Eğitim sistemimizde neler yapılmalı? Ali Aydın yazdı

Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Ali Aydın sitemiz kamugundemi.com için özel kaleme aldığı makalesinde Eğitim Sistemimizde neler yapılmalı'yı yazdı.

Eğitim 23.12.2016, 20:27
Eğitim sistemimizde neler yapılmalı? Ali Aydın yazdı

Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Ali Aydın sitemiz kamugundemi.com için özel kaleme aldığı makalesinde Eğitim Sistemimizde neler yapılmalı'yı yazdı.

Eğitim Sistemimizde Neler Yapılmalı

Ali AYDIN

Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu Türkçe Öğretmeni

“Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek. On yıl sonrasını düşünüyorsan fidan dik. Yüz yıl sonrasını düşünüyorsan eğer halkı eğit.” der Çinli ünlü düşünür.  Çağdaş ülkeler, en büyük yatırımı eğitime yapmış, geleceğin güvencesi olan öğrencileri daha iyi yetiştirebilmek adına kendilerine özgü, köklü bir eğitim sistemi kurmuş, onların daha donanımlı yetişebilmesi için gerekli önlemleri almıştır. Siyasal iktidarlar değişse bile eğitim politikaları değiştirilmez. Eğitim sürecinde yapılması düşünülen küçük bir değişim bile köklü bir araştırmadan sonra küçük bir grup üzerinde uzun süre denenir, getirileri götürüleri hesaplanır, yetkin kişilerce yapılan değerlendirme sonucu yararına inanılırsa ülke genelinde uygulanır.

Ülkemizde ne yazık ki yıllardır kalıcı, geleceğe yönelik köklü bir eğitim politikası oluşturulamadı. Bırakın siyasal iktidarların değişimini, aynı partinin değişen Milli Eğitim Bakanları bile farklı politikalar uygulayabilmekte… Dünyada, eğitim sistemiyle bu kadar çok değişimin yaşandığı başka bir ülke göremezsiniz. Ülkemizde eğitim politikalarını oluşturanlar, gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerini görmezlikten gelmiş, sınıflarda yükselen seslere kulaklarını tıkamış, yaşanan olumsuzlukları görememiş, esen rüzgâra göre yelken açmış ve gerçek anlamda başarıya ulaşmamızı engellemişlerdir.

Yıllarca Uyu uyu, yat uyu.”, “Ali ata bak. fişleriyle okuma ve yazmaya başlandı birinci sınıflarda. “Bir gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklersen diğer düğmeler de yanlış iliklenir. der düşünür. Çağdaş ülkelerle bizim birinci sınıflarda öğretilen fişlerimizi karşılaştırdığımızda daha ilk adımda ilkesizliğimizi açıkça görebiliriz.

Japon öğrencilere ilk öğretilen fiş: Yaşamak için üreteceksin. cümlesidir. Daha başlangıçta öğrencilerde bir bilinç oluşturulmuş, belirlenen hedef, belleklerine kazınmıştır: Üretim için eğitim”…

1980’li yıllarda okullarımızda inceleme yapan bir grup Japon eğitimci, öğrencilerimizin yeterli tarih bilincine sahip olmadıklarını saptar. Bizimkiler, onların öğrencilerinde tarih bilincinin oluşması için kendilerinin neler yaptıklarını sorar. Japonlar, okula başlamadan önce öğrencilerine dev sanayi tesislerini gezdirdiklerini, arkasından hızlı trene bindirdiklerini, üç yüz kilometre hızla giden tren yolculuğunda başı dönen çocukları daha sonra Hiroşima’ya götürdüklerini söyler.

Öğrencilere, bu dev sanayi tesislerinin yaşanması ve korunması için çok çalışmaları gerektiğini, istenilen başarıya ulaşamazlarsa sonlarının Hiroşima gibi olacakları anlatılır. Gördüklerinden etkilenen öğrenciler: “Yaşamak için üreteceksin.” fişinin anlamı beyinlerine kazınmış olarak okula başlarlar.

