Yönetici Olabilmek

Güzel dilimizde birçok deyim vardır. Doğru, can alıcı ve ders verir nitelikte. Öncelikle roman vatandaşlarımızı tenzih ederek yazıyorum. ‘’Çingeneye beylik vermişler, önce babasını

Öğretmenler 21.04.2015, 22:09
Yönetici Olabilmek

Güzel dilimizde birçok deyim vardır. Doğru, can alıcı ve ders verir nitelikte. Öncelikle roman vatandaşlarımızı tenzih ederek yazıyorum. ‘’Çingeneye beylik vermişler, önce babasını kesmiş’’. Türkçe karşılığının, kendine hakim olamayan kişilere önemli bir sorumluluk verildiğinde kötü sonuçların ortaya çıkabileceğini anlatan  bir atasözümüzdür. Kişiye ağırlığını kaldıramayacağı sorumluluk, ya  da diğer insanların  hareketlerine müdahale gerektiren görevler verildiğinde,  bu yetkileri ve kimlikleri yokken yapamayacaklarını  yapmaya başlamaları  durumunu anlatır.

Şimdilerde siyasi yönetimin kadrolaşmak için çıkarmış olduğu kanun ve yönetmeliklerle hemen hemen her kurumda yönetici değişiklikleri yaşanmaktadır. Yeterlilik kriteri olarak bir çok madde olsa da, metinlerde yazmayan ama en önemli kriter olan yandaşlıktır. Bu kriter nedeniyle liyakat, tecrübe, bilgi, vs. değersizleşmiştir. Bir şekilde yandaş sendikanın üyesi oldunuz mu, yaşadınız. Artık size her kapı açılır, yollar dikensiz gül bahçesi olur. O kurumların geleceği, yetiştireceği kişiler ya da ürünlerin kalitesi önemli değildir. Tek önemli olan, o kurumun yandaşlardan birisi tarafından yönetilmesidir.

Olması gereken, kurumlara işini bilen, tecrübeli ve deneyimli “adam gibi” sorumlu yönetici atamaktır.  Peki, mevcut durumda olan nedir? Liyakat yerine yandaşlık kriteri getirerek kurumlara bazen adam olmayı bile becerememiş, kıyıda köşede kalmış, silik, ezik, beceriksiz  insanlar atanmış olacaktır. Liyakat yerine ahbap çavuş ilişkisi ile bu göreve gelen bazıları öncelikle ‘’ne oldum delisi’’ olacaktır. İçlerinden bazıları ortaya çıkan sorunlar ve uygulamada görülen aksaklıklar karşısında çaresiz kaldıklarında diğer çalışanlar üzerinde tahakküm kuracaklardır. En küçük sorunlarda üstlerine sorma zorunluluğunu kendilerinde hissedeceklerdir. Okullar düzeyinde soruna bakacak olursak bu yöneticiler, tüm noksanlarını, içlerindeki eziklik hınçlarını, öğretmeni ve diğer çalışanları ezerek tamamlayacaklardır. Elbette içlerinde işi bilenler de olacaktır. Ama yeterli mi? Elbette yeterli düzeyde değil. Adam gibi yönetici olmayanlar ancak çalışanları haksız-hukuksuz bir şekilde rahatsız edecek, bilgisizliklerini başka yollarla kapatmak isteyecektir.

Kuruma yönetici olan liyakatli kişiler ise, astların her türlü sorununda yanında olan, onları kollayıp gözetendir. Nereden gelirse gelsin, her türlü sorununa koşmaya çalışan amir, gerçek bir liderdir. Kurumu ben değil, biz anlayışı ile yönetir. Kendini geliştirir, bilmediğini de gocunmadan en kısa zamanda öğrenir. Kimseye bilmediği bir şey için anlamsız uygulamalar yapmaz. Sonuç olarak, demek ki neymiş? Yönetici olunabilirmiş ama bazen adam olunamazmış.
Bizim bilmediğimiz bir yerlerde, bilmediğiniz “mihraklar” yöneticilere; çalışanlarınıza her istediğinizi yaptırın, çalışanlarınızı mobbing ile bile olsa yıldırın mı diyorlar? Gözünüzün tutmadıklarınızı ve sizden olmayanların çıralarını yakın mı diyorlar? Bu yöneticiler şimdiye kadar kendileri hiç çalışan olmadılar mı? Çalışanların sorunlarını hiç bilmezler mi? Bu kademelerden geçenler olarak çalışanları ezdikleri için böbürlenmeleri doğru mu? Şimdiki fikirleri ile çalışan oldukları dönemdeki fikirleri de aynı mıydı?

 

Farklı düşünüyorlar diye çalışanları yok saymak, onların ellerindeki hakları zorla almak, onları oradan oraya savurmak adil bir uygulama değildir. Bu uygulamalar çalışanları ötekileştirmekten ileriye gidemez. Yapmamız gereken tek şey insan olduğumuzu hatırlamak. Elbette anlayana. 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@