Merkez Bankası Enflasyon Raporunu Açıkladı

ANKARA(ANKA) - Merkez Bankası, bu yılki ikinci enflasyon raporunu açıkladı.  Raporda, “Enflasyonun, 2015 yılı sonunda yüzde 5.6 ile yüzde 8 aralığında (orta noktası yüzde 6.8), 2016 yılı sonunda ise yüzde 3.7 ile yüzde 7.3 ar

Haberler 30.04.2015, 21:38
Merkez Bankası Enflasyon Raporunu Açıkladı

ANKARA(ANKA) - Merkez Bankası, bu yılki ikinci enflasyon raporunu açıkladı.  Raporda, “Enflasyonun, 2015 yılı sonunda yüzde 5.6 ile yüzde 8 aralığında (orta noktası yüzde 6.8), 2016 yılı sonunda ise yüzde 3.7 ile yüzde 7.3 aralığında (orta noktası yüzde 5.5) gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz” denildi.

2015 yılının ilk çeyreğinin küresel finans piyasalarındaki oynaklığın devam ettiği bir dönem olduğu belirtilen raporda, “Küresel para politikalarındaki farklılaşmanın sürmesi, normalleşme sürecine dair belirsizlikler ve iktisadi faaliyetteki zayıf seyir bu gelişmede etkili olmuştur. Bu çerçevede, gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımları zayıf seyretmiş ve döviz kuru oynaklıkları artmıştır. Benzer şekilde gelişmekte olan ülke risk primleri de dalgalı bir görünüm sergilemiştir. Bu dönemde, küresel büyüme zayıf seyretmeye devam etmiştir. Ülke grupları ayrımında bakıldığında gelişmekte olan ülkelerde küresel krizden sonraki hızlı toparlanma döneminin ardından büyüme oranlarının bir gerileme sürecine girdiği ve yılında kriz sonrası en düşük büyüme rakamlarına ulaşıldığı görülmektedir. Gelişmiş ülkeler grubunda, ABD göreli olarak güçlü bir performans sergilemeye devam ederken, yılın son çeyreğinde iktisadi faaliyetinde sınırlı da olsa canlanma gözlenen Avrupa'da büyüme halen zayıf seyretmektedir” denildi.

-“DÜŞÜK UZUN VADELİ FAİZLER YİNE EKONOMİ AÇISINDAN DESTEKLEYİCİ BİR UNSUR OLMAKTADIR”-

Yılının ilk çeyreğine ilişkin öncü göstergelerin, küresel iktisadi faaliyete dair çok sınırlı bir iyileşmeye işaret ettiğini, Türkiye'nin dış talebi açısından oldukça önemli olan Avrupa ekonomisinde ise toparlanma belirtilerinin gözlendiği belirtilen raporda şu ifadeler kullanıldı:

“Küresel piyasalarda yaşanan oynaklığın etkileri Türkiye ekonomisinde de gözlenmiş ve risk primi göstergeleri ile kurlarda dalgalanmalar yaşanmıştır. Küresel belirsizliklerin yoğun olduğu bu dönem Türkiye ekonomisi açısından çeşitli fırsatlar ve zorluklar barındırmaktadır. Düşük seyreden emtia fiyatları girdi maliyetlerini olumlu yönde etkileyerek enflasyon ve dış denge üzerinde doğrudan iyileştirici rol oynamaktadır. Ek olarak, düşük düzeylerde seyreden enerji fiyatları kaynaklı harcanabilir gelir artışı büyümeyi destekleyebilecek bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Düşük uzun vadeli faizler de yine ekonomi açısından destekleyici bir unsur olmaktadır. Düşük küresel faiz ortamında dış borç vadelerinin uzatılmasının ve basiretli borçlanmanın desteklenmesinin finansal istikrarı güçlendireceği değerlendirilmektedir. Küresel ekonomide gözlenen zayıf seyir ise ihracat büyümesini sınırlandırarak büyümeyi aşağı çeken bir gelişmedir. Ayrıca, para politikalarındaki farklılaşma sonucunda euro-dolar paritesinde gözlenen aşırı oynaklık Türkiye'nin dış talep dağılımına bağlı olarak ihracat açısından bir zorluk oluşturmaktadır.

2014 yılında büyüme bir önceki yıla göre bir miktar yavaşlamıştır. Üretim tarafında arz yönlü gelişmeler sonucu tarım sektörü katma değerinde düşüş yaşanması bu yavaşlamada etkili olmuştur. Harcama tarafında ise net ihracat büyümeye katkı veren en önemli kalem olmuştur. Bu çerçevede 2014 yılında cari açıkta önemli bir iyileşme gerçekleşmiştir. 2015 yılı ilk çeyreğine ilişkin açıklanan veriler iktisadi faaliyette hem iç talep hem de dış talep kaynaklı bir ivme kaybına işaret etmektedir. İlk çeyrekteki zayıf seyir sonrasında iktisadi faaliyetin ılımlı ve kademeli bir şekilde toparlanacağı öngörülmektedir.

