Değerler Çalıştayı’na Eğitim İş ve Eğitim Sen'den tepki

TÜGVA ve Ensar Vakfı’nın katıldığı Tokat’ta gerçekleştirilen MEB Değerler Eğitimi Çalıştayı’nda çıkan şok edici taleplere Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Mantaş ve Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Telat Koç tepki gösterdi. 

Öğretmenler 11.07.2016, 13:01
Değerler Çalıştayı’na Eğitim İş ve Eğitim Sen'den tepki
Çanakkale Olay gazetesinden Burhan Mert Balcı'nın özel haberine göre ; TÜGVA ve Ensar Vakfı’nın katıldığı Tokat’ta gerçekleştirilen MEB Değerler Eğitimi Çalıştayı’nda çıkan şok edici taleplere Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Mantaş ve Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Telat Koç tepki gösterdi. 

Tokat’ta gerçekleştirilen ve TÜGVA ve Ensar Vakfı’nın da katıldığı MEB Değerler Eğitimi Çalıştayı’ndan çıkan sonuç bildirgesinde çocuklara 2 yaşından itibaren din eğitiminin verilmeye başlaması, Kuran derslerinin zorunlu hale getirilmesi kararına eğitim sendikalarından tepki geldi. Konu ile ilgili açıklamada bulunan Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Mantaş; “Türkiye 14 yıldır gerici AKP hükümeti tarafından o kadar çok dini referanslara dayalı bir yönetim biçimine dönüştü ki, tamamen dindar ve kindar bir nesil yetiştirme uğruna özellikle eğitim alanını işgal etmiş durumdalar. Her politikaları, özelikle dini dernek ve vakıflarla yaptıkları protokollerle devletin bunları öne sürmesi ve bu alanlarda gerici vakıf ve dernekleri kullanması anlamında tamamen günlük yaşantıyı, Cumhuriyetin kazandırdığı değerlere karşı, insanların modern yaşam biçimini hedef alan, tamamen dini referanslara dayalı hayatı bir model olarak önümüze sürüp, bu işgalle birlikte dini eğitimi günlük hayatın bir parçası haline getirmeye çalışıyor. Tokatta yapılan değerler eğitimi ile ilgili çalıştayın sonuç bildirgesinde, çocukların 2 yaşından itibaren dini eğitim almasını, imamlarla çocukların daha çok vakit geçirmesini, Kuran derslerinin zorunlu hale getirilmesini, bunlar hayatın bir parçasıymış gibi suni bir gündemle, mezhepsel bir dayatmaya dayalı AKP’nin TÜGVA ve Ensar Vakfı gibi dinci dernekler ile vakıfları kullanarak yaptığı çalışmalardan biri. Biz her alanda laik eğitimin, laik yaşamın öneminden dem vuruyoruz, ama maalesef 14 yılda bu değerler ortadan kaldırılmış durumda. Toplumsal olarak da bu fazla bir tepki görmüyor. Gösterenler de belli aydınlanmacı çevreler. AKP süresi azaldıkça bu gerici politikalarını kurduğu vakıf ve derneklerle daha da hızlandırmaya çalışıyor. Çünkü zamanının az kaldığını biliyor. Toplumsal olarak, siyasal olarak, halk nezdinde bir karşılığının kalmadığını ve gittikçe gücünün kalmadığını biliyor. Bu nedenle bu gerici politikaları hızlandırıyor ve kendi neslini yaratmaya çalışıyor” dedi. 
 
“Her yeri işgal ettiler”

Açıklamasını sürdüren Mantaş; “Biz Eğitim-İş olarak başından beri bunu söylüyoruz, gerici politikalarınızı çocuklarımızdan uzak tutun diye. Tecavüzcü olarak anılan bu Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğa yapılan tecavüz olayı ile gündeme gelmişti. Toplumsal algıda da yeri belli zaten. İnsanlar bu vakfa iğrenerek bakıyor. Toplumun sosyal ve ekonomik beklentilerinin yanı sıra, modern yaşamdaki kaybettikleri kazanımları tekrardan kazanmaya yönelik bir özlem var günümüzde. Böyle bir arayış var, ama bu gerici anlayışlar, AKP’nin özellikle ekonomik olarak desteklediği ve büyüttüğü derneklere tüm kamu okullarını devretti. Bu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu öncülüğünde yürütülen bir çalışma. Her yeri işgal ettiler. Eğitim –İş olarak buna karşıyız ve her zaman da karşı duracağız. Bunu hep söylüyoruz, eğitimdeki dönüşü sağlayabilmeleri için önce Eğitim-İş’i ortadan kaldırmaları gerekiyor. Biz tüm gücümüzle bunun karşısında duracağız. Böyle bir şeye izin vermeyiz. Eğer bunu gerçekleştirme şansları olursa, Türkiye’yi 100 yıllık bir geriye dönüşe sokmuş olurlar. Zaten Türkiye AKP politikaları nedeni ile Cumhuriyet değerlerinden, aydınlanmacı değerlerden uzaklaşmış bir durumda. Bu daha da kötü sonuçlar doğuracaktır. Türkiye’de patlayan bombaların kafalarındaki zihniyeti biz biliyoruz. Bu dinci gerici anlayış, özellikle İslami taraftan dönüştürülen kafalar tarafından cihat çağrıları ile gerçekleşen olaylar. Türkiye’nin her yerinde bu gibi oluşumlar, bu gibi faaliyetler devam ediyor. Toplum olarak bunun karşısında durmak zorundayız. Tüm demokratik kitle örgütleri, ilerici ve aydınlanmacı unsurlar, siyasi partiler iş birliği yapıp, bu gerici anlayışların, bu gibi gerici faaliyetlerin karşısında durarak, bu süreci durdurmamız gerekiyor. Eğitim-İş bu gibi gerici çalışmaların karşısında ve bu konuda mücadelesini de sonuna kadar sürdürecektir” ifadelerini kullandı.
 
