Kadem Özbay'la eğitime dair röportaj

Eğitim İş Denizli Şube Başkanı Kadem Özbay, eğitim sisteminde tam bir istikrarsızlık olduğunu ve  kaotik bir ortama sürüklendiğini savundu. Yelda Durdu SEVİNCEK’in röportajı;

Öğretmenler 01.03.2016, 21:38
Kadem Özbay'la eğitime dair röportaj
EĞİTİM SORUNLAR YUMAĞI HALİNE GELMİŞTİR

Eğitim İş Denizli Şube Başkanı Kadem Özbay, eğitim sisteminde tam bir istikrarsızlık olduğunu ve  kaotik bir ortama sürüklendiğini savundu.

Yelda Durdu SEVİNCEK’in röportajı;

Seçmeli dersler konusunda da müfredatla realitenin birbiriyle çeliştiğini söyleyen Eğitim İş Denizli Şube Başkanı Kadem Özbay, seçmeli derslerin seçmek zorunda olunan dersler haline geldiğini belirtti.

Eğitim İş Denizli Şube Başkanı Kadem Özbay ile sorulu cevaplı yaptığımız röportaj şöyle:

-Kadem Bey seçmeli dersler konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Seçmeli dayatılması öğrencinin Milli Eğitim Müdürlüğü’nden başlamak üzere, okul müdürü ve öğretmenler tarafından sistematik bir baskı ve yönlendirmeye maruz kalması demektir. Bu şartlar altında da öğrencilerin serbestçe istedikleri alanda ders seçimi yapamayacağı ve mağdur olacakları da tartışmasızdır. İktidarın “dindar nesil yetiştirme” politikası çerçevesinde süregelen uygulama, bizzat idare eliyle “mahalle baskısına” dönüşmüş durumdadır.   Siyasi iktidar, 2002’den bu yana uyguladığı eğitimi ticarileştirme ve gericileştirme uygulamalarını 2015-2016 eğitim öğretim yılında da artırarak devam ettirmiştir.

Eğitim sisteminin, eğitim emekçilerinin acil çözüm bekleyen sorunlarını bir tarafa bırakan Milli Eğitim Bakanlığı, izlediği politika ve hayata geçirdiği uygulamalarla eğitimde büyük bir yıkım yaratmıştır. Eğitim bir yandan hızla ticarileştirilip paralı hale getirilirken, “tek din tek mezhep” anlayışına uygun olarak dini eğitimi yaygınlaştırma çabaları hızla devam etmiştir.
 
-Önce Osmanlıca dersleri şimdi ise  2016-2017 öğretim yılında ilkokul 2. sınıf öğretim programına  Arapça dersi konulmuş. Sizce Arapça dersi projesinin gerçekte amacı nedir?

Evet  Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun Ekim 2015’te yayımladığı kararla 2016-2017 öğretim yılında ilkokul 2. sınıf öğretim programına Arapça dersi konulmuş, MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından da Dünya Arapça Günü olan 18 Aralık gününden itibaren, bir hafta Arapça haftası ilan edilmiştir.   AKP iktidarı Türk devrimlerinin en önemlilerinden biri olan harf devrimine karşı her fırsatta Arapça’yı tekrar topluma dayatma çabası içerisindedir. İlkokul 2. sınıf öğrencilerine kadar Arapça dersi öğretilme çabası da bunun bir göstergesidir. Buradaki amaç, bu dilin öğrenilmesi değil, Cumhuriyetle gerçekleştirilen eğitim devriminin baltalanmasıdır. Arapça dersinin öğretim programının Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanması da dil öğretiminin değil din öğretiminin hedeflendiğinin göstergesidir. Arapça dersi projesinin gerçekte ideolojik bir çerçevede şekillendirildiği ortadadır. AKP iktidarıyla birlikte Cumhuriyet’in kazanımlarına ve ulusal değerlerimize yönelik hızlanarak sürdürülen karşı devrim sürecinin, eğitim üzerinden yürütülmesi son derece endişe vericidir. Osmanlıca, Arapça derken, yakında tüm dersler Arapça okutulacaktır. Bununla yetinilmeyerek Diyanet’in de fetvası ile karma eğitim sonlandırılmak istenecektir.
 