Para politikasındaki temkinli duruşun ve alınan makroihtiyati önlemlerin olumlu etkisi ile çekirdek enflasyon göstergelerindeki iyileşme eğilimi yılın ilk çeyreğinde de sürmüştür. Gıda enflasyonunun yüksek seyri ise bu dönemde tüketici enflasyonundaki düşüşü geciktiren en temel gelişme olmuştur. Maliyet yönlü baskılar nedeni ile enflasyon görünümü bir miktar bozulmakla birlikte temkinli para politikası duruşu ve gıda fiyatlarında yaşanması muhtemel bir düzeltme sonucunda enflasyondaki düşüş sürecinin devam edeceği tahmin edilmektedir.”

Raporda, 2015 yılı ilk çeyreğinde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faiz oranlarında ölçülü indirimlere giderken, likidite politikasını sıkı tutmak suretiyle temkinli para politikası duruşunu sürdürdüğü anımsatıldı. Çekirdek enflasyon göstergelerindeki iyileşme ile uyumlu olarak bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının Ocak ayında yüzde 8.25'ten yüzde 7.75'e, Şubat ayında ise yüzde 7.5'e düşürüldüğü ifade edilen raporda, “Ayrıca, Şubat ayında gecelik borç alma ve verme faizlerinde 50 baz puan indirime gidilmiştir. Ocak ve Şubat aylarında yapılan faiz indirimlerinin ölçülü tutulmasında küresel piyasalarda devam eden belirsizlikler, enerji fiyatlarındaki oynaklık, yurt içinde gıda fiyatlarında gözlenen artışlar ve enflasyon beklentilerinin henüz arzu edilen seviyelere gelmemesi etkili olmuştur. Yakın dönemde uygulanan likidite politikası sonucunda ortalama fonlama maliyeti yüzde 7.50'nin bir miktar üzerinde oluşmuştur” denildi.

-“GIDA FİYATLARI İLK ÇEYREKTE OLUMSUZ SEYRİNİ SÜRDÜDÜ”-

2015 yılının birinci çeyreğinde yıllık tüketici enflasyonunun 2014 yılı sonuna kıyasla yaklaşık 0.6 puan azalarak yüzde 7.61 oranına gerilediği ve Ocak enflasyon raporu öngörüsünün üzerinde gerçekleştiği belirtilen raporda şöyle devam edildi:

“Bu dönemde çekirdek enflasyonda belirgin bir iyileşme sağlanırken gıda enflasyonundaki yüksek seyir yıllık enflasyondaki düşüşü sınırlayan ana etmen olmuştur. Gıda fiyatları ilk çeyrekte olumsuz seyrini sürdürmüş ve 3,47 puan ile yıllık enflasyona en yüksek katkı yapan bileşen olmaya devam etmiştir. 2014 yılının son çeyreğinde enflasyonu düşürücü etkisi belirgin biçimde hissedilen petrol fiyatlarının Şubat ayından itibaren artış göstermesiyle birlikte enerji grubu enflasyonundan gelen olumlu etki de bir miktar sınırlanmıştır. Uygulanan temkinli para ve maliye politikaları ile alınan makroihtiyati önlemler enflasyonu, özellikle enerji ve gıda dışı (çekirdek) enflasyon göstergelerini olumlu yönde etkilemektedir. Bu çerçevede, çekirdek enflasyon göstergelerinin ana eğiliminde ilk çeyrekte önceki döneme kıyasla kayda değer bir iyileşme gözlenmiştir. Yılın ilk çeyreğinde gıda ve petrol fiyatları ile Türk lirası cinsi ithalat fiyatı gelişmeleri neticesinde enflasyon üzerindeki maliyet baskıları bir önceki döneme kıyasla güçlenmiştir. Para politikasında sürdürülen temkinli duruş ve yurt içi talepteki ılımlı seyir ise bu baskıları sınırlayıcı yönde katkı vermektedir. Gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin yemek hizmetleri fiyatlarına yansımaları sürmüş ve tüketim sepetinin yaklaşık yüzde 30'unu oluşturan gıda ve yemek hizmetleri grubunun yıllık enflasyonu Mart ayı itibarıyla yüzde 14 olmuştur. Bu dönemde gıda ve yemek hizmetleri hariç tüketici enflasyonu ise yüzde 4.82 oranına gerileyerek düşüş eğilimini sürdürmüştür.

Özetle yılın ilk çeyreğinde çekirdek enflasyon göstergelerinde yaşanan belirgin iyileşmeye rağmen gıda fiyatlarındaki yüksek seyir enflasyondaki düşüş sürecini sınırlamıştır. Bu dönemde petrol fiyatları ve Türk lirası cinsinden ithalat fiyatları da enflasyonda maliyet yönlü baskılara sebep olmuştur. Hava koşullarının arzı destekleyici yönde olması ve alınabilecek politika tedbirlerinin katkısı ile gıda enflasyonunda önemli bir düşüş alanı bulunmaktadır. 2014 yılının Aralık ayında oluşturulan Gıda Komitesi'nin (Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi) alınmasını önerebileceği önlemlerin gıda enflasyonunun düşürülmesine katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda para politikasındaki temkinli duruşun sürdüğü ve gıda enflasyonunun geçmiş yıllar ortalamasına döndüğü bir görünüm altında tüketici enflasyonundaki yavaşlamanın yılın ikinci yarısında devam edeceği tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, gıda fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaya devam etmektedir.”

