Bir Soru Sordu Lince Uğradı: Eğitimci Başyazara Küfrederse

Ödemiş Cephe gazetesi Başyazarı Ali Tutku Kaytaran 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Türkiye’deki eğitim sistemi, öğretmenler ve eğitim sendikacılığı konusunda ağır eleştirilerin yer aldığı bir yazı yazdı, adeta lince uğradığını iddia etti.

Bir Soru Sordu Lince Uğradı: Eğitimci Başyazara Küfrederse

-Ödemiş Cephe gazetesi Başyazarı Ali Tutku Kaytaran 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Türkiye’deki eğitim sistemi, öğretmenler ve eğitim sendikacılığı konusunda ağır eleştirilerin yer aldığı bir yazı yazdı, adeta lince uğradığını iddia etti.

ANKARA (ANKA) - İzmir’in Ödemiş ilçesinde gerçek bir basın özgürlüğü skandalı yaşandı. Cephe Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı Ali Tutku Kaytaran, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla, eğitim sistemi, Türkiye’de öğretmenliği durumu ve eğitim sendikacılığı konusunda “Marangozlar Günü” başlıklı ağır bir eleştiri yazısı kaleme aldı. Kaytaran yazısı nedeniyle bazı sendika üyesi öğretmenler tarafından sinkaf, hakaret dolu sözlü saldırıya uğradığını ve hedef gösterildiğini belirtti.

Ödemiş gazetelerinde yer alan haberlere göre Cephe Gazetesi yazarı Ali Tutku Kaytaran’ın “ailesi, çocukları, sahibi olduğu Cephe Gazetesi ve şahsına edilen hakaret ve hedef göstermelerle bir basın mensubu olarak yıpratılmaya çalışıldığı” iddiası yer aldı.

-ALİ TUTKU KAYTARAN NE YAZMIŞTI?-

Hakaretlerin nedeni olarak gösterilen yazıda Ali Tutku Kaytaran, öğretmenler gününün tartışılabilir kutsiyeti ile ilgili olarak felsefi bir yazı kaleme almış, öğretmenlik mesleğinin sadece düzgün icra edildiğinde ancak her meslek kadar kutsal sayılabileceğini, günümüzde istisnai idealist öğretmenler dışında kalan eğitimcilerin ilk dertlerinin öğrencilerini ulu önder Atatürk’ün açtığı yolda yetiştirmek değil, alacakları maaş olduğunu iddia etmişti.

-EĞİTİM SİSTEMİNİ ELEŞTİRDİ-

Kaytaran, yazısında ayrıca eğitim sistemine de eleştiriler getirdi ve “Neden bir Avrupalı evladını Türkiye’de okutmak istemez, ama bir Türk evladını Avrupa’da okutmak için kaynak arayışına girer?” sorusunu da sormuştu.

-“SENDİKALAR EĞİTİM KALİTESİ İÇİN DEĞİL, SİYASİ VE İKTİSADİ HEDEFLER DOĞRULTUSUNDA EYLEMDELER”-

Kaytaran düzensiz eğitim sistemi ve özensiz eğitimciler nedeniyle toplamda Türk eğitim sisteminin bir iddiasının olmadığını vurgularken zaten düşük kaliteli eğitim sisteminin sendikaların daha yüksek maaş veya siyasi kaygılar sebebiyle eğitim-öğretim takvim yılı içerisinde defalarca ayaklanarak kesintiye uğratıldığını belirtip eleştirmişti.

Son olarak “Öğretmenler Günü”nün gereksizliğini savunan Kaytaran, öğretmenlerine hediye almaya gücü elvermeyen öğrenci ve velilerin her 24 Kasım günü sıkıntı yaşadıklarına dikkat çekmişti.

Kendisine yapılan saldırıların temelde tüm basın mensuplarına yapıldığı görüşünü savunan Kaytaran şu açıklamayı yaptı:

“Bu ülkede birileri özerklik isterken bunun bir özgürlük olduğunu ifade edip savunanlar, bugün bir basın mensubunu fikirleri ve bireysel görüşleri nedeniyle hedef gösterip hakaretler yağdırarak, gerçekte ne kadar özgürlükçü olduklarını tüm kamuoyuna ifade etmiş oldular. Kullanılan üslup ise karakter kalitelerini ortaya koymaktadır. Çocuklarımızı işte bu hakaretleri edebilen ve üslubu bu olan kişilere emanet ediyoruz. Bu, ayrıca özgür basına vurulmuş bir darbedir.”

