Merkez Bankası: Faiz Koridoruna Olan İhtiyaç Zaman İçinde Azalabilir

Merkez Bankası, önümüzdeki dönemde, küresel para politikalarının normalleşmeye başlamasından sonra sözle yönlendirme politikaları sayesinde uzun vadeli faiz oranlarındaki oynaklığın kalıcı olarak düşebileceğini belirterek, “Bu baz senaryo altında ülkemizde de geniş bir faiz koridoruna olan ihtiyacın zaman içerisinde azalabileceği değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, TCMB faiz politikasının operasyonel çerçevesinin de kademeli olarak sadeleştirilmesi söz konusu olabilecektir” açıklaması yaptı.

Haberler 30.07.2015, 18:36
Merkez Bankası: Faiz Koridoruna Olan İhtiyaç Zaman İçinde Azalabilir

-Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun 23 Temmuz’daki toplantısının özetini basın duyurusuyla açıkladı.

ANKARA(ANKA) – Merkez Bankası, önümüzdeki dönemde, küresel para politikalarının normalleşmeye başlamasından sonra sözle yönlendirme politikaları sayesinde uzun vadeli faiz oranlarındaki oynaklığın kalıcı olarak düşebileceğini belirterek,  “Bu baz senaryo altında ülkemizde de geniş bir faiz koridoruna olan ihtiyacın zaman içerisinde azalabileceği değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, TCMB faiz politikasının operasyonel çerçevesinin de kademeli olarak sadeleştirilmesi söz konusu olabilecektir” açıklaması yaptı.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun 23 Temmuz’daki toplantısının özetini basın duyurusuyla açıkladı.

Para politikası duruşunun, mali disiplinin korunacağı ve yönlendirilen fiyatlarda öngörülmeyen bir artışın gerçekleşmeyeceği varsayımıyla oluşturulduğunu kaydeden MB, “Maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunun da güncellenmesi söz konusu olabilecektir” dedi.

Toplantı özetinde şu değerlendirmeler dikkati çekti:

“-Haziran ayında tüketici fiyatları yüzde 0,51 oranında azalmış ve yıllık tüketici enflasyonu yaklaşık 0,9 puanlık düşüşle yüzde 7,20’ye gerilemiştir. Gıda fiyatlarındaki düzeltmenin sürmesiyle bu grupta yıllık enflasyondaki düşüş belirginleşmiştir. Ham petrol fiyatlarındaki gelişmelerin etkisiyle enerji enflasyonu da gerilerken Türk lirasında gözlenen değer kayıpları enflasyondaki düşüşü sınırlamıştır. Temel mal grubu enflasyonu döviz kuru etkilerine bağlı olarak sınırlı bir oranda yükselirken hizmet enflasyonu yüksek seviyesini korumuştur. Bu doğrultuda çekirdek enflasyon göstergelerinin yıllık enflasyonu ve ana eğilimi yatay bir seyir izlemiştir. 

-Sanayi üretimi Mayıs ayında aylık bazda yüzde 2,0 oranında gerilemiştir. Bu düşüş, önemli ölçüde Mayıs ayında otomotiv sektöründeki grevlerin yol açtığı üretim kaybından kaynaklanmıştır. Taşıt üretimindeki daralmanın sanayi üretimi üzerindeki düşürücü etkisinin sonraki aylarda geri alınacağı öngörülmektedir.

-Harcama tarafına ilişkin verilere göre, Nisan-Mayıs döneminde önceki çeyrek ortalamasına kıyasla tüketim malları üretimi ve ithalatı artmıştır.

-Altın hariç ihracat miktar endeksi, ilk çeyrekteki daralmanın ardından Nisan-Mayıs döneminde önceki çeyreğe göre düşük oranda artarken, altın hariç ithalat miktar endeksi artış eğilimini sürdürmüştür. Bu gelişme dış talebin büyümeye katkısının ikinci çeyrekte sınırlı kalabileceğine işaret etmektedir. Küresel ekonomideki zayıf seyir ve süregelen jeopolitik gelişmeler ihracat büyümesini sınırlandırmaktadır. Öte yandan, dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklemeye devam etmektedir. 