-İstanbul Beykoz’daki bir lisede Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni E.Ş’nin tayt-pantolon giyen kız öğrencilerinin ‘şehvete’ sebep olduğunu söylediği basına yansımıştı. Bu konuda neler yapılmalı?

Diyanet’in skandal fetvaya imza atmasının ardından, E.Ş’nin bu son derece çirkin ifadeleri kullanarak tacizi ve tecavüzü meşrulaştırması, tecavüzü ve şiddeti kadınların suçu olarak gören hastalıklı zihniyetin dışa vurumudur. Yaşanan bu olay, kadını toplumsal hayattan dışlayarak eve kapatmaya çalışan, “en az üç çocuk” söylemiyle kadınların bedeni hakkında söz sahibi olmak isteyen, 6 yaşındaki kız çocuğuyla evlenilebileceği, bir babanın öz kızına duyduğu şehvetin haram olmadığı yönünde fetva veren, karma eğitimi tahrik edici bulan ve yasaklamaya kalkan, okullarda türbanı serbest bırakan, AKP zihniyetinin dışa vurumudur. Bu nedenle yaşanan olayı, kadınları hem yasalarla hem uygulamalarla ciddi baskı altına alan, eğitimi gerici anlayışa teslim eden politikaların bir sonucu olarak değerlendiriyoruz. Konu kamuoyuna yansımıştır. Dolayısıyla örtbas edilemez. Sendikamız genel merkez düzeyinde Cumhuriyet savcılıklarını ilgili kişi hakkında soruşturma açmaya, ayrıca İstanbul Valiliği’ni ve Milli Eğitim bakanlığını da inceleme soruşturma başlatmaya davet ettik.
 
-Eğitim sisteminin karşı karşıya kaldığı sorunlardan birisi olan  4+4+4 eğitim sisteminin uygulamaya konuldu. O günden bu güne neler değişti?

Tabii ki işin içinden çıkamadılar. Eğitim sorunlar yumağı haline gelmiş, bakanlığın ayağına dolanmıştır. Bugün eğitimdeki mevcut karanlık tablonun sorumlusu, yıllardır yaptığı değişikliklerle eğitim sistemini alt-üst eden MEB ve AKP iktidarıdır. Eğitimin niteliğini yükseltmek ve çocukların özgür, akılcı ve sorgulayan bireyler olarak yetiştirilmesi için en küçük bir adım atmayan siyasi iktidar ve MEB eğitim sistemini kendi ideolojileri ile dinin ve tek bir mezhebin kurallarına göre biçimlendirmeye devam etmiştir.  Cumhuriyetin kazanımlarından geri dönüş sürecini hızlandırmak isteyen ve bunun için hızla bilimsel eğitimden uzaklaşan AKP iktidarının eğitimden anladığı tek şey cemaat ve tarikat mensuplarının önderliğinde verilen gerici eğitim ve eğitimi paralı hale getirmektir. Değerler eğitimi adı altında okullarımız adeta cemaat ve tarikatlara teslim edilmiş Bakanlık, tarikat ve cemaatlerle işbirliği içinde projeler üretmeye başlamış, cami imamları okullarda yaşam koçluğuna başlamıştır.

Eğitim-İş olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bilimsel, laik ve demokratik eğitim mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Ülkemizin geleceğini oluşturacak yeni kuşakların, akıl, bilim ve sanat ortamında barış ve huzur içinde verilen bir eğitim sistemiyle yetiştirilmesi için her türlü dayatmanın karşısında olacağız.

Kaynak: hurbakisim.com
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@