66 yıllık Cephe Gazetesi’nin darbe dönemlerinde dahi bu denli düzeysiz saldırılar ile karşı karşıya kalmadığını kaydeden Ali Tutku Kaytaran kendisine, ailesine ve kurumuna karşı yapılan hakaret ve saldırılarla ilgili şöyle dedi:

“Amacım kesinlikle bu meseleyi kişiselleştirmek değil. Birisine fiziki şiddet uygulamak ile psikolojik şiddet uygulamak arasında herhangi keskin bir fark göremiyorum.  Bir gazeteciyi düşünce ve beyan ettiği fikirleri yüzünden vefat etmiş ailesine, 3 yaşındaki çocuğuna, gönülden ifa ettiği gazetecilik mesleğinin sığınağı olan kurumuna hakaret ederek, hedef göstererek,  toplum önünde herkese açık bir biçimde aşağılayarak veya bunlara çanak tutacak paylaşımları yaparak cezalandırmaya çalışmak her ne kadar seviyesiz bir yaklaşım olsa dahi; bu durumo gazetecinin görevini daha iyi, daha yürekten ve daha özverili bir biçimde ifa etmesi için bir şevk kaynağı olmaktan öteye gidemeyecektir.”

-“EĞİTİMCİLERİMİZDEN DÜZGÜN ÜSLUP VE SEVİYE BEKLENTİMİZ KARŞILIKSIZ KALMIŞTIR”-

“İdealist ve başarılı öğretmenlerin birer sanatkâr olduklarını, eğitimciliğin bir gönül ve sevda işi olduğunu vurguladığım yazımda elbette eğitim sistemine ve eğitimcilere eleştiriler getirdim. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün günümüz eğitim sistemi ve eğitimcilerin sunduğu eğitim-öğretim kalitesi sebebiyle kemiklerinin sızladığını düşünüyorum. Bu yazım ile alakalı olarak birçok öğretmenden tebrik almışlığımız da vardır. Amacımız tebrik toplamak değil, düşüncelerimizi okurlarımız ile kamuoyu paylaşmak. Eleştirilere de açığız. Ama ortada bir eleştiri yok. Söylediğim sözleri, kaleme aldığım düşünceleri çürüten bir tez yok ortada. Sadece bol bol hakaret, sinkaflı cümleler ve aileme kadar uzanan hedef göstermeler ile karşı karşıyayım. Ve ne yazık ki bu paylaşımlarda bulunanlar, tıpkı yazımda da belirttiğim üzere bazı sendika üyesi eğitimciler. Kelime dağarcıkları, karşısında oldukları görüşe hakaretten öte eleştiri getirmeye muktedir olmayan, her fırsatta toplanıp, enerjilerini esas görevleri olan insan yetiştirmek noktasında harcamak yerine siyasi açıklama yapmaktan buna vakit bulamayan birkaç kişinin düzeysizliği yüzünden bu saygısızlığı tüm camiaya ve sendika kuruluşlarına mal etmenin doğru olmadığının bilincindeyim.”

-“GERÇEK YÜZLERİNİ GÖRMÜŞ VE TANIMIŞ OLDUK”-

“Her fırsatta basın özgürlüğü kisvesi altında toplanıp eylem yapan bu bahsettiğim sözde eğitim gönüllüleri, aslında bu hadise ile gerçek yüzlerini ortaya koyarak, belki de ‘Basın özgürlüğünü kendi işlerine geldiği sürece savundukları’ tezimizi de kuvvetlendirmiş oldular. Kendilerine bizleri haksız çıkartmadıkları için acı bir teşekkür borcumuz olduğunu düşünüyorum.  Biz gazeteciler, düşünürler, aydınlar ve yazarlar sistemde noksan görülenleri kaleme almak ve bu görüşleri haykırmak için yaratılmış insanlarız. Yeri geldiğinde hükümeti, yeri geldiğinde muhalefeti, yeri geldiğinde ekonomiyi ve elbette ki her şeyin başı olan eğitim sistemini ve sistemin uygulayıcılarını; hedef göstermeden, belirli bir üslup ve saygı kuralları çerçevesinde eleştirmek bizim en doğal hakkımızdır.” (ANKA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.