Öğretmen, Garsonlar

Eğitimci Kadriye Demirel yazdı

Öğretmen, Garsonlar

ÖĞRETMEN, GARSONLAR

Atanamayan öğretmenler konumuz. “ÖĞRETMEN OLACAĞIM” hayaliyle dört yılını, üniversite sıralarında tüketen gençlerimiz. “ÇOCUĞUM ÖRETMEN OLACAK” diye sevinen anne babalar ve dört yıl boyunca çocuğunu okutmak için verdikleri mücadele, geçim sıkıntısı.  Ve törenlerle yapılan mezuniyetin ardından biten bir masal.

Ve masalın sonunda yüzleşilen gerçekler.

Bugün misafir olarak gittiğim bir otelin restaurantında  yemekteyken garson  boşları alıyor, bardaklara içecekleri dolduruyordu. Temiz yüzlü ,ışıl  ışıl genç  bir kızımız garson. İşveren tanıştırdı masadakilerle ve garson kızımızın öğretmen olduğunu söyledi. O da “ATANAMAYAN ÖĞRETMEN” olduğu parantezini açtı. Bunun üzerine işveren dostumuz  otelde çalışanlarının  çoğunun  öğretmen olduğunu söyledi. Ve yemek masalarını toplayan, müşterilere  hizmet eden    diğer  garsonları çağırdı, tanıştırdı. Fizik öğretmeni, kimya öğretmeni, biyoloji öğretmeni, sınıf öğretmeni olarak kendilerini tanıttılar.

Otelin diğer bölümlerinde de yine öğretmenlerin çalıştıklarını söyledi gençlerimiz.

O ara içtiğim su boğazımda düğümlendi.

Meslektaşlarım benim, ders verecekleri sınıflarında değil  bir otelin restaurantındaydılar. Karşılarında da ders verdikleri öğrencileri değil  yemek yiyen insanlar vardı. Asgari ücretle hayata tutunmaya çalışıyorlardı. İşte masalla gerçeğin yüzleşti mekan ve an buydu. Hayallerin  bittiği, umudun tükendiği an. Mutsuz ve umutsuz  ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER”

Evet  “ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER” var, aynı zamanda ülkemizde öğretmen ihtiyacı da var. Öğretmensiz köy okulları var. Öğretmen yetersizliği yüzünden 40-50 kişilik sınıflarımız var. Yapılması gereken de yetkililerin bu sorunlara çözüm üretmesi elbette. “ATANAMAYAN  ÖĞRETMENLER” öğrencilerle buluşturulmalı.  Öğrenciler  öğretmenlerine, öğretmenler de öğrencilerine kavuşmalı. Hayalleri elinden alınmış, kaderleriyle başbaşa bırakılmış “ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER” kendi mesleklerini icra edebilmeli. 

Ve yine, daha önce de hamallık yapan “ATANAMAYAN ÖĞRETMEN” ile tanışmıştım. Öğretmenin yükü öğrencisi olmalı, kitabı olmalı, kalemi olmalı.  

Ve semt pazarımızda  tanıştığım bir başka “ATANAMAYAN ÖĞRETMEN” Domates, biber patlıcan  diye mahçup  ve  kısık sesle tezgahta  satış yapıyordu.  Oysa  öğretmen    domates, biber  diye kısık sesle değil;  öğrencisine bilgi vermek için gür sesle haykırmalıyd.  Semt pazarında değil de okuldaki dersliğinde.

Ve inşatta demircilik yaparken düşen “ATANAMAYAN ÖĞRETMEN”  cansız bedeniyle inşaatın temelinde  bulmamalıydı kendini. Sınıfında verdiği eğitimle öğrencilerinin geleceğini sağlam temellere bağlamalıydı, inşaatta demir bağlamak yerine. 

Ve  daha bir çok hüzün dolu “ATANMAYAN ÖĞRETMEN” hayatları ne yazık ki…

Dilerim bu yaz, Milli Eğitim Bakanlığı  öğretmen ihtiyaçlarını gidermek için  yeterli sayıda öğretmen ataması yapar. Öğretmenler öğrencilerine , öğrenciler de öğretmenlerine kavuşur. İşsiz, hayali elinden alınmış gençler geleceğe daha umutla bakar. Gelecek planları kurar kendisine, Anne ve babalar  üniversite mezunu işsiz çocuğunun kaygısından kurtulur. İşsiz ordusu eğitim ordusundaki yerini alır. Ve   “ATANAMAYAN ÖĞRETMEN” terimi de unutulur. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.