-“NET İHRACAT BÜYÜMEYE KATKI YAPAN EN ÖNEMLİ HARCAMA KALEMİ OLDU”-

2014 yılı son çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) verilerine göre iktisadi faaliyetin Ocak Enflasyon Raporu'nda ortaya koyulan görünümle büyük ölçüde uyumlu gerçekleştiği söylenen raporda “GSYİH yılın son çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,6 oranında artarken, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,7 oranında artış göstermiştir. 2014 yılı genelinde ise reel büyüme yüzde 2,9 olarak gerçekleşmiştir. Milli gelir bileşenleri üretim yönünden incelendiğinde, olumsuz hava koşulları nedeni ile gerileyen tarım katma değerinin 2014 yılı büyümesine düşürücü yönde katkı yaptığı görülmektedir. Harcama tarafından bakıldığında, son çeyrekte nihai yurt içi talep bir önceki çeyrekte olduğu gibi dönemlik bazda özel kesim tüketim talebi kaynaklı artış göstermiştir. Yıl geneli değerlendirildiğinde ise net ihracat büyümeye katkı yapan en önemli harcama kalemi olmuştur” denildi.

Raporda,  petrol, ithalat ve gıda fiyatlarına ilişkin değerlendirme ise şöyle oldu:

“Yılın ilk çeyreğinde petrol fiyatları bir önceki Rapor'da öngörülen patikanın üzerinde; ABD doları cinsinden ithalat fiyatları ise öngörülen patikanın altında gerçekleşmiştir. Bu çerçevede, ortalama petrol fiyatları varsayımı 2015 yılı geneli için yüzde 9, 2016 yılı için ise yüzde 5 yukarı yönlü güncellenmiştir. Gıda fiyatlarında yılın ikinci yarısında özellikle işlenmemiş gıda kaynaklı bir düzeltme olma olasılığı göz önüne alınarak, 2015 yılsonu gıda enflasyonu varsayımı yüzde 9 olarak korunmuştur.”

-ENFLASYON VE PARA POLİTİKASI GÖRÜNÜMÜ-

Orta vadeli tahminler oluşturulurken enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar getiri eğrisini yataya yakın tutmak suretiyle para politikasındaki temkinli duruşun sürdürüleceği bir çerçevenin esas alındığını ifade edilen raporda şunları kaydedildi:

“Alınan makroihtiyati tedbirlerin de katkısıyla yıllık kredi büyüme oranının geldiği makul seviyelerin 2015 yılında devam edeceği değerlendirilmektedir. Bu çerçevede enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2015 yılı sonunda yüzde 5,6 ile yüzde 8,0 aralığında (orta noktası yüzde 6,8), 2016 yılı sonunda ise yüzde 3,7 ile yüzde 7,3 aralığında (orta noktası yüzde 5,5) gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Enflasyonun orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağı öngörülmektedir. Ocak Enflasyon Raporu'nda yüzde 5,5 olarak verilen 2015 yıl sonu enflasyon tahmini 1,3 puan yukarı yönlü güncellenmiştir. Bu güncellemede, petrol fiyatlarının Ocak Enflasyon Raporu'nda öngörülenden yüksek gerçekleşmiş olması ve Türk lirası cinsinden ithalat fiyatları belirleyici olmuştur. Bu çerçevede, petrol fiyatlarındaki güncellemenin ve Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarındaki hareketlerin yıl sonu enflasyon tahmini üzerinde sırasıyla 0,4 ve 1 puanlık yükseltici etki yapacağı değerlendirilmektedir. İktisadi faaliyette ve çıktı açığında aşağı yönde yapılan güncellemenin ise 2015 yıl sonu enflasyon tahminini 0,1 puan düşürücü etkisi olmuştur. Ayrıca, geçtiğimiz Rapor'da yüzde 5 olarak verilen 2016 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 5,5'e çekilmiştir. Bu değişikliğin 0,3 puanı yakın dönemde Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarında yaşanan gelişmelerin gecikmeli etkilerine, 0,2 puanı ise 2016 yılı için petrol fiyatlarında yapılan yukarı yönlü güncellemeye atfedilmektedir.

Baz etkileri enflasyonun 2015 yılı kalanındaki seyri üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir. Ağustos ayından sonra baz etkilerinin yıllık enflasyonu yükseltici yönde olacağı tahmin edilmektedir. Bu çerçevede yıllık enflasyonun yılın üçüncü çeyreğine kadar gerileyeceği, dördüncü çeyrekte ise bir miktar yükselerek yüzde 6,8 civarında gerçekleşeceği öngörülmektedir.”