Bizimkiler, Japonlara bu konuda neler yapabileceğimizi sorarlar. Japonlar, okula başlamadan öğrencilerinize Çanakkale’yi gezdirirseniz kendilerinden çok daha başarılı olacağımızı söylerler. Çanakkale… Tarihte eşi görülmemiş yiğitliklerle dolu, metre kareye 6000 kurşunun, 17 canın düştüğü, kurşunun kurşunu deldiği, baştanbaşa her santimetre karesi şehitlerimizin kanıyla sulandığı Çanakkale Savaşı, Kahraman Türk Ordusu ve Albay Mustafa Kemal… Ne yazık ki günümüzde azımsanmayacak sayıda öğrencimiz, değil Çanakkale Savaşı’nı kavramayı, Çanakkale’nin yerini bile haritada gösterecek olgunluğa ulaşamıyor.

İngiltere’de: “Geçmişini iyi bil ki geleceğe sahip çıkasın.”cümlesidir birinci sınıfların ilk fişi. (Bu söz Şeyh Edebali’nindir.) Eğitim sitemimizin en büyük eksikliğinden biri de -Japonların gözlediği gibi- öğrencilerimize yeterli tarih bilinci veremeyişimizdir.

 İster öğrencilerimize, ister eğitim politikalarını belirleyen yöneticilerden tutun da profesörlere, öğretmenlere kadar değişik meslek sahibi on binlerce aydın görünümlü insana sorun, kaçı Orhun Abideleri’nde: “Çin’in tatlı sözüne, yumuşak ipeğine kanırsan kızlarınız cariye, oğullarınızın köle olur.” öğüdünün verildiğini ya da Atatürk’ün “Gençliğe Hitabeyi” 20 Ekim 1927 tarihinde “ Büyük Nutuk”un sonunda, sesi kısılmış, gözyaşı içinde  okuduğunu bilir.

Atatürk’ün o gün döktüğü gözyaşının anlamını kavratamayan bir eğitim sisteminde ne sınıf yönetiminden ne sorumluluktan ne de başarıdan söz edilebilir.

Üretmek için disiplin şarttır.cümlesidir Alman okullarında öğretilen ilk fiş. Bu nedenle her Alman yurttaşının birinci önceliğidir disiplin. Ve bu bilinçtir ki Almanya’yı,   Avrupa’nın en gelişmiş, en zengin ülkesi düzeyine çıkaran.

Kurallar, uygarlığın olmazsa olmazıdır. Sokaktan fabrikaya, sınıftan tarlaya, trafikten alışveriş merkezine kadar yaşamın her alanında, toplumsal yaşamın sağlıklı işleyişi için uyulması zorunlu kurallar vardır. Çağdaş ülkelerde cumhurbaşkanından temizlik işçisine kadar bütün bireyler yürürlükteki kurallara uyar. Otokontrol sistemiyle kurallara uymayanlar uyarılır, uyarıyı dinlemeyenler cezalandırılır.

Yasaların çiğnendiği ülkelerde büyük balıklar küçük balıkları yer. Güçlülerin zayıflara yaşam hakkı tanımadığı ortamlarda ne insanlıktan ne ahlaktan ne de sağlıklı bir eğitimden söz edilebilir.

2500 yıl önce yaşamış Konfüçyüs: “Ey ülkeyi yöneten! Sen kurallara uyarsan, kuralları çiğnemeye kim cesaret edebilir.” der. Bizde de  : “Balık baştan kokar.” sözü aynı düşünceyi dile getirir.

Yakın geçmişimize baktığımızda: “Ben Anayasayı bir kez ihlal etsem ne olur?” diyebilen bir başbakanın ülkemizi yıllarca yönettiğini biliriz. Bu anlayışa  “Gemisini kurtaran kaptan.” sözünü eklediğimizde, günlük yaşamda karşılaştığımız olumsuzlukların kaynağına ineriz. Dünyada trafik ya da ölümlü iş kazaları sayısı sıralamasındaki yerimiz, “Kural tanımazlığımızın” en somut göstergesidir.

“Ayna yalnız arkası sırlı cam değildir. Çocuklarınız da sizin aynanızdır.” der ünlü eğitimbilimci. Siz, öncelikle anne ve babaların kural tanımaz anlayışını ortadan kaldırmadıkça öğrencileri sınıfta bir düzene sokamazsınız.

Çıkarcı algıyı yok etmedikçe kışlalardan hastanelere, sınıflardan trafiğe, tarlalardan fabrikalara kadar hiçbir kurum ve kuruluşta gerçek anlamda disiplin, ona bağlı olarak sağlıklı bir işleyiş ve üretim bekleyemezsiniz.