“Bunların verebilecekleri tek şey bunlar”

Konu ile ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Prof. Dr. Telat Koç ise; “Eğitimdeki dincileştirme ve gericileştirme sürecinin bir parçası olarak AKP yaptığı her icraatı çok uluslu şirketlerin ve onun taşeronu olan ulusal şirketlerinin piyasalarını genişletmek ve alan açmak için oluşturuyor. Bu kapsamda eğitimin dinselleştirilmesi, özelleştirilmesi ve güvencesizleştirilmesinin b,r parçası olarak eğitimde yapılan her uygulama öğrencilerimizin kendi kimlik ve kişiliklerini tespit ederek onu gerçekleşmesi süreci değil de, çok uluslu şirketlerin yerel temsilcilerine nasıl ucuz iş gücü, düşünmeyen, okumayan, tartışmayan ve yalnızca emredileni yerine getirebilen, o kadar ki ölümü emrettiğiniz de dahi yerine getirecek kadar kafasının içi boşaltılmış bireyler nasıl yetiştirilebilir kaygısından hareketle işler yapıyor. Bu sürecin bir parçası olarak, değerler eğitiminin vakıflara bırakılması ki, bunun başında çocuklara yapılan cinsel taciz olayı ile gündeme gelen Ensar Vakfı geliyor, bunun bu tip vakıflara ihale edilmesi ve onların kontrolünde bir değerler çalıştayının yapılması ve bu aşamada 2’inci sınıftan itibaren din eğitiminin başlatılması çabası yaşanıyor. Öncelikle şunu sormak gerekiyor, bu vakıfların değer diye ifade ettiği kavramlar nedir? Her şeyden önce değer dediğimizde, insanlık tarihinin birikiminden gelmiş ve buradan hareketle de insanın insan olma çabasında olumlu gelişmeler katacak şeyler akla geliyor. Bu vakıfların taşeronluğunda, bu bakış açısı ile AKP’nin mantığında öğrencilere verilecek olan kavramlar taciz, tecavüz, hırsızlık, ötekileştirme, yolsuzluk, öldürme, kin, nefret olacaktır. Bunların verebilecekleri tek şey bunlar ve bunları da değer olarak adlandıramayız. Bu ancak ve ancak, kapitalizmin köleleştirme ve taşeronlaştırma sürecinde bireylerin, çocuklarımızın, ülkemizin geleceğinin köleleştirilme sürecinin bir parçası olabilir. Burada çok net bir önerimiz var. 
 
“Artık kurtuluşu yok”

Koç açıklamasında; “Her şeyde seçimlere bağlayan ve buradan hareketle de seçimlerde halktan güç aldığını ifade eden AKP’ye açık çağrımızdır, bu konuda halk oylaması yapılsın ve insanlara sorulsun. Bu sıraladığımız taciz, tecavüz, hırsızlık, öldürme, nefret, kin, bunların öğretilmesini istiyor musunuz diye sorulsun. Hangi aile çocuğunun insani değerlerden uzaklaşmasını sağlayacak bir eğitimi almasını ister. Bu nedenle AKP’ye çağrımızı tekrarlıyoruz. Bu konuda elbette mücadelemizi yükselterek devam ettireceğiz. Ama açık bir şekilde bu konuda bir halk oylaması yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Aynı zamanda bizim gözlemimiz, aslında bu eğitimin piyasalaştırılması ve gericileştirilmesinin gerektiğini oluşturuyor. Çünkü şunu çok iyi biliyorlar ki, halk bunu kesinlikle kabul etmeyecek ve böyle olunca da yaşandığı gibi devlet okullarında bir kaçış olacak. Şu anda bu kadar niteliksizleştirilen, içi boşaltılan ve insani değerlerden uzaklaştırılan devlet okullarında yaşanan kaçış, beraberinde onların da istediği gibi özel okullara yönlendirme ve eğitimi piyasalaştırma, böylelikle kendilerini büyük bir rant alnı oluşturma çabasının bir parçası. Yoksa din, iman hiç birisinin umurunda değil. Çünkü gerçek anlamda inanç kavramının hiçbir yerinde bu ifade edilen kavramların yer alması söz konusu bile değildir. Aksine, bunlar insanı insan olmaktan çıkaran kavramlardır. Bu nedenle AKP’nin yapmaya çalıştığı şey, toplumun geleceği ve öğrenciler üzerinden piyasa oluşturmak ve bu piyasadan oluşturduğu rantla yarattığı siyasal güçle ayakta kalmaya çalışmak. Ama artık kurtuluşu yok. AKP yıkılacak. AKP’nin insanlık dışı uygulamaları yıkılacak ve bunlar yapmaya çalıştığı son uygulamalar olacak” dedi.      
 
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@