-ULUSLARARASI EKONOMİK GELİŞMELER-

2014 yılının ilk çeyreğinden itibaren yavaşlama eğilimine giren küresel iktisadi faaliyetin, yılın geri kalanında da bu eğilimini devam ettirdiği bildirilen raporda, şöyle devam edildi:

“Yılın geneline hakim olan söz konusu yavaşlama eğilimi, son çeyrekte gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkeler kaynaklı gerçekleşmiş olsa da; ülkeler bazında bakıldığında büyüme performanslarında belirgin ayrışmaların devam ettiği görülmektedir. Gelişmiş ülkeler içerisinde, ABD güçlü büyüme performansı sergilemeye devam ederken, yılın son çeyreğinde iktisadi faaliyetinde sınırlı da olsa canlanma gözlenen Euro Bölgesi'nde büyümenin halen zayıf seyrettiğini söylemek mümkündür. Japonya'da süregelen resesyon ise küresel büyümeyi aşağı yönlü etkilemeye devam etmiştir. Gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alan başlıca ekonomilerde de yılın son çeyreğinde yavaşlama sürmüş; Rusya'da yıllık büyüme hızı sıfır düzeylerine yaklaşırken, Euro Bölgesi'nden gelen zayıf talep ve Rusya'daki gelişmelere paralel olarak, Doğu Avrupa ülkelerinin birçoğunda da iktisadi faaliyet zayıflamıştır. 2015 yılının ilk çeyreğine ilişkin öncü göstergeler, küresel iktisadi faaliyete dair çok sınırlı bir iyileşmeye işaret etmektedir.

2014 yılının ikinci yarısından itibaren gerileyen emtia fiyatları, bu eğilimini 2015 yılının ilk çeyreğinde de korumuş ve bir önceki çeyreğe göre yüzde 5 oranında düşmüştür. Söz konusu düşüşte, ağırlıkla yüksek arz koşullarına bağlı olarak petrol fiyatlarınının gerilemeye devam etmesi önemli bir belirleyici olmaya devam ederken; yüksek stok ve üretime bağlı olarak tarım fiyatlarında meydana gelen düşüş de bu gelişmede etkili olmuştur. Bu bağlamda, başlıca gelişmiş ülke ekonomilerinde enflasyon oranları düşük seyretmeye devam etmiş; iktisadi faaliyetin de zayıf seyrettiği ekonomilerde deflasyon gözlenmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde ise, düşen emtia fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi aşağı yönlü olsa da; yerli para birimlerinde meydana gelen değer kayıplarının oluşturduğu yukarı yönlü etkinin baskın olduğu ve gelişmekte olan ülke grubu enflasyon oranının artmaya devam ettiği gözlenmiştir.

Düşük seyreden enflasyon oranlarına ve zayıf iktisadi faaliyet koşullarına bağlı olarak gelişmiş ülkelerin büyük bir çoğunluğunda faiz oranları halen tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunmakta ve geleneksel olmayan para politikası araçları kullanılmaya devam edilerek gevşek para politikası uygulamalarına devam edilmektedir. Ne var ki, farklı büyüme peformansları, özellikle para politikası görünümlerinde önümüzdeki dönem para politikalarında farklılaşmaya yol açmaktadır. Bu bağlamda, Amerikan Merkez Bankası (Fed) yakın dönemde faiz artırımlarına başlayacağına işaret ederek para politikasında normalleşme sürecine girerken; Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise genişletici para politikası uygulamalarını güçlendirmiş; Euro Bölgesi ile güçlü iktisadi bağları olan birçok Avrupa ülkesinde de faizler düşürülmüştür. Öte yandan, Fed'in olası faiz artışı nedeniyle -çoğunlukla hisse senedi piyasalarından olmak üzere- sermaye çıkışları yaşayan ve son dönemde yerel para birimleri değer kaybeden gelişmekte olan ülke merkez bankalarının bir kısmının yılın ilk çeyreğinde politika faizlerini artırdığı görülmektedir. Küresel ölçekte para politikasında gözlenen bu ayrışmaya ilaveten gelişmekte olan ülkeler iktisadi faaliyetinde gözlenen yavaşlama, dalgalı bir seyir izleyen sermaye akımları üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.”

-KÜRESEL BÜYÜME-

Raporda, küresel iktisadi faaliyetin büyüme hızında 2014 yılının ilk dokuz aylık döneminde yaşanan yavaşlama eğiliminin son çeyrekte de devam ettiği bildirilirken, “Gelişmiş ülkeler tarafında, ABD ve Euro Bölgesi'ndeki olumlu büyüme gelişmelerine karşın, Japonya'da resesyonun devam ediyor olması, 2014 yılının son çeyreğinde küresel büyüme hızını yavaşlatan bir faktör olmuştur. Gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızları bölgesel olarak değerlendirildiğinde, bir önceki döneme kıyasla 2014 yılının son çeyreğinde en olumsuz büyüme performansı Doğu Avrupa'da gerçekleşmiş; bu gelişmede Rusya ekonomisindeki yavaşlamanın hızlanmış olması belirleyici olmuştur. Anılan dönemde, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde büyüme bir önceki çeyreğe kıyasla daha olumlu bir seyir izlemiş olmakla birlikte, Brezilya'daki daralmaya bağlı olarak, Latin Amerika'da büyüme zayıf seyretmeye devam etmiştir” denildi.

