Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi nedir ve kıdem tazminatına etkisi nasıl olacak?

Euronews'te Av. Fatih Karabulut "Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi nedir ve kıdem tazminatına etkisi nasıl olacak?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Ekonomi 28.06.2020, 11:48
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi nedir ve kıdem tazminatına etkisi nasıl olacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2022 yılında, TES, yani Tamamlayıcı Emeklilik Sistemine geçileceği ve kıdem tazminatında köklü değişiklikler meydana geleceği açıklandı. Peki nedir bu TES ve kıdem tazminatına nasıl bir etkisi olacak?

Bu düzenleme ile işçilere kazanılmış haklar vereceği ve emeklilik şartlarının iyileştireceği konuşuluyor.

Çalışan işçinin, hizmet süresi boyunca verdiği emeğin karşılığı olan kıdem tazminatına, 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14'üncü maddesine göre; işverenin iş akdini haksız fesih hallerinde, işçinin haklı hallerinde, askerlik, emeklilik gibi durumlarda, emeklilik ile ilgili gün sayısının doldurulması durumlarında, kadın işçinin evlendikten sonra 1 yıl içinde iş akdini feshetmesi durumunda, işçinin ölmesi hallerine göre hak kazanılabilmektedir.

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi Nedir?

TES ile ilgili şu an konuşulan iki model bulunmaktadır. Biri zorunlu, diğeri ise tercihli bir modeldir.

Bu modelleri ayrı ayrı incelediğimizde;

Zorunlu model yasalaşırsa ;

Şu anda çalışanlar her çalıştıkları yıl için 30 günlük son brüt ücretleri üzerinden işten çıktıklarında tazminat alıyor. Yeni sistemde ise işverenlerin peşin olarak her ay işçinin fon hesabına para aktarması öngörülüyor. Her yıl için 30 günlük maaş tutarında tazminat kabul görürse aylık olarak brüt maaşın yüzde 8.33'ü fona aktarılacak.

Çalışanın brüt ücretinin yüzde 3’ü her ay tamamlayacı emeklilik hesabına aktarılacak bu da yıllık bazda 11 günlük kıdem tazminatı hakkı demektir. 19 günlük kıdem tazminatına denk gelen yüzde 5.33 ise eskiden olduğu gibi işveren sorumluğunda kalacak.

Tercihli model yasalaşırsa ne olacak?

İşçi ya şu an yürürlükte olan kıdem tazminatı sistemini tercih edecek ya da devletin de tıpkı Bireysel Emeklilik Sisteminde olduğu %25 katkı sağladığı ve işverenin yanında işçinin de prim ödeyeceği yeni bir sistem gündeme gelecektir.

Emeklilik sistemindeki değişiklikler neler olacak?

Bahsi geçen modellerde her ne kadar tam netlik kazanmasa da işçiye 60 yaşına kadar devletin de destekleyeceği bir fon hesabı açılacağı ve yapılan kesintilerle işçi için bu fonda bir birikim yapılacağı öngörülüyor.

Bu fonda biriken paranın yüzde 25’i ise 60 yaşından sonra peşin olarak çekilebilecek ancak işçi, ilk konut alımı, evlenme veya ağır hastalık meydana gelmesi durumunda yapılan değerlendirme neticesinde parayı erkenden çekebilme imkanına da sahip olacak. Açıkçası düzenlemeyi bu yönüyle isabetli buluyorum ve her fırsatta da bu yöndeki bir ihtiyaca vurgu yapıyorum. Elzem ihtiyaçlar doğduğunda vatandaşın bankalara koşup kredi çekmesi vatandaşı faizle büyüyen bir borç yükünün altına sokmaktadır ve bu faiz sarmalından bir ölçüde de olsa sıyrılma anlamında bu düzenleme düşüncesi isabetlidir.

Primler ödenmezse ne olacak?

Primlerin ödenmemesi durumunda, mevcut sistemde borçlu, işveren olarak kabul edilecektir, Ancak yeni düzenleme ile bu sorun da aşılacaktır çünkü bu sistemde denetim devlette olmakla işçinin parasının teminatı fon güvenliği kapsamında devlet olacaktır.

Tazminat hakkı fon ile korunacak

Kıdem tazminatının fonda birikmesinin bir diğer olumlu yanı ise işçinin işten ayrılması durumunda tazminatının korunması olacaktır. Bu da işçinin sırf tazminat hakkı kaybolmasın diye yıllarca aynı iş yerinde çalışma zorunluluğuna yönelik olumlu bir adım olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum, bazı işverenlerin kalifiye personelini kaybedeceği kaygısına sebep olsa da, ben, personel ve işveren arasındaki diyalog ortamının kuvvetleneceği kanaatindeyim.

Ülkemizde yaklaşık 20 milyon çalışanı ilgilendiren bu emeklilik sistemi ve kıdem tazminatı düzenlemesinin nasıl olacağı her ne kadar netleşmemiş olsa da kıdem tazminatı konusunun mevcut haliyle yetersiz olduğu ve işçiyi koruyan, devletin işverenin sırtındaki yükü hafifleteceği bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu oldukça nettir.

Avukat Fatih Karabulut, lisans eğitimini Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamlamıştır. Şu an Medipol Üniversitesinde Yüksek Lisans Eğitimine devam etmekte ve İstanbul Barosu’na bağlı olarak kurucusu olduğu Karabulut Hukuk Bürosunda Avukatlık mesleğini yapmaktadır. Ağırlıklı olarak şirket danışmanlığı yapan Karabulut, iş ve sosyal ve sosyal güvenlik hukuku ve ticaret hukuku alanında çalışmalar yapmaktadır.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@