Köy Enstitüleri üzerinde siyasal ve ideolojik kavga #ÖmerArslan

Bugün Köy Enstitülerinin kuruluşunun 76. yıldönümü.1940 yılında kuruldu,1946 yılında iğdiş edildi ve 1954 yılında da kapatıldı.

Eğitim 17.04.2017, 19:41 17.04.2017, 20:14
Köy Enstitüleri üzerinde siyasal ve ideolojik kavga #ÖmerArslan

Bugün Köy Enstitülerinin kuruluşunun 76. yıldönümü.1940 yılında kuruldu,1946 yılında iğdiş edildi ve 1954 yılında da kapatıldı.

Fiiliyatta 6 yıl süren köy enstitülerinin etkisi toplumsal yaşam için aslında çok kısadır. Ama çok kısa olan bu süre içindeki etkilerinin çok önemli olmasının yanında köy enstitüleri üzerindeki kavga da aslında emperyalizme karşı kazanılan bağımsızlıktan sonra saltanata karşı yürütülen demokratik devrimlerdeki siyasal ve ideolojik kavganın ipuçlarını bize vermektedir.


Yine bugün sorgulamayan,eleştirmeyen,mankurtlaştırılmış bir toplumun yaratılışını da bu siyasal ve ideolojik kavganın temelinde kapatılan köy enstitüleri ve sonrasındaki eğitim politikaları temelinde değerlendirmek gerekir.Bu açıdan köy enstitülerini değerlendirirken bunu sadece ''yad etmek''şeklinde değil dünden bugüne ve bugünden düne projektörler tutarak çıkarımlar yapabilmek, içinde bulunduğumuz gerici kuşatmayı kırmanın siyasal ve ideolojik yolunu da koymak gerekir.


Cumhuriyet'in devrimci kadrolarının eğitim ve kültür alanında yaptıkları üç önemli hamle vardır.Birincisi 1924 Öğretim Birliği,ikincisi 1928 yeni harflerin kabulü ve üçüncüsü de köy enstitüleridir.Ve bu üç hamlede de demokratik devrime ayak direyenler olmuştur.Örneğin daha Öğretim Birliği yasasında zamanın Talim Terbiye Kurulu karma eğitime onay vermemiştir ve karma eğitim Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin sorumluluğu üstlenmesiyle başlamıştır.


Mustafa Kemal 16 Temmuz 1921 tarihinde toplanan Milli Eğitim Şurasında yaptığı konuşmada milli eğitim vurgusu yaparken eski devrin boş inançlarından arınmış bir eğitimi kast ettiğini söylüyordu.Çünkü demokratik devrimin hedeflediği uluslaşma ancak gericiliğin tasfiye edilerek aklın özgürleştirilmesi ve bu temel üzerinde toplumun yüzde 80'inin oluşturan köylünün yurttaş yapılması ile mümkündü. Bunun içinde öncelikle aklın özgürleştirilmesinin önündeki engellerin ve siyasal/ideolıjik anlayışların temizlenmesi gerekiyordu. Ama bu elbette kolay değildi ve radikal ve pragmatik adımlar atılması gerekiyordu. Atılan bu radikal adımlara parti içinde direnişler vardı. Okullardan din derslerinin kademeli olarak kaldırılması,atılan modernist adımlar Türk İslamcıları rahatsız ediyor açıktan karşı çıkamasalar da "Türkiye din ile manevi değerleri ile kalkınmalıdır" diyorlardı. 


Ama devrimci kadro kararlıydı ve aydınlanmanın Avrupa'daki gibi normal seyrinde gerçekleşmeyeceğini çok iyi biliyorlardı. Bu amaçla İlköğretim Genel Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç göreve gelir gelmez 20 yıllık bir taslak plan hazırlamış ve bu taslak plana göre 1954 yılına gelindiğinde öğretmeni,ziraat teknisyeni ve sağlıkçısı olmayan köy kalmayacaktı.Zaten TBMM'ye sunulan köy enstitüleri yasasının gerekçesine bakılınca İsmet İnönü'nün ''Hür vatandaşlardan birleşik bir ulus olmanın çarelerinin başında ilköğretim gelir'' sözünün haklılığı da görülecektir.Yasa gerekçesinde 40 bin köyün 31 bininde hiç okul olmaması,geri kalanlarında yarısında öğretmen yarısında ise eğitmen belirtiliyor ve köylünün köyden kalkınmasının önemi belirtiliyordu.Yasa TBMM'de görüşülürken başta Kazım Karabekir olmak üzere birçok milletvekilinin karşı çıkması,426 milletvekilinden 278'inin oyuyla geçmesi bu aydınlanma sürecindeki siyasal ve ideolojik mücadelenin bir göstergesiydi.Red oyu verenler arasında Kazım Karabekir,Celal Bayar,Adnan Menderes ve Fuat Köprülü gibi şahsiyetlerin isimlerini sayarsak sanırım bize çok şey anlatır.Zaten köy enstitülerinin kuruluş sürecine kadar gelinen dönemde tüm okullardan kademeli olarak din derslerinin kaldırılması aydınlamanın karşında olan Türkçü ve İslamcıları oldukça rahatsız etmekteydi.