2015 yılının ilk çeyreğinde emtia genel endeksinin bir önceki çeyrek sonuna göre yüzde 5.1 oranında düştüğü kaydedilen rapordan:

“Bu dönemde yalnızca değerli metal endeksinde yüzde 0,7 oranında bir artış görülürken diğer bütün emtia gruplarında güçlü arz ve zayıf talep görünümüne bağlı olarak değer kaybı gözlenmiştir. Enerji ve endüstriyel metal fiyatlarındaki düşüş, sırasıyla, yüzde 4,1 ve yüzde 5 olurken; stok ve üretimin yüksek seyrediyor olmasına bağlı olarak tarım endeksinde yüzde 9'luk bir düşüş gerçekleşmiştir. Yılın ilk çeyreğinde, küresel iktisadi faaliyette ayrışmanın devam etmesi ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde yavaşlamanın sürmesine karşın, Euro Bölgesi ve ABD'de toparlanmaya ilişkin kaygıların azalması ve Fed'in politika faizini artıracağına dair beklentilerin bir miktar ötelenmesi küresel risk iştahını olumlu etkilemiştir. ABD politika faizine ilişkin finansal piyasalardan elde edilen beklenti patikası, politika faizinin artmaya başlaması beklenen tarihin ötelendiğini göstermektedir.

Yılın ilk çeyreğinde gelişmekte olan ülkelerden, Ocak ve Mart aylarında daha yoğun olmak üzere, sermaye çıkışları gözlenmiştir. Küresel risk iştahının olumlu seyrettiği bu dönemde özellikle ABD dolarında gözlenen değerlenme eğiliminin ve gelişmekte olan ülkelere ilişkin büyüme öngörülerindeki bozulmanın sermaye çıkışlarında etkili olduğu değerlendirilmektedir. ABD dolarının değerlenmesi, hem gelişmekte olan ülkelerin borç yüklerinin artmasına hem de yerel tahvil getirilerinin ABD doları cinsinden düşmesine yol açarak, gelişmekte olan ülkelerin uluslararası yatırımcılar açısından daha az cazip hale gelmesine neden olmuştur. Fed'in politika faizlerini artırmaya başlayacağı tarihe ilişkin beklentilerin ertelenmesi önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkelerden sermaye akımlarını destekleyecek bir gelişme olarak ortaya çıksa da; ABD dolarının güçlü seyri, gelişmekte olan ülkelerde zayıf büyüme görünümünün devam etmesi ve Euro Bölgesi ile ABD'de büyüme performansı önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımları üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır. Öte yandan, önümüzdeki dönem Fed toplantılarında alınacak kararların ve küresel enerji fiyatlarında yaşanacak gelişmelerin yakın dönemde küresel risk iştahı ve portföy akımlarının seyri üzerinde belirleyici rol oynayacağı değerlendirilmektedir.”

-KÜRESEL PARA POLİTİKASI GELİŞMELERİ-

Merkez Bankası’nın, bu yılki ikinci enflasyon raporunda, büyüme hızlarındaki yavaşlamanın gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde daha da belirginleşmesi ile, toparlanma eğilimindeki ABD ekonomisi ve cari denge problemi olan bazı gelişmekte olan ülkeler hariç tutulduğunda, küresel para politikasının 2015 yılı ilk çeyreğinde gevşeme eğilimi sergilediğini söylemenin mümkün olduğu belirtilerek, “Gelişmiş ülkeler özelinde bakıldığında, Euro Bölgesi'ndeki deflasyon endişesine bağlı olarak ECB'nin 2014 yılının ikinci yarısından itibaren genişletici politika uygulamalarına devam etmesi ve emtia fiyatları yönünden de enflasyonist bir baskı olmaması söz konusu gevşeme eğiliminde etkili olmuştur. Bu çerçevede, 2015 Ocak-Nisan döneminde, İsveç Merkez Bankası kısa vadeli faizleri 10 ve 15 baz puanlık iki indirimle negatif düzeye çekerken; Kanada, Kore, Avustralya merkez bankaları 25'er baz puan; İsrail Merkez Bankası ise 15 baz puanlık faiz indirimi gerçekleştirmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde ise 2014 yılı son çeyreğinde politika faizini 750 baz puan artırmak durumunda kalan Rusya bu artışın 300 baz puanını yılın ilk çeyreğinde yapmış olduğu iki indirimle geri almıştır. Ayrıca 2015 yılı Ocak-Nisan döneminde Türkiye ve Romanya merkez bankaları 75'er; Polonya Merkez Bankası 50; Peru, Tayland ve Endonezya merkez bankaları 25'er ve Macaristan Merkez Bankası 30 baz puanlık faiz indirimi yapmıştır. Asya Pasifik Bölgesinde ise, Çin Merkez Bankası Mart ayında 25 baz puan; Hindistan Merkez Bankası ise, Ocak ve Mart aylarında olmak üzere, toplam 50 baz puan indirim gerçekleştirmiştir. Anılan dönemde Brezilya Merkez Bankası'nın tüm dünya merkez bankalarından ayrışarak 50'şer baz puanlık iki faiz artışı gerçekleştirmiştir.