“Dost dost diye nicesine sarıldım./ Benim sadık yârim kara topraktır.” der ölümsüz ozanımız Veysel. “Bir ömür boyu mutlu olmak istiyorsan toprakla uğraş.” Çinlilerin unutulmaz sözüdür.

En büyük eksikliklerimizden biri öğrencilerimizin doğayla bağlarının koparılmasıdır. Oysa doğa;  en kalıcı, en somut en doğru bilgi öğretici, en büyük ders verici ve en büyük mutluluk kaynağıdır.

Kuşlar, çiçekler, böcekler gibi çocuklarımız da topraksız yaşayamazlar. Bu gerçekten hareketle, dünyanın en ileri eğitim sistemini kurmuş Finlandiya’da, ilkokul öğrencileri toprakla koyun koyuna fidan diker, çiçek yetiştirir, bahçe düzenler. (Bu uygulamalarının bir kaynağı, 1940 yılında kurulmuş ve kısa bir süre sonra gizli bir el tarafından kapattırılmış dünyanın eşsiz eğitim kurumları olan “Köy Enstitüleri”dir.)

Toprağımız ve tarihimiz, varlığımızı sürdürmenin en büyük güven ve gurur kaynaklarıdır. Toprak ve tarihle bağları koparılan öğrencilerimiz köksüz bir ağaca dönüştürülmüş, direnme güçleri yok edilmiştir. Doğayla buluşturulmayan sınıflarda ne sağlıktan ne disiplinden ne mutluluktan ve ne de başarıdan söz edilebilir. Başarılı bir sınıf yönetimi ve sağlıklı bir eğitim için öğrencilerimizi öncelikle Finlandiya’da olduğu gibi doğayla buluşturmalıyız.

Sorunlarımızın başında; koladan çitosa, hamburgerden sosise, salamdan sucuğa, pizzadan çikolataya, dondurmadan en masum görünümlü meyve sularına kadar tüm yiyecek ve içeceklerdeki kimyasalların açtıkları onulmaz yaralar gelmektedir. Tatlandırıcı olarak kullanılan aspartamdan (Başlangıçta böcek öldürücü ilaç olarak üretildi.) GDO’lu mısır şurubuna (Fareler üzerinde denendiğinde bir süre sonra üretkenliklerini kaybettikleri saptandı.), lezzet artırıcı monosodyum glutamattan (Beş tat alma duygusundan üçünü öldürüyor ve bağımlılık yapıyor.) trans yağlara, gıda boyalarından raf ömürlerini artıran sodyum sülfit ve sodyum nitrattan, ekmeklik undaki (Beyazlatatıcı) potasyum bromata, katı ve sıvı yağlardaki (Küflenmelerini önlemek için) bütilat hidroksi anizolaya kadar işlenmiş gıdalarda kullanılan onlarca kimyasal, bağımlılık yapıyor ve her türlü kanseri tetikliyor.

 Tüketilen kimyasallar; obeziteden -Nüfusumuzun 29.4’ü obez. Suudi Arabistan’dan sonra obezite sayısını artıran dünyanın ikinci ülkesiyiz. (Bir grup bilim adamı, yakın bir gelecekte iki çocuğumuzdan birinin kanser olacağını söylemektedir.) Bunlar, beynin işleyişini yavaşlatmadan kalp damar hastalıklarına, diyabetten depresyona,  dikkat bozukluğundan saldırganlığa, zekâ düzeyinin düşmesinden uyarıları algılayamamaya kadar bir dizi sorunu beraberinde getirmektedir.

Her geçen yıl aldıkları enerjiyle kendilerini kontrol edemeyen, altında mıknatıs gezdirilen kartonun üzerindeki topluiğne gibi yerinde duramayan , “sus”tan, “dur”dan anlamayan iki satır yazı yazdırmadığımız öğrenci sayısı hızla artmakta…

Birinci önceliğimiz, ülkemizin geleceğini tehdit eden bu kimyasallardan öğrencilerimizi uzaklaştırmak olmalıdır. Çocuklarımızın sağlıklı beslenmelerini sağlayamadıkça ne güvenilir bir gelecekten ne sınıf yönetiminden ne de başarıdan söz edebilirsiniz.