-2015 yılı Nisan döneminde, toplam ve tarım dışı işsizlik oranları sırasıyla 0,1 ve 0,2 puan azalmıştır. Tarım dışı sektörlerde istihdam artışı yaşanması ve işgücü artışının sınırlı olması işsizlik oranının gerilemesine neden olmuştur… Bu çerçevede, yılın geri kalan döneminde işsizlikte belirgin bir gerileme beklenmemektedir. İktisadi faaliyetin mevcut seyri ve yatırım eğilimindeki zayıf gidişat istihdam üzerinde aşağı yönlü risk oluşturmaktadır.

-Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümündeki iyileşmenin hızına bağlı olacaktır. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlar yakından izlenecek ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar getiri eğrisini yataya yakın tutmak suretiyle para politikasındaki temkinli duruş sürdürülecektir. Para politikasındaki temkinli yaklaşımın yanı sıra, döviz kuru hareketlerinin enflasyondaki düşüşü geciktirmeye devam etmesi halinde ilave döviz likidite önlemleri uygulanabilecektir.

-Dış talep zayıf seyrini korurken iç talep büyümeye ılımlı düzeyde katkı vermektedir. Avrupa ekonomisinde gözlenen toparlanma dış talebi olumlu etkilese de, süregelen jeopolitik gelişmeler ve küresel ticaretteki yavaşlama ihracat büyümesini sınırlandırmaktadır.

-Küresel piyasalara dair riskler önemini korumaktadır. Küresel ekonomiye ilişkin azalan öngörülebilirlik ve gelişmiş ülkelerin para politikalarındaki farklılaşma ile birlikte artan belirsizlikler küresel piyasaların veri akışına duyarlılığının yüksek seviyelerde kalmasına neden olmaktadır. Bütün bu gelişmeler sonucunda, risk iştahı ve sermaye akımlarındaki oynaklık sürmektedir. Kurul, sermaye akımlarına yönelik dengeleyici konjonktürel politikaların yanı sıra finansal sistemin dayanıklılığını artırmaya yönelik yapısal tedbirlerin de önemli olduğuna dikkat çekmiştir. Bu doğrultuda, son dönemde döviz likiditesini, çekirdek yükümlülükleri ve uzun vadeli borçlanmayı destekleyici yönde atılan adımların ekonominin dayanıklılığını artırdığı değerlendirilmiştir. Kurul, gerekli görülmesi halinde aynı doğrultuda ilave önlemler alınmaya devam edilebileceği belirtmiştir.

-Küresel kriz sonrası dönemde, özellikle ABD para politikasının çıkış sürecinde gelişmekte olan ülkelerde uzun vadeli faizler küresel para politikalarına aşırı duyarlı hale gelmiştir. Bu süreçte TCMB’nin uyguladığı geniş faiz koridoru ve sıkı likidite politikası ekonomimizin küresel şoklara karşı dayanıklılığını artırmıştır. Önümüzdeki dönemde, küresel para politikalarının normalleşmeye başlamasından sonra sözle yönlendirme politikaları sayesinde uzun vadeli faiz oranlarındaki oynaklık kalıcı olarak düşebilecektir. Bu baz senaryo altında ülkemizde de geniş bir faiz koridoruna olan ihtiyacın zaman içerisinde azalabileceği değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, TCMB faiz politikasının operasyonel çerçevesinin de kademeli olarak sadeleştirilmesi söz konusu olabilecektir. Kurul üyeleri teknik birimlerden bu yöndeki hazırlıkların Ağustos ayındaki toplantıda sunulmak üzere tamamlanmasını istemişlerdir.

-Son yıllarda mali disiplinin sürdürülmesi Türkiye ekonomisinin olumsuz dış şoklara karşı duyarlılığını azaltan temel unsurlardan biri olmuştur. Küresel belirsizliklerin yüksek olduğu mevcut konjonktürde bu kazanımların korunarak daha da ileriye götürülmesi önem taşımaktadır. Mali disiplini kalıcı hale getirecek ve tasarruf açığını azaltacak her türlü tedbir makroekonomik istikrarı destekleyecek ve uzun vadeli kamu borçlanma faizlerinin düşük düzeylerde seyretmesini sağlayarak toplumsal refaha olumlu katkıda bulunacaktır. (ANKA)

(ORH/ÖZK)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@