Fed'in 2015 yılında gerçekleştirdiği ilk toplantısında faiz artışı konusunda ‘sabırlı’ davranacağı ifadesini korumuş olması Fed'in politika duruşunu belirgin bir şekilde değiştirmediği şeklinde yorumlanmıştır. Ne var ki, ekonomik aktiviteye ilişkin olumlu verilere paralel olarak, toplantı sonrasında uzun dönemli faizlerin artmaya başladığı gözlenmiştir. Mart ayı ortasındaki toplantıda ise "sabırlı" ifadesi kaldırılmış ancak kurul üyelerinin 2015 yıl sonu politika faizi tahminleri aşağı yönlü güncellenmiş ve Nisan ayında bir artışın olası olmadığı açıkça belirtilmiştir. Buna ilaveten, faiz artışının, işgücü piyasasındaki toparlanmanın devam etmesine ve enflasyonun orta vadede yüzde 2 düzeyine yaklaşmasına bağlı olacağına vurgu yapılmıştır. Uzun vadeli faizlerin bu açıklamanın ardından düştüğü görülmüştür. Dolayısıyla, sıkılaşma sinyalinin ilk defa verildiği 2013 yılı Mayıs ayından sonra 2014 yılı başına kadar artış eğilimi göstermiş olan uzun vadeli faizlerin, gerek Fed'in iletişim politikasının netleşmesi gerekse tahvil alımlarının azaltılarak sonlandırılmasıyla ortadan kalkan belirsizlik sonucu, genel olarak aşağı yönlü olan seyrinin, bazı dalgalanmalara rağmen, devam ettiğini söylemek mümkündür . Euro Bölgesi'ne bakıldığında, ECB'nin uygulamakta olduğu genişletici politikaların, yılın ilk çeyreği itibarıyla, deflasyon endişesinin azalmasına ve büyüme performansında gözlenen iyileşmeye katkıda bulunmuş olabileceği değerlendirilmektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin olarak ise, gelişmiş ülkeler para politikası duruşunda belirgin bir değişim beklenmemektedir.”

-ENFLASYON GELİŞMELERİ-

2015 yılının ilk çeyreğinde tüketici enflasyonunun 2014 yılı sonuna kıyasla yaklaşık 0.6 puan azalarak yüzde 7.61 oranına gerilediği anlatılan raporda, “Enflasyondaki düşüşte temel mal grubu fiyatlarındaki baz etkisi belirleyici olmuştur. Yılın ilk çeyreğine ilişkin fiyat gelişmelerinde öne çıkan unsurların başında olumsuz arz koşullarının gıda fiyatlarında süregelen etkisi ve bunun yemek hizmetleri fiyatlarına yansıması gelmiştir. Nitekim ilk çeyrek sonunda gıda fiyatlarının yıllık enflasyona katkısı 2014 yılı sonuna kıyasla 0,36 puan artarak 3,47 puan ile tüketici enflasyonunun önemli bir kısmını oluşturmuştur. Petrol fiyatlarının enflasyon üzerinde oluşturduğu azaltıcı etki uluslararası petrol fiyatlarında Şubat ayından itibaren gözlenen yukarı yönlü hareket ile sınırlanmıştır. Bunun yanında, çeyrek genelinde Türk lirasında kaydedilen değer kaybının enflasyona yansıması geçmiş dönemlere kıyasla daha sınırlı olmuştur. Bu gelişmede; Türk lirasındaki döviz kuru sepetine karşı değer kaybının ABD dolarına kıyasla daha düşük bir oranda gerçekleşmesinin, ABD doları cinsinden ithalat fiyatlarında kaydedilen yavaşlamanın ve toplam talep koşullarında gözlenen zayıf seyrin etkili olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, enflasyon beklentileri ve manşet enflasyonda henüz belirgin bir düzeltme gözlenmemesi hizmet enflasyonundaki yavaşlama sürecini geciktirmektedir. Çekirdek enflasyon göstergelerinin yıllık artış oranları bu çeyrekte düşüş kaydetse de, mevsimsel etkilerden arındırılmış verilerle göstergelerin ana eğilimleri önceki çeyrek sonunda ulaştığı seviyeleri korumuştur” ifadelerine yer verildi

.-“KÜRESEL PARA POLİTİKALARINA İLİŞKİN BELİRSİZLİKLER TL’DE ARTAN OYNAKLIĞIN BU GÖRÜNÜM ÜZERİNDE RİSK OLUŞTURUYOR-

2015 yılının ilk çeyreğinde tüketici fiyatlarının yüzde 3.03 ile tarihsel ortalamasının üzerinde arttığını kaydedilen raporda, şöyle denildi:

“Bu dönemde çeyreklik fiyat değişimi, gıda, hizmet ve temel mal gruplarında tarihsel ortalamaların üzerinde gerçekleşirken enerji grubunda daha olumlu seyretmiştir. Ancak, çeyreklik görünüme ilişkin en çarpıcı gelişme yüzde 8,82 ile endeks tarihinin en yüksek ilk çeyrek artışını kaydeden gıda fiyatlarında gözlenmiştir. Bu gelişmede işlenmemiş gıda fiyatlarının seyri belirleyici olmuştur.

