanıyoruz. Yürütmede geçici bir hükümet, yasamada ise seçime hazırlık yapan bir parlamento var. Maalesef dünya ekonomisindeki gelişmeler ve yanı başımızdaki ülkelerde çatışmalar bu zor tabloyu daha da zorlaştırıyor.’’

-“AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİK SÜRECİNDE MESAFE ALMAYI BIRAKTIK’’-

Gündemde toplumsal ve siyasi sorunlar ağır basıyorken, ekonominin, iş dünyasının da gündeminde ister istemez ikinci sıraya düştüğünü belirten Özilhan, “Biliyoruz ki siyasal ve ekonomik gelişmeler sıkı sıkıya ilişkili. Birini ihmal ederek diğerini çözmek kesinlikle mümkün değil. Bugün maalesef küresel koşullar hiç elverişli değil Avrupa birliği kendi gündemini çözmeye çalışırken biz ise Avrupa birliği üyelik sürecinde mesafe almayı bıraktık. Gelişmiş ülkeler durgunluktan çıkmaya çalışırken 2000’li yıllarda yükselen piyasa ekonomileri hızla yavaşlıyor. IMF her yıl olduğu gibi bu yılda büyüme tahminlerini aşağıya çekti. Türkiye’de yapılan son G20 toplantısında IMF dünya ekonomisindeki kırılganlıkları ve finansal piyasalardaki oynaklıklara dikkat çekmiş ve FED’i faiz kararları konusunda temkinli davranmaya davet etmişti. Bu gün yapılacak olan toplantıda FED’in nasıl bir karar vereceği diğer gelişmekte olan ülkeler gibi Türkiye için de önemli” dedi.

-“BİRÇOK İŞLETME TL DEĞİL YABANCI PARA CİNSİNDEN BORÇLANIYOR’’-

Özilhan, konuşmasının devamında ekonomik gelişmelerle ilgili şunları kaydetti:

“Uzun vadeli düşünmeyi imkansızlaştıran kurdaki oynaklığın zaten zayıf olan yatırım performansını daha da zedelemesi ve tüketim talebini zayıflatması riskiyle karşı karşıyayız. Üstelik bu zayıflama zaten iç açıcı olamayan bir performansın üstüne geliyor. TL’nin değer kaybetmesi ihracat artışına yol açmıyor çünkü bütün ülkeler benzer bir süreç yaşıyor. Buna karşılık ithalat daha pahalı hale geliyor ve enflasyon tırmanıyor. Maalesef ihracattaki düşüş hız kazanırken ithalattaki azalma yavaşlıyor. Yani düşen büyümeye ve değer kaybeden TL’ye rağmen cari açık sorunu azalmıyor. Birçok işletme TL değil yabancı para cinsinden borçlanıyor. Ancak şirketler 2011 öncesi kadar savunmasız değiller. Ben bu nedenle üretim ve yatırım boyutunun daha önemli olduğunu düşünüyorum. Doğal kaynaklar açısından çok da zengin olmayan ülkemiz için sanayi sini geliştirme dışında bir büyüme alternatif yok. İnşaat sektörü mutlaka çok önemli bir sektör ve tüm ekonomiyi harekete geçirme potansiyelini sağlıyor. Hizmet sektörü de gençlerimize sağladığı iş olanakları açısından bir o kadar önemli ama büyümenin lokomotifi olan sektörler canlılığını üretime borçludur. Bu ürünleri Türkiye’de üretmek yerine ithal etmeye dayalı bir ekonomi modeli 77 milyonluk bir ekonomi için çok gerçekçi değil. Üretimi, üretkenliği nasıl teşvik edeceğimiz konusunda daha fazla kafa yormalıyız."

Yenileyen ve teknolojik değişime dayalı bir ekonomi için piyasa ekonomisinin dengeli bir biçimde ilerlemesi gerektiğine vurgu yapan Tuncay Özilhan, "Bunun için de teknolojik ilerlemeye dayalı sürdürülebilir bir büyüme ancak gelişkin bir hukuk devleti ve iyi işleyen demokrasi içinde sağlanabilir. Yani tüm kurumlarıyla etkili kurumsal bir alt yapıdan bahsediyoruz. Aksi halde biz eğitimden, yaşam kalitesine, yaratıcılıktan kadınların toplumsal durumuna kadar hep son sıralarda yer alacağız. İşte bu nedenle daha gelişmiş bir demokrasiye sahip olmak Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu kısır döngüden çıkmasını sağlayacaktır."

-"1 KASIM'DA HEPİMİZ OYUMUZ KULLANALIM"-

Türkiye'nin tarihi bir süreçten geçtiğini söyleyen Özilhan, "Tarihi sorumluluğumuzu yerine getirmemiz gerekiyor. Bunu anlamak için de tüm siyasilerin yanyana durması gerekiyor. Bu konuda birbirimize destek olalım. Eğer Türkiye 1999da başlayan AB üyelik sürecinde kararlı olsaydı, bugün dile getirilen sorunlar, kamuoyu taleplerinin karşılanabildiği bir ülke olurduk. Beraber yola çıktığımız ülkelerin gerisinde kalmazdık. Bu neden tüm partilerden isteğimiz, yaşadığımız sorunları demokratikleşerek aşma kararlığı göstermesi, bugün yaşadığımız tansiyonu düşürecektir.  Hepimiz 1 Kasım seçimlerinde oyumuzu kullanalım" diye konuştu.  (ANKA)

(TB/ÖZK)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@