Önerilerimiz olacaktır: Satranç, zorunlu ders olarak okutulmalıdır. Bu oyun, öğrencilerin daha hızlı düşünmelerini, yorum yapma, geleceği planlama, olasılıkları değerlendirme yeteneklerini geliştirir. Bilimsel verilere göre satranç birikimi olan bir öğrenci, satranç bilmeyenin 100 dakikada yanıtladığı test sorularını 75 dakikada yanıtlayabiliyor.

En büyük yanlışlarımızdan biri eğitim sistemimizde yer alan sınavların çokluğudur. Her öğrencimiz, üniversiteyi bitirip işe başlayana kadar ortalama 739 sınava giriyor. Oysa Finlandiya’da 6.sınıfa kadar sınav yapılmıyor. Ne yazık ki “sorun çözen” değil “test çözmeye” yönelik bir sınav sistemimiz var. Girdikleri her sınav hem öğrencilerimizden hem de anne babalardan birer parça koparmakta…

Sağlıklı, başarılı öğrenciler yetiştirmek için; tarih ve toprak bilinci temelinde, sorumluluk duygusuyla hareket edebilen, kurallara saygılı, ülke kalkınmasını hedefleyen, kimyasal ve GDO’lu besinlerden uzak, sorun çözebilen öğrenciler yetiştirebilmek adına eğitim sistemimiz yeniden yapılandırılmalıdır.

Ali Aydın Eğitim-İş Trabzon Şube Üyesi - Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu Türkçe Öğretmeni


Yorumlar (0)
-0°
açık
Günün Anketi Tümü
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Namaz Vakti 18 Kasım 2019
İmsak 06:03
Güneş 07:30
Öğle 12:39
İkindi 15:14
Akşam 17:37
Yatsı 18:59
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 11 21
2. Fenerbahçe 11 20
3. Trabzonspor 11 19
4. Alanyaspor 11 19
5. Başakşehir 11 19
6. Galatasaray 11 19
7. Malatyaspor 11 18
8. Beşiktaş 11 18
9. Gaziantep FK 11 15
10. Çaykur Rizespor 11 14
11. Göztepe 11 13
12. Konyaspor 11 13
13. Kasımpaşa 11 12
14. Denizlispor 11 11
15. Antalyaspor 11 11
16. Gençlerbirliği 11 10
17. Ankaragücü 11 9
18. Kayserispor 11 7
Takımlar O P
1. Hatayspor 11 21
2. Fatih Karagümrük 11 19
3. Ümraniye 11 18
4. Balıkesirspor 11 18
5. Akhisar Bld.Spor 11 18
6. Erzurum BB 11 18
7. Keçiörengücü 11 18
8. Bursaspor 11 17
9. Menemen Belediyespor 11 17
10. Altay 11 15
11. Adana Demirspor 11 12
12. İstanbulspor 11 12
13. Giresunspor 11 12
14. Boluspor 11 10
15. Osmanlıspor 11 10
16. Adanaspor 11 8
17. Altınordu 11 7
18. Eskişehirspor 11 1
Takımlar O P
1. Liverpool 12 34
2. Leicester City 12 26
3. Chelsea 12 26
4. Man City 12 25
5. Sheffield United 12 17
6. Arsenal 12 17
7. M. United 12 16
8. Wolverhampton 12 16
9. Bournemouth 12 16
10. Burnley 12 15
11. Brighton 12 15
12. Crystal Palace 12 15
13. Newcastle 12 15
14. Tottenham 12 14
15. Everton 12 14
16. West Ham 12 13
17. Aston Villa 12 11
18. Watford 12 8
19. Southampton 12 8
20. Norwich City 12 7
Takımlar O P
1. Barcelona 12 25
2. Real Madrid 12 25
3. Atletico Madrid 13 24
4. Sevilla 13 24
5. Real Sociedad 13 23
6. Athletic Bilbao 13 20
7. Getafe 13 20
8. Granada 13 20
9. Valencia 13 20
10. Osasuna 13 19
11. Villarreal 13 18
12. Levante 13 17
13. Real Valladolid 13 17
14. Deportivo Alaves 13 15
15. Eibar 13 15
16. Mallorca 13 14
17. Real Betis 13 13
18. Celta de Vigo 13 9
19. Espanyol 13 8
20. Leganés 13 6
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@