Özetle yılın ilk çeyreği, gıda enflasyonu ve bağlantılı hizmet kalemlerindeki yüksek seyrin devam ettiği; petrol fiyatlarındaki düşüş etkisinin azaldığı; Türk lirasındaki değer kaybının, mevcut talep koşulları ve dış fiyat görünümü çerçevesinde nispeten sınırlı kalmakla birlikte, enflasyonist etkilerinin hissedildiği bir dönem olmuştur. Önümüzdeki döneme ilişkin enflasyon görünümü, gıda fiyatlarının ulaştığı yüksek seviyeye bağlı olarak gözlenebilecek olası bir düzeltme hareketinin yanı sıra yurt içi talep koşulları ve genel fiyatlama davranışına bağlı olacaktır. Bu kapsamda, 2014 yılı Aralık ayında oluşturulan Gıda Komitesi'nin (Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi) alınmasını önereceği önlemlerin gıda enflasyonunun düşürülmesine katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir. Gıda fiyatlarında öngörülen düzeltmeye ek olarak para politikasındaki temkinli duruşun sürdüğü ve uluslararası emtia fiyatlarının mevcut seviyelerini koruduğu bir görünüm altında manşet enflasyondaki yavaşlamanın devam edeceği tahmin edilmektedir. Öte yandan, küresel para politikalarına ilişkin belirsizlikler paralelinde Türk lirasında artan oynaklığın bu görünüm üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği değerlendirilmektedir.

-TEMEL ENFLASYON GÖRÜNÜMÜ-

2014 yılı genelinde döviz kuru etkileriyle yüksek seyreden temel mal grubu yıllık enflasyonu ilk çeyrekte 3,36 puan azalarak yüzde 5,54 oranına gerilemiştir . Bu gelişmede, bir önceki yıldan gelen yüksek baz etkisinin yanı sıra yurt içi talep koşullarındaki zayıflama öne çıkmıştır. Ayrıca enerji dışı emtia fiyatlarındaki düşüşler de bu görünüme olumlu katkı sunmuştur. Bu dönemde yıllık enflasyon tüm temel mal alt gruplarında azalırken düşüş yönlü en belirgin katkı dayanıklı tüketim mallarından gelmiştir. Döviz kuru geçişkenliğinin görece yüksek olduğu dayanıklı mallarda fiyatlar, Ocak ayındaki yüksek artışın ardından izleyen iki ayda yurt içi tüketim talebine de bağlı olarak ılımlı bir seyir izlemiştir. Böylelikle bu grupta yıllık enflasyon, yakın dönemde gözlenen döviz kuru hareketlerine karşın, büyük ölçüde baz etkisiyle belirgin bir düşüşle yüzde 3,12'ye gerilemiştir. Benzer bir yavaşlama eğilimi giyim grubu yıllık enflasyonunda da gözlenmiş, mevsimsel etkilerden arındırılmış verilerle giyim enflasyonunun ana eğilimindeki yavaşlama belirginleşmiştir. Yıllık enflasyondaki düşüş "dayanıklı ve giyim dışı temel mallar" grubunda diğer gruplara kıyasla daha az olmuş ve söz konusu grupta mevsimsel etkilerden arındırılmış verilerle çeyreklik artış eğilimi sınırlı da olsa yükselmiştir. Bu gelişmeler ışığında, temel mal grubunun tüketici enflasyonuna olan katkısı ilk çeyrekte 0,9 puan azalarak 1,38 puana gerilemiştir.”

-GIDA, ENERJİ VE ALKOL-TÜTÜN FİYATLARI-

Raporda Merkez Bankası, tarım katma değerinin olumsuz hava koşullarına bağlı olarak 2014 yılında yüzde 1.9 oranında daraldığını, bu gelişmenin de etkisiyle gıda enflasyonunun yıl boyunca yüksek bir seyir izleyerek anılan yılı yüzde 12.73 seviyesinde tamamladığına işaret edilirken, şunları kaydedildi:

“Bu grupta yıllık enflasyon 2015 yılının ilk çeyreğinde yüzde 14,12'ye yükselerek Ocak Enflasyon Raporu varsayımının ima ettiği düzeyin oldukça üzerinde gerçekleşmiştir. Gıda enflasyonundaki bu yükselişte işlenmemiş gıda fiyatlarındaki olumsuz görünüm belirleyici olmuştur. Bu dönemde işlenmemiş gıda yıllık enflasyonu bir önceki çeyreğe kıyasla 5,69 puan artarak yüzde 17,93'e yükselmiştir. Mevsimsellikten arındırılmış veriler işlenmemiş gıda fiyatlarında yılın ilk iki ayında kaydedilen yüksek artışların, Mart ayında güçlenerek devam ettiğine işaret etmiştir. Bu görünümde sebze başta olmak üzere taze meyve ve sebze ile kırmızı et fiyatlarındaki gelişmeler öne çıkmıştır. Taze meyve ve sebze grubunda yıllık enflasyon yüzde 29'lar düzeyine yükselirken, kırmızı et fiyatlarında yıllık artış oranı dana etindeki gelişmelerin etkisiyle yüzde 20'lere ulaşmıştır. Bu gelişmelere ek olarak, patates fiyatları ilk çeyrekte yüzde 40'a yakın bir oranda artmış; kuru meyvelerdeki yüksek oranlı fiyat artış eğilimi hız kesmeden bu çeyrekte de devam etmiştir.”