1943 yılında toplanan Milli Eğitim Şurasında İkinci Dünya Savaşında yükselen ırkçı faşist dalganın Türkiye'de de güç bulmasından dolayı köy enstitülerine ağır eleştiriler yapılmıştır.Bu eleştirileri getiren Türk-İslamcılar köy enstitülerinin şehir-köy ayrımı yarattığını bunun milliyetçilik ve halkçılıkla uyuşmadığını,köy enstitülerinde komünist ideolojisinin eğitiminin yapıldığını,öğrencilerin bina yapımlarında,tarım işlerinde çalıştırılmasının Sovyet modeli olduğunu,yatılı olan köy enstitülerinde karma eğitimin Türk aile ve ahlak anlayışına aykırı olduğunu öne sürmüşler ve köy enstitülerinin kapatılmasını istemişlerdir.


İkinci Dünya Savaşı bitiminde 1945 yılında çok partili yaşama geçilince Türk-İslamcıların köy enstitülerine saldırıları daha da artmıştır.DP'nin kurulması karşısında seçimi kaybetmek istemeyen CHP sağa kaymış ve partide Türk İslamcı kadrolar ağırlık kazanmıştır.Nitekim 1946 yılında kurulan hükümet Recep Peker başbakanlığında kurulmuş ve Recep Peker Milli Eğitim Bakanlığına Şemsettin Sirer'i getirmiştir.Şemsettin Sirer'in ilk icraatı köy enstitülerinin mimarı Tonguç'u görevden almak olmuştur. Daha sonra Şemsettin Sirer 11 Kasım 1951 tarihinde TBMM'nin gizli oturumunda söyledikleri köy enstitüleri üzerinden yürütülen siyasal ve ideolojik kavganın adeta itirafı olmuştur.Sirer bu gizli oturumda şunları söylemiştir:


'' Tonguç Baba'yı defederken hiçbir mukavemetle karşılaşmadım.İcraatıma devam ederken 500 kişilik kadrodan 400 kişiyi ayırırken hiçbir taraftan güçlük görmedim.''


Hasan Ali Yücel'in yerine bakanlığa Sirer'in getirilmesinden sonra köy enstitülerinin içi boşaltılmaya başlanmıştır.1949'da karma eğitime son verildi.Bunun bir diğer yansıması da ilkokullara din derslerinin yeniden konulması olmuştur.İçi boşaltılan köy enstitüleri 1954 yılında da kapatılmıştır.


Sanırım Köy enstitüleri üzerinden yapılan siyasal ve ideolojik mücadeleyi Hasan Ali Yücel'in şu sözleri çok güzel özetliyor. ''Biz İstiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü ümmet devrinin köylüye bir adamı vardır.Bu imamdır.İmam,insan doğduğu zaman kulağına ezan okuyarak,öldüğü vakit mezarının başında telkin vererek doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin hakimidir.Bu manevi hakimiyet maddi tarafa da intikal eder.Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur.Biz imamın yerine,köye devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik.'' 


Lozan Anlaşması İngiliz baş delegesi Lord Curzon tarafından imzalanırken İnönü'ye şöyle der: '' Burada 'Bağımsızlık' diye direttin durdun.Şimdi bu dediklerini cebime koyuyorum.Ülken savaştan çıktı.Yıkık, halkın yoksul.Yarın para için bana geldiğinde bu cebime koyduklarımı tek tek çıkarıp size geri vereceğim.'' Ve Truman yardımında öne sürülen üç koşuldan biri neydi? Köy Enstitülerinin kapatılması.


Evet Köy Enstitülerinden bir emperyalizm korktu,bir de onların içerdeki işbirlikçi Türk İslamcılar.Bu tespitlerden sonra günümüzden 1940'lı yıllara, oradan da günümüze projektör tutup siyasal çıkarımlar yapabiliriz.

Kaynak: KamuGundemi.com
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@