Symes: Ab Sürecininde Ortalama Hızla İlerleyebilseydik Her Türlü Sorunu Halletmiş Olacaktık

İSTANBUL(ANKA)-TÜSİAD Yönetim Kurlu Başkanı Cansen Başaran- Symes, “1999 yılında Helsinki Zirves...

Symes: Ab Sürecininde Ortalama Hızla İlerleyebilseydik Her Türlü Sorunu Halletmiş Olacaktık

İSTANBUL(ANKA)-TÜSİAD Yönetim Kurlu Başkanı Cansen Başaran- Symes, “1999 yılında Helsinki Zirvesi’nde başlayan AB adaylık sürecinde eğer ortalama bir hızla ilerleyebilseydik Kürt sorunu da dahil her türlü sorunu halledebilmiş olacaktık. Böyle bir Türkiye’yi hayal edin’’ dedi.

TÜSİAD, 2015 yılının ilk Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısını düzenledi.

Symes, toplantıda yaptığı konuşmada önemli mesajlar verdi.

Terörün bu coğrafyadan kalıcı olarak silinmesi için demokrasi alanındaki açılımlara ısrarla devam  edilmesi gerektiğini vurgulayan Symes,  bölgenin kalkınması yönündeki politikalara sahip çıkmak gerektiğini ifade ederek, “TÜSİAD’ın çözüm sürecinin ekonomik ayağına yani kalkınma ayağına sahip çıkmasının yegane nedeni budur. Bu nedenle çözüm süreci başladığında buna destek verdik. Masaya konan kapsamlı ve kararlı bir bakış açısına ihtiyacımız var. Her durumda demokratikleşme çabasına ara vermeden devam etmek mutlaka şart. Aslında tüm vatandaşlar için anlamlı demokratik adımları atmaya devam etmeliyiz. Güçlü olan devlet terörizmle mücadele etmeyi ve onu alt etmeyi başarır”’ dedi.

-“HALKIN İRADESİ YALNIZCA SANDIKLA GÖSTERİLEMEZ”-

Symes, sağlıklı demokrasilerde halkın iradesini yalnızca sandık aracılığıyla göstermesinin maalesef yeterli olmadığını belirterek, “Bağımsız bir yargı, güçlü bir sivil toplum, özgür basın, ifade özgürlüğü de demokrasinin asla vazgeçilmez unsurlarıdır. AB uyumu işte bu çapta bir demokratikleşme rehberidir. Toplumun huzurlu bir geleceğe kavuşması için daha gelişmiş bir demokratik bir ortamda gerçekleştirilebileceğine inanıyoruz. Daha gelişmiş bir demokratik yapı siyasal ve ekonomik istikrarı kalıcı hale getirecektir. TÜSİAD olarak tüm reform önerilerine demokratikleşme ile başlamamızın nedeni budur. Sorunun çözümünde kalkınmanın demokratikleşmenin katalizörü olarak AB uyum sürecinin olabileceğini her zaman savunduk’’ diye konuştu

-“TÜSİAD OLARAK KOALİSYONUN KURULMASINI BİZ DE İSTEDİK’’-

Symes, 7 Haziran seçimlerine çok gergin bir ortamda gidildiğini hatırlatarak,“ Buna rağmen toplum sağduyulu davrandı ve siyasete artık meclis içinde uzlaşarak kutuplaşmayı geride bırakma fırsatı verdi. Seçimler sonucunda yüzde 95’lik temsil gücüne sahip bir parlamentonun varlığı bizi umutlandırmıştı. Türkiye’de hak ve özgürlüklerin geleceği adına da bu parlamentonun kapsayıcılığı oldukça umut vericiydi. Toplumun verdiği uzlaşma mesajı bu denli açıkken bugün bir erken seçime giriyoruz. Hükümet kurulma aşamalarında toplumun pek çok kesiminde bu yönde talep ve destek açıkça dile getirildi. Bizde TÜSİAD olarak bir koalisyon hükümeti kurulmasını destekledik. Öncelikle eğer bir koalisyon kurulabilseydi ihtiyaç duyulan uzlaşma ortamı toplun önünde kurulmuş olacaktı. Seçimlerden önce oldukça artmış olan hatta daha öncesinde toplumumuzu sağlıksız bir ortama götüren kutuplaşma ortamı yumuşayacaktı. Bugün yaşadığımız toplumsal gerginlikler kayda değer ölçüde bertaraf edilmiş olabilirdi. Koalisyon Kurulabilseydi bugün karşı karşıya kaldığımız siyasal ve toplumsal sorunlara çözüm olabilirdi’’ diye konuştu.

“Türkiye akıllı bir reform hamlesiyle kendini diğer ülkelerden olumlu bir şekilde ayrıştırabilirdi” vurgusu da yapan TÜSİAD Başkanı, “Enerji ithalatçısı olan bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki düşüş bizim için son derece önemli bir fırsattı petrol ihraç eden birçok ülke bocalarken doğru hamlelerle kırılganlığımızı azaltarak ciddi bir rekabet avantajı elde edebilirdik. Maalesef bu şansı kullanmayı bir süre için ertelemiş durumdayız” dedi.

Symes, uzayan belirsizlik dönemiyle makro dengelerin tehdit haline geldiğini belirterek şunları kaydetti:

“Bugüne dek kriz sonrasında dünya ekonomisindeki büyümeyi taşımış içlerindeki Türkiye’nin de bulunduğu yükselen piyasalar sıkıntıda büyüme hızları düştü. Ekonomik göstergeler kötüleşirken bir de bu ülkelerin hemen hepsinde siyasal belirsizlikler ortaya çıktı. Ekonomideki bozulmanın siyasal ve toplumsal sorunları etkilememesi düşünülemez. Siyasal ve toplumsal sorunlarda ekonominin önünde bir engeldir. Bunu 3 ayaklı bir tablo olarak düşünebiliriz. Dengeli olabilmek için 3 ayağını da sağlam olması gerekir. Gelişmekte olan ülkelerde bu denge bozuldu. Bozulan tablo karşısında geçmişe göre çok daha seçici olunan bir ortamdayız. Son yılarda üst üste yaşana seçim dönemleriyle zaten reformlar ertelenmiş ve küresel koşulların da katkısıyla Türkiye resmi bozulmaya başlamıştır. Giderek daha ciddi bir sorun haline gelen denetleyici ve düzenleyici kurumların özerklik erezyonunu, yavaşlayan büyüme gelir eşitsizlikleri, giderek püskürtüldüğü noktadan çıkmaya başlayan enflasyonun yeniden kontrol altına alınamaması, verimlilik ve eğitim gibi temel meselelerdeki eksiklikler önümüzde apaçık duruyor. Bu yapısal sorunlara çözüm aramamız gerekirken yeniden seçimle uzayan belirsizlik dönemi makro dengelerimiz tehdit eder hale geldi. Orta vadeli programda yıllık programlarda ön görülen kur seviyeleri bugün gerçekleşenlerden çok uzak."(ANKA/SON)

(TB/ÖZK)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.