-“PETROL VE ANA METAL HARİÇ İMALAT SANAYİSİNDE ÇEYREKLİK ENFLASYON BİR ÖNCEKİ DÖNEME KIYASLA DAHA YÜKSEK”-

Yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) yılın ilk çeyreğinde imalat sanayi fiyatlarındaki artışın etkisiyle yüzde 2,60 oranında yükselirken baz etkisiyle yıllık olarak gerileyerek yüzde 3,41 olduğunu bildirilen raporda, şöyle devam edildi:

“Bu dönemde dayanıklı ve dayanıksız tüketim mallarında daha belirgin olmak üzere tüm ana sanayi gruplarında fiyat artışları gözlenmiştir. Dayanıklı tüketim mallarında altın fiyatlarının etkisi ile belirgin bir artış (yüzde 5,15) gözlenirken altın hariç dayanıklı tüketim malı imalat sanayi fiyatları yüzde 2,91 oranında yükselmiştir. Dayanıksız tüketim malları fiyatlarında yüzde 3,24 oranında gerçekleşen çeyreklik artışın temel belirleyicisi gıda imalatı sektörü olmuştur. Başta kırmızı et, katı ve sıvı yağlar, işlenmiş meyve ve sebzeler olmak üzere gıda imalatındaki fiyat artışları bu dönemde tüketici fiyatlarında da belirgin olarak hissedilmiştir. Sonuç olarak, ABD doları cinsinden ithalat fiyatlarındaki yavaşlamaya karşın Türk lirasındaki değer kaybı ve gıda imalatı kaynaklı yukarı yönlü etkiler doğrultusunda tüketici fiyatları üzerinde üretici fiyatları kaynaklı maliyet yönlü baskılar önceki çeyreğe kıyasla güçlenmiştir. Nitekim üretici fiyatlarının ana eğilimi hakkında bilgi içeren petrol ve ana metal hariç imalat sanayisinde çeyreklik enflasyon bir önceki döneme kıyasla daha yüksek olmuştur.

Son dönemde taze meyve-sebze fiyatlarında gözlenen belirgin artış eğilimi bu ürünlerin fiyatlama mekanizmalarının daha iyi anlaşılması gerekliliğini doğurmaktadır. Bu çalışmada, ürün ve pazar yapısı nedeni ile maliyetlerin önemli bir ayağını oluşturabilecek taşımacılık maliyetlerinin taze meyve-sebze fiyatları üzerindeki etkisinin incelenmesi hedeflenmektedir. 22 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe giren ÖTV yasası motorin fiyatında litre başına 36 kuruşluk (yaklaşık yüzde 9'luk) bir yükselişe neden olmuştur. Söz konusu yasa motorin fiyatında beklenmedik, ani ve dışsal bir artış oluşturduğundan, nakliye maliyetlerinin taze meyve-sebze fiyatları üzerindeki etkisinin incelenmesi için uygun bir doğal deney fırsatı sunmaktadır.” (ANKA/SON)

(AR/ÖZK) 


Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
27°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Namaz Vakti 14 Ekim 2019
İmsak 05:28
Güneş 06:51
Öğle 12:40
İkindi 15:46
Akşam 18:18
Yatsı 19:36
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 7 14
2. Sivasspor 7 12
3. Trabzonspor 7 12
4. Konyaspor 7 12
5. Fenerbahçe 7 11
6. Başakşehir 7 11
7. Antalyaspor 7 11
8. Gaziantep FK 7 11
9. Malatyaspor 7 10
10. Galatasaray 7 10
11. Göztepe 7 9
12. Beşiktaş 7 8
13. Denizlispor 7 8
14. Ankaragücü 7 8
15. Çaykur Rizespor 7 8
16. Kasımpaşa 7 7
17. Gençlerbirliği 7 3
18. Kayserispor 7 3
Takımlar O P
1. Ümraniye 7 14
2. Hatayspor 7 14
3. Balıkesirspor 7 13
4. Akhisar Bld.Spor 7 13
5. Fatih Karagümrük 7 12
6. Altay 7 12
7. Bursaspor 7 12
8. Keçiörengücü 7 11
9. Adana Demirspor 7 10
10. İstanbulspor 7 10
11. Erzurum BB 7 10
12. Osmanlıspor 7 10
13. Menemen Belediyespor 7 7
14. Adanaspor 7 6
15. Altınordu 7 5
16. Giresunspor 7 5
17. Boluspor 7 2
18. Eskişehirspor 7 -2
Takımlar O P
1. Liverpool 8 24
2. Man City 8 16
3. Arsenal 8 15
4. Leicester City 8 14
5. Chelsea 8 14
6. Crystal Palace 8 14
7. Burnley 8 12
8. West Ham 8 12
9. Tottenham 8 11
10. Bournemouth 8 11
11. Wolverhampton 8 10
12. M. United 8 9
13. Sheffield United 8 9
14. Brighton 8 9
15. Aston Villa 8 8
16. Newcastle 8 8
17. Southampton 8 7
18. Everton 8 7
19. Norwich City 8 6
20. Watford 8 3
Takımlar O P
1. Real Madrid 8 18
2. Barcelona 8 16
3. Atletico Madrid 8 15
4. Granada 8 14
5. Real Sociedad 8 13
6. Sevilla 8 13
7. Athletic Bilbao 8 12
8. Valencia 8 12
9. Villarreal 8 11
10. Levante 8 11
11. Osasuna 8 11
12. Getafe 8 10
13. Real Valladolid 8 10
14. Eibar 8 9
15. Celta de Vigo 8 9
16. Real Betis 8 9
17. Deportivo Alaves 8 8
18. Mallorca 8 7
19. Espanyol 8 5
20. Leganés